11 Mayıs 2021, BOĞA Burcu’nda YENİAY – Doğan Görünümlü Şahini Salıverme Zamanı!

Jay Michalek
Resim: Jay Michalek

11 Mayıs 2021, BOĞA Burcu’nda YENİAY – Doğan Görünümlü Şahini Salıverme Zamanı!

11 Mayıs 2021 günü, İstanbul’a göre 21:58 itibariyle YENİAY adını verdiğimiz Güneş – AY kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY ve Güneş Lilith Boğa Burcu’nun 21 derece sinde ve haritanın 5’inci evinde kavuşuyorlar. Lilith bu kavuşuma eşlik ediyor.
  • Neptün ve Retro konumda olan Pluto YENİAY’a ılımlı açılar yapıyorlar.
  • Haritanın Yükselen Noktası 13 derece Yay Burcu. Yay’ın yöneticisi olan Jüpiter Kova’daki yolculuğunu tamamlamak üzere… 3’üncü eve yerleşmiş.
  • YENİAY’ın gerçekleştiği Boğa’nın yöneticisi Venüs İkizler Burcu’nda, haritanın 6’ıncı evinde. Venüs Terazi’deki MC’nin de yöneticisi. Yükselen Yöneticisi Jüpiter ve Venüs arasında kare açı var.

Sosyal düzlemde;

  • Yönetim kadrolarında deprem niteliğinde gelişmelerin alttan alta meydan geldiği bir zaman. Kanalizasyon patlamak üzere gibi bir görüntü var.
  • Maalesef deprem hatlarının da tetiklendiği bir sürece giriyoruz.

Bireysel düzlemde;

İçimizdeki kanalizasyon patladı patlayacak! Adeta şeklen yaşanan kapanma, hepimizde bir içe dönme ve kendimizi sorgulama sürecine neden oluyor… Hal ve gidişattan memnun olmadığımız konuları daha fazla saklayamıyoruz kendimizden. Baskıladığımız arzular, özlemler, olumlu olumsuz tüm duygular, içimizdeki ihmal edilmiş çocuğun feryatları kulaklarımızı patlatıyor. Sahiplendiğimiz ama artık üstümüze yakıştıramadığımız değerleri, öncelikleri yıkıp geçen bir ses dalgası, bizi alıştığımız sığınaklardan, çıkmaya, artık bize zarar vermeye başlamış savunma sistemlerini yıkmaya zorluyor.

Ne gibi iç çatışmalar ortaya çıkar bu aralar derseniz;

  • Maddi bir kısır döngü içinde olduğumuzu ve radikal önlemler almamız gerektiğini kabul etmek zorunda kalabiliriz. Kafayı dağıtmak için yaptığımız yersiz ve gereksiz harcamalar bizi asıl ihtiyaçlarımızı karşılamaktan alakoyacak bir borca sürüklemeye başlamış olabilir.
  • Yetersizlik kaygısı veya alışkanlıklarımızı değiştirmeme güdüsü ile iç kaynaklarımızı iyi değerlendirmediğimizi fark edebiliriz. Şimdiye kadar denediğimizden daha farklı yollardan para kazanabileceğimizi ya da değer üretebileceğimizi görebiliriz.
  • Çıkışsızlık hissi kullanmayı ertelediğimiz bir yeteneğimizi ortaya çıkartmak için bizi tetikleyebilir.
  • Standartlarımıza FAZLA TAKIK olmak yüzünden, elimizden olanların keyfini süremez hale geldiğimizi, fazla kaygılı ve şükürsüz olduğumuzu görüp, biraz rahatlamaya geçmemiz gerekebilir.
  • Değerli bulduğumuz, bize değer kattığını düşündüğümüz şeylerin, aslında o kadar önemli olmadığını, bizi gerçekten doyumlu ve mutlu kılacak şeylerin alıştığımız ve ısrarla elimizin altında tuttuğumuz şeylerde değil, elimizi uzatıp almak için çaba göstermediğimiz, keşfedilmeyi bekleyen yerlerde olduğunu görebiliriz.
  • Mutlu olmadığımızı, zira kendimizden ve seçimlerimizden hoşnut olmadığımızı kendimize itiraf edebiliriz. Bu farkındalık bizi yeni arayışlara ve farklı seçimler yapmaya teşvik edebilir.
  • Hayata dair seçimlerimizle barışık olmadığımız ama bunları dönüştürecek cesarete de sahip olmadığımız için, saçma sapan kaçamaklar ve oyalanma atakları ile kendimizi kandırdığımız, belki kendimize ve başkalarına yönelik ihanet ve aldatma içinde olduğumuz alanlar patlak verebilir.
  • Kendimizi sevmemek, kendimize yeterince kıymet vermemek, bu yüzden elde ettiklerimizin kıymetini bilmemek, hayatımıza dair olan hiç bir şeyi sevememek, hiç bir şeyden tatmin bulamamak gibi bir sorun yaşadığımızı idrak edebiliriz.
  • Duygularımızdan korktuğumuz için onları fazlaca baskıladığımızı, onları tanımlayıp üzerinde çalışmak yerine, yalanlamak, içimize atmak, dışarıya farklı bir görüntü vermek, dolaylı yollardan gidermek gibi yöntemlerle kendimize yabancılaştığımızı görebiliriz.
  • Çocukluğumuza dair bir farkındalık yaşayabiliriz. Bu durum kendimizle ilgili yeni açılımlara zemin oluşturabilir.
  • Çocuklarımıza dair kaygılarımızın abartılı olduğunu ya da onlara kendimize göre elbiseler biçmeye çalıştığımızı ve bunun gerilim yarattığını, onlarla aramızdaki sorunları farklı bir gözle değerlendirmemiz gerektiğini görebiliriz.

”İçimizdeki Çocuk” muhabbetine gıcığımdır ben aslında! ”Büyümedim, büyümüycemm, saçmalayacammm, sorumluluk almayacam! Birileri beni taşısın. Batırayım temizlesinler. Herkes sümüğümü silmekten sorumlu devlet bakanı olsun. ‘Olaylar neden buraya geldi? Ben buradan nasıl çıkarım?’ gibi soruları asla sormayayım. Naapayım ben böyleyim diye kapatayım konuyu.” arzusunun üstünü şekerle kaplamak için, hep ”İçimizdeki Çocuk” bahane edilir.

Asıl ”İçimizdeki Çocuk” ihmal edilmiş, büyümeden bırakılmış, üstüne kilitler vurulmuş, kendini tanıması, gelişmesi, yolunu bulması için yeterince teşvik görmemiş GERÇEK BİZ’dir. Onu orada bırakmış olduğumuz için arada bizi sabote eder ve yüzümüzü ona dönüp sahip çıkmamız için alttan alta dürtükler.

Büyüdüğümüzü zannederken, içimizdeki çocuğu bir odaya tıkmış, üzerimize beklentilere uygun olduğunu düşündüğümüz kıyafetler giyip sokağa çıkmış, bize kendimizi güçlü, onaylanabilir, güvenli ve korunmuş, saygın hissettiren bir takım seçimler yapmış insanlarız. Yani hepimiz DOĞAN GÖRÜNÜMLÜ ŞAHİNLERİZ!

Onaylanmak, kendimizi önemli, değerli ve güvende hissetmek için yaptığımız bir sürü şey var. Bunların bazıları gerçekten bize uygun. Ama biz onları seçerken kendimizi gerçekleştirmek için değil, birilerinin bize yüklediği kaygıları sırtlanıp çizilen rotayı izlemek gayretiyle davranmış olduğumuz için, taaa derinde bir kuşku ve huzursuzluk, hatta bir isyan hissediyor olabiliriz.

Örneğin muhasebeci olmuşuzdur. Aslında gerçekten kafamız finansal analize iyi bastığı için bu işi yapmaktan pekala zevk alıyor da olabiliriz. Ama bunu birileri bize ”git elin ekmek tutsun” dediği için seçmiş olmak içten içe ağır geliyor olabilir. O işi iyi yapan yanımızı onurlandıramayacak kadar küskün olabiliriz. Zira içimizdeki çocuk kendisini kalıplara tabi kılmış olan yanına kızgındır. Ben aslında yazar olabilirdim diyen bir yanımız vardır mesela bir zamanlar susturduğumuz… Onu güvenli bulmadığımız için baskıladığımız için kendimize, bizi böyle davranmaya iten hayat şartlarına kızgın olabiliriz. Aç kendine bir blog… Yaz içinden geldiği gibi… Rakamlarla da aran iyiyse o yanını da sev, takdir et… Kendini onaylamak için romantik yanını ezme… Romantik yanın da alttan – hele de iki kadeh içtiğinde – ortaya çıkıp senin evine ekmek getiren yanını ezmesin… Ailene ”Bunlar nereden çıktılar başıma! Ben aslında bunlara bakmak için bu hallere düştüm.” der gibi bakma… Sen kendini güvende tutmak için seçimler yaptın ve şimdi mutlu değilsin. Zira bunları yaparken içindeki başka bir güdüyü, duyguyu, arzuyu bastırdın. Şimdi o seni rahatsız ediyor. Yazar olsan daha mutlu olurdun diye bir şey yok… Ama yazmak istiyorsan bunun önünde de bir engel yok! Nobel ödülüne aday olmak için değil, yüreğinin sesini duymak için yaz Kardeşim 🙂 Yüreğin ortaya dökülünce, kendinde ihmal ettiğin yanları da görür, seversin… Korunup kollanmak için yaptığın seçimlerden de içten içe tiksinmeyi bırakır, onları ve onları seçen kendini suçlamak yüzünden zehirlenmez, sevecenlikle onlara da sahip çıkarsın.

Yukarıdaki örneği, işe, eğitimimize, ilişkilere, düzenimize, duygularımıza geçirdiğimiz kılıflara ve onlarla baş etme şeklimize… Yani bizi değerli, önemli, güvende hissettiren her şeye dair tutumumuza uygulayın.

Sahip çıkamadığımız her seçim bizi alttan alta sabote eder. Eğer gerçekten çok yanlış, çok uygunsuz seçimler yaptıysak, bunları değiştirme cesaretini göstermek içimizdeki şahini özgür bırakır. Eğer değiştirmemiz gerekmediğini, sadece tüm kalbimizle sahiplenmemizin önündeki engelin yine kendimize değer vermemek olduğunu görüyorsak, bu da içimizdeki şahini özgür bırakır.

Kaygı veya tepki yüzünden yaptığımız veya yapmadığımız her şey bizi bizden uzaklaştırır. Kaygılarımız, tepkilerimiz, özlemlerimiz, beklentilerimiz önce kabul edilmeyi beklerler. Zira kabul edilmeyenleri derinine inip anlamak mümkün değildir. Anlamadığımız şeyi kucaklayamaz, gerçekleştiremez, değiştiremez, dönüştüremez, baş edilir hale getiremeyiz.

İçimizdeki çocuk, özgür bırakılmayı bekleyen şahindir. Önce onu fark edin. Sonra da sevgiyle EĞİTİN! ”Sal deli deli uçsun… Bırak yıksın döksün, başkaları arkasını toplasın… Sustur Doğan rahatsız olmasın…” Bunların hiç biri işe yaramamıştır, yaramayacaktır. Önce bakmamız, görmemiz, olduğu gibi sevmemiz, sonra da sevgiyle, kabulle büyütmemiz gereken bir gönül kuşudur o…

Gönlünüzün kuşlarına iyi bakın 🙂

BURCA GÖRE YORUMLAR için https://junoastrology.com/11-mayis-2021-boga-burcundaki-yeniayin-burclara-etkisi/ beğeni ve faydanıza açılmıştır…

Su Uyandı Sen Uyanmadın Aşkolsun! Leylaklar’ı Mihrap Eskiocak söylemiş…

 

8 Comments

  1. Ebru

    Müthiş👏👏👏♥️💐 kafa açan yazılar için teşekkürler…

  2. Müjgan emre

    👏👏👏👏o zaman 💃

    1. Ayşe

      Sizinle buluşmam gerekiyormuş ..Ki dün sabah 05.00 civarında karşılaştım sayfanız ile..Demek ki bu aydınlanmaya kavuşmam içinmiş..Yaşasın diyorum teşekkür ediyorum..Payıma düşeni almak yolunda ..

  3. Sevilay

    Be bu yaşıma kadar kendi.i boğa sanıyordum 20 de doğmuşum koç oluyorum ama asla kabul edemiyorum hep boğa orak gördüm çok karışık ben çocukluğumda beni pek dikkate almamışlar gibi geliyor saat kaçta doğduğunu da bilmiyolar

    1. JUNO

      Yavrum bütün derdin bu olsun 🙂

      1. Deniz

        Beni hic bilmeyen biri oturmus kalbimi yazmis buraya. Canimsin Juno.

  4. Sema

    Muhteşemdi kendimi okudum resmen

  5. Yüceleryücesi Zatın huzuru şerifleride buraya not bırakıyorum.Meded ya ilahi

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: