3 Eylül 2024, BAŞAK Burcu’nda YENİAY – Mağduriyet Üzerine Dersler!
3 Eylül 2024, BAŞAK Burcu’nda YENİAY – Mağduriyet Üzerine Dersler!
3 Eylül 2024 günü, İstanbul’a göre 04:57’de YENİAY adını verdiğimiz AY ve Güneş kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
- AY ve Güneş Başak Burcu’nun 11 derecesinde ve haritanın 1. Ve 2. Ev sınırında kavuşuyorlar. ZOSMA Sabit Yıldızı bu kavuşuma eşlik ediyor.
- Balık’taki Retro Satürn YENİAY’a karşıt açıda. Yine Retro konumda olan Neptün ve Uranüs, Satürn ile ılımlı açılar yapıyorlar.
- Başak’ın yöneticisi Merkür Aslan Burcu’nda ve Yükselen Noktası ile kavuşumda.
- ALGOL etkili Uranüs, Merkür’e kare açı yapıyor.
- İkizler’deki Jüpiter ve Mars, Merkür’e ılımlı açılar yapıyorlar. Ancak Mars’ın Neptün ile kare açısı var.
- Terazi’deki Güney AY Düğümü, Venüs, Juno ve Lilith ile kavuşuyor.
Sosyal düzlemde;
- Gerilimli hava koşulları,
- Bol miktarda sosyal medya tartışması,
- Mağdur edilen kişiler, özellikle kadınlar ve belki sokak hayvanları ile ilgili hak arama ve protesto girişimleri,
- Üst düzey yetkililerin sağlığı ile ilgili duyumlar ve iddialar,
Gündem oluşturabilir.
Bireysel düzlemde ise MAĞDUR OLMAK üzerinde düşünüp çalışacağımız bir dönemden geçeceğiz. Ne gibi deneyimler yaşarız derseniz;
- Uyum sağlamak, ilişkileri ve anlaşmaları bozmamak adına çatışmadığımız, bir şekilde alttan alıp boyun eğdiğimiz insanlara, baş kaldırmak ve had bildirmek isteyebiliriz.
- Daha önce tanımlayamadığımız, kendimize itiraf etmediğimiz, yüzleşmekten kaçındığımız bir kullanılma, maddi manevi suiistimal, güçlüyken zayıf ve haksız duruma düşürülme deneyimimiz varsa, bunu idrak edebiliriz.
- Zayıf, güçsüz, yardıma muhtaç gördüğümüz kişilere fazla alan açtığımızı, kendi hakkımızı yiyecek şekilde onlara öncelik verdiğimizi, sağlıklı sınırlar koyamadığımızı fark edebiliriz.
- Birilerine ne kadar güçlü ve yeterli olduğumuzu göstermek ya da sadece kendimizi çok becerikli ve her işin altından kalkan biri gibi hissetmek istediğimiz için, sonuçta mağdur olmamıza yol açacak yükler taşıdığımızı görebiliriz.
- Kendimize ettiğimiz haksızlıkları fark edebiliriz. Sahip olduğumuz ama yeterince hakkını vermediğimiz kaynaklarımızı, yeteneklerimizi, olanaklarımızı aktif hale getirmemiz için bir zorlanma yaşayabilir ve bir atağa kalkabiliriz.
- Birileri bizi onlara haksızlık etmekle suçlayabilir. Bir hesaplaşma ve ödeşme süreci yaşayabiliriz. Bu süreçte hem kendimize hem de diğerlerine adil olmak için uğraşabiliriz.
MAĞDUR olmak her insanın başına gelebilecek bir deneyimdir. Hepimiz bazen iyi niyet, bazen güçsüzlük ve çaresizlik, bazen çatışma korkusu nedeniyle, bizi maddi, fiziksel ya da duygusal olarak inciten bir duruma düşebilir, kendimizi kaba, bencil ya da duyarsız birileri tarafından incitilmiş hissedebiliriz. Bu bizim değersiz ya da zavallı olduğumuzu göstermez.
Bu durumu idrak ettiğimiz zaman kendimiz için ayağa kalkmak, daha farklı seçimler yapmayı istemek, içimizdeki gücü ve cesareti ve harekete geçmek, bu durumu tamamen değiştirir. Hatta mağduriyetten kurtulma arzusu, bizim için yepyeni bir başlangıca da vesile olabilir.
Ne var ki mağdurluk da bazen bir KONFOR ALANIDIR. Mağdur edilmiş olmak bize bütün kayıplarımız ve eksiklerimiz için başkalarını sorumlu tutmak imkanını verir. Aptal, zavallı, yetersiz ve beceriksiz olduğumuzu düşünüp, daha farklı bir hayatı hak ettiğimize inanmamak ve çöktüğümüz yerde kalmak eğilimini pekiştirir. Çaba gösterip yine başaramamak yerine olanı sineye çekip oturma arzusu verir.
Hatta güçlü ve verici olmamıza rağmen kullanıldıysak ve bir düzgün özür ya da teşekkür bile alamadıysak, aynı şekilde vermeye devam edip karşımızdakileri daha büyük bir borca sokmak ve gizli bir üstünlük bilincine sığınmak imkanı bile verir!
Mağduriyet herkesin başına gelebilecek bir deneyimdir. Ama kalıcı olduğunda bir seçime, kişinin kendine layık gördüğü bir varoluş haline dönüşür.
Bu YENİAY bize mağdur hissettiğimiz konuları önümüze koymak ve bir iç hesaplaşma yaşamak için kapı açacaktır. Ne kadar haksızlık gördüğümüzü anladığımızda ayağa kalkıp bunu yapana hesap sormak ya da onu cezalandırmak da isteyebiliriz.
Ancak şunu unutmamak gerekir. Çoğu kez bir insana haksızlık edenler bunu kabul etmeye değil inkar etmeye hatta karşı suçlamalar getirerek konunun üstüne örtmeye eğilimli olurlar. Dolayısıyla hakkımızı almak için bunu yapana durumu itiraf ve kabul ettirmekle uğraşmak bir yerden sonra anlamlı değildir. Hatta istediğimiz tepkileri alamamak bizi daha fazla kırabilir veya haklıyken haksız duruma düşecek kadar abartılı bir davranışa meyletmek eğilimi doğabilir.
Uğradığımız haksızlık somut olarak ispat edilebilir ve hukuki yollardan çözüme kavuşturulabilir ise, bireysel ve duygusal çatışmaya girmek yerine adli yollara başvurmak yerinde olur.
Her şeyin ötesinde yapmamız gereken hesaplaşma kendimizle olandır! İnsanın içi kendi hakkını kendine verebildiği zaman huzur bulur. Yanlış ve eksik yaptıklarımızı kimse görmese ve söylemese bile kabul etmek ve gereğini yapmak bize iç huzuru verir. Birilerine ne kadar haklı, yeterli ve değerli olduğumuzu kabul ettirmeye ihtiyaç duymamak… Bunu görmek ve sakince gereğini yapmak bize iç huzuru verir. Haksızlıklara zemin oluşturan ilişki biçimlerinden uzaklaşmak, mesafe almak ve sınır koymak bize iç huzuru verir.
İnsan kendi değerlerine sahip çıktığı ve bunları kimseyle tartışmaya, kimseden bunun için onay almaya gerek duymadığı zaman, kendine olan saygısı ve güveni pekişir. O zaman kendimizi iyi hissetmek için kimseye bir bedel ödetmeye de ihtiyacımız kalmaz. Kendi hakkımızı kendimize vermek bize yeterince zengin, güçlü ve değerli hissettirir.
Gücümüzü elimize alıp, kendi değerlerimize sahip çıktığımız bir YENİAY olsun.
Bu YENİAY’ın şarkısı Ezginin Günlüğü’nden KÜÇÜĞÜM olsun. ”Ah aman aman küçüğüm, bu yol sana gidiyor…”
12’den😇😇😇
Merhaba😍 Tam oniki den 😇😇
Benim icin de 12’den 🙏🏾
Yüreğinize sağlık, “Hatta güçlü ve verici olmamıza rağmen kullanıldıysak ve bir düzgün özür ya da teşekkür bile alamadıysak, aynı şekilde vermeye devam edip karşımızdakileri daha büyük bir borca sokmak ve gizli bir üstünlük bilincine sığınmak imkanı bile verir!” bunu tam manası ile yaşadım desem 🙂 Ve iç huzura kavuştum, karşımdaki kişiyi kendiyle kibarca başbaşa bırakmış oldum. (kendisinin veda konuşmasında hem de:))