Sivri, Hınzır ve Cüretkar Bir Yorumla; Aşk’ta Kendi Ayağına Nasıl Sıkar?

lisa_sama_by_romainjl_d3543b6-fullview

Sivri, Hınzır ve Cüretkar Bir Yorumla; Aşk’ta Kendi Ayağına Nasıl Sıkar?

Şimdi AŞK zaten bir KAZA halidir. Yani sen onu yapmazsın, o eskilerin deyimiyle ”sehven” başına gelir 🙂 Bulunca buldumcuk olduğumuz bu kaz yumurtasını neden kırıp muhteviyatı üstümüze başımıza bulaştırdığımızı siz de kendinize sorar mısınız?

Ben bu sorunun cevabını size ”Pazar Güzelliği” olarak anlatayım!

KOÇ veya Yükselen KOÇHatta AY KOÇ: Fil züccaciyeci dükkanına girse neden ”bi dünya” para öder ama bir kahve fincanı alamadan çıkarsa ondan! Onlarda aşk olayı şöyle gerçekleşir: Bizim Koç bir gün yolda giderken ayağı bir nesneye takılır. Küfredip geçecekken yükseeek bir pencereden seslenen prensi / prensesi duyar: ”Onu bir zahmet bana getirebilir misiniz?” Koç o zımbırtıyı alır, sırıtır ve pencereye tırmanmaya başlar. Prens / prenses bu ”ultra-romantik” görünümlü gösteriyi hayret ve tuhaf bir ”hoşlantı” ile izler. Kafasında yukarı gelince onu öpmek gibi fanteziler oluşmaya başlar… Bizim Koç sırıtarak pencereden içeri atlar. Elindeki nesneyi ”bu ne yaaa!” der gibi bir tavırla, verir. Gider bir koltuğa yayılır ve ”Yok mu soğuk bi şey içecek!” gibi dallama bir laf eder 🙂 Neye uğradığını o ana kadar zaten 138 kere şaşırmış olan prens / prenses kendini bu deliden koruması gerektiğini idrak eder. Koç öpücüğü bırak bir teşekkür bile alamadan kapının önüne konulur ve çıkarken ”Asansörle inin bence!” lafını da bir güzel yer! O hala kendini bi tık üste çıkarmanın peşinde olduğundan ”Ben aksiyon olsun diye şaapmıştım!” gibi kendini daha da batıran laflar eder… Sokağa indiğinde prensin/prensesin gözlerinin ne kadar güzel, sesinin ne kadar tatlı olduğunu daha yeni idrak etmiştir. Umutsuz bir aşkın pençesi yüreğini kavrar ve sıkar! O anda Koç kendini yuvarlanan boş bir bidon kadar sakil hissetmektedir 🙂

BOĞA veya Yükselen BOĞA… Hatta AY BOĞA : Onlar etrafa sürekli kimi hedef aldığı belli olmayan bir cazibe yayar ve ortamı ”Aman da sabahlar olmasın!” tadında sahnelerin, bir harekete baktığı aşamaya getirene kadar gererler! Birinin gelip oturmasını bekleyen mükemmel bir sofra gibidirler. Ama işte gelip oturan onların umdukları kişi değil, hazır güzel bir sofra bulunca çöken bir uyanık olur 🙂 Yani başkası için pişirilmiş yemeği eline kaşığı alan yer! Boğa aklında ”bir türlü ayağına gelip sofrasına oturmayan kişi” yanında ”pişirdiklerini yiyip duran öbür kişi” olduğu halde yıllarca yaşayabilir :)))) ”Bir gün her şey mükemmel olduğunda” gerçek aşkın kendisini bulmasını beklerken, aşka en uzak duran sıradan hikayelerle yetinir… Ne diyim? KOPMAKTAN bu kadar korkmasanız bu kadar sıkılmaz, sizi o kadar korkutan şeylerin de sandığınız kadar bir şey olmadığını görür, biraz yol alır, içinizde uhdelerle değil gönül defterinizde anılarla yaşardınız mı diyim 🙂 Mükemmel diye bir şey yok mu diyim? Birileri sizin mükemmel olmadığınızı görecek diye bu kadar kasmayın mı diyim? Güzel gözlerinizden itinayla öpeyim.

İKİZLER veya Yükselen İKİZLER … Hatta AY İKİZLER: ”Geldim, Gördüm, Elledim… Artık Almasam da Olur!” ne demek yaaa :)))) Böyle bir şaşkınlık mı var? Yavrum siz ne zaman ergen modundan çıkıp normal kadın/adam olacaksınız? Bayramda kapı kapı gezip, bütün şekerleri toplayıp, eve yığıp biter diye yemeyen… Onun yerine yukarıdaki mahalleden de şeker toplamaya giden çocuk gibi yaşamaya daha ne kadar gücünüz yetecek sizin? Şaka bir yana, sizin durum da zor mu zor! Zira bir şeyin olabilme ihtimali ile aşırı tahrik olup, onu olma kıvamına getirene kadar bin dereden su taşıyıp, sonra ”Eh hadi madem!” denilince ne yapacağınızı bilmediğiniz bir noktaya düşüyorsunuz. Sanki o anda ya siz bir adım ileri giderseniz yetersiz kalmaktan korkmaya başlıyor ve kendinizi bir tık daha açmaya cesaret edemiyorsunuz, ya da uğraşıp didinip elde ettiğiniz imkan sandığınız kadar ilginç gelmiyor… İletişim dehası birden kendini anlatamayan ve söyleneni anlamayan birine dönüşüyor. Adeta otistik bir kapanma hali yaşanmaya başlıyor. Kendinizi kontrol edemediğiniz bir şeye teslim etmek ölmek gibi geliyor… Ve siz donup kalıyorsunuz. Bırakın biri sizi gerçekten öpsün ve buzlarınız çözülsün 🙂 Zira canınız yanmadan yaşanan şeyin adı hayat değil kurgu oluyor.

YENGEÇ veya Yükselen YENGEÇ … Hatta AY YENGEÇ : Yanıyonuz, gavruluyonuz… Deliler gibi istiyonuz… Tuzaklar, muzaklar kurup ele geçiriyonuz… Hatta ele geçirme kısmına o kadar takılıyonuz ki, DEĞER Mİ sorusunu sormayı bile unutuyonuz… Sonra prens / prenses geliyor ve avucunuza konuyor. İşte o aşamada KABAHATLERİ gözünüze batmaya başlıyor :)))) Ayyy didik didikkkk yolmaya başlıyorsunuz ilişkiyi! Yok efendim söyledikleri gerçek miymiş? Yok her şeyi anlatmış mı? Yok sizi sonsuza kadar hiç üzmeden güvende tutabilir miymiş? Her dediğinizi yapar mıymış? Dediklerinizi yapsa bile arka kapıda başkasıyla iş pişirir miymiş? Ya ALLASEN bir sorsanıza kendinize… O sizin olmasını istediğiniz şey İNSAN MIYMIŞ? Yani normal bir insan evladı böyle bir sırat köprüsünden kafası gözü yarılmadan geçip gidebilir miymiş? Güzelim siz niye üzerinde ”canını yakar” yazan insanı eve alıp sonra da canımı yaktın diye kızıyorsunuz? Ya da niye hiç canınızı yakmayan birini bile testiyi kırmadan dövmeye kalkıyorsunuz? Siz AŞK değil savaş istiyorsunuz, sonra da canım yandı diye feryat figan… Ya bi gidin ya :)))

ASLAN veya Yükselen ASLAN … Hatta AY ASLAN : Normal bir erkeğin / kadının sizi tanıyıp da hayran olmaması mümkün değil gibi bir şey… Ama siz normal olanın değil DEHANIN peşindesiniz 🙂 Ötekiler size normal yatak orgazmı yaşatacaklar… Ama sizin derdiniz beyin orgazmı! Atraksiyon üstü atraksiyon çekip, gönlünüzün ele avuca sığmaz dehasını karşınıza oturtuyorsunuz, hatta yatağınıza da atıyorsunuz… O gariban kendisini olduğu gibi kabul eden birini bulmaktan memnun, hayatına devam edebileceğini zannediyor. Ama yoooookkk! Siz onun gelip sarayda sizinle yaşamasını istiyorsunuz. Ben sana şöyle oda tahsis ederim, böyle hizmetçiler veririm, şöyle beslerim, böyle şımartırım… Yeter ki sen kuzu gibi dizimin dibinde dur! HAH OLDU :)))) Sanki az bulunur bir çatlak değil de pazardan civciv aldın da onu besleyeceksin! Yaw peşine düştüğün şey, kontrol edilebilir olmayan biri… Onu öyle sevdin, öyle olduğu için beynin meynin kamaştı :))) Hayır yani bir sürü saraya yanaşma olarak yerleşmek isteyecek kadın/adam varken sen niye onu yolundan çevirmeye kalktın ki şimdi? Ben aşkında kayboldum derken, aslında istediğin onun kendini senin aşkında kaybedip ayaklarına kapanması mıydı? Hımmm… Eh tabi, nihayetinde siz Haşmetmeap tapılmaya alışmış bir insansınız 🙂

BAŞAK veya Yükselen BAŞAK … Hatta AY BAŞAK : Sizinki aşk değil STOCKHOLM SENDROMU! Size sürekli ama sürekli olarak ”Sevilmeye Layık Olmadığınızı” hatırlatarak, eksik püksük sümsük hissettirerek, ne yapsanız memnun olmayarak ömrünüzü yiyen birine kul köpek oluyorsunuz. Orada göremediğiniz ne biliyor musunuz; SİZ MÜKEMMEL OLMAYA O KADAR TAKIKSINIZ Kİ, karşınızdakinin hatalarına ya da eksiklerine bakmaya fırsatınız kalmıyor. O da zaten bunu bildiği için dikkatinizi kendi üzerinden uzak tutmak adına suni veya kılçık kırpık şikayetlerle sizi kendinize dolandırıyor 🙂 Ya da derman bulmaz yaraları olan birilerini koynunuza alıp iyileştirirseniz, onun size bağlanacağını ve sizin de derman bulmaz yaranıza yani ”Sevilmeye Layık Olmamak” kaygınıza merhem olacağını sanıyorsunuz. Ama beni anca bu ister diye ömrünüze yamamaya çalıştığınız şey çekilir bela değil… Size kattığı bir şey yok ve eksilttiği şey çok. Oradaki konforlu alan şu; siz onun eksiklerini düzeltmeye çalışarak kendinizi mükemmel hissediyorsunuz. Sallayın şu MÜKEMMEL olma sendromunu da az hayatınızı yaşayın diyecem… Lakin kime diyecem 🙂

TERAZİ veya Yükselen TERAZİ … Hatta AY TERAZİ : Zarif olmasına zarif, seçici olmasına seçicisiniz… Ama içinizde birinin sizi sırtına vurup dağa kaldırmasını, bodruma kapatıp işkence etmesini, kemiklerinizi değilse bile kalbinizi bir kırıp bir iyi etmesini isteyen bir MANYAK var :))) Arkanızdan bağırıyorlar: ”Dostum! Orası tehlikeli bölge… Taş Düşebilir, Ayı Çıkabilir. Başınıza bir kask alsanız hiç değilse…” ama siz duymuyorsunuz. Neden? İşte Ele… Hepsi bu mu? Yani AŞK KELEBEĞİ Terazi için bütün söyleyeceğim bu mu? Evet, kaz yumurtasını kırıp yüzünüze gözünüze tam burada bulaştırıyorsunuz 😉

AKREP veya Yükselen AKREP … Hatta AY AKREP : Yavrum siz AŞIK değil baya bildiğin ODALIK istiyorsunuz :)))) Onun sizi sevdiğine inanmak için elinize sonsuz giriş hakkı veren bir bilet tutuşturmasını, sonra da sabırla sizin yapacağınız beklenmedik ziyaretleri beklemesini, her geldiğinizde hazır ve nazır olmasını istiyorsunuz. O böyle verici ve bir köle gibi sadık oldukça, sizin KALBİNİZİN ÇİÇEĞİ oluyor! Ama siz o çiçeği çok azarsa beni bırakır diye sulamayıp öldürüyorsunuz. Sonra cenazesinde yani sizi gerçekten terk ettiğini anladığınızda ağlayıp bayılmalar… Ya da tam tersi size odalık gibi davranan birini buluyorsunuz. Onu kendinize allem kallem bağlıyorsunuz. Ve alıştığını anladığınız zaman zehirli iğneyi çakıyorsunuz: BYYEEEEE :))))) Böyle aşk ayağa sıkmak değil, doğrudan kalbe sıkmak be güzelim! Hayat bunlar için çok kısa…

YAY veya Yükselen YAY… Hatta AY YAY : Sarı Zeybek Şu Dağlara Yaslanır… Offf Ülennn Offf der! Herkes benim peşimde, ben ise bir imkansızın peşindeyim! Yakaladığım gün o beni bitireceğinden, bir adım arkasından acı çekmeye devam edeceğim. Bu kafayı anlayacak biri varsa beri gelsin. Ben bu kadar anlıyorum 🙂 O yüzden daha fazla bir şey diyemeyeceğim.

OĞLAK veya Yükselen OĞLAK… Hatta AY OĞLAK : Zoruz zor… Verebileceğimiz çok şey var! Neredeyse sınırsız ve karşılıksız görünen bir şefkat ve sahiplenme kapasitemiz var. Ama beklediğimizi bulamadığımız zaman bedelini mahrumiyet ile ödetiyoruz. Vardım ama artık yokum! La kızım/oğlum çekip gidene kadar derdini söyleseydin, belki bir hal çaresi bulunurdu… Yok, Oğlak burnu yere düşse, sen de üstüne bassan sesini çıkartmaz ama görüp almadın diye de bir kenara yazar :))))) Yani ne yapsan sorun değil zannederken birden aslında ona hiç yaranamamış olduğunu idrak edersin. Sadece hesabı küçük küçük kaydetmiş ve sabırla senin bir gün ödemeni beklemiştir. Yeterince zarara girdiğini düşündüğünde de defteri eline verip – hani yenilenin koltuk altına tavlayı sokar gibi – yüzde yüz haklı ve mağrur bir şekilde yürür gider. Nooldu? Başına gelmiş en iyi şeyi kaybettin… Neden? Zira akıl edip sen mutlu musun diye sormadın… Çünkü onun pek de bir şeye ihtiyacı yokmuş gibi bir hali vardı… Ahhh ahhh :))) İn ordan aşağı insan gibi in… Zirve yalnız çekilecek bir yer değil :)))))

KOVA veya Yükselen KOVA… Hatta AY KOVA : Canımın içi… Sen hala bir konuşup, anlatıp kendini gösterme derdindesin ama karşındaki zaten kalbini, evini ve hatta münasip her bir yerini açmış bekliyor! Yavrum gidip alsana :)))) Ya ne demek ben şu şeyin şeysini de bir tamamlayıp geleyim ya… AŞK sıcak yenen bir yemektir. Isıttım kaçtımla bu iş olmaz :))) Sevilme ihtimalini sevip, ihtimal gerçek olunca bu işler bana göre çok karmaşık demekle hayat geçmez. Hele de kendine hedef seçtiğin kişi – ki zaten senin için daha azı düşünülemez – esaslı bir parçaysa, bu kadar git gelden fenalık geçirir ve senin kalbini alıp ıslak odunla döver.

BALIK veya Yükselen BALIK… Hatta AY BALIK : Avuç içi kadar mutluluk yeter gibi tatlış şarkılarla ortaya gelip, sonra bir mükemmeliyetçi kesilmek nedir ya :)))) Dünyanın en zararsız ve uyumlu kişisi görünümünde insanların hayatına girip, dudak bükerek ve gözünüzden yaşlar dökerek, her istediğinizi yaptırtmak neyin nesi? Sizi mutlu edeceğiz, o masum bebek gözlerinizdeki yaşı kurutup, hassas kalbinize layık olacağız diye canımız çıktı, yine de bir yaranamadık biz size yaa :))) Size anca ne verseniz tatmin olmayan, kalbinizin üstünden tırla geçen, sonra geri vitese takıp bir daha geçen ve üstüne tüküren manyaklar yarandı! Onlar üzdü, biz avuttuk da ne oldu? Olanlar bize oldu… Burada Balık nerede, bak kayıp Balık! Burada biz kendi kendimize konuşuyoruz :))))))

4 Comments

  1. Demo

    Harika sınız,çık tatlısnız,sizin her türden yazılarınızı çook bğeniyorum, güldürüp düşündürüyor

  2. Yeşim Bagatur

    Aslan yükselenli bir oğlak olarak söylüyorum, tam üstüne basmışsınız:)) Bir tespit bu kadar doğru olabilirdi…

  3. cemre

    Okuyup okuyup gülüyorum. Çok isabetli yorumlar 💞

  4. İlker Şengün

    Boğa yorumunuza daha ne diyeyim… ;)))

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: