15 Ağustos 2019, KOVA Burcu'nda DOLUNAY – Ferman Padişahın Dağlar Bizimdir!

95117b5549634a7f20e2c1bfc682c5b9

15 Ağustos 2019, KOVA Burcu'nda DOLUNAY – Ferman Padişahın Dağlar Bizimdir!

Fotoğraf: Abdullah Evindar
15 Ağustos 2019 tarihinde, İstanbul’a göre 15:29 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak. DOLUNAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Kova Burcu’nun 22 derecesinde ve haritanın 2’inci ve 3’üncü evlerinin sınırında,
  • Güneş Aslan Burcu’nun 22 derecesinde ve haritanın 8’inci ve 9’uncu evlerinin sınırında. Haritanın 11’inci ve 6’ıncı evlerinin yöneticisi olan Venüs, Güneşin Kalbinde. Mars ve Juno da Stelyuma dahil oluyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası 10 derece Yay Burcu. ANTARES Sabit Yıldızı Yükselen ile kavuşuyor. ALDEBARAN ise DSC noktası ile kavuşum halinde.
  • Yay’ın yöneticisi Jüpiter retrodan çıkmış durumda ve Yükselen ile kavuşum halinde. Jüpiter, Neptün ve Lilith kavuşumu ile kare açı yapıyor.
  • MC Başak Burcu’nun son derecesinde. Başak’ın yöneticisi Merkür de Aslan Burcu’nda, haritanın 8’inci evinde ve retro konumdaki Uranüs ile kare görünümde.

MEALİ;
ASLAN enerjisinin ve ATEŞ unsurunun çok yoğun olduğu bir DOLUNAY bekliyor bizi… Herkes tüm enerjisini, düşüncelerini ve haklarını savunmak için seferber etmiş durumda. Kimsenin geri adım atmaya niyeti yok!
SOSYAL Düzlemde;

  • Aslan ”Altın” madeni ile yakında ilgili bir Burç’tur. ”Aslan’daki stelyumun 8’inci ve 9’uncu evlerin geçişinde olması ve Cazimi kavuşumda olan Güneş ve Venüs’ün 9’uncu ve 11’inci evlerin yöneticileri olmaları” dikat çekicidir. Bu göstergeler, altın arama ruhsatlarının iptali konusunda yükselişe geçen halk hareketinin büyüyeceğini, hatta uluslararası platformların devreye girebileceğini düşündürmektedir.
  • ”ASC ve DSC noktalarının iki güçlü Sabit Yıldız ile kavuşumda olması ve Jüpiter’in aldığı sert görünümler” ön plana çıkmaktadır. Bu göstergeler, politik arenada rekabetin sertleşeceğine ve rakiplerin birbirlerinin saygınlığını zedeleyecek ifşaatlarda bulunacaklarına işaret edebilir.
  • ”9’uncu – 3’üncü evler ve AY Kova vurgusu nedeniyle” Düşünce Özgürlüğü, Basın Özgürlüğü ve Siyasi Tutsaklar konusu yoğun olarak gündeme gelebilir.
  • ”MC yöneticisi olan Merkür’ün Chiron ile üçgen, Uranüs ile sert açısı” iktidarın sarsılmasına neden olacak sert bir çıkışa, Devlet Başkanı’nın saygınlığına ya da sağlığına yönelik bazı endişelerin ortaya atılacağına işaret edebilir.

BİREYSEL Düzlemde;
Kendimiz için nasıl bir gelecek istediğimize dair kurgularımız ile, arzu ettiklerimizi yapmanın getireceği bedeller hakkındaki korkularımız arasında dengeyi bulmaya çalışacağız!
Bu kapsamda gündeme gelebilecek senaryolar:
Bize şevk veren bir fikir ile yükselmişken etrafımızdan yeterli desteği ya da onayı alamamak keyfimizi kaçırabilir. Konu ister yaratıcı bir proje olsun, ister keyifli bir uğraş, bunu bir onay ve destek beklentisi ile yapıyor olmak, bizim özgüvenimizle ilgili bir soruna işaret eder. Kendimizi hoşnut etmek, geliştirmek ya da becerilerimizi sınamak için – eğer ailemizin onayına ve maddi desteğine ihtiyacı olan bir ergen filan değilsek – kimseden izin almaya ihtiyacımız yoktur. Dolayısıyla bir ergen gibi etrafımızın ne diyeceğine fazla takılmak da anlamsız olur 😉
Kafamızda çok şahane bir iş ya da eğitim plan olabilir. Ancak bunun için yeterli kaynak bulamamaktan ya da bir yatırım yapıp karşılığını umduğumuz gibi alamamaktan çekinebiliriz. Geçmişte yaşanmış hayal kırıklıkları da güvenimizi kırabilir. Geçmiş yenilgiler bize ”hangi hataları yapmamak gerektiği” konusunda bilinç ve makul bir temkinlilik kazandırdığı ölçüde değerlidirler. Ancak ”yeniden başlama şevkimizi” kıran bir kaygıya dönüşmelerine izin vermesek iyi olur…
Kaybetme, beceriksizlik etme, umduğunu bulamama, yetersiz kalma korkusu, bizi esir almış olabilir. Ancak risk almadan kazanç da olmaz. Önemli olan riski gerçekçi bir gözle tanımlayabilmek ve abartıdan kaçınmaktır. Eğer elinizdeki veriler size çok ileri gittiğinizi ve işin toparlanabilir bir yanının kalmadığını gösteriyorsa, uyarı zillerini dikkate alıp güvenli alana geçmek iyidir. Fakat siz aşırı kontrol ihtiyacı ve abartılı bir kaygının etkisi altında bütün ihtimallerin en kötü yanına odaklanıyorsanız, bu kendinizi sabote etmekten başka bir şey değildir.
Haksızlıklarla dolu, mantığa dayalı bir düzeni olmayan veya kişiler arasındaki rekabeti körükleyen bir çevrede mi yaşıyorsunuz? Birinin ya da birilerinin hadsizce üzerinize geldiğini ve sizi yıkmaya çalıştığını mı görüyorsunuz? Böyle bir ortamda yükselmek ve tepede kalmak ancak oyunu kuralına göre oynayarak mümkün olur. Adımlarınızı kimseyle ”başetmek” için değil, size göre doğru ve güzel olanı gerçekleştirmek için atın. Derdinizi anlatın ve hakkınızı arayın ama kimsenin hakla hukula ilgilenmediğini görüyorsanız, enerjinizi orada tüketmeseniz ve kendinize yeşermek için daha verimli bir sosyal çevre bulsanız daha iyi olur 😉 Söz konusu sosyal çevre değil de iş ortamı ise, cart diye istifa edin filan demiyorum :))) Ama hakkınızı saygılı ve yapıcı bir şekilde aradığınızda makul bir tepki alamıyorsanız, kendinize daha huzurlu bir pozisyon ve daha adil bir iş bulmak için kolları sıvasanız sanki iyi olur.
Bir ilişkiyi gözümüzde çok büyütmüş ya da gelecek planlarımızın bir parçası haline getirmiş olabiliriz. Ancak ilişkideki ”bariz” aksaklıklar canımızı sıkabilir. Eğer ilişkiden beklentileriniz, karşınızdaki kişinin verebileceklerinden fazla ise ya da sizden beklenenlerin abartılı olduğunu düşünüyorsanız, ortada yanlış giden bir şey vardır 😉 Hiç kimse mükemmel ya da vazgeçilmez değildir. Dolayısıyla taraflardan biri ilişkiyi ”kendisine en uygun ya da kendince mükemmel” olan yönde fazlaca zorlamaya başladıysa, denge bozulmuş ve ”ya tam benim istediğim gibi olursun ya da bu ilişki biter” tehditi ortaya sürülmüş demektir. Kaybetme ya da yalnız kalma korkusu ile verilen ödünler, sonradan ilişkinin tadını daha beter kaçırır. Ayrıca ilişki dediğimiz şey ”birinin projesi” değil, iki insanın oluşturduğu bir dinamiktir. Kimseyi ve hiç bir ilişkiyi hayat planınıza monte etmek için uğraşmayın, zira o sistem illa ki error verir 🙂 Ortak planlarınız iki kişinin de hoşnut ve güvenli olabileceği gibi ise, ilişki akar ve gelişir.
Kendiniz için tasarladığınız hayat çok daha lüks, eğlenceli, konforlu ve parlak olabilir. Ancak geliriniz ya da borçlarınız sizi istediğiniz hayatı yaşamaktan alıkoyabilir. Arzularımız gerçekçi olmaktan uzaklaştıkça, hayatımız çıkmaza girer. Rahatlık, keyif, coşku herkesin hakkıdır. Ama iç huzuru ve denge olmadan yaşanan abartılı keyiflerin bedelleri daha uzun süren keyifsiz ve sıkıcı dönemler olur. Yani maddi dengelerinize çocuksu bir şımarıklıkla yaklaşmasanız iyi olur :)))
Bazı alışkanlıklardan vazgeçemediğiniz için, ağır bedeller ödüyor olabilirsiniz… Rahatlık, prestij, popülarite, saygın ve önemli bulunma ihtiyacı gibi nedenlerle kendinizi birilerine bağımlı hale getiriyorsanız, bu sizi dışarıdan yaldızla kaplasa da içinizdeki değersizlik hissi giderek artacaktır. Öte yandan saygın, popüler, çekici bulunmak için siz sürekli kaynaklarınızı birilerine kullandırtıyor ve konumunuzu ”satın alıyorsanız” bu da içi boş bir özgüven ve değerlilik hissi yaratacak ancak beklentilerin arttıkça artması veya kaynaklarınızın azalması halinde, oluşturduğunuz ilişki ağı çökecektir. Gerçek bağlar çıkar üzerine değil gönül uyumu üzerine kurulur. Özdeğerinizi ve kaynaklarınızı sağlam tutmak istiyorsanız, kimseyi kullanmamaya ve kimse tarafından aşırı kullanılmamaya özen gösterseniz, sizin için daha iyi olur 😉
İnsan kendi başına büyük hedeflerin peşinden gitmekte ya da sesini duyurup hakkını almakta zorluk çekebilir. Böyle durumlarda ”birlikten kuvvet doğar” sözünü akılda tutmak ve aynı amaçları taşıyan insanlarla kolkola girmek yerinde olur. Şayet bu güne dek ”gemisini yürüten kaptan” olduysanız ve başkalarına yapılan haksızlıklara ilgisiz kaldıysanız, bunun çok uzun soluklu  bir kazanç getirmediğini, her insanın ”dosta veya dayanışmaya” ihtiyacı olduğunu fark ettiğiniz bir dönemden geçebilirsiniz. İşbirliklerinde ayrıcalıklı olduğunu zanneden ve bencilce talepkar davranan biriyseniz, kendinizi törpülemeniz gerekir. Aksi takdirde yalnızlık kaçınılmaz olur. Şayet siz başkalarının haklarına saygılı olduysanız fakat karşınızdakiler sizi hep yarı yolda bıraktıysa da buna uyanmanız ve böyle işbirliklerini terk etmeniz çok iyi olur.
Arzu ve Risk… Coşku ve Kaygı… Yükselme ve Düşüş… İsraf ve Yoksunluk… Üstünlük ve Zaaf… Kontrol Arzusu ve Yanılsama… Bencillik ve Tatminsizlik… Bireysellik ve Uyumsuzluk… Bağlılık ve Bağımlılık… Vericilik ve Kurban Psikolojisi… Yaptırım Gücü ve Kanunsuzluk… Özgürlük ve Sınırsızlık… Bunlar daima aynı yatakta uyurlar! Bir eğilim içimizde yükselmeye başladığında diğerinin de kapısı açılır. İnsan olmak uçlara doğru savrulma kapasitesi taşımaktır. Kendinin farkında olmak ise, bu savrulmayı fark edip, kendimizi makul bir noktaya çekmeyi kolaylaştırır.
Kendimiz olmaktan, yolumuzu çizmekten, cesur davranmaktan korkmadığımız, insanlar aramızdaki bağları gereğince kolladığımız ama bağımlılığa dönüştürmediğimiz, doyumsuz değil hoşnut olmayı becerebildiğimiz bir DOLUNAY olsun.
BURÇLARA göre yorum için 15 Ağustos 2019, KOVA Burcu’ndaki DOLUNAY’ın Burçlara Etkisi…
Bu yazıya, Cem Karaca’nın efsane yorumuyla Dadaloğlu’nun eseri olan ”Dağlar Bizimdir!” yakışır mı yakışır 🙂
Hatta bu defa BONUS olarak bir de Joe Bonamassa koydum: Get Back My Tomorrow – Yarınlarımı Bana Geri Ver. Banjo yıkılıyor!

5 Comments

  1. Hakan

    Teşekkürler.

  2. Emel

    Kalemine yüreğine saglik junocum.Tum sevdiklerinizle gecen nice bayramlara insallah.

  3. Arzu

    Tebrik ediyorum beni anlatmışsınız

  4. Sevda

    Bilginize, o bilgiyi konuşturmanıza bir kez daha hayran kaldım. Yazılarınızı ilk okuduğumda anlamakta zorluk çekiyorum ama olaylar geliştikçe ilgili tarihteki yazınıza baktığımda durumu idrak edebiliyorum. Kulağa küpe niteliğinde gerçekten anlayana. Sevgiler:)

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: