15 Aralık 2024, İkizler Burcu’nda DOLUNAY – Gaz ve Toz Bulutu İçinde Bir Yol Bulmak…

Raul Cantu
Resim: Raul Cantu

15 Aralık 2024, İkizler Burcu’nda DOLUNAY – Gaz ve Toz Bulutu İçinde Bir Yol Bulmak…

15 Aralık 2024 günü, İstanbul’a göre 12:01’de DOLUNAY adına verdiğimiz Güneş-AY karşıtlığı tam halini alıyor. Dolunay haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Ay İkizler Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 4’üncü evinde yerleşmiş. Hem CAPELLA Sabit Yıldızı hem de Selena ile kavuşuyor.
  • Güneş Yay Burcu’nun 24 derecesinde, haritanın 10’uncu evinde yerleşmiş. RAS ALHAGUE Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.
  • Neptün, Ay ve Güneş’e T-Kare yapıyor.
  • İkizler’in yöneticisi Merkür, Yay Burcu’nda Durağan.
  • Yay’ın yöneticisi Jüpiter, İkizler Burcu’nda Retro ve RIGEL ile kavuşuyor. Jüpiter, Ay ile de geniş açılı bir kavuşum yapıyor.
  • Merkür ve Jüpiter karşılıklı ağırlama halindeler ve Satürn bu ikiliye T-kare yapıyor.
  • Ay-Jüpiter, Güneş, Lilith ve Chiron arasında Mistik Dörtgen var.
  • Yükselen Noktası 24 derece Kova, yöneticisi Uranüs CAPULUS ile kavuşumda.
  • MC ve IC ise ANTARES ve ALDEBARAN Sabti Yıldızları ile kavuşuyor.

Bölgedeki askeri hareketlilik nedeniyle mecliste olağanüstü durum kararları alınması konuşulabilir. Türkiye savaştan kaçmayacağına işaret eden bir pozisyon alabilir. Ancak arka planda görüşmelerin sürme ihtimali yüksektir. Sahada gözlem yapmak ve güvenliği sağlamak amacıyla birliklerin yollanması söz konusu olabilir. Aralığın son haftası askeri faaliyetler olsa bile, Türkiye’nin kısa vadede topyekun savaşa gireceğine dair bir görünüm yoktur.

Bireysel düzlemde, belirsizlik ve yanılsamalar içinde yol bulmaya çalıştığımız bir dönemden geçmekteyiz.

  • Bu süreçte yanıldığımızı veya  dış koşullar tarafından yanılgıya itildiğimizi fark edebiliriz. Karar almak ve adım atmak için yeterli ve sağlıklı veriye sahip olmadığımız bir süreçten geçtiğimizi, bu nedenle şu ana kadar geliştirdiğimiz algı ve benimsediğimiz tutumlara güvenmek yerine, izlemek, anlamak, yargısız bir idrak geliştirmek için kendimize zaman vermemiz yerinde olur.
  • Zanlarımızın, beklentilerimizin, heveslerimizin, varsayımlarımızın hangilerinin abartılı ve yersiz olduğunu gösteren gelişmeler olabilir. Direnmek yerine olanı olduğu gibi görüp kabul etmek ve farklı bir bakış açısı geliştirmeye hazır olmak yerinde olur.
  • Belirsizlik yüzünden hareketsiz kaldığımız, eli kolu bağlı hissettiğimiz durumlar oluşabilir. Bu süreci gerilim, kaygı ya da zorlamalı bir aksiyon haline girmeden, olgunlukla kabul etmek, bizi en güvende tutacak tercihtir.

İnsan güvende olmak ister. Bunu da ya süreci kontrol ederek ya da güçlü ve güvenilir bulduğu bir insana veya konuma teslim olarak, kendini bu dayanağa yaslayarak sağlamaya çalışır. Kontrol etmek isteyen kişi, ne olduğunu biliyorum ve ne olması gerektiğini ben belirliyorum der… Ancak olayları çekmeye çalıştığı zeminin son tahlilde sandığı kadar güvenli ve verimli olup olmadığından habersizdir. Bir hale ya da bir insana güvenmeyi tercih eden kişi ise ”ben bilmiyorum, sadece kontrolü ve sorumluluğu güvendiğim merciye bırakıyorum” der… Ama böyle yaparak bilinçli bir gözlem halinde kalmayı, gerektiğinde seçim yapmayı ve seçimlerinin sorumluluğunu almayı reddetmektedir. Mutlak kontrol çabası da sorumluluğu almayı reddetmek ve akışı görmezden gelmek de bizi kırılganlıktan korumaz!

İnsanı en fazla rahatsız eden ve güçsüz hissettiren hal, belirsizliktir. İnsan bilmek ve seçebilmek ister. Oysa zihnimiz bize en fazla oyun oynayan yol arkadaşımızdır. Kendi zihnimizin yarattığı çukurlar, başkalarının bizi çektiği yanılsamalar ve tuzaklardan daha derindir. Daha doğrusu bizi o yanılsamalara ısrarla düşüren de yine kendi zihnimizin egomuzla iş birliği yaparak takılı kaldığı zanlardır. Ego yönetimindeki zihin algıda seçici, yorumda ise taraflıdır. Yani aslında bildiğimizi sandığımız şeyler çoğu kez bizim görmeyi ve anlamayı becerebildiklerimiz ve hatta tercih ettiklerimizle sınırlıdır.

Dolayısıyla ”Ben bunları biliyorum ve bildiğim için de hayatımı kontrol altında tutabiliyorum!” diye düşünmek yani keskin varsayımlarımıza dayalı bir tüm güçlülük zannı içine düşmek, tamamen saçmadır! Bizi zaafa düşüren ve kırılgan hale getiren tam da bu kesinlik ve keskinlik ihtiyacımızdır.

Bilge insanların çağlar boyu dile getirdikleri gibi, gerçekte hiç bir şeyden tam anlamıyla emin olmamak, her şeyi fark etmemizin ve öngörmemizin mümkün olmadığını bilmek, planlarımıza uymayan, işimize gelmeyen, egomuzu beslemeyen olasılıkları reddetmemek ya da bunlara direnmemek, tarafsız ve yargısız bir şekilde hayatı gözlemeye devam etmek, bizi UYANIK tutan tek alışkanlıktır. Uyanık kalan yani kendini zanlar, beklentiler, tüm güçlülük hayalleri ya da boş teslimiyetler ile uyuşturmayan kişi, esnektir, uyumludur ve hareket becerisi yüksektir. Bu üç nitelik güç ve kontrol sahibi olma zannından daha önemli hayatta kalma araçlarıdır.

İnsanın gelişmesini, yön bulmasını ve yol almasını sağlayan, hayata dair algımız netmiş gibi göründüğünde de, belirsizlik artıp ortam gaz ve toz bulutuna dönüştüğünde de, aynı şekilde UYANIK kalmaktır. Zira belirsizlik evrenin doğal ve daimi durumudur! Böyle düşünmek kontrol edilebilirlik algısını zora soktuğu için insan bu hakikatten kaçmak ister. Yahut da bunu kabul etmek zihni daimi bir kaygı ve gerilim haline sokar. Oysa kontrol zannı yargıya neden olur. Yargı ise beklenmedik durumlarda bizi çözümsüz bırakır. Yargısızlık bizi her durumda yeni çözümler üretmeye açık kılar.

Akışın içinde bize nimet ya da zillet gibi görünen şeylerin zaman içinde farklı bir hale büründüğünü, aslında sadece çaresiz hissettiğimizde değil, daima ve her koşulda farkında olmadığımız bir çok değişkene bağımlı olduğumuzu, bize düşenin yargısız bir gözlem halinde kalmak ve olayları değil kendimizi kontrol etmek olduğunu içimize sindirdiğimiz kadar, esnek, uyumlu ve becerikli oluruz.

Huzurlu ve doyumlu olmak, yaşadığımız anın, yediğimiz lokmanın, ettiğimiz sohbetin tadını çıkartmak için, her şeyin bizim planladığımız gibi akması, dünyanın bizim tercihlerimize göre dönmesi, tüm insanlığın bizim doğrularımıza göre yaşaması ve geleceğe dair tahminlerimizin sevgiliyle gül bahçesi gezisi tadında olması gerekmez! Zira en güzel anları beklenmedik olumsuzluklar takip edebilir, en karanlık durumlardan ise en parlak günler doğabilir. İnsan düşen andaki hali idrak etmek ve bunun gereğini yerine getirmektir.

Adımımızı atalım ki yol ayağımızın altında belirsin! Yürümek ve her adımın hakkını vermek hepimiz için kolay ve keyifli olsun.

Çok sevdiğim eski bir dostun Yetvart Tovmasyan’ın ölüm haberini aldım dün… Hayatı an be an tadına vararak ve hep müzikle, hep insanla, hep insana dair umut verici gayretlerle dolduran bir Can’dı. Onu bu parça ile uğurlamak istedim bu yazının sonunda. Yeni alemlere nurlar içinde yürü Tomo Ahparig…

 

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

Son Yorumlar

Mehmet 9 yazarının Uranüs Boğa Burcunda; GENEL ve… yorumu
JUNO yazarının 25 Şubat – 20 Mart 2026,… yorumu
Vera yazarının 25 Şubat – 20 Mart 2026,… yorumu
Beril yazarının 25 Şubat – 20 Mart 2026,… yorumu

Juno - Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin