30 Aralık 2020, YENGEÇ Burcu’nda DOLUNAY – Kırılganlık ve Güç Kavramlarına Yeni Bir Bakış…

Dee Nickerson

30 Aralık 2020, YENGEÇ Burcu’nda DOLUNAY – Kırılganlık ve Güç Kavramlarına Yeni Bir Bakış…

Resim: Dee Nickerson

30 Aralık 2020 günü İstanbul’a göre 06:28 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini aldı. DOLUNAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş Oğlak Burcu’nun 9 derecesinde, haritanın 1’inci evinde ve FACIES sabit yıldızı ile kavuşumda.
  • AY Yengeç Burcu’nun 9 derecesinde, haritanın 7’inci evinde.
  • Chiron AY ve Güneş’e T-kare yapıyor. Uranüs Lilith Kavuşumu ise Güneş ve AY’a ılımlı açılar alıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası, 11 derece Yay ve ANTARES Sabit Yıldızı ile kavuşuyor. 7’inci ev girişindeki Şans Noktası ise ALDEBARAN Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.
  • Yükselen yöneticisi olan Jüpiter, Kova Burcu’nda Satürn ve ALTAIR Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.
  • Kuzey AY DÜğümü RIGEL sabit yıldızı ile kavuşuyor. Neptün, Kuzey AY DÜğümü ve Venüs & Güney AY Düğümü kavuşumuna tam T-kare yapıyor.
  • Merkür VEGA Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.

Sabit yıldızlardan geçilmeyen bir harita 🙂

Bu DOLUNAY haritasını Türkiye’nin haritası ile karşılaştırdığımızda, AY’ın Yükselen Noktası ile kavuştuğu, AY ve Güneş’in Türkiye Haritası’ndaki AY Düğümleri ile Mistik Dörtgen yaptığı görülüyor. 2021 yılında çok büyük değişimlere hazır olmamızda fayda var! Politik anlamda büyük güç savaşları, değişimler ve sorgulamalar görmemiz mümkün. İktidar yapısında ve iktidara gelen kişilerin söylemlerinde de dikkate değer değişimler olabilir. Kapsayıcı, birleştirici, çözüm odaklı, uzmanlığa dayalı yönetim modelleri ile, dışlayıcı, yaptırımcı yönetim modelleri arasında bir çekişme olması beklenir.

Bireysel düzlemde;

2020 yılı biterken hepimiz son bir yüzleşme yaşıyor kendimizle… Uzun bir süredir üzerinde çalıştığımız Yengeç ve Oğlak temaları giderayak depreşiyor ve bize sert sorular soruyor;

  • Ailenden sana kalan psikolojik miras, düşünce ve davranış kalıpları neler? Bunların seni kırılgan yaptığını ve anlamsız savunma-saldırı temalarına meylettirdiğini düşünüyor musun?
  • Güvende olmak ve güven duymak ne demek? Ne zaman, hangi koşullar altında güvende olacağını zannediyor ve bu koşulları sağlamak için neler yapıyor, neye takılıp kalıyor ya da nelere boyun eğiyorsun?
  • Bağlarını kurarken ve korurken nasıl davranıyorsun? Bağlanmak sana hakimiyet hissimi, teslimiyet hissimi veriyor? Hakimiyet – Teslimiyet dengesinin tamamen bir yöne kaydığı ilişkiler mi yaşıyorsun?
  • İlişkilierin iktidar mücadelesine dönüyor mu? Neden buna ihtiyaç duyuyorsun?
  • İktidarı kaybetmemek için neler yapıyorsun? Neden buna ihtiyaç duyuyorsun?
  • Birileri senin üzerinde iktidar kurmaya çalışınca ne hissediyor ve ne yapıyorsun?
  • Şefkat ve merhamet duygun ya da sevdiklerini koruyup kollama arzun yüzünden kendine haksızlık ettiğin durumlar var mı?
  • Güvenlik sınırlarını çizmek, hayatını kontrol altında tutmak isterken kendini ya da başkalarını fazla zorladığın durumlar var mı?
  • Kendini birilerine ya da belirli konumlara bağımlı hissediyor musun? Bundan hoşnut musun?
  • Kendi ayakların üzerinde durabilmekten ne anlıyorsun? Bunu yapamamaktan ya da basitçe yalnız kalmaktan korktuğun için ne tür seçimler yapıyorsun? Bu seçimler sana ne getirip ne götürüyor?
  • Kendini hangi konularda kandırıyorsun? İnsanları manipüle ettiğin ya da manipüle edildiğin alanlar neler? Seni gerçekle yüzleşmekten alıkoyan korkun ne?
  • Geçmişi arkanda bırakıp yeni bir yol belirlemek seni korkutuyormu? Tutunduğun alışkanlıkların seni sabote ettiği yerler var mı ve bu durum hayatında nelere mal oluyor?

Güvende olma ihtiyacı insanı sonradan çok da mantıklı olmadığı ortaya çıkan seçimlere itebilir…

Bazen kendimizi kayıp bir çocuk gibi hisseder, yalnız ya da yetersiz ve korunmasız kalmamak isteriz. Bu durum bizi finansal ya da duygusal düzlemde bağlar kurmaya, bir başkasının sağlayacağı enerji ve desteği aramaya teşvik eder. Kısacası kendimize yol arkadaşları, iş veya hayat ortakları ararız. Bu doğaldır. Paylaşmak ve birbirine omuz vermek ya da keyifli bir yoldaşlık yapmak güzeldir. Ancak eğer kaygılarımız ve ihtyiaç algımız çok yüksek ise bazen karşımıza çıkan kişilerin sunduğu güven ve rahatlığı abartıp, getireceği sorun ve sıkıntıyı küçümsemek eğilimi gösteririz. Bu ufukta görünse bile gerçekleşmemiş olan bir sorunu gözardı edip, şimdilik içinde yaşadığımız keyif ya da güvenlik duygusunu olabildiğince sürdürmek, kendimizi kısa bir süre için bile olsa ”iyi” hissetmek için yaptığımız bir tercihtir.

Bazen kendimizi güvenli gelen bir kaleye hapseder, bu durumun beraberinde getirdiği her türlü sıkıntı, zorluk, bunalımı da sineye çekeriz. Elimizde olan, tanıdık gelen konumları, ilişkileri her şeye rağmen sürdürmek isteriz.Zira geleceğin bize daha farklı seçimler sunabileceğine ya da yalnız kalarak veya alıştığımız konumlardan bağımsız olarak da mutlu olabileceğimize ihtimal vermeyiz.

Bazen de bu güvenlik alanı her şeye bizim karar verdiğimiz, yalnız veya birileriyle birlikte ama daima kendi bildiğimiz şekilde yaşadığımız, kendi önceliklerimiz ve konforumuza göre hareket ettiğimiz bir kurgu olabilir. Yaşadığımız alanda tam bir kontrol kurmak, iktidar sahibi olmak, seçim hakkını kimseyle paylaşmamak ya da kendimizi güvensiz hissettirecek hiç bir gelişmeye izin vermemek isteriz.

Bu tutumların hepsinin temelinde KORKU vardır! Ve temelinde korku olan her tercih bir noktada mutsuzluk ve karmaşaya yol açar.

Bizi hayırlı yollara çıkartacak tüm tercihlerin temelinde SEVGİ vardır. Ama insan SEVGİ’yi de bilmez… SEVGİ;

  • Sahip olma arzusu değildir.
  • Güzel veya güçlü gördüğün bir şeye erişme tutkusu değildir.
  • Kontrol altına alma, sahiplenme, belirleme çabası değildir.
  • Egonu tatmin eden bir şeyi el altında bulundurma çabası değildir.
  • Açlıklarını ve açıklarını doldurmak için birini aramak değildir.
  • Birinin bütün ihtiyaçlarını tatmin ederek onun gözünde vazgeçilmez olma çabası değildir.
  • Kendine olan saygını, kendine göstermen gereken özeni, huzurunu ve sağlığını bir insanı memnun etmek uğruna feda etmek değildir.

SEVGİ’yi doyasıya yaşamak için insanın önce kendisi ile barışık ve kendi içinde dengede olmayı öğrenmesi gerekir.

  • SEVGİ tüketmez, üretir.
  • SEVGİ korkutmaz, yatıştırır.
  • SEVGİ yönetmez, uzlaşır.
  • SEVGİ baskılamaz ve engellemez, yol açar.
  • SEVGİ hesaplamaz, akar.
  • SEVGİ yormaz ve zorlamaz, dengeyi ve rızayı gözetir.
  • SEVGİ üste çıkmaz, saygı ve özen gösterir.
  • SEVGİ manipüle etmez, dürüst ve içten davranır.
  • SEVGİ sevdiği şeyin hayrına olanı görmeyi ve buna uygun davranmayı gerektirir.

Böyle sevebilmek için kişinin önce kendisini sevmesi, kendi sevilebilirliğine inanması, kendisini var eden sisteme güvenmesi ve YOL’dan korkmaması gerekir.

Güçlü olmak ”Sözünü Geçirmek” değil, ”Gönüle Girmek”tir!
İnsan KORKUDAN dinler fermanı…
Ama gönül ne yapsan ne etsen içine sinmeyeni dinlemez
O yüzden güçlü ve hakim olacağım diye,
Etrafınızdan gelen gönülsüz boyun eğişlere razı olmayın!
Kimsenin gönlünü kazanmak adına kendi gönlünüze uygun düşmeyen şeylere boyun eğmeyin.
Siz SAMİMİYETİNİZLE asıl geçilmesi zor ama bir o kadar da kolay olan kapıdan geçin.
Gönülden davranın…
Gönüller kazanın.
Gönlünüzün gösterdiği yolu seçin.
Ama gönlümün yolunu izliyorum derken, sakın ola KORKU’nun SEVGİ’yi kandırmasına ve sizi doldurmasına izin vermeyin.
Muhteşem bir 2021 dilerim. DOLUNAY’ın burçlara göre yorumunu yazmıyorum ama 2021’in burçlara göre yorumunu birazdan yayınlayacağım 🙂
HAUSER Üstat MORRICONE’nin parçalarını yorumlamış…

 

 

3 Comments

  1. Canan

    Yine sahane yazmışsınız 💙 sorular nefis okurken kendinle yüxleştiren etrafında ki insanların davranıs sebeplerini anlamaya yardımcı bir anlatım 👌 mutlu senelet

  2. Başak

    Mükemmelsiniz. Var olun. İyi seneler ✨🎄

  3. Nilgün Özgür

    Çok güzel bir yazı olmuş. Ah insanın düşünce ve davranışları ah….Hepsi sevgi adına.

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: