17 Temmuz 2019, Yengeç Oğlak Aksında Parçalı AY Tutulması ve DOLUNAY; Güvenlik ve Yönetim Zaafiyetleri…

shiori matsumoto

17 Temmuz 2019, Yengeç Oğlak Aksında Parçalı AY Tutulması ve DOLUNAY; Güvenlik ve Yönetim Zaafiyetleri…

Ressam : Shiori Matsumoto

17 Temmuz 2019 günü, İstanbul’a göre geceyarısını 39 dakika geçerken DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak. Bu DOLUNAY’a bir de parçalı Ay Tutulması eşlik ediyor.
DOLUNAY ve TUTULMA haritasını incelerken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Gökyüzündeki bütün Ağır Abilerin – Uranüs hariç – retro olduğu ve Merkür’ün de retro olduğu bir süreçten geçiyoruz.
  • Güneş YENGEÇ Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 4’üncü evinde yer alıyor. Kuzey AY Düğümü ile kavuşuyor.
  • AY, OĞLAK Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 10’uncu evinde yer alıyor. Güney AY Düğümü, Retro Konumdaki Satürn ve Pluto ile kavuşuyor.
  • Yükselen 0 derece Boğa Burcu. Boğa’nın yöneticisi olan Venüs de Yengeç Burcunun 16 derecesinde yer alıyor. Haritanın IC noktası ile kavuşuyor. Yengeç’teki AY ve Kuzey Düğüm kavuşumuna eşlik ediyor. Satürn ile de tam karşıt açı yapıyor. 12’inci evde ve retro konumda olan Neptün, Venüs – Satürn karşıtlığına yumuşatıcı açılar yapıyor.
  • Uranüs Yükselen Noktası ile kavuşum halinde. Retro konumda, Aslan’da yerleşen Merkür ve Mars ile ile kare, Lilith ile 60’lık açı yapıyor.

MEALİ;
Enerjimizin içerlek olduğu ve kendimizi, bizi güvende tutanları ve güvende kalmasını istediğimiz insan, düzen ve konumları korumaya odaklı davrandığımız bir dönem… DOLUNAY ve TUTULMA enerjisi, eğer şimdi fark edip önlemini almazsak, önümüzdeki 6 ay içerisinde daha fazla sıkıntıya neden olabilecek güvenlik ve yönetim zaafiyetlerini fark etmemiz, hayatımızın sorumluluğunu mantıklı bir biçimde almamız için bizi uyarıyor!
SOSYAL DÜZLEMDE;

  • Büyük Hesaplaşmalar Zamanı Başlıyor… Geçmişte yaşananların üzerinden tekrar tekrar geçildiğine şahit olacak ve doğru diye bilinenlerin altında yatan detayları, üstü örtülü kalanları önümüzdeki 6 ay boyunca konuşacağız.
  • Ülkemize, devlete, iktidar kurumlarına ve yöneticilere olan güven ve inancımız, vatanseverlik ve yaşadığımız ülkeyi sahiplenme konusunda eksik ya da yanlış olan düşünce ve davranış kalıplarımız masaya yatacak.
  • Uluslararası ekonomik ve askeri işbirlikleri masaya yatacak ve yeni yaklaşımlar savunulacak. Ancak bazı ani ”üzücü” olaylar ile geri adımların atılmasının ve eski yapıların korunmasının da meşru hale geldiğini görebiliriz.
  • Ülke sınırlarınn korunması, komşuluk ilişkileri, sınırlarımıza dayanan ülkelerde meydana gelen değişimlerin bize yansımaları, iç bütünlüğümüzün korunması konuları gündem oluşturabilir.
  • Parlamenter sistemin aldığı hal, devlet kurumlarının işleyişi ve işlevselliği, ortaya çıkan yönetim zaafiyetleri tartışma konusu olacak.

BİREYSEL DÜZLEMDE;

  • Merhamet, sadakat, aidiyet, güvenlik, koruma ve korunma güdüsü gibi kavramların üzerinde defaatle düşüneceğiz!
  • Bizi koruduğunu, güvende tuttuğunu düşündüğümüz insan ve konumları elimizde tutmak için, kendimizi ve sevdiklerimizi ya da hayatımızda kalmasını istediklerimizi korumak için yaptıklarımızın, gerçekten işe yarayıp yaramadığını sorgulayacağız. Korunalım ve koruyalım derken zarar veriyor ve görüyor olma ihtimalimiz üzerinde çalışacağız.
  • Otorite ve güç sahibi olmak hakkındaki kalıplarımızı sorgulayacağız. Otorite sahibi olmak ile baskı kurmayı karıştırdığımızı, dayatmacı ve yersiz bir biçimde tutucu olduğumuzu, hakılı ya da üstün olma ihtiyacı ile şefkat ve anlayışı kaybettiğimizi fark edebiliriz.
  • Üzerimizde otorite sahibi olan insanlarla ilişkilerimizde değişiklikler olabilir. Güven ve güç timsali olarak gördüğümüz kişilerle aramızdaki ilişkileri dengelemek, saygı ile sorgusuz itaat farkını fark etmek, kendi saygınlığımızı korumak, farklılıklarımızı ve seçimlerimizi savunabilmek konusunda çaba gösterebiliriz.
  • Saygı ve güven duymadığımız insanlara sadece düzenimizi bozmamak için boyun eğiyorsak, bu tercihimizi ve bunun getirdiği bedelleri bir daha gözden geçirmemiz gerekebilir.
  • Yalnız kalma korkusu nedeniyle birilerine tutunmak ile gerçek bir aidiyet ve sevgi duymak arasındaki farkı fark etmek zorunda kalabiliriz.
  • Birilerini korumaya çalışırken aşırı ve yersiz fedakarlık ettiğimiz, bütün beklentileri karşılamak adına kendimize zarar verdiğimiz durumları farkedecek ve dengelemek zorunda kalacağız. Aksi takdirde artık ne kendimize ne de sorumluluk duyduğumuz kişilere yardım edemeyecek kadar zarar görmek ve tamamen güçsüz düşmek riskine girebiliriz.
  • Zayıf olma korkusu ya da çaba gösterme isteksizliği nedeniyle ile gücümüzü reddettiğimizi, kendimizi bağımlı ve kırılgan hale getirdiğimizi görebilir ve bu tavrımızı değiştirmek zorunda kalabiliriz. Güvende kalmak için sığındığımız kalelerin yıkıldığını ve bunun altında kaldığımızı gördüğümüz için, kendimiz adına harekete geçebiliriz.

Hayat insanı devamlı uyarır… Genellikle de beklenmedik, bizim ”kötü” diye algıladığımız, bizi şaşırtan, ayarlarımızla oynayan ve bazı şeylerin sandığımız gibi olmadığını / olmayacağını fark ettiren olaylarla uyarır.
Bu ara sistemden gelen error işaretlerine, uyarılara, çatlak seslere, çıkan beklenmedik gerilimlere, içinizde veya etrafınızda patlayan bombalara dikkat edin. Onlar size, güvende olmaya ve hayatınızın kontrolünü elinizde tutmaya çalışırken, aslında neyi es geçtiğinizi, güç göstergesi ya da konfor alanı sandığınız hangi koşulların gerçekte bir zaafiyet barındırdığını veya artık işlevini yitirdiğini gösterecektir.
Fazla çaba, fazla ısrar, fazla inat, fazla takıntı ile çabasızlık, aşırı rahatlık, gereksiz güven, uzayıp giden bir tutunma ve gevşeme hali AYNI ŞEYDİR! İkisinin özünde de içinde olduğumuz durumu değiştirmeme arzusu vardır.
Evren ataleti sevmez ve atıl kalanı dürterek uyandırır!
Bu aralar hep yapageldiklerinize, inanıp sorgulamadan bir yana koyduklarınıza, hayatınızdaki tek ip gibi tutunduklarınıza, ille de öyle olacak diye tutturduklarınıza, ya da bir türlü minik poponuzu alıştığı yerden kaldırıp da başlayamadıklarınıza İYİCE BAKIN! Bunlar patlar yavrum… İyisi mi büyük patlamalar olmadan siz kabuğunuzu kırın, güzel bir hareket patlatın :)))
Hayatın size şefkatli ve koruyucu olmasını istiyorsanız İZİN VERİN! Zira hayatın eli kalbinizi avucunun içinde özenle tutmakta ve sizi şefkatle büyütmeye çalışmaktadır. Güvenli ve sağlıklı bir gelişme çizginiz olsun istiyorsanız, hayatı sevgi ve şefkatle kucaklayın. Korkunun ve korku etkisiyle yapılan gereksiz davranışların yerine samimi çabayı ve özünüze güveni koyun.
İçinizdeki hırçın ve sevildiğine inanmadığı için sürekli arızaya bağlayan bebeğin üzerini sevimsiz, itici, uzlaşma nedir bilmeyen bir maskeyle örterek büyüdüğünüzü ya da büyük ve güçlü göründüğünüzü sanmayın.
Güçlü olan rüzgarla eğilen, suyla akan, ateşte yanıp yine özünü koruyan ve tanıdığı tek toprağa kök salmak yerine gördüğü her uygun zemine özünden tohumlar ekendir… Ölümsüz ve her zaman temiz olan sadece ÖZ’dür!
Hiç kimseye, hiç bir konuma, hiç bir duruma değil, ÖZ’ünüze güvenin. Muhtaç olduğunuz kudret orada mevcuttur.
BURÇLARA GÖRE ANALİZLER İÇİN 17 Temmuz 2019, Parçalı AY Tutulması ve DOLUNAY’ın Burçlara Etkisi…
Siz şimdilik KALP HANIM’ı dinleyin 🙂 Konuyla ilgili olsun olmasın… Ben KALBEN yeni albüm çıkarttıysa onu paylaşırım! Ve eğer KALP HANIM kırıksa, hayatınızdaki güvenlik ve yönetim zaafiyetlerini acilen gözden geçirmenizi öneririm 😉

 
 
 

6 Comments

  1. asli

    ya yemin ediyorum gozlerim doldu… seni ne kadar sevsek az be juno ??

    1. JUNO

      JUNONUS GURBAN OSSUNNN :))

  2. Mukitika

    Ustteki yoruma katiliyorum ve junooo sen bizim herşeyimizssin diyorum.. (bu yorumu alıştğınız şekilde müzikli okursanız..bilmem.. nolur nolmaz siz yine de temkinli okuyun :)) ahhhh junocum kendimize surekli bi şüpheyle yaklaşmak hep sendenn senin yüzünden..iyi ki varsın ❤❤❤

    1. JUNO

      :))) canım

  3. olaluna

    Kalben dinlerken yazıyı okumak 😀
    Çok seviyorum seni

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: