31 Ekim 2020, BOĞA Burcu’nda DOLUNAY; Kaybetmek, Yok Olmak ve Yok Etmek Üzerine Dersler…

john william waterhouse

31 Ekim 2020, BOĞA Burcu’nda DOLUNAY; Kaybetmek, Yok Olmak ve Yok Etmek Üzerine Dersler…

Resim: John William Waterhouse

31 Ekim 2020 günü, İstanbul’a göre 16:48 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Boğa Burcu’nun 8 derecesinde, Yükselen Noktası, Uranüs ve Lilith ile kavuşum halinde. Boğa’nın ve Yükselenin Yöneticisi Venüs, Terazi Burcu’nda ve AY’a 150 derecelik açı yapıyor.
  • Güneş Akrep Burcu’nun 8 derecesinde, haritanın 7’inci evinde, Koç Burcu’nda retro konumda olan Chiron ile 150 derece açı yapıyor.
  • Chiron ve Venüs 6-12 evlerde karşıt.
  • Akrep’in yöneticisi Pluto 10’uncu evde, Satürn ve Jüpiter ile yakın konumda, Mars ile kare, Neptün ile 60’lık, Kuzey AY Düğümü ile 150 derece açıda.
  • Merkür Terazi’de retro ve Satürn ile kare açıda.

MEALİ;

Kurduğumuz ve korumak istediğimiz bağların bizi ayakta tutmama ihtimalinden endişe ettiğimiz bir süreç bu… Tutunamama kaygısı ve güvende olma ihtiyacımız her zamankinden daha yüksek. Bu yüzden de kurduğumuz duygusal ve maddi ilişkilere bizi ”suyun üzerinde tutacak” can simitleri gibi bakmaya yatkınız.

Ancak ”hayat karşısındaki kırılganlığımıza” çare bulmak için tutunduğumuz ilişkilerin bizi incitme, zayıf düşürme, kontrolümüzü kaybettirme ihtimalinden de bir o kadar tedirginiz. ”Eski Yaraları” iyileştireyim derken daha da derinleştirmekten çekindiğimiz bir hallerdeyiz…

Ne gibi deneyimler söz konusu derseniz;

  • Bize ait olan bazı mal veya hakları bunu görmezden gelmek isteyen kişiler karşısında savunmak durumunda kalabiliriz. Alım-satım, miras, mal devri gibi konularla uğraşmamız gerekebilir. Gasp edilmiş ya da zarar görmüş olan mallarımızı kurtarmak için yoğun bir gayret içine girebiliriz.
  • Maddi veya duygusal anlamda her hangi bir kayba uğrama ihtimali ile kendimiz aşırı derecede kasıyor, bu yüzden de elimizin altındakilere anlamsızca tutunuyor, ”tanıdık” olan her hali ve insanı kendi kafamızda ”güvenli” diye kodluyor, tüm enerjimizi her türlü değişikliğe mani olmaya harcıyor olabiliriz.
  • Ne yaparsak yapalım ”yetmeyecekmiş gibi” bir hisle davranıyor, sorumluluğunu taşıdığımız ve kontrol altında tutmak istediğimiz her şeye aşırı yükleniyor, süreçleri fazlasıyla manipüle ediyor olabiliriz.
  • Aşırı korunma güdüsü ile aşırı savunmacı davranıyor, etrafımızda potansiyel suçlu ve düşmanlar arıyor, küçük dünyamızın içine fazlaca gömülüyor, kendi hareket alanımızı ve çözüm bulma kaabiliyetimizi kısıtlıyor olabiliriz.
  • Kaybetme, hayal kırıklığına uğratma, acı verme ihtimali olan şeyleri peşinen uzak tutmaya çalışıyor, kendimizi koruma güdüsü ile davranırken etrafımızdakilerin gücünü fazla abartıyor, zarar verme potansiyelini gözümüzde büyütüyor, bu yüzden de fazla sert ve yıkıcı davranıyor olabiliriz.

DOLUNAY iki gücün bir ipi ters yönlerde aynı güçle çekmesidir. Biri devreden çıkarsa diğerinin varlığı ve çabası da anlamsızlaşır!

Ne yapalım, ne yapmayalım?

  • Hiç bir şeyi HIRS haline getirmeyin. Hırs abartıya yol açar. Haklı bile olsanız pişman olacağınız şeyler yapabilirsiniz. Siz ADİL olun!
  • Bağlılık duyun ama BAĞIMLI olmayın. Hiç kimse sizi maddi ya da manevi anlamda sonuna dek ayakta tutamaz. Kendi iplerinizi kimsenin eline vermeyin. Bunu sizden talep eden insanlara da maksimum temkinle yaklaşın.
  • YIKICI ilişkileri kesip atın. İçi boş, hırpalayıcı, sizi tatmin etmekten uzak, tüketici olan hiç bir bağı ısrarla sürdürmeyin. Kaybetme korkusu ile AŞIRI vermenin, zararı herkes için giderek büyüttüğünü, sonucu değiştirmediğini, sadece acıyı derinleştirdiğini ve süreci uzattığını unutmayın.
  • Kendi akışında giden ilişkiler ve işlerde ”gücünüzü ve güvenliğinizi” durumu MANİPÜLE ederek ya da SABOTE ederek sınamayın! Size sunulan sevgi, saygı, güven ve anlayışı bencilce tüketmeyin. Böyle davrandığınızda dolaylı olarak kendinize zarar verdiğinizi fark edin.
  • Kendinizden kaçmayın… Bahaneler bulmayın… Hep haklı çıkmak isteyen, en büyük haksızlığı kendine yapar. Zira hatalarını görmezden gelerek kendini bir çıkmaza mahkum eder.
  • KORKU ile davranmayın. Korku aklınızı da sezgilerinizi de bulandırır ve size kendinizi aşırı derecede güçsüz hissettirir. Sizi çıkış yollarını ve farklı olasılıkları göremez hale getirir.

Değişim, kayıp, zarar görmek, yıkım… Bunlar hayatın yaşarken zor gelen aşamalarıdır. İnsan her şey tasarladığı gibi ”mükemmel” olsun ve öyle kalsın ister. Ama DURAĞANLIK gelişmenin önündeki engeldir. Bazen beklenmedik değişimler ve sert yıkımlar, en verimli zeminleri ve en ihtişamlı  doğumları tetikler…

Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi ”Kış gelince bahçenin şevki tükenir sanmayın. Yüzeyde sessizlik hüküm sürse de derinde kökler coşmaktadır.”

Kontrol edilmez ve sert görünse de ”Hayatın Eline” güvenin…

Hiç bir şeyi VAZGEÇİLMEZ olarak görmeyin. Hayat her boşluğu bilinçli olarak açar. Siz o boşlukları panikle her bulduğunuz şeyi tıkarak doldurmaya kalkmayın! Bırakın zaman işini yapsın… Boşluk önce FARKINDALIK ile dolsun ki, benzer süreçler kendini tekrar etmesin.

Ve unutmayın; ne yaşanırsa yaşansın muhtaç olduğunuz güç, bilgelik ve cesaret, etrafınızda değil içinizdedir! Sadece onu çağırın. Sadece ona uzanın. Sadece o yardımı isteyin. Asla şüphe etmeyin. MUTLAKA GELECEKTİR!

BURCA GÖRE YORUMLAR için https://junoastrology.com/uyelere-ozel/ linkini ziyaret edin.

 

 

 

7 Comments

  1. Şule Aydın

    Merhaba, yaklaşık 6 yıldır sizin yazılarınızı merakla okuyorum. Astrolojiyi insan ruhuna dokunarak, açık aynı zamanda düşündürücü bir şekilde öyle bir yazıyorsunuz ki… Ben kendi adıma söyliyim ama eminim ki sizi takip eden herkes benzer duyguları yaşıyor, juno benim içimi görüyor kesin diyorsunuz.. Emekleriniz astroloji vesilesiyle ama kesinlikle ötesinde bambaşka bir boyutta.. Güzel gönlünüze ve görünüze sağlık…
    Sevgiyle..

  2. Nilgün

    İyi ki sizi tanımışım, yazılarınız bilgece.
    Sizi okumak ve anlamak bana çok anlam katıyor ve yaşamı anlamamı kolaylaştırıyor. Teşekürler Juno.

  3. Yasemin

    Nasıl güzel yazmışsınız, bir anlık yorumdan öte cıkarıp buzdolabına asacağım

  4. Hislerimin tercümanı güzel yürek çok teşekkürler emeğiniz üzerimde çok fazla

  5. Mehmet

    Bgış gönüllülük işidir.isteyen yapar
    sen mecbur bırakmışsın..güle güle juno

    1. JUNO

      O yazıyı okumaya MECBUR değilsiniz! Ama seçim ve yol sizindir. Gönlünüzün penceresinden ışık eksik olmasın.

  6. Gulnihal

    Kalemin o kadar güzel ki.. diline üslubuna bayıldım kitabın var mı yoksa mutlaka yazmalisin <3

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: