2025; Sisteme Reset Atılıyor!
2025; Sisteme Reset Atılıyor!
Dünyanın başka bir enerjiye geçtiği, hiç bir şeyin eskisi gibi kalmayacağı konusunda işaretlerin açıkça önümüze döküldüğü yıllar vardır. 2025 öyle bir geçiş senesi. Olası bütün gelişmeleri bu yıl içinde görmeyiz. Ancak önümüzdeki dönemde meydana gelecek bir çok değişimin ilk adımları bu sene içinde atılır.
Pluto artık Kova Burcu’nda – Pluto gücün iktidar amaçlı kullanımıyla ilgilidir ve sistemin kalıcı olarak dönüşmesine aracılık eder. Kova burcu ise toplumsal yapılar, insana dair idealler ve gelecek kurgularını temsil eder. Pluto en son 18’inci yüzyıl biterken Kova Burcu’na girmişti. O dönem Fransız İhtilali ve Amerikan Devrimi yaşandı. Bu deneyimler binyıllardır ayrıcalıklı aristokratların hakimiyetinde olan dünya düzeninin artık değişeceğini gösteriyordu. 19’uncu Yüzyıl, ekonomi ve teknolojiyi elinde tutan, üretimi kontrol eden sınıfların yükselişi, imparatorlukların çöküşü ve Devlet – Vatandaş kavramına dayalı bir sistemle yönetilen cumhuriyetlerin kurulmasına şahitlik etti. Pluto’nun tekrar Kova’ya girmesi ile 2043 yılına kadar dünya düzeninin tekrar radikal bir değişim geçirmesine şahit olacağız. Toplum kurgusu temelden sarsılacak ve başka bir zeminde yeniden yapılanacaktır. Toplumların yönetilmesi, kitlelerin bir amaç etrafında birleşmesi için bu güne kadar kullanılan aidiyet kavramları, inançlar ve ortak idealler anlamını yitirmeye başlayacaktır. Devletler ve klasik bürokratik yapılar işlevini giderek kaybedecek, insanları kontrol altına almak konusunda yüksek teknolojilerin kullanımı artacaktır. Tabi olduğumuz sınırlar giderek sanal hale gelecek ve vatandaşlık kavramı önemini yitirecektir. Bir insanın yaşam ve çalışma koşullarını, hangi hizmetlere hangi şartlarla erişebileceğini doğduğu ülke değil, bireysel nitelikleri tanımlamaya başlayacaktır. Ülkelerin coğrafi sınırlarının değişmesi, farklı yönetim birimlerinin oluşması, yeni politik kampların ortaya çıkması mümkündür. Güç odaklarının kullandıkları araçlar, sistemler ve yöntemler de yeni bir boyut kazanacaktır.
Neptün Koç’a Giriyor – Neptün 18 Nisan 2025’te Balık’taki uzun yolculuğunu tamamlayıp Koç Burcuna girecek, ancak retro hareketi nedeniyle Eylül 2025’te yeniden Balığa geçecektir. Şubat 2026 itibariyle Neptün Koç dönemini kesintisiz olarak yaşamaya başlayacak ve 2039’a kadar etkilerini göreceğiz. Neptün belirsizlik, çözülmeler ve yeni idealler getirir. Koç ise varlık enerjisinin en saf halini temsil eder. İnsanın bu dünyada var olmasını ve yeni açılımlar yapmasını sağlayan ilahi tohumdur. Birey olmaya, güçlü bir duruş sergilemeye, yeni başlangıçlar yapmaya ve hayatta kalma becerimizi korumaya dair algılarımız, Neptün’ün Koç’a girişiyle önce belirsiz ve tanımsız bir hal alabilir. Pluto’nun Kova’ya girmesiyle radikal bir değişim geçirmeye başlayan dünyada, bir insanın kendini var edebilmesi, kimlik ve tanım sahibi olmasıyla ilgili kurallar ve zeminler de değişecektir. Neptün’ün de Koç’ta olması, böyle bir dünyada ayakta ve hayatta kalmak için yapılması gerekenlerle ilgili varsayımlarımızı ve yargılarımızı yıkacaktır. Toplumların ”kabul edilebilir ya da norma uygun” bulduğu insan tanımı ve davranış modeli dönüşüm geçirecek, kurallar ve sınırlar hızla yıkılacaktır. Kuralsızlık hem belirsizlik hem de özgürlük getirir. Bireysel varoluşumuza yeniden şekil vermek ve belki de hayatlarımızı hangi koşullarda sürdüreceğimize dair cesur, deneysel bir yolculuğa çıkmak kaçınılmaz olacaktır. Neptün manevi hayatımızı da temsil eder. Balık’taki yolculuğu boyunca adeta tüm insanlık hayatın manevi boyutuna yeniden ilgi duymaya başlamıştır. Neptün’ün Koç’a geçmesi ile manevi ve maddi dünya arasındaki bağları tanımlamamıza yönelik yeni açılımların da oluşması beklenir. Dinlerin yeniden yorumlanması, kutsal kabul edilen normların cesurca sorgulanması ve dogmaların yıkılması, insanın bu dünyadaki varlığının anlamı ve hayatın manevi boyutuyla ilgili yepyeni bir idrakın oluşması mümkündür.
Uranüs İkizler’e Giriyor – Uranus Temmuz 2025 -Kasım 2025 arasında İkizler Burcuna geçecektir. Retro hareketi nedeniyle 2026 Nisan sonuna kadar tekrar Boğa’yı ziyaret ettikten sonra, Ağustos 2032’ye kadar İkizler’de kacaktır. Uranüs baktığımız yerden göremediğimiz beklenmedik gelişmeleri temsil eder ve sistemin kurallarını radikal açılımlarla yıkar. Bilim, teknoloji ve dünya ötesi sistemler de Uranüs’ün kapsamındadır. İkizler hayatımızda iletişim, ulaşım, eğitim temalarını ve genel anlamda insanın gelişme çabasını temsil eder. Önümüzdeki altı yıllık dönem içinde teknolojinin kullanımıyla ilgili yaygınlık kazanacak araçlar, iletişim, ulaşım ve eğitim sistemlerimizde devrim niteliğinde dönüşümlere vesile olacaktır. Uzaya ve uzayda yolculuğa dair bilgimiz ve başka dünyalarla iletişimimiz konusunda radikal açılımlar beklenebilir. Sanal olarak bir mekana erişim sağlamakla ilgili teknolojiler, çalışma, eğitim alma hatta sağlık hizmetlerine ulaşma konusunda sahip olduğumuz tüm normları yıkacaktır. Yerimizden kıpırdamadan ihtiyaç duyduğumuz hizmetlere sanal erişim imkanlarıyla ulaşabileceğimiz bir dünya çok yakınımızdadır. İnsanlar arasındaki mekan ve mesafe engelleri kadar dil bariyerleri de hızla aşılacaktır. Bir kişi kendi dilinden konuşurken söyleneni bizim dilimizden duymamızı sağlayacak çevrim teknolojileri pek yakında endüstri standardı olabilir. Görsel ve yazınsal üretimde de Sanal Zekanın kullanımı giderek artacaktır. Yeni bir toplumsal örgütlenme ve yeni bir bireysel duruş geliştirme konusunda, Uranüs’ün yapacağı bu geçiş de kolaylaştırıcı olacaktır.
Satürn Koç’a Giriyor – Satürn 2025 yılında Mayıs sonu ile Eylül başı arasında Koç Burcunu ziyaret edecektir. Retro hareketi nedeniyle Balığa geri dönecek ancak Şubat 2026 – Nisan 2028 arasında sürekli Koç Burcunda kalacaktır. Satürn sınır koyan, şekil veren, düzenleyen, bazen de zora koşan ve kısıtlayan bir gezegendir. Koç ise bireysel iradenin, gücün, cesaretin ve mücadele arzusunun burcudur. Dünya yeni bir yöne evrilirken geçiş aşamasında yaşanacak güç ve irade savaşları Satürn Koç ile çok uyumludur. Gücün ve iradenin kontrollü ve hatta baskıcı uygulamaları, devletler arasında gerçekleşebilir. Bunun için askeri güç de kullanılabilir. Dünyada ülkelerin sınırlarının yeniden belirleneceği ve gücün daha merkezi kullanılacağı bir sürece giriyoruz. Satürn Koç dönemi çok savaşın yaşanacağına değil kontrollü bir gerilim ortamının oluşacağına, Satürn Balık döneminde çözülmeye başlayan sınırların ve yönetim odaklarının, yeniden keskinleşeceğine, dünyada yeni bir güçler dengesinin oluşmasını sağlayacak kamplaşmalara işaret ediyor olabilir.
Bütün bu geçişler bizim için ne ifade eder derseniz;
Türkiye 2025 yazından başlayan ve 2026 baharına kadar devam eden yeni bir politik yapılanma sürecine girecektir. Oluşacak yeni yönetim kurgusu, ülkenin uluslararası düzendeki rolü ve bölgedeki yeni güç dengeleri ile uyumlu olacaktır. 2026 ve 2027 yıllarında ülke sınırlarının değişimini de içeren büyük bir yeniden yapılanmaya şahit olabiliriz.
Bireysel düzlemde şimdilik hepimize belirsizlik ve hatta kaos gibi gelen büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuz çok açık. Sistemin resetlendiği dönemler, yepyeni olanakların önünün açıldığı kadar alışkanlıkların da kırıldığı ve konfor alanlarının bozulduğu zamanlardır. Böyle bir zamana şahitlik etmek, bizi yargı ve beklentilerden arınmaya, esnek ve gelişmeye açık olmaya mecbur bırakıyor.
1970’lerde yükselen sosyal refah, güç ve güvenilir devlet, haklarını bilen ve kullanan birey tanımlarının artık geçerli olmadığını, 1990’lardaki hızlı ekonomik gelişme süreçlerinin 2000’lerin başından beri düşüşe hepimiz görüyoruz. Dünyada ekolojik, ekonomik, siyasal ve sosyal yapıların hızla değiştiğini ve alıştığımız türden bir güvenlik, düzen, aidiyet ortamına geri dönüşün mümkün olmadığını aslında biliyor ama kabul etmekte zorlanıyoruz. Bu zorlanmayı 1960-1990 döneminde doğanlar çok daha yoğun hissediyor. Zira içine doğduğumuz kurgu tükenişe geçti. Yolumuz, 2000’lerde doğmaya başlayan nesillerin yapısına uygun olan yeni bir dünya düzenine doğru gidiyor.
İnsanın arkasındaki güvenlik duvarı olmasına alıştığı devlet-vatandaş sisteminin, üzerindeki baskı ve hatta önündeki engel gibi çalışmaya başladığı bir süreç yavaşça ömrünü doldurmaktadır. Bir şekilde çalışıyormuş gibi görünen ve bize güvenli görünen tanımlar sağlayan bir sistem artık işlemiyorsa ama kurallar ve sınırlar değişmiyorsa, insan verimsiz bir duruma sıkışıp kalır. Alıştığımız kuralları ortadan kaldıran bir reset süreci yaşandığı zaman, üzerimizdeki baskı kalkar. Bu durum hem özgürlük hem de belirsizlik getirir.
Dünyevi anlamda tutunduğumuz tanımlar, yanlışlar ve doğrular, normlar, kurallar, kanunlar, düzenekler, bazı dönemlerde hızla değişir… Böyle süreçler baskılanmış ya da yeterince gelişememiş olan genetik özelliklerimizi ve Öz’den gelen bilinci tetikler. İnsanın değişen bir dünyada ayakta kalabilmesi için sonsuz ve zamansız olan Öz Bilincine ve onun içimize ektiği değerlere sadık kalması, ancak değişen akışa ayak uyduracak şekilde de esnek olması gerekir. Korku aklın katili, bilincin hapishanesi, hareketin düşmanıdır. İnsan kendini olayların kurbanı gibi hissetmek istemiyorsa, hayatının kahramanı olmayı göze almalıdır! Oluşmaya başlayan yeni kurgunun içerisinde var olabilmek, ayakta kalabilmek ve yol bulabilmek için, cesur, uyanık, gelişmeye açık ve aktif olmak şarttır. Özgün, taklitçilikten uzak yetenek, samimi çabalar, adil bir kalp, kibirsiz ama onurlu bir duruş, zamansız değerlerdir ve her daim yolu bulmamızı kolaylaştırırlar.
Burçlara göre bu sürecin getireceği açılımları önümüzdeki günlerde yazacağım.
Yeni bir yıla girerken hepimize ”Adım Atalım ki Yol Ayağımızın Altında Şekillensin!” diyorum. Ve kalbinize biraz da müzikle dokunmak istiyorum; Benim en sevdiğim gospel yorumlarından biri gelsi Bruce Springsteen’den. IŞIĞINIZI YAKIN ANACIM!
“Özgün, taklitçilikten uzak yetenek, samimi çabalar, adil bir kalp, kibirsiz ama onurlu bir duruş, zamansız değerlerdir ve her daim yolu bulmamızı kolaylaştırırlar.” çok güzel ifadeler
Muhteşemsin cancağızım.
Allah uzun sağlıklı ömürler versin 🙏💃🙏
Hocam burclara göre yazinizi dört gözle bekledigimi belirtmek istedim yükselen yay güneş oğlak olarak…
Burclara göre yorumu bekliyoruzz…