31 Mayıs 2026, YAY Burcu’nda DOLUNAY; Yine Har Vurulup Harman Savruluyor!
31 Mayıs 2026, YAY Burcu’nda DOLUNAY; Yine Har Vurulup Harman Savruluyor!
31 Mayıs 2026 günü, İstanbul’a göre 11:44’de DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş-Ay karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasında yok yok…
- Güneş İkizler Burcu’nun 10 derecesinde ve haritanın 10’uncu evinde. Aldebaran Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.
- Uranus Güneş ile geniş orblu bir kavuşum yapıyor. Pluto da üçgen açıda.
- İkizler’in yöneticisi Merkür de İkizlerde, Polaris ve Betelguese Sabit Yıldızları ile kavuşuyor.
- Ay Yay Burcunun 10 derecesinde ve haritanın 4’üncü evinde. Antares Sabit Yıldızı ile kavuşuyor. Lilith ile hala açı sayılabilecek bir mesafede.
- Yay’ın yöneticisi Jüpiter Pollux Sabit Yıldızı ile kavuşuyor ve Chiron’dan kare açı alıyor.
- Satürn, Ay ve Güneş’e ılımlı açılar yapıyor.
- Venüs Sirius Sabit Yıldızı ile kavuşuyor ve Satürn’den kare açı alıyor.
- Kuzey Ay Düğümü Fomalhaut Sabit Yıldızı ile kavuşuyor.
- Yükselen 28 derece Aslan. Esasen biraz zorlasak o da Regulus ile kavuşuyor olurdu ama Kralların Kralı henüz sahneye çıkmadı bence!
Haritada her şey Ateş ve Hava… Yani Har Vurulup Harman Savruluyor! Ortalığı ateşe veren çıkışlar yapılıyor ve neyin zayi olduğu kimsenin umurunda değil. Bol keseden fikirler, iddialar, ihtimaller, öneriler, tehditler ve teklifler uçuşuyor havada. Duygular ve tepkiler iniyor ve çıkıyor. İnsanlar olanları izlerken çaresizce dalgalanıp duruyorlar. Titreşim yüksek ama hiç bir şeyin ayağı yere basmıyor. Ortada duran gerçeği kimse ne görüyor ne dile getiriyor; BÜYÜK BİR HESAP GÖRÜLÜYOR. Herkes bu hesabın bir yerinden tuttuğunu sanıyor. Ama pek az kişi yüreğinin sesini duyuyor ve çok daha az kişi süreci basiretle yani hakikatle safsatayı ayırt edebilme becerisi ile değerlendiriyor. Bu dönemin bir galibi yok Dostlar… Masalar kurulduğunu ve bazı anlaşmalar yapıldığını duyacağız. Ancak o masalarda gerçekte neyin konuşulduğu pek az kişi bilecek ve masaya oturanların aslında neye hizmet ettikleri hiç konuşulmayacak. Ancak zaman geçip kül ve duman ortadan kalktığında, elimizde ne kaldığını göreceğiz.
Bireysel düzlemde aklı selim sahibi davranmaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz dönemdeyiz. Belirsizlik ve tutarsızlık yüzünden tam olarak neye meyil vereceğimizi bilemediğimiz ya da bir hale kapılıp gittiğimiz bu süreçten sağlam çıkmak için şunlara dikkat etmekte fayda var;
- Hız ve heyecana kendinizi kaptırmayın. Çarpıntılı ve telaşlı hissediyorsanız sağa sola atılmayın, çırpınmayın, DURUN ve SAKİN BİR NEFES ALIN!
- Bir şeyi bilmiyorsanız, bilmiyorum deyin. Biliyor ve hatta daha fazlasını öngörebiliyor gibi davranmayın. Akıllı görünmeye çalışan bir aptal olmayın. İzlemeye, gözlemeye, tarafsızca incelemeye devam edin.
- Hiç bir şeye hemen inanmayın. Okuduğunuz ve duyduğunuz her şeyi farklı kaynaklardan ve olabildiğince tarafsız mecralardan kontrol edin.
- Her iddiaya düşmeyin, her sözü ciddiye almayın. Özellikle de her ”sözde bilgiyi” etrafa yaymayın!
- Acele etmeyin ve sizi aceleye getirenlere itibar etmeyin.
- İyi düşünerek ve araştırarak karar alın. Kararlarınızı uygularken küçük ama somut adımlar atın ve her aşamada kontrol, karşılaştırma ve sağlama yapın.
- Bir seçim yapacaksanız, en vazgeçilmez önceliklerinizi ve değerlerinizi kerteriz alarak yapın. Geçici kaygılara, varsayımlara, heveslere kapılmayın.
- Ne yapmanız gerektiğini tam olarak göremediğinizi hissediyorsanız, mecbur olmadığınız hiç bir şeyi yapmayın.
- Kontrol ve müdahale edemeyeceğiniz şeyler için boşuna endişe edip çırpınmayın.
- Kendinize basit ama hakiki işlevler bulun ve onların hakkını vererek yaşayın.
İnsan yürürken kendini güvende hissetmek istediği için bir kutup yıldızı arar… Bunu bazen insanlarda bazen fikirlerde bazen göklerde bulmaya çalışır. Oysa asıl kutup yıldızı içimizdedir. Zihnimizi bulandıran çılgın kalabalığın hay huyundan uzakta, sessizce durup ruhunuzun size fısıldadığı şeyleri duyun. Hayata tutunmak için gelip geçici olan hallere tutunmayın. Onlarla hemhal olmayın. Feleğin çarkı döner ve gerçekler yalan olur, zanlar boşa çıkar, bütün planlar lafta kalır. O yüzden sabitliği hayatta aramayın. Merkezinizi sabit tutun. Kalbinizi, aklınızı ve tavrınızı bütünleyin. İnsanları yargılamayı, suçlamayı ve sebep tutmayı bırakın. Etrafınızda varlığını görmek istediğiniz gibi bir insan olun.
Ömrümüzde adım adım aradığımız şeyler, kalbimize ve her hücremize işlenmiş hakikatlerdir. Bu şarkıyı bir ilahi gibi de dinleyebilirsiniz;