12 Aralık 2019, İkizler Burcu’nda DOLUNAY – Yanılsama ve Kararsızlıktan Kurtulma Zamanı!

mikiko noji

12 Aralık 2019, İkizler Burcu’nda DOLUNAY – Yanılsama ve Kararsızlıktan Kurtulma Zamanı!

Resim: Mikiko Noki

12 Aralık 2019 günü, İstanbul’a göre 08:12 itibariyle İkizler – Yay aksındaki DOLUNAY tam halini alacak. DOLUNAY haritasını aşağıdaki göstergeleri dikkate alarak yorumluyorum;

  • AY İkizler Burcu’nun 17 derecesinde ve 7’inci evde haritanın DSC noktasına temas ediyor.
  • Güneş YAY Burcu’nun 17 derecesinde ve 1’inci evde haritanın ASC noktasına temas ediyor.
  • Neptün ve Lilith Ay ve Güneş ikilisine T-Kare yapıyor.
  • AY’ın girdiği İkizler’in yöneticisi Merkür, Yay Burcu’nda, haritanın 12’inci evinde ve Chiron ile üçgen açı içinde.
  • Güneş’in girdiği Yay’ın ve aynı zamanda ASC’nin yöneticisi olan Jüpiter, haritanın birinci evinde, Oğlak Burcu’nda ve Retro Uranüs ile üçgen yapıyor.
  • Oğlak’taki Satürn – Venüs – Pluto kavuşumu, AY ile 150 derecelik açı içinde.

Bir alay kafa karışıklığı ve yanılsama ile yüzyüze geleceğimiz ama bunların arasından netleşerek çıkmaya da mecbur kalacağımız DOLUNAY bizi bekliyor!

DOLUNAY 1.inci – 7.inci evler aksında ve tam ASC – DSC noktaları üzerinde gerçekleşeceği için, BEN ve ÖTEKİ teması gündemimize oturacak. İç hesaplaşmalar kadar, başkaları ile aramızdaki maddi / manevi yüzleşmeleri de yapmak zorunda kalacağımız bir zaman diliminden geçeceğiz. İkili ilişkilerimiz, maddi veya duygusal hayat ortaklıklarımız konusunda bizi alttan alta tedirgin eden, kendimizi kullanılmış ya da aldatılmış hissettiren, inciten, kızdıran meselelere sırtımızı dönmemiz mümkün değil! Eğer biz karşımızdakilere böyle hissettirdiysek, bu konu da önümüze gelecek. Kısacası bu DOLUNAY’da ”İlişki Çöplüğümüze” girip geri dönüşüm işlemlerine başlayacağız 🙂 Hepimize hayırlı uğurlu olsun Efendim!

İkizler – Yay teması nedeniyle iletişim, farklılıkların tartışılması ve ortak ya da bağımsız yargılara varılması kaçınılmaz olacak. Tek tek olayların üzerinde tartışarak zaman kaybetmek ile büyük resmi ve kişilerin buna uzun dönemdeki katkılarını dikkate alarak karara varmak arasında gidip geleceğiz. Ağzımızdan çıkan lafın gideceği yeri bilmek, konuşma ve davranışlarda haddi ve hakkaniyeti aşmamak, karşımızdakinin sınırına özen göstermek ve kendi sınırlarımızı sağlıklı bir şekilde koyabilmek temalarına çalışacağız.

Tek tek olaylar bazında herkes kendi derdini kendi dilinden ortaya koyacak ya da bu güne dek ortaya çıkartılmamış olan karın ağrıları bir şekilde gündemi işgal edecek. Bastırılmış ve ertelenmiş olan duygu ve algıların kendi kendine mayalanmış olması nedeniyle fazla köpük saçması ve haddini aşarak ortalığa taşması mümkün 😉 Yani tarafların her biri kendi durumuna ağıt yakıp gündemi kendi görüş açısı ile belirlemeye ya da takıldığı bir iki olayı ”bütünden kopartarak” asıl mesele haline getirmeye çalışacak.

Olayları değerlendirirken parçayı bütünden ayrı düşünmemek ama bütünü bahane ederek parçanın önemini de ihmal etmemek gerekecek! Bunu basit bir örnekle açıklarsak; Sevdiğimiz birine gül hediye ettiğimizi ve o kişinin güle alerjisi olduğunu varsayalım… Alerjisini bize ifade etmiş olmasına rağmen ona gül hediye etmemiz onu sevmediğimiz anlamına gelmez ama o bizi bununla suçlayacak, zira kendini önemsenmemiş, geçiştirilmiş hissedecek. Biz kendimizi iyi niyetimize rağmen yanlış anlaşılmış ve çaresiz hissedeceğiz. Fakat uğradığımız haksızlık unutkan olduğumuz gerçeğini de değiştirmeyecek 🙂

Öte yandan büyük resme, ilişkiye ikinci halkadan dahil olanlar da girecek! Maddi veya manevi olarak bir insanla paylaştığımız hiç bir deneyimin, yalnızca iki kişiyi bağlamadığını, geniş yansımaları da olduğunu ve bunların dikkate alınması gerektiğini fark edeceğiz. Eğer ikili ilişkiye dair tercih ve tutumlarımızla başkalarına zarar veriyorsak, bunu mecburen dert edeceğiz. Örneğin iki ortak arasındaki anlaşmazlığın şirkette çalışanlara hatta müşterilere dair yansımaları da problemin bir parçası olacak. Ya da bir evlilikteki anlaşmazlıktan çocukların nasıl etkilendiği ya da başka bağları olan bir insanla olan ilişkimizin o bağları, o bağların da bizi nasıl etkilediği önemli olacak.

Muhtemel bir idrak konusu da: Bir insan başkalarıyla ilişkilerini nasıl yönetiyor, hangi mantıkla yaklaşıyor, o ilişkilerde kendini nasıl koruyor ya da hakkaniyet ölçüsünü nasıl belirliyorsa, bizimle ilişkisinde de aynen öyle olacak! Başkasının duygularını, haklarını, ihtiyaçlarını, maddi / manevi kaygılarını önemsemeden bizimle bağ kuran biri, yarın bize de aynı şeyi yapacak. Ya da birilerinin kendi hakkını yemesine, onu manipule etmesine, bazı imtiyazlarını kullanarak zorda bırakmasına izin veren biri, bizimle ilişkisini de bu tür manipülasyondan korumayı başaramayacak. Kısacası büyük resimdeki izlere dikkat etmezsek, yaşayacağımız olaylar aynı resmin küçük bir parçası haline gelecek.

Elbette bu saydıklarım bize yapılacaklar kadar bizim kendimize ve başkalarına yapacağımız şeylerin bir tarifi de olabilir! Etrafımızdakileri bize yaptıkları ile yargılarken, kendimizi haklı çıkartma / doğrulama / savunma şeklimizin hem etrafımıza hem kendimize zarar verdiğini görmemiz gerekecek.

Bahanelerin, illüzyonların, duygusal bir sosla süslenip beceriksizce örtülmek istenen açık hataların, drama kalıplarının, kaçak güreşlerin, başka bir deyişle BİZE YAPILMASINI İSTEMEYECEĞİMİZ ŞEYLERİN tolere edilmediği bir zamandan geçeceğiz. Ne bize yapılanı görmek ve hesabını sormaktan kaçınmak mümkün olacak, ne de bizim yaptıklarımıza bir kılıf bulmak…

Konu ilişkiler değil ama bir şekilde tanımlara, mekanlara ve konumlara dair hissettiğimiz BAĞLAR ise, o zaman bu DOLUNAY’da tutunmaya çalıştığımız şeyleri neden bırakamadığımız ya da onlarla bağ kurma şeklimizdeki sorunlu yanları, takıntıları, kaygıları çözümlemek zorunda kalacağız. Buna geçmişten bu yana benimsediğimiz bir kimlik tanımı da dahil! Sonuçta tutunduğumuz yerde kalırsak şikayetsiz kalacak zira nedenlerimiz konusunda kendimize dürüst olacak, gidersek de gözümüz arkada kalmadan yol alacağız 🙂

DOLUNAY geçtiğinde, olanın adı açıkça konmuş ve önümüzde uzanan yol kararlılıkla çizilmiş olacak. Üstelik aslında bu yola çoktan girmiş olmamız gerektiğini, bu kararı sadece ertelemiş olduğumuzu ve son yaşananların kafamızdaki belirsizliği silip kararı pekiştirdiğini fark edeceğiz.

Dürüst, cesur ve adil bir DOLUNAY olsun. İstediğimiz gibi olmayanlar da bizim ve herkesin hayrına ve nasıl olması gerekiyorsa öyle olsun.

BURÇLARA göre yorum için https://junoastrology.com/12-aralik-2019-ikizler-burcundaki-dolunayin-burclara-etkisi/ bağlantısını ziyaret edebilirsiniz.

”Günahı Bir Tek Bana Yıkmayın!” HUMAN – Morgan James cover versiyonu ile dinleyin.

3 Comments

  1. Sevilay

    Yine muhteşem.
    Ne dyeyim.
    Müneccimlik bu!

  2. inci aygül

    iyi günler öncellikle yorumlarınızı takip ediyorum güneşim başak yükselenim boğa yaklaşık 3 aydır çok zor süreçlerden geçiyorum evliliğim bitti ama çok çirkin bir şekilde eşimle mahkemelerim var ben istememe rağmen eşim çirkinleştiriyor işleri borçlarını ödemiyor maddi manevi mağdur ettiği yetmiyormuş gibi birde saçma sapan şeylerle mahkeme açıyor falan kendimi sorguluyorum sürekli bende bir hata var mı diye neden bu süreç böyle gidiyor diye algılayamıyorum eşimi tanıyamıyorum çok zor günlerden geçtik çok borçlar ödedik daha doğrusu ben onun borçlarını ödedim bu sürecin nasıl ilerleyeceğini bilmek istiyorum aslında bu süreçte ne yapmalıyım ben

  3. […] zorunda kalacağımız bir zaman diliminden geçeceğiz.” demiştik.  Genel yorumlar için https://junoastrology.com/12-aralik-2019-ikizler-burcunda-dolunay-yanilsama-ve-kararsizliktan-kurtul… yazısını […]

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: