27 Nisan 2021, AKREP Burcu’nda DOLUNAY; Görünürde Her Şey Kontrol Altında Sanırken…

Dee Nickerson
Resim: Dee Nickerson

27 Nisan 2021, AKREP Burcu’nda DOLUNAY; Görünürde Her Şey Kontrol Altında Sanırken…

27 Nisan 2021 günü, İstanbul’a göre 06:32’de DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş-AY karşıtlığı tam halini alacak. DOLUNAY haritasını değerlendirirken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Akrep Burcu’nun 7 derecesinde ve haritanın 6’ıncı evinde.
  • Güneş Boğa Burcu’nun 7 derecesinde. Haritanın 12’inci evinde. Uranüs, Venüs, Merkür ve Lilith’in de dahil olduğu bir BOĞA STELYUMU’nu başlatıyor. Bu Stelyum, haritanın Yükselen Noktası’nı (14 derece Boğa) çevreliyor. MENKAR Sabit Yıldızı da Yükselen ile kavuşuyor.
  • AY’ın girdiği Akrep’in yöneticisi Pluto durağan görünümde ve MC ile kavuşumda.
  • Satürn, AY Düğümleri ile ılımlı açılar içinde… AY ve Güneş Stelyumu’na ise T-Kare yapıyor.

MEALİ;

”Aşırı Kontrol” ihtiyacının her yönde aşırıya kaçtığı bir DOLUNAY bizi bekliyor!

Sosyal düzlemde; hem herşeyin tehdit unsuru olarak görülüp zapt-ı rapt altına alındığı hem de neyin ne olduğu konusunda itina ile gerçekçi açıklamaların yapılmadığı bir dönemdeyiz. Ekonomiden, sağlığa hiç bir konuda hiç bir veri, dışa yansıtıldığı gibi olmayabilir. Bilgi sızmaması yönünde uygulanan aşırı baskı maalesef manipülasyona veya abartılı varsayımların üretilmesine de çanak tutuyor. Bu aralar hiç bir kanaldan yayılan hiç bir söylenceye bilgi gözüyle bakmamakta, her konuda temkinli ve serinkanlı olmakta fayda var. Yoksa abartılı tercihler yapmamız işten bile değil. Dolunay sürecinde bu şekilde abartılı varsayımlara maruz bırakıldığımız konularda beynimizi yakan bazı gerçeklerin ortaya dökülmesi de mümkün olabilir.

Bireysel düzlemde, hem bazı gerçekleri bilmek için yanıp tutuştuğumuz ve hatta kendi kafamızda abartılı kurgular yapmaya eğilimli olduğumuz, hem de hayatın bizim için ”uygun, gerekli, düzgün” olan akışın dışına taşmaması için aşırı bir gayret gösterdiğimiz bir dönem. Şüpheden, vesveseden, kaygıdan ölüyor… Fakat gerçeği bilsek onunla ne yapacağımızı da hiç bilmiyoruz. Dolayısıyla bir yandan görünürde her şeyi mükemmel tutmak için fazlasıyla uğraşırken, beynimizi de gerçek içi ve dışı ihmallerle yiyor, hatta tam da bu abartılı kaygı hissi ve kontrol ihtiyacı yüzünden önümüzdeki resme sakin bir şekilde bakıp, adını koyamıyor olabiliriz.

Ne tür deneyimler olabilir önümüzde;

  • Söylenemeyenler, farklı söylenenler, söylenip de anlaşılmayanlar çatapata ortaya dökülebilir.
  • Bizi kötü göstereceğini düşündüğümüz, iş, para, değer, saygınlık, güvenilirlik gibi bir konuda kendimizi koymak istediğimiz yeri tehlikeye atacağını sandığımız için, bir gerçeği örtbas etmeye çalışabiliriz. Fazla örtücü davranma gayretimiz yüzünden belki biraz dürüstlükle kolayca çözülebilecek bir konuyu hem kendimiz hem başkaları için daha tehdit edici bir hale dönüştürmemiz söz konusu olabilir. Gerçeği saklamış olmamız, bize sandığımızdan daha olumsuz şekilde dönebilir ya da hakkımızda daha fazla spekülasyona yol açabilir.
  • Biz bir konuda her şeyin mükemmel gittiğine inanmak istediğimiz ve belki de öyle gitsin diye fazlaca kontrol ettiğimiz, kendi değer ve beklentilerimizi fazlaca dayatarak davrandığımız bir konuda, bazı şeylerin bizden saklandığını fark edebiliriz. İnsanların bizden çekindikleri için bir şeyleri örtbas ettiğini, belki de çözülebilecek bir sorunun bu yüzden büyüdüğünü keşfedebiliriz.
  • Bir konuda fazla şüpheci olduğumuz, kafamıza göre hikayeler yazdığımız için varsayımlara dayalı bir senaryo ile olay çıkartabilir ve durumun sandığımızdan çok farklı boyutları olduğunu anlayabiliriz.  Ya da birileri bize böyle davranabilir.
  • Fazla belirleyici olmaya çalıştığımız için insanların özgürlük alanlarını daralttığımız, insanların farklı tercihlerini kabul etmeye hiç yanaşmadığımız için etrafımızdakilerin bizden bazı gerçekleri saklamasına yol açtığımız ile yüzleşebiliriz. Ya da bize böyle davranan biri ile yüzleşme yaşayabiliriz.
  • Gözümüzün önünde gelişen bir durumu, başkalarıyla ya da kendimizle ilgili bir gerçeği bir türlü kabul etmek istemediğimiz için çok farklı yorumlamaya çalıştığımızı, baskılayarak, reddederek çok farklı bir görünüme sokmaya uğraştığımızı, ama gerçeğin artık gizlenecek bir yanı kalmadığını, gerilimli bir olay yüzünden idrak edebiliriz.

Dünyanın en saçma ısrarı, olanı olduğu gibi kabul etmemek ya da olduğundan farklı göstermek konusundaki çabamızdır. Gerçek herkesi özgürleştirir. Abartı, manipülasyon, baskı, tehdit, yalan gibi yöntemler kullanarak olayları kontrol altında tutmaya çalışmak ise tüm tarafları sonsuza dek devam etmesi mümkün olmayan bir kurguya mahkum eder.

BİZE GÖRE DOĞRU ya da VAZGEÇİLMEZ diye üstüne kapandığımız konular vardır. Oysa zamanın en hızlı aşındırdığı ve dönüştürdüğü şey tercihler, öncelikler ve değerlerdir. Koşullar değiştikçe, yanlışlar ve doğrular bile değişir. Olaylara yargı ile bakmak ya da beklenti ile şekillendirmeye çalışmak, doğal akışı fark etmemize engel olur. Korunması ve sürdürülmesi mümkün olmayan görüntüleri, koşulları, hedefleri, iddiaları, ilişkileri, biz engel olmaya çalışsak da hayat iptal eder.

Hayat içerisinde değişime uğramayan çok az şey vardır ki bunlar zaman ve zemin ile eskimeyen değerlerimizdir. Biz onları dahi ancak başka önceliklerimizi feda etmek pahasına koruruz.

Hiç bir şeyden fedakarlıkta bulunmadan hep kazanmak, hep elde tutmak, hep korumak ve korunmak, istediklerimizi her zaman istediğimiz fiyat ve koşullarda elde etmek diye bir şey yoktur!

Bu DOLUNAY bizi kaçınılmaz farkındalıklar, isteyerek veya istemeden de olsa yaşanan itiraflar, bedelini idrak ve kabul ettiğimiz seçimler, net tanımlar ve çözümler, dönüşü olmayan bitişler ya da şüpheye yer bırakmayan ferahlamalar ile yüzyüze getirecektir. Eğer biz ille bizim istediğimiz gibi görmek, göstermek ve koşullaır kendi istediğimiz yöne çekelemek konusunda ısrar etmeyi bırakırsak, bizim de sırtımızdan bir yük kalkması, önümüzün açılması, gerçekle gelen özgürlüğün bizi de kucaklaması mümkün olacaktır.

BURCA GÖRE YORUMLAR yarın Kişiye Özel’de olacak…

Suspicious Minds ”Şüpheci Düşünceler” – Elvis Presley

4 Comments

  1. Hatice

    Bu kadar açık, anlaşılır ve her seferinde içinde olduğum duruma sanki bana özel tarif edercesine açıklık getiren sizi bulduğum için çok şanslı hissediyorum. Emeklerinize sağlık. Sevgiler..

  2. Beho

    Gerçekten çok büyük bir yüzleşme yaşıyorum egonun dayatmaları ile şifalanması niyetiyle teşekkürler

  3. Roxa

    Sevgili Juno, sizin sadık bir okuyucunuzum, sizi yıllardır keyifle takip ediyorum. Yine harika bir yazı… İçim kıpır kıpır dolunay öncesi, umarım benim için ferahlamalara gebedir. Selamlar!

  4. Aýşe S.Bora

    Haritam İstanbul’a çok benziyor..AC 16° BOĞA ve Pluto’da tam MC de Retroya başladı..üstelik Saturn tam güneşimin karşısında..Bu güzel kentle kaderimin kesiştiğini öğrenmek çok ilginç..bilginize sağlık..tşkler.. 💓🙋

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: