5 Temmuz 2020, Oğlak Burcu’nda AY Tutulması ve DOLUNAY – Zaafını Bilmek Gücünü Bulmaktır!

Marlies van Boekel

5 Temmuz 2020, Oğlak Burcu’nda AY Tutulması ve DOLUNAY – Zaafını Bilmek Gücünü Bulmaktır!

Resim: Marlies van Boekel

5 Temmuz 2020 günü, İstanbul’a göre 07:45 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak. Bu DOLUNAY’a bir de AY Tutulması eşlik edecek. TUTULMA haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Oğlak Burcu’nun 13 derecesinde ve haritanın 6’ıncı evinde.
  • Güneş Yengeç Burcu’nun 13 derecesinde, haritanın 12’inci evinde, SİRİUS Sabit Yıldızı ile tam kavuşum halinde.
  • Retro konumdaki Merkür, Güneş ile geniş açılı da olsa bir kavuşum yapıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası 8 derece Aslan.
  • Koç’taki Chiron – Mars kavuşumu, AY, Güneş ve Terazi’deki Juno arasında Öncü Büyük Kare var.
  • Kuzey AY Düğümü Beyt-El-Cevza / Betelgeuse Sabit Yıldızı ile kavuşumda.
  • Jüpiter, Pluto ve Satürn, retro konumda ve Oğlak’ta stelyum halindeler.

MEALİ;

Öncelikle GENEL etkilerden bahsetmekte fayda var. Bu Tutulma haritasındaki birçok gezegen ve gösterge Türkiye’nin kuruluş haritasındaki gezegenlerle kavuşum halinde. Sosyal anlamda kırılganlık algısı ve zarar görme korkusu tavan yapmış durumda. Güçsüzlük ve çaresizlik temalarının bir bulut gibi algılarımızı kaplamasına karşın, ülkenin bir dönüm noktasından geçtiği görülüyor. 18 yıllık bir süreç tamamlanmış. Görüntüde bambaşka gelişmeler olsa da, bir değerlendirme, özündeki değerleri hatırlama, sorgulama, tükeniş/çözülme ve yeni bir başlangıca hazır hale gelme süreci tetikleniyor.

Bireysel düzlemdeki etkilere gelince;

Zayıf, hatalı, hasarlı, ömrü bitmiş, içi boşalmış, koruma / besleme / hizmet etme özelliğini yitirmiş olan nesneler, konumlar, düşünceler, tutumlar, ilişkiler, güvenlik alanları, iktidar odakları hayatımızdan çıkmak zorunda! Bir şeyin işe yaramadığını, bir işin ters gittiğini, bir tavrın anlamsız olduğunu, bir ilişkinin içinin boşaldığını, bir alışkanlığın, bir inanışın hatta korkunun bile daha fazla tutunmaya ve büyütmeye değer bir yanının olmadığını, bu ”tanıdık” hale gömülü kalmanın bizi korumadığını, hatta daha da zarar görmeye açık hale getirdiğini fark etmeli, tükenen, ömrü dolan, biten şeylere yol verip hafiflemeliyiz.

Bu salıverme, bırakma, terk etme, çözülme sürecine engel olan bizim renk vermemek, bir şey yokmuş gibi davranmak, kırılganlıklarımızın üstünü örtmek, olduğumuzdan çok daha serinkanlı ve duruma hakim görünmek çabamız. Oysa zaafı kabul etmeden zararı göğüslemek ve sorunu tedavi etmeye başlamak, çöküşü kabul etmeden ayağa kalkmak ve gerektiği gibi güçlü olmak mümkün değildir!

Hayatımızı ”pekala” kontrol edebiliyormuşuz gibi görünmek çabası bizi zaaflarımızın üstünü örtmeye itiyorsa, kontrolün çoktaaan elden kaçtığını, ısrarın anlamını yitirdiğini, dümenin kırıldığını kabul etmek, hasar tespiti yapmak, yaraları daha fazla derinleştirmeden sarmak ya da kangren olmaya doğru giden konulara radikal çözümlerle yaklaşmak şarttır.

Bizi korumayan damın altında durmak yerine yıldızlı bir gökyüzünün altında, açıkta olduğumuzu bilmek ve ona göre davranmak daha akıllıcadır. Zira bu kendimizi salıp bırakmak ve sadece mızmızlık edip sorumluluğu üzerimizden atmak yerine, bizi algılarımızı açık tutmaya, can havliyle çözümler üretmeye teşvik eder. Zayıflığını, kırılganlığını, eksiğini bilen gücünü de hatırlamak veya derinde bir yerde durduğu yerden onu çıkartıp kullanmak zorunda kalır.

Gerçeğin farkında olmamıza rağmen hepten geri çekilmeye ve anlamını / işlevini yitirmiş yerlerde oyalanmaya çalışıyorsak, bu sadece zararı arttıracak ve daha fazla zaman kaybetmemize neden olacaktır. Serinkanlı, dirayetli, sessiz ve kararlı, kendini salıvermemek ve gereğini yapmak konusunda gayretli olmak işte tam bu aşamada yani sorunun ve gereken çözümün adını koyduğumuz zamanda devreye girmelidir.

Eksiğini, hatasını bilmek, insanı kibir ve inkara sürüklediği ölçüde görülen zarar artar. Bu bir şeyi ille kendi bildiği gibi yapmakta ısrar eden ve kendini yaralayan bir çocuk gibi davranmaktır. Oysa insan kırılganlığına rağmen hatta tam da kırılganlığı yüzünden güçlüdür. Zaafını bilmek ve kabul etmenin güce dönmesi, insanın ”MERKEZDEN” yani kendisini besleyen ana kaynaktan yardım ve yol göstericilik talep etmesiyle olur. Kaybolmuşluk hissi ve zarar görme korkusu yüzünden kendimizle ve etrafımızla kavga etmek yerine RUH’umuzdan bizi tam ve bütün kılmasını, göremediğimiz yolu göstermesini, yepyeni bir yolculuğa çıkartmasını dileyelim… İnsanın gerçek gücü ile buluştuğu, kendisine bahşedilmiş, koşulsuzca hediye edilmiş ışığı bulduğu, teslim olduğu halde ayağa kalkıp koşabildiği yer tam da burasıdır.

Yapamadıklarımızı, yapmamız gerekmeyenleri, artık işimize yaramayanları, işlevsiz ve anlamsız olanları, geride kalması gerekenleri tespit edip, önümüze baktığımız, gücümüzü kuşandığımız, her sonun bir başlangıca vesile olduğunu bilip yokluktan varlığa geçmeye davrandığımız bir TUTULMA olsun! Karanlığı bilmek ışığı bulmaya vesile olsun.

BURÇLARA GÖRE yorumlar için VOGUE ASTROLOJİ sayfasındaki yazımı ziyaret edebilirsiniz.

Avishai Cohen’den Remembering yıkasın kalplerimizi…

9 Comments

  1. Belma

    İlişkilerde beceriksiz buluyorum kendimi ve istismara açık olduğumum farkındayım.Aşamıyorum.

    1. JUNO

      Bir çoğumuz öyleyiz… Ve aşabiliriz 🙂

  2. Yine tamda benim durumumu tespit etmiş ve bana seslenmiş siniz. Nihayet aklım ve kalbim tam tutulmanın başladığı saatler itibariyle yazdıklarınızı uygulamaya ve yola çıkma cesaretini ve. Yeniyi kucaklamaya karar vermişti…ama dediğiniz gibi sakin, sessiz, dirayetli ve cesur…bendeniz 20.subat 1973 de akşam 20.30 da. Tahran’da doğmuş bir balık yükselen de terazi derler…neden yazdım bu kadar çünkü nerdeyse şuanki net kararları almam 3 yılımı aldı…her dolunayda bana ayağa kalkmam ve gözlerimi açmam için uyarıda bulundunuz ama ancak kafam ve kalbim yeni yeni hizaya gelmeye başkladi…artık hayal değil eylem zamanı geldi…teşekkürler ?

    1. JUNO

      Kolaylıklar dilerim 🙂

  3. Sevgilerle

    vogue konusunda iyi dileklerimi sunmak isterim yaklaşık 6 senedir sizinle birlikteyiz Juno Hanım.

  4. Çiğdem

    Çok iyi geldi bu yazi.. Teşekkürler Junocuğum♥️ Tekrar tekrar okuyorum..

  5. Mustafa Kemal Metin

    Neden randevu alamıyorum…

    1. JUNO

      BU ara randevu veremedim kimseye özür dilerim. Benim farklı bir yoğunluğum var.

  6. Tuğçe

    Ben de mutlaka girip bakıyorum sitenize, dolunay oluyor, yeni ay oluyor siz ne yazdınız onu merak ediyorum:) fakat daha önceleri burçlara göre de yorumlardınız, şimdi yapmıyorsunuz pek:/

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: