Posted in Uzun Dönemli Etkiler

Jüpiter – Chiron Karesi … ACI BEDENİMİZLE VEDALAŞMAK

Jüpiter bolluk bereket ve genişleme getirir diye bilinir… Bu aralar genişlemeyi, algı ve tutumlarımızın sınırlarını esneterek yapıyor. Alışmışız; ne olsa Satürn’den biliriz de … bu aralar Jüpiter – yani bizim büyük büyük babamız – çeviriyor bütün dümenleri.

Retro konumda olan Chiron ile kare yapıyor bir kaç gündür. Bu kare 24 Temmuz’da tamlık kazanacak ama zaten Chiron ters döndüğünden beri şimdi anlatacağım etki, eni konu devrede… Merkür retrosu bitene kadar da böyle olacak. Continue reading “Jüpiter – Chiron Karesi … ACI BEDENİMİZLE VEDALAŞMAK”

Advertisements
Posted in Uzun Dönemli Etkiler

RETRO’lar Dönemi – Merkür Retro, Uranüs Retro, Neptün ve Chiron ters döneli epey oldu, Pluto zaten hepsine karşı…

Önce 13 Temmuz’da Uranüs ters sürecine girecek ve 13 Aralık’a kadar bu şekilde devam edecek… Bu çok sıradışı bir hal değil…Uranüs bu işi her sene yapar! Yani durağan devreleriyle birlikte, her senenin yarısını, gerçek kimliğini saklayarak geçirir. Uranüs, Yaratıcı Enerji’dir. O doğal bir liderdir. Sormaz, izin istemez, beklemez, YAPAR! Taklitleri de onu takip eder ve Uranüs ters dönünce onlara gün doğar. Retro sürecinde en fazla dikkat etmemiz gereken şey, ”Özgün ve Özgür” görünen herşeyin zannettiğimiz kadar büyük bir numarası olup olmadığını kontrol etmektir. Ayrıca kendi içimizdeki ”çılgınlık yapma” arzusunu hayata geçirirken, birkaç kez düşünmemizde fayda olacaktır. Çünki, dürtü başkadır, taşıma gücü başka… Hele de etrafta bizi kışkırtan birileri varsa. Aman, işte asıl onlara dikkat!!! Kızılderililer’in çok sevdiğim bir sözü vardır: ”Beyaz Adam Çataldilli!” Yani kimi insanların dilleri başka söyler, kalplerinden geçen başkadır, ”Hodri Meydan!” dendiği zaman yaptıkları ise bambaşka… Zaman, sizi – ve değerli olan birçok şeyi – kumarhane pulu gibi ortaya süren ve olası sonuçları kulak arkası etmeniz için elinden geleni yapan insanlara kapılmamak gereken bir zamandır. Hele Merkür de Retro’ya giriyor ise…
Continue reading “RETRO’lar Dönemi – Merkür Retro, Uranüs Retro, Neptün ve Chiron ters döneli epey oldu, Pluto zaten hepsine karşı…”

Posted in Uncategorized

BUGÜN HERŞEYE RAĞMEN HAYAT GÜZEL :)

Güneş ve Pluto arenanın iki yanından birbirlerini kollayan boğa ve matador gibi karşı karşıya duruyor birkaç gündür… Birkaç gün daha öyle olacaklar… yani HERKES BİZE KARŞI! Biz de herkese gıcığız… Üstelik bütün karşımıza çıkan insanlar bize geçmişten gelen acı ve takıntılarımızı fena halde anımsatıyor!

Neden mi…? Çünki ters giden Şiron öyle istiyor… Geçmişte canımızı yakmış ve izi derinlere sinmiş herşeyle hesabımızı kapatalım. Artık onlar bizim yolumuza taş, zihnimize eş olmasın. Kuşlar gibi özgür ve yeni sayfalar açmaya hazır olalım diye öyle istiyor! Ve bugün bunu yapmaya biraz daha hazır hissedebiliriz :)

Ay-Uranüs-Merkür nefis bir üçgen yapıyor Ateş burçlarında… Yeni başlangıçlar için ateşleme kokteyli gibi birşey bu! Üstelik Ay-Kuzey Düğüm ile yanyana ve Güney Düğüm ile omuz omuza vermiş olan Jüpiter’i sorguluyor… ”Benim bildiğimi sandıklarım bana gerçekten yararlı mı? Yoksa ben önyargılarımla kendi kendimin önüne engeller mi koyuyorum?” Uranüs’ün verdiği cesaret böyle meydan okumalar yaptırır işte adama! Böyle hesap sordurur ısırgan otu gibi bacağımızı dalayan, sarmaşık gibi bileğimize sarılan ve bizi yolumuzdan alakoymaya çalışan anılardan…

ANI dediklerimiz birer öğretiden ibarettir Dostlar! Bize dair birçok eşy barındırırlar evet… Ancak insan dediğin anılarının toplamından çok daha fazla birşeydir. İlerlemeye, kendini aşmaya muktedir, kaderini yazmaya görevlidir! Ah bir de bunu kabul etsek… Ah bir de kabul etsek…

Gelecek bize göre belirsizdir. Oysa taşıdığı MUCİZE’ler ayağımzın altında belirmek için adım atmamızı bekleyen bir köprü gibidir!

Doğan CANKU söylüyor – Yaşamak Güzel :)

http://www.youtube.com/watch?v=NcVZfz0TiDg&feature=player_embedded

Posted in Uncategorized

Bugün SU ÜÇGENİ’nin Şifasından Yararlanın

Yengeç’teki Güneş, Akrep’teki Ay ve Balık’ta ters giden Neptün & Chiron ikilisi arasında bir SU üçgeni var bugün… Su akar ve kolaylaştırır… Bu nedenle, bugün bakıp da göremediğiniz, görüp de çözemediğiniz tıkanıklıkların, yumuşak bir şekilde açılması için çok uygun olabilecek bir gün.


Aslan’daki mağrur Merkür ve Koç’taki sınır tanımaz Uranüs, hedefe doğru gerilmiş bir Yay’ın uçları gibi çalışıyorlar bir yandan… Sürekli bir bombardıman altında zihinlerimiz. Zamanın oluşturduğu kalker setleri gibi düşünce ve algı kalıpların yıkılması için zamana karşı yarışıyor gökler. Güney Ay Düğümü’nün iki yanına yerleşmiş olan Jüpiter – öğretiler – ve Venüs – beklentiler -, Uranüsyen ataklarla topa tutuluyor. Mağrur zihnimiz hıçkırık tutmuş bir kurbağa gibi zıplıyor olanları çözümlemek için… Oku geren el ise Kuzey Ay Düğümü… İlerleyin! Yeter artık bırakın size sıkıntı ve acıdan başka birşey vermemiş olan inanış ve beklentileri. Nasıl ağır geldiler omuzlarınıza bunca zamandır. Onları atın ve ilerleyin diye sesleniyor. AMA ZOR! 


Ne zor değil mi kurgularımızı bir yana bırakmak… Ne zor acı verse de alıştığımız ilişki modelleri, alıştığımız diyalog biçimleri, alıştığımız tepkiler ile yaşamaktan vazgeçmek… Bize yolu gösteren bir el olsa, onu itip hatta kırıp yine bildiğimiz formatta devam etmek için son derece inatçıyız! Aksi takdirde ”gururumuz” kırılacak… Bunca yıldır peşinde koştuğumuz şeylerin anlamlı olmadığını kabul edersek… hele de yaşadığımız sıkıntıların bize ”oradan değil çocuğum buradan gel” diyen şefkatli bir sesin kullandığı araçlar olduğuna iman edersek, TOPKEK olacağız :))) O yüzden iyisi mi biz yine bildiğimiz gibi acı çekmeye devam edelim!


Ama bugün daha kolay olabilir işte kendimizi affetmek. Gülüp geçmek ve ”ne tutunacam bu soğuk duvarlara, ne diye kırık bir sazla çalmaya uğraşacağım kalbimin türküsünü” demek daha kolay olabilir… Su ile akar belki içimizdeki direnç ve biz de su gibi akıp gidebiliriz daha huzurlu bir kıyıya doğru…


Morricone… Kalbimi teslim edebildiğim ve beni asla yanıltmayan bir müzisyen… CINEMA PARADISO’yu dinleyelim mi biraz… içimize aksın ve biz de onunla akalım…


Güzel Bir Gün Olsun :)



http://www.youtube.com/watch?v=1FzVWlOKeLs&feature=g-vrec

Posted in Uncategorized

Jüpiter Neptüne Küsmüş, Uranüs Pluto ile Kavgalı … ZATEN BEN DE Kimse ile Konuşmak İstemiyorum!

Sabır Dostlar Sabır..!

Herşey çok daha netlik kazanacak birkaç güne kadar.

Ama şimdi yıkım zamanı… Kafa karışıklığına, karmaşaya, ısrarlı yanılgılara, kendimizle ve başkalarıyla kavgalı birkaç güne göğüs germek, kendimizi en ”üstün” sandığımız yerlerden gafil avlanmak zamanı…

Yoksa nasıl yerle bir olur fildişi kuleler gibi kendimizi içine kapattığımız egolarımız?

Dün Uranüs-Pluto tam kare yapmıştı. Yaratıcı Güç en saf haliyle yıkıma geçti dünyanın kireç tutmuş, paslanmış hayat damarlarının içinde… Onların dansı epeyce bir devam eder.

Bugün de Jüpiter ve Neptün tam kare yapıyorlar! Cennetten kovulan ve hatasının yükünü tohumundan gelen tüm insanlığa paylaştıran Adem ile, Adem soyundan gelenlerin affı için kendini feda eden İsa’nın kapışması bu… Biri sorumluluğunu reddetmek için bahaneler bulup, bilgiçliğini abartırken, diğeri ”Yanılgılarını farket Evlat!” diye gülümseyerek bakmakta…

Yani etrafımızda dıvarlar yıkılır, tavan kafamıza geçerken, kendimize itiraf edemediğimiz ne kadar gerçek varsa hepsini görmek için yerden yere vuruluyoruz. Ne zamandır dönüp bakmayı istemediğimiz şeyler saksı olup bir pencere altından geçerken küüüttt diye iniyor kafamıza. Çok canımız acıyor elbette! Ama çanak çömlek kırılıyor, olan ortaya seriliyor bir anda…  


Adem-Çocuklarının huyudur! Haklı çıkmaktır bütün derdimiz… Haksız bile olsak, böbürlenip kükrer, alttan alanın üstüne çıkar, galebe çaldık mı da aslan kesilir, kabarta kabarta yelelerimizi geziniriz etrafta… Ama vicdan içimizde bir yerlerden seslenip hep huzursuz eder bizi… Alaycı bir kuş gibi şakır kalbimizin derinliklerinden: ”Gel kıyma… Gel sen de bu mutsuzlar kervanına uyma” diye seslenir. Bu aralar çok insan yürüyor üzerimize haklı haksız. Elbet biz de birilerine öyle ileri geri yükleniyoruz. Sonra hırs gidiyor, yüz kızarıyor…

Aslında gökler bize karşı filan değil! Tamamiyle bizden yana…

Mesela, İkizler’de iyice bir ukala ve patavatsız hale gelip Neptün’le kapışmaya çalışan Jüpiter’in durumuna biraz daha geri çekilip bakalım; Jüpiter, geçmiş tutum ve alışkanlıklarımızı temsil eden Güney Ay Düğümü ve ”kendine hayran ama ters gittiği için eteği sarkan” Venüs ile yanyana duruyor. Karşısında da, büyümek için alması gerken dersleri temsil eden Kuzey AY Düğümü… Yaratıcı enerji Uranüs bu çekişmenin bir yerinden araya girip, iki tarafa da ılımı açı yapıyor. Oldu mu şık bir dik kenarlı üçgenimiz! Yaratan, aklı şaşmış evladına yeniden bilinç zerketmek, ileri gidişini durduran engelleri kaldırmak için destek veriyor… Nasıl mı?


Pluto’yu çıldırtıp üstümüze saldırtarak :))) Üstelik bugün ve birkaç gün daha egoyu simgeleyen Güneş, Uranüs – Pluto karesine bir köşe daha çekip dik üçgen yapmakta! Yani gayet açık hayatımızda sürüp giden şenliğin sebebi. Hatta bu sabah Başak’a giren Ay da, pek şık bir karşıtlık çekiyor Neptün’e… 


Diyeceğim; bugün ve daha birkaç gün hiç birimiz tadımızdan yenmeyiz :))) 

Öte yandan, bugün ne zamandır ters giden Satürn düz dönüyor! 27 Haziran itibariyle de Venüs düze çıkacak… Merkür de içinde kafası kesilmiş tavuk gibi dolandığı Yengeç’i terk edip Aslan’a giriyor ve Kuzey Ay Düğümü ile güzel bir açı yaparak görüş mesafemizi ve basiretimizi epeyce arttıracak.


Hafta sonuna doğru yavaşça oturmaya başlar yerine taşlar. İdrak edilmeyenler edilmeye, kabul edip içimize sindiremediklerimiz sinmeye, aklımız başımıza gelmeye başlar. Bitti mi tamamen derseniz? Yok… Büyük gezegenlerin kapışması ve bizi uyarmak için türlü senaryolar üretmesi işi devam eder epey. Ama şansımız varsa, biraz birşey öğrenip devam ederiz de daha kolay alırız yolun geri kalanını. Şimdilik atmakta olduğumuz adıma odaklanalım!


BİR UYARI: sular durulup, görüş mesafemiz arttıktan sonra ne kendinizi ne de başkalarını suçlamaya, aynı dikenli telleri hayatınızın ve algılarınızın etrafına çekmeye kalkmayın sakın! Çinlilerin kadim bilgelik methodu I-Ching’de MASUMİYET diye bir açılım vardır. ”Dış görünüşü, oynadığı rol ne olursa olsun, özünde herkes masumdur” diyen bir açılım… Şu dünyada ışıl ışıl parladığını zanneden her Güneş, yani her insan egosu aslında ışığını aynı yerden yani Rabbinden alır. Ne kadar mı? Açıklığı kadar… Ve kim ne kadarını yansıtabiliyorsa ışığın, ona göre bir işe memur edilir. Gelir, bulması gerekeni bulur, repliğini söyler ve aslında sadece işini yapmış olur! Oysa ne fırtınalar kopar içinde… Sanır ki ezmiştir, ezilmiştir, çakmıştır, çökmüştür :)) Halbuki sadece, lazım olanı yerine getirmiştir. Karakterin hatası bakidir, ama oynadığı rol, yaptığı iş kusursuzdur! Hepimiz, birbirimizden duyarız ihtiyacımız olan sözleri. Hem yansıtır, hem de kendi yansımamızı karşımızdakinde görürüz… Ne için mi? Sadece eksiğimizi farkedip, biraz daha kendimizi ışığa açmak, biraz daha fazla alıp biraz daha iyi yansıtmak için… Gökler bizi birbirimize kırdırtırken, aslında sadece sevmekte, sadece eksiklerimizi yüzümüze vurup, sevgiye ve uyanışa davet etmektedir…


Kızmayın dostlar… ne kendinize ne karşındakine kızmayın! Kevser suyundan içmek varken, odunu biz olan bir ateşe atılmak neyimize lazım? Sadece görün… duyun… anlayın… Hakkımızı almak haklı çıkmak değildir her zaman! Haktan payımıza düşen en güzel lokma, anlamamız gerekeni anlamak, öğrenmemiz gerekeni öğrenmek ve yola devam etmektir. 


Ne çalalım bu yazıya eşlik etsin diye? KÜÇÜĞÜM… Sezen Aksu olmasa neyle yıkardık acaba kalbimizn tozunu?

http://www.youtube.com/watch?v=Mvvw3Bgep6g&feature=player_embedded



Posted in Uncategorized

Ay ASLAN’da – SALOME’nin Örtüleri …

”Zeitgeist” yani ‘Zamanın Ruhu” … işte bunu anlatır bize gökler. Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir… Bu aralar Salome’nin Peçeleri düşüyor birer birer ayağımızın dibine… Yanılsamalarımızla bazen komik, bazen hayret bazen hüzün bazen de acı veren yüzleşmeler yaşıyoruz. Bugün Ay’ın Aslan’daki yolculuğu nedeniyle ‘imajımız ve duruşumuzla’ ilgili yanılsamalar konusunda çarpıcı dersler alabiliriz! Neden mi..?

İkizler’deki Venüs bu aralar sahnenin yıldızı! ”Cilveli Haspa” desek yeri vardı kendisine normal bir zaman olsa ;)  Oysa… hem Retro, hem de üzerindeki görev büyük; dünyanın tireşimini değiştiren bir geçişi yönetmekte ustalıkla!

Özünde ”Yaratıcı İlham”dır demiştik Venüs için… Ama ete kemiğe bürünmüş haliyle Herod için dans eden Salome’dir  o; bizi baştan çıkartıp peşinden sürükleyen bütün ”cazibeleri” kendinde bütünlemiş bir afet-i devrandır… Ve büründüğü örtüler türlü renktedir. Güzellik de vardır hamurunda, lüks tutkusu da, sahip olma arzusu da, haz da, kıskançlık da, açgözlülük de…  Salome’nin dans ederken fırlattığı her bir peçenin rengine, parfümüne, rüzgarına kapılır ve her birini gözümüze perde, özümüze örtü yaparız. Ayağımızın dibine düşüp bizi çıplak ve savunmasız bıraktığını farkettiğimizde çok geçtir! Ama cahilliktir insan motorun benzini :))) ”Cehalet iki yüzlü bir kılıçtır der” bir Çin Atasözü… O bizi hataya sürükleyen ve öğrenmemizi sağlayan vesiledir! 

Ters gittiği için ”haspa” bizi hep ”eski” yanılgılarımızın tuzaklarına düşüyoruz bu aralar! Uranüs’ten aldığı ılımlı destek, onu daha kıvrak daha oyuncu yapıyor :))) Eskiyi boyayıp, cici bir pakete koyup sürüyor önümüze… Chiron, Pluto ve Neptün’den aldığı sert açılar da, çıplak kaldığımızı farkettiğimiz anda yaşanan hayalkırıklığı, kızgınlık – başkalarına ama en çok kendimize – ve bununla birlikte doğan SAĞALMA FIRSATI’nı oluşturuyor.

Ay’daki Aslan’ın zaafı nedir derseniz… Tıpkı bir KRAL gibi kendini beğenme tutkusudur! Ay’ın hüzünlü boşluğunu, gurur, ihtişam, debdebe, hayranlık uyandırıcı jestler, altın pırıltıları saçan şampanya kadehleri, parfümlü köpük banyoları, şövalye-vari görünüp anlamsız bir inada meyledebilen çıkışlarla doldurur… Dirhem dirhem satmaya çalıştığınız şeylere iyi sahip çıkın bugün! Dirhemi altından örtüsü ipekten olan cazibe unsurlarına da dikkatle yaklaşın!

Kimseye yüksekten atıp tutmayın… tutamayacağınız sözü vermeyin… her aralık kapıdan girmeyin… her iltifatı samimi sanmayın… kendinizi boş boş övmeyin… kendini her övene kanmayın… her içinizin çektiğini almayın… amaçların araçları temize çıkartmadığını sakın ama sakın unutmayın! ”Haklı” bir nedenle de olsa, kimseyi baştan çıkartmaya kalkışmayın…

Gerçi ne desem boş :))) Neye zaafımız varsa gönlümüz bizi onun saçının tellerine takıp sürükleyecek bugün…

Salome’nin hikayesini de anlatmadan geçmemeli; Kral Herod, günahkar ve zalim bir hükümdardır. Onun hatalarını halk içerisinde dile getiren Vaftizci John’u hapise attırır. Ama aptal da değildir. Halk tarafından çok seivlen birini öldürmekle eline birşey geçmeyeceğini bilir! Salome hem güzel, hem de iffetli bir kızdır. O da Vaftizci John’u sevenlerden biridir. Ve kader ağlarını örer! John’un tamamen ortadan kalmasını isteyenler, Herod’u biraz ”Yaratıcı İlham” ile teşvik etmeye karar verirler. Salome’nin 7-peçe dansı dillere destandır. Güzel kıza, eğer çok sevdiğin Vaftizci John’u hapisten kurtarmak istiyorsan, Kral Herod’un önünde dans et derler. Salome bunu severek kabul eder! Herod’un başı dönmüştür, Salome’nin dansından… Her bir peçe havada uçup ayaklarının dibine düştükçe ”Danset Dilber’im Danset! Dile benden ne dilersen… gönlünün arzusunu söyle, senindir!” diye haykırmaktadır. Salome’nin son peçesi de yere düştüğünde Herod da iflah neyin kalmamıştır :))) Salome’yi oraya getirenler, sen diz çöktüğünde biz dileğini Kral’ın kulağına fısıldarız diye onu kandırmışlardır. Son örtüsünü de atmış olan Güzel Salome son olarak kendini de Kral’ın ayaklarının dibine atar. Ve tam bu sırada Herod’un kulağına ”Vaftizci John’un Kellesi” sözcükleri fısıldanır! Kral kraldır ne de olsa… Sözünü tutmalıdır. Altın bir tepsi içinde getirilir az sonra Salome’nin önüne, istediği ödül…

Bugünün tepsisinden ne çıkacak bahtımıza, hep birlikte göreceğiz :) Kendimizi onurlandırmak isterken gururumuzun kırılabileceği, boş hevesler yüzünden iktidarımızın ya da sağlam yerimizin tehlikeye gireceği, olmayacak bir söz vermek yüzünden istemediğimiz hangi sorunun  önümüze sürüleceği ne tuzakları var bize hayatın… Acaba hangilerini es geçip, hangilerine ”ben seni tanıyorum ve almıyorum” deyip yürüyecek, hangilerinin virtinine yapışıp kalacağız…

Ödülümüzün, FARK ETMEK ve İYİLEŞMEK olması dileğiyle…

Bu yazıya ne eşlik etmeli…
Elbette, OFRA HAZA’dan ”The Veil of Salome”

http://www.youtube.com/watch?v=NVl_RB90fKU&feature=results_video&playnext=1&list=PLE73B0DBF5CE4F500

Posted in Uncategorized

Üzgünsen Söyle … Kırıldıysan Bekle !

Yanlış anlamalar ve yanlış anlatmalara çok yatkın bir devreden geçiyoruz!

Gökler birkaç gündür gergin… Ama dün ve bugün özellikle iletişim açısından sorunlar yaşamaya çok yatkın olduğumuz bir enerjinin içindeyiz! Neden mi?

Öncelikle Ay çabuk karar vermeyi seven Koç’ta, yanılsamalarını meydan okumaya dönüştürmek için diş biliyor ve bütün geçmiş kırgınlıklarını biriktirmiş, kendini artık kimselere ”üzdürmemeye kararlı” Satürn ile karşıt açı içinde. Geri giden Venüs, ”Kırık Kalpler Operatörü” Chironla hüzünlü bir kare içinde… Özet: ALINGAN ve MESAFELİYİZ! Bir fırsat bulunsa, bu saldırgan ve suçlayıcı sözcüklerle bezenmiş bir tartışmaya da döner….

Düşüncelerimizi, sözlerimizi, kısa dönemli tavırlarımızı belirleyen Merkür, zaten birkaç gündür Pluto ile zıtlaşmakta! Egomuzu tanımlayan Güneş, savunma-saldırı mekanizmamızı temsil eden Mars ile çatışmakta! Yani aslında kendimizle kavgalı, kendi ön kabullerimiz ve takıntılarımızla yüzleşmek ya da kabahati başkasına yıkıp dünyaya küsmek arasında gidip gidip geliyoruz…

İler tutar bir Satürn – Güneş üçgeni var… O da olsa olsa içimizden köpürsek de dilimizi azcık tutmamıza neden oluyordur :)))))))))

Aman diyorum Dostlar… Hani bir laf vardır: ”Hırs Gelir Göz Kararır … Hırs Gider Yüz Kararır!”

Sevgi, beklentili olmak değildir… Sevgi anlayışlı olmak ve kendi akışına bırakmaktır. Burada sadece ”erotik sevgi”den bahsetmiyorum… Arabasına bindiğiniz taksici, ekmek aldığınız bakkal, dosya teslim ettiğiniz iş arkadaşınızla aranızda da ”sevgi ve saygı” ilişkisi var. Bütün alışverişlerin temelinde bu vardır zira… Birbirimizin bir eksiğini tamamlar, bir derdine derman oluruz…

Zamanın kalitesi sevgiyi sınıyor yüreklerimizde! İçgüdülerimiz, beklentilerimiz, korkularımız ve savunma mekanizmalarımızla değil ”usulet ve suhunetle” davranmayı öğrenmek için harika bir zaman – Amaaannn Juno … her berbat durumdan da bir ”ders” çıkartmasan! :))))) –

Bugün birine yaptığınız ya da yapmadığınız birşey için üzgünseniz söyleyin…
Şayet beklediğiniz bir davranışı görmüyorsanız, ya da beklemediğiniz bir davranışla karşılaşıyorsanız, BEKLEYİN!

Elton John’un eşsiz parçası eşlik etsin bu yazıya ”SORRY SEEMS TO BE THE HARDEST WORD” – Üzgünüm Demek Bazen En Zor Şeydir – iki yorumcudan Joe Cocker’dan ve Ray Charles’dan ayrı ayrı gelsin… Sevgiyle

http://www.youtube.com/watch?v=axcXYkiO82Q&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=3y29dWcuqQY