İkizler Burcu’nda Venüs Retrosu 13 Mayıs – 25 Haziran 2020 ; Üfürükten Teyyare Mevsimi Açılmıştır!

87a9dde11edd46cccc64ec3e9c3098bd

İkizler Burcu’nda Venüs Retrosu 13 Mayıs – 25 Haziran 2020 ; Üfürükten Teyyare Mevsimi Açılmıştır!

Zodyak’ın narin kızı Venüs, bir süredir hoppa ve meraklı İkizler Burcu’nda seyrediyor… Pek hevesli çıktığı bu maceralı yolculuk sırasında bir de RETRO tribi yaşadığına ve bu esnada Neptün ile de kare açı yaptığına şahit oluyor ve biz de bundan kendi payımıza düşeni alıyoruz 🙂

Öncelikle Venüs’ün İkizler’de genel olarak nasıl bir halet-i ruhiyeye tekabül ettiğini açıklayayım… Allam Yareppim! Sanki bu enerjinin zıpçıktılığı benim Oğlak tüylerimi diken diken etti de frene basar gibi üslubuma bile sıkıcı bir ağırbaşlılık hakim oldu 😀 😀 😀

Efenim… İkizler malumunuz hareketli, kıpır kıpır, meraklı, minik burnunu her gördüğü yere sokmayı ve her duyduğu muhabbete kulak kabartıp mümkünse de karışmayı seven bir burcumuzdur.

Venüs ise hayatı çekilir kılan, yaşamak için bize şevk veren, anlam bulma ve tatmin olma ihtiyacımızı gideren bütün değerleri temsil ediyor. Maddi manevi önem sıralamamız Venüs’ten menkul… Kendimizi önemli ve değerli kılmak için yaptığımız atraksiyonları da Venüs ile belirliyoruz. Hayatta kalma güdümüz Mars ile tarif bulsa da bizi harekete geçiren sebepler yani hayata tutunma ve yola devam etmek için duyduğumuz heves, büyük ölçüde Venüs!

Hal bu olunca Venüs’ün İkizler Burcu’ndaki kalitesini tariflemek pek de zor değil 🙂 Özetle bildiğin ERGEN kafası! Asla sıkılmaya ve kendini fazlaca sıkmaya gelmeyen, gündemin gerisinde kalmak istemeyen ama çok derinine de girmeyen, her şeyin tadına bakıp hiç bir şeye kendini mecbur bırakmak istemeyen ve daha ilginç bir şey gördüğü anda ikileyip bir sonraki durağa doğru harekete geçen, hayatan daha hızlı değişen bir öncelik ve önem sıralamasına sahip, hoppacık bir kafa var karşımızda…

Peki bu kafayı retroya sokarsak, bir de Balık’taki Neptün ile kare açıya girerse ne olur? Elbette hayat önceliklerimiz konusunda saçma bir gevşeklikle davrandığımız ya da saçma sapan önceliklere fazlasıyla kendimizi kaptırdığımız yerleri gözümüze sokar! Üfürükten teyyare uçurtmaya çalışırken, kendimizi popoşumuzun üstüne çakılmış buluruz 😉

  • İçi çoktan boşalmış, anlam ve değeri hayat içinde çoktan erozyona uğramış olan heveslerimiz birden depreşebilir… Ve biz ruhumuzun bunları çoktan geride bıraktığını ama kafamızın birkaç ergen hücresinin oralara takılı kaldığı için bir türlü bu konuyu aşamadığımızı, biraz hayal kırıklığı ile fark edebiliriz.
  • Platonik bir sevda ya da bize göre potansiyelini tam olarak gerçekleştirememiş eski bir ilişki, bu ara yine kalbimizin oltasına takılabilir ve biz o yangının külünü yeniden karmaya çalışabiliriz.
  • Gözümüzde çok büyüttüğümüz insanların, çevrelerin, aksiyonların ya da deneyimlerin peşine düşebilir ve aslında o kadar da kıpraşmaya değecek bir şey olmadığını, vaktimizi ve enerjimizi boşa harcadığımızı görebiliriz.
  • Kafamızı dağıtmak için tüketim ya da aksiyon çılgınlığına kapılabilir, sağlığımıza dair kontrol altına alınsa da geçiştirilmemiş olan bir tehditi gözardı etmeye çalışabiliriz.
  • Ya daaaa… Sürekli ilerideki bir tarihe erteleyip durduğumuz bi alay hayal ve proce ile yaşadığımızı ama bunları hayata geçirmek için somut adımlar atmadığımızı, bahanelerle oyalandığımızı, boş işlerde gönül gezdirdiğimizi ve vaktimizden, ömrümüzden yediğimizi, parçalı bulutlu heveslere kapılıp etrafa tohumlar saçtığımızı ama ektiklerimizi biçecek kadar uğraş vermediğimizi, potansiyelimizi gerçekleştirmek, ortaya somut değerler koymak adına bi cacık yapmamış olduğumuzu, acı acı fark edebiliriz!

Bu süreçte kendimize şu soruları sormamız yararlı olabilir;

  • Benim gerçek önceliklerim neler?
  • Vakit ve enerji ayırdığım uğraşlar ve insanlar bana gerçek bir değer katıyorlar mı?
  • Kendimde eksik olarak gördüğüm nitelikler, özenti duyduğum uğraşlar, yakın olmak istediğim insanlar, sandığım kadar önemli ve değerli mi? Yoksa ben kendi değerimin farkında olamadığım, özgüven sorunumu çözemediğim için kendime sürekli fethedilecek yeni kaleler, çıkılacak yeni zirveler mi belirliyorum?
  • Mutlu ve doyumlu olmaktan ne anlıyorum? Zorluk veya sıkıntı ile baş etmek konusunda ne kadar gayretli ve dirayetliyim? Canımı sıkan şeyleri abartmak ve kendime kaçış noktaları bulmak için neden bu kadar istekliyim? Zora gelmemenin sonradan beni daha fazla dara soktuğunu kabul etsem ve mahrumiyet döngülerine biraz daha olgun ve sabırlı yaklaşsam ne kaybederim?
  • Heveslerimi somut gayretler ve sonuç getiren tutarlı çabalar ile bütünleştirmekten neden kaçınıyorum? Neden her şeyi tadına bakılacak bir parmak bal gibi ele alıyor ama onun tadına varmak veya kendimde o tadı var etmek için gereken çabayı göstermiyorum?
  • Kendimde bulamamaktan korktuğum değer ne? Neden kendimi bu kadar eksik ve önemsiz görüyorum?
  • Ben habire sıkıldığımı iddia ediyorum ama… Aslında başarısız olma korkum yüzünden her şeyi erteliyor ve bunun üstünü örtmek için sürekli yeni bir uğraş icat ediyor olabilir miyim?

İnsan değerlidir… Yetenekleri, vakti, duyguları, çabaları değerlidir. Hayat bize bir çok nitelik ve bunları verimli kullanmayı öğrenmek için belirli bir zaman bahşeder. Biz BAZEN niteliklerimizi pekiştirmek ve onlardan yararlı bir şeyler üretmek yerine kendimizi dağıtırız. ”Önemli, cazip, popüler, ilginç” hissettirecek insanlara, ilişkilere, faaliyetlere meylederiz. Bunlar bize hem hayata hem de kendimize dair keşifler yapmak için imkan verir. Bu keşiflerimiz, ancak onları bir bütünlük içinde değerlendirirsek, anlamlıdır. İnsan günü sonunda ”elinde kalana” bakar! Somut bir fayda gördüğü şeyleri yapmaya devam eder. Boş işlerden daha boş işlere geçerek, ”Üfürükten Teyyare” yaparak ömrünü tüketmeyi de bir noktada bırakır! Ya da bıraksa iyi olur 🙂

Yarar görmesine, anlam bulmasına, gelişme kaydetmesine rağmen yeterli sabır ve sebatı göstermediği için ziyan ettiği niteliklerine gelince… Bir ara bunları elden geçirip, hala işe yarar ve anlamlı bulduklarını bir daha ele alsa, onları bıraktığı yerden bu güne yaşadıklarını da deneyim hanesine koymuş olarak yeni bir gayretle bu değerlerine sahip çıksa ne iyi olur…. İŞTE GÜN BUNU YAPMA GÜNÜDÜR!

Zaman bize ayakta kalanlar ile geçici olanları ayırt etmeyi öğretir… Geçici olmak istemiyorsanız, ayakta kalın ve sizi aşağı çeken, vaktinizi boşa tüketmenize neden olan şeyleri ayıklayın, değerli olanları ise emek ve sabırla ayakta tutun!

Keyifli, basit ama hayat içinde ayakta kalan bir müzikle bitsin bu yazı…

12 Comments

  1. Evren Topuzyan

    Omuzlarımızdan tutup öyle bir güzel sarsıyorsun ki Juno’m, Allah seni başımızdan eksik etmesin 😍

  2. S

    Aslandaki ☀i başaktaki retro venüsü ile kavuşum yapan, KAD’ı ikizlerde bir yükselen akrep olarak… Demek istiyorum ki: hayır geçmişte kalmadı, güçlü bi enerji yolluyorum, biraz sonra beni arayacak…! Bu nedir ya? Terazi venüs retrsunda da benzer bir şey yaşamıştım ve daha önceki başak – aslan retrosu ve birkaç ay sonrası da (satürn yükselenimden ve 2.evimin girişindeki jüp-uranüs kavuşumu üzerinden geçiyordu) öldüm ve yeniden doğdum. Baydım bu gerçekten de tam bi ergen kafası olup kendi içinde duygusal denge bulamayan venüs retrosundan. Haritası toprak ağırlıklı olanlara selam olsun, eminim ki bu yazdıklarım onlar için hiçbir anlam ifade etmiyordur. Sallanıp da yıkılmıyorsak onların sayesindedir herhalde. Tşk yazınız için ✌🏻

    1. JUNO

      🙂 kolaylıklar dilerim

  3. Ayça

    kendimize sormamızı önerdiğin sorular muhhhhteşemmm! tam da bunları sorguladığım dönem tertemiz netleştirmişsin..tebrikss

  4. E

    Venüsü zaten retro olanlar bu süreçte daha rahat olurlar şeklinde bir yorum okudum. Doğru mudur? Düşüncenizi merak ediyorum. Venüsüm başakta retro ☺️

    1. JUNO

      Venüs size veya her hangi bir kimseye BİR ŞEY yapmadığı içn rahat ya da rahatsız olmak söz konusu değil kuzum 🙂 Hepimiz her süreçten kendimizce bir şeyler öğreniyoruz hepsi bu…

  5. Fatma

    Seviliyorsun Juno ❤️

  6. Gulay koseogullari

    Gene gizlice evin arka odasında bizi dinledin de mı aip ama ya shshshsh

  7. Nuray

    Şu son paragrafa kadar “ …. İŞTE GÜN BUNU YAPMA GÜNÜDÜR!” ama yaa bu da mı gol değil, yine mi yarım bırakcam diye diye okudum, bu sefer çok kararlıydım çünkü🙈

  8. lleullawgyffes

    Sevgili Juno,

    Yazılarınızı zevkle okuyorum, emeğiniz için teşekkürler.

    Benim size sormak istediğim bir soru var. Haftalık, aylık burç yorumlarına bakarken yükselen burcumuza göre bakmak daha mı doğru?

    Az evvel bir yorumcunun videosuna bakarken şöyle bir nota denk geldim:
    “Burcunuz karakterinizle ilgilidir ama öngörüde yükselen burç kullanılır, çünkü bütün ev sıralaması yükselen burca göre değişir. O nedenle yorumları izlerken lütfen yükselen burcunuza göre takip ediniz.”

    Bunun ne kadar doğru olduğunu merak ettim.

    Astroloji konusunda bir tek size güveniyorum, o yüzden size sormak istedim 🙂

    Sevgiler.

    1. JUNO

      Merhaba 🙂 güveninize teşekkür ederim. Ben hem burç hem yükselen içn okunmasıgerektiği kanısındayım. Sevgiler

  9. yanony

    Özellikle son bir haftadır düşünüp kendimi sorguladığım, bazen de sorgulamaktan kaçındığım soruların ve etkilerin hepsini burada okumak tokat etkisi yarattı, şöyle bir silkelendim, iyi de oldu. Aslında bu soruları her zaman kendimize sormamız gerekiyor, umarım hepimiz için yarasız ya da yaralardan alınan derslerle hareket edebileceğimiz bir dönem olur bu. Kaleminiz ve yüreğinize sağlık, artık burayı takipte kalacağım🌼

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: