BOĞA BURCU – Doğanın Koruyucu Ruhu…

boga
Özgün Tasarım: Sevcan Tekcan

Uzun bir kıştan sonra, bütün ağaçların yeniden can bulduğu Nisan-Mayıs döneminde dünyaya gelen BOĞALAR, bir yandan köklerini toprağa sıkı sıkı geçirmeye ve damarlarına yürüyen hayat suyunun kaynağına inmeye çalışan, bir yandan da asıl zenginlikleri olan meyvelerin sözünü verircesine pıtrak pıtrak çiçek açan ağaçlara benzerler.

BOĞA, Oğlak ve Başak ile paylaştığı Toprak grubunun, Sabit üyesidir. Yöneticisi dünyayı yaşanır bir yer haline getiren tüm güzelliklerin ve hazzın ‘’hanımı’’ Venüs’tür. Doğal yeri ise, sahip olduğumuz ve üretebildiğimiz tüm değerleri temsil eden 2’inci evdir.

Bu nedenle BOĞALAR dünyevi hazlara düşkün ve fiziksel ihtiyaçlara odaklı insanlardır.  Dünyayı güvenli ve düzenli bir hale getirmek için yaşarlar, ve oluşturulmuş hiç bir değerin kaybolmaması için mücadele ederler.

BOĞA, Toprak grubunun diğer üyelerinden Başak kadar ‘’azla yetinmeye meraklı’’ değildir. Ama elinde olanı özenle kullanır ve yokluğa düşmemek için önlem almayı sever.

Aşırı titiz olmasalar bile kesinlikle düzenlidirler! Ayrıca takıntılı denecek kadar kuralcı olmasalar da, kendi normlarına sadık kalmak isterler. Detayda kaybolmazlar ama bütünlüğü bozan detayları da asla gözden kaçırmaz ve ihmalcilikten hoşlanmazlar.

BOĞA’nın bir Oğlak kadar çalışma hevesi ve uzuuun menzilli hedefleri olmayabilir. Genelde pratik ve rahatça ulaşılabilir şeylere ilgi duyar. Ama kafasına taktığı herşeyi elde etmek için, kendine has bir ritim tutturup, uzun uzun uğraşır.

Kapsamlı ve karmaşık kurgulardan ziyade basit ve uygulanabilir düzenekleri severler.  Ama onlarla geçinmek isteyenler, kurdukları sisteme uyum sağlamak zorunda olduklarını bir biçimde fark ederler.

BOĞA’nın duyarlı, verimli ve edilgen – yani başlatan değil olanı sürdüren, olayları tetikleyen değil reaksiyon veren – bir doğası vardır.

Maddi ve manevi değerlerimizi, gelirlerimizi, kaynaklarımızı sağladığımız yerleri ve onları kullanma biçimimizi belirleyen 2. Evin doğal sahibi olduğu için, BOĞA’nın ana temaları üretmek, büyütmek, korumak ve sürekliliğini sağlamaktır.

Bazı BOĞALAR’ın haritalarındaki diğer bileşenler, onlara uçuk kaçık özellikler de katabilir. Ancak bu renkli ön yüzün ardında bile, güven arayan ve alışkanlıklarına bağlı bir insan olduğunu zamanla farkedersiniz.

Risk almadan epey bir ayak sürürler. Önlerine çıkan her şeye uçan kafa atlamaz, adımlarının kendileri açısından doğuracağı sonuçları dert ederler. Çılgınca görünen bir işe kalkışırken dahi, kendilerince değer verdikleri şeyleri güvenceye alan bir çözümleri vardır.

Sabır, kararlılık ve tutarlılık BOĞA’nın en değerli hazinesidir. Dünya yerinden oynasa, onlar milim oynamayan bir bakış açısı ve tavır sergileyebilirler. Herşeyi her daim alıştıkları gibi yapmaktan haz alır, birileri buna müdahale edince de pek sinirlenirler. Onları hiç tatmadıkları bir şeyi yemeye ya da sevdikleri bir yemeği bilmedikleri bir yerde yemeğe ikna etmek neredeyse mümkün değildir :))).

Zira BOĞA ‘’değişimle değil, elinde olanı değerlendirmek ve kök salmakla’’ ilgilenir.

BOĞALAR mallarına olduğu kadar manevi değerlerine de bağlıdırlar. Sevdikleri insanlara, nesnelere, gönül verdikleri düşüncelere, amaçlara ve aldıkları kararlara, anılarına… Yani ‘’kendilerinden bildikleri’’ herşeye sıkı sıkıya sahip çıkarlar.

Yönetici gezegeni Venüs’ten gelen ‘’güzel ve değerli şeylere düşkün olma’’ özelliği yüzünden, BOĞA beş duyusuna hitap eden herşeyi tatma ve mümkünse onlara sahip olmayı arzu eder.

Ama maksat benim olsun da ne olursa olsun diyenlerden değildir. Kıymet vermediği, gönlünü çelmeyen hiçbir şeyi almaz ve elinde tutmaz. Hiçbir şeye de hak ettiğinden daha fazla zaman, ilgi ve para aktarmak istemez.

Aslan’a taş çıkartacak kadar pahalı zevkleri ve doğal bir estetik duyarlılıkları vardır. Ancak BOĞALAR seçimlerinde, Venüs’ün diğer kızı Terazi gibi zarif detaylar ve entelektüel incelikler boyutuna takılmazlar.

Böyle dedim diye sakın yüzeysel veya incelikten yoksun olduklarını zannetmeyin! Onlar güzel görünen bir şeyin değerinin zaman içinde kalıcı olup olmayacağını anlamaya çalışırlar. Klasik ve durdukça kıymetlenen şeylere, geçici olandan daha fazla meylederler. Antika koleksiyoncuları, emlak zenginleri, altın, hisse ve döviz piyasalarının en becerikli spekülatörleri arasında birçok BOĞA olması, bir tesadüf değildir.

Haz-ehli insanlardır! Yemeyi içmeyi, sevişip koklaşmayı, kulaklarını okşayan müzikler dinlemeyi, gönüllerini ve gözlerini okşayan insanlarla birlikte olmayı, tenlerine hoş gelen kumaşlardan yapılmış giysiler kullanmayı, bulundukları her yeri zevk unsurları ile donatmayı, hatta – Güneş’in olumsuz etkiler aldığı durumlarda – abartmayı pek severler.

Kadın erkek tüm BOĞALAR duyarlı ve tensel olmalarından kaynaklanan bir cazibe yayarlar. Fiziksel etkileri uçucu değil, derin ve kalıcıdır.

Kadınları klasik güzellik anlayışına uygundurlar. Güzel olmayanların dahi bariz bir dişilikleri vardır.

Erkekleri ise zarif & temiz görünen ‘’salon beyefendileri’’ ve korumacı kollamacı ‘’Akdeniz Erkeği’’ tipine uyanlar olarak ikiye ayrılırlar. Fazla yakışıklı olmayan modelleri bile, sahiplenici ve güven veren tavırları yüzünden bir şekilde hoşturlar :)

Eğer ağır depresyonda filan değillerse, bütün BOĞALAR görünümlerine dikkat ederler. Doğal ama bakımlı olmayı sever ve genellikle modaya uymaktansa kendi tarzlarını belirleyip ona sadık kalmayı tercih ederler. Aksesuar ve parfüm konusunda çok seçicidirler.

BOĞALARın ağır kanlılığı, uykuculuğu ve rahata düşkünlüğü dillere destandır! Venüsleri ve Ayları olumsuz etkiler aldıysa, ertelemeci, edilgen, yeteneklerini kullanmalarına engel olacak kadar tembel ya da ağırkanlı olmaları da mümkündür.

Ancak bütün BOĞALAR harekete geçtikleri zaman suları usul usul kabaran bir nehrin birden çoşması ve etrafındaki topraklara taşması gibi engellenemez bir güç gösterisi sergilerler. Tahrik edilmeleri kadar durdurulmaları da bir o kadar zordur. ÖZETLE FAZLA RAHATSIZ EDİLMEMESİ GEREKEN İNSANLARDIR :))).

BOĞA ‘’entel’’ bir burç sayılmaz. Zihinsel yetenekleri somut ve pratik alanlara yoğunlaşır. Parası kadar zamanını da hayata geçirilmesi mümkün işler için kullanır. Ayağı yere basan tasarıları severler ve hayalleri hayata geçirmek için kaynak bulmakla ilgilenirler.

Güzelliklere ve sanata saygıları vardır. Ama yönetmen yerine yapımcı olmaya, resim yapmak yerine koleksiyoncu olmaya, kitap yasmak yerine yayıncı olmaya yatkın olabilirler.

BOĞA SÖZ’e kıymet verir! O yüzden hem düşünerek konuşur, hem de sözünü tutmaya gayret eder. Elbette sözünün arkasında durmayan insanlara pek paye vermez.

İlişkilerine sahip çıkar. Kardeşleri, arkadaşları, yakın çevresi ile kurduğu ilişkilerin sürekliliği onun için önemlidir. Kolay kolay kimseden vazgeçmez.

Maneviyatı gelişkindir. Ancak inançları, ayakları yere basan ve uygulanabilir nitelikler gösterir. Bazen, fanatik ve katı bir din anlayışı olabilir. Ölüm düşüncesini sevmeseler de, ölümü bilgece kucaklayabilir ve bir yolculuk gibi görebilirler.

Gücünü köklerinden – yani ailesinden, yaşadığı topraktan, genetik özelliklerinden, bağlı olduğu sosyal değerlerden – aldığını bilir. Bu nedenle aidiyet hissettiği şeylere saygısızlık edilmesinden hiç haz etmez. Kanına dokunan davranışlar görünce etrafındakileri ‘’kibarca’’ uyarır, çok tepesi attımı da kafadan dalabilir :))).

Dünya üzerindeki varlığını ancak ‘’başkalarına yararlı olarak’’ güvence altına alabileceğinin farkındadır. Bu nedenle yaptığı işlerde, üstlendiği sorumluluklarda karşılıklı fayda gözetmeyi ihmal etmez. Sonuç itibariyle BOĞA çevresindekiler üzerinde genellikle güvenilir bir imaj bırakır.

Onlar dünyanın ritmini derinden hisseder ve büyük öznenin bir parçası olduklarını bilirler.  Sahiplenme eğilimi yüzünden çevresinde olan bitene karşı çok duyarlıdırlar. Yaşadıkları toplumların kurallarına uyar ve uymayanlara tepki duyarlar. Eğer kuralsızlık ve haksızlıkla karşılaşırlarsa, düzen içinde çözüm arar, bulamadıklarında ise nice aktivistlere taş çıkartan bir kararlılıkla direniş gösterebilirler.

BOĞA ve İlişkiler

BOĞA’nın aşk konusunda pratik ve fiziksel bir yaklaşımı vardır. Seksi sağlıklı yaşamın doğal bir parçası olarak görür. Ama partnerlerine ve eşlerine sadıktır. Zira teni tenine uyan biriyle yakaladığı ritmi bir başkasıyla tutturmanın kolay olmadığını bilir.

İlişkilerinde başlangıçta utangaç olsa da, ne istediğine karar verince açık sözlü davranır ve seviyeyi korumaya daima özen gösterir.

Sevdikleri kişilerle kaynaklarını paylaşmaktan, onlara cömert ve sevecen davranmaktan mutluluk duyarlar. Alış-veriş konusunda üstat oldukları için, karşılaştıkları kişinin niteliklerini ve değerini, ilk bakışta görür ve onu kendisine bağlamanın bedelinin ne olduğunu da hemen tahmin ederler.  İlişkide istediklerini almak konusunda çok sabırlı davranabilir ama yanılmaktan ve aldatılmaktan nefret ederler!

Ancaaak BOĞA ‘’Pandora’nın Kutusu’’ gibi bir burçtur :)))

Mantıklı olma çabaları yüzünden, bilinçaltına ittikleri yoğun arzuları vardır.  Bu nedenle kendi özellikleri ile tezat oluşturan, bastırılmış arzularını tetikleyen kişilere kontrol edemedikleri bir ihtiyaç duyarlar. Özellikle haritada Mars’ları sert etkiler almışsa, aşkta en beklenmedik hareketleri yapabilirler.

Beğendikleri şeyi elde eden insanlardır ve bunun aksine alışkın değildirler. Elde edemedikleri şeylere karşı karanlık ve  takıntılı bir tutku besleyebilirler. Kendilerini kaptırdıkları sevgi ortaklıkları ya da işbirliklerini ‘’bitirememek’’ten dolayı bazen üzerine titredikleri kaynaklarını ve değerlerini tüketmeleri mümkündür. Bu BOĞA’nın en önemli sınavlarından biridir.

İlk flörtlerini Balıklar veya Yengeçler’le yaşayabilirler. Ama Su Grubunda BOĞA’yı asıl çeken insan, kendi burcunun tamamlayıcısı olan Akreplerdir. Akrep ve BOĞA birlikte ‘’Her Yönüyle Sahip Olma Güdüsü’’ adında bir kitap yazabilirler :)))

Başaklarla fiziksel, Oğlaklarla sosyal uyumları mükemmeldir. Dingin ve kalıcı beraberlikler için bu iki burca yönelmeleri beklenir. Öte yandan BOĞA – BOĞA çiftlerine de sıkça ratlanır. Zira kendileri gibi olanlarla rahat eden insanlardır.

Ancak BOĞA benzerine meyletse de, kendinden farklı olanlara duyduğu tutku ile büyür ve gelişir…

İkizlerle ve Yay’larla kurabildikleri gel-gitli ilişkiler dillere destandır! Tutarsızlık ve sabitliğin dayanılmaz karmaşası bazen büyük aşklara yol açabilir.

Kendileri gibi sabit ve kararlı olan Aslanlar ve Kovalarla da yollarının kesişmesi ve ilişki her iki tarafı da zorlasa dahi uzun süre devam etmesi mümkündür.

Kendisi gibi bir Venüs insanı olan Terazi ile ilişkisi her iki tarafın da kendini tanıdığı bir yüzleşmeye dönüşecektir.

Koç Burcu ile de birbirlerini rahatsız etmeye bayıldıkları ve bu itişmeden bir şekilde hoşlandıkları  ilişkiler yaşarlar. Maddi iş birliklerinde yapıcı, aşkta zorlayıcı ve bazen yıkıcı bir karışım oluştururlar.

BOĞA ve Kariyer

Aslında tembel olmaya pek yatkın bir doğaları vardır! Ama hayatın nimetlerinden mahrum kalmak ve başkalarına bağımlı olmaktan korktukları için çalışırlar

BOĞALAR, ne iş yaparlarsa yapsınlar mutlaka var olanın verimini arttıran ve kalıcılığını temin eden bir rol üstlenirler. Başarılı çiftçiler ve doğal tarım öncüleri arasında birçok BOĞA vardır.

Parayı ve değerli şeyleri ellerinde tutmayı ve çoğaltmayı da severler J Antikacılık, emlak alım satımı, bankacılık, Jüpiterlerinin uygun konumlandığı durumlarda spekülatif girişimler ve yatırım danışmanlığı, onlar için biçilmiş kaftandır

İnsan kaynağını bile oluk oluk paraya çeviren bir BOĞA isterseniz Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’i tek geçerim :)))

Toplumsal örgütlenme fikri onlar için daima önemlidir. Sosyoloji ve felsefe konusunda çığır açan çalışmalarıyla Karl Marx, Max Weber, Bertrand Russell ve Immanuel Kant bu konuda iyi örneklerdir.

Tutucu görünseler de girdikleri ortamlarda güçlü bir dönüştürücü etkileri olur. Değerli bildikleri şeylere el uzatılınca, yıkıcı da olabileceklerini ve sonuna kadar gitmekten çekinmediklerini görürsünüz. Che Guevera , Eva Peron, Siyah Panterler hareketinin lideri Malcolm X birer BOĞAdır. Peki ya Adolf Hitler’e ne demeli :))).

Ağırdan açılıp çok dayanan BOĞA sporculara örnek olarak da ağır sıklet boks şampiyonları Joe Louis ve Sugar Ray Robinson yeterli olur.

BOĞA yaratıcı enerjisini pratik amaçlar için kullanır ama sanata da eğilimleri vardır. Elle tutulan güzellikler oluşturmakla ilgilidirler.

Merkürleri çok güçlü olmadığı sürece, yazmak konusunda tutkulu olmayabilirler. Ama Shakespeare’in yazdıkları tüm BOĞALARı kurtarmaya yeter! Bülbülü Öldürmek’in yazarı Harper Lee de bir BOĞAdır.

Hassas kulakları nedeniyle, müzik onlar için hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. BOĞA Burcu vücutta boğazı temsil eder. O yüzden seslerini de enstrüman gibi kullanan BOĞALAR vardır. Barbara Streisand, Cher, Ella Fitzgerald, Adele, bu konuda mükemmel örneklerdir.

Bestecilik dehası göstermeleri için haritada farklı koşulların da oluşması beklenir ama BOĞA Burcu çok değerli besteciler de çıkartmıştır.  Tchaikovsky, Brahms, Mahler, Stevie Wonder, en iyi örneklerdir.

Venüs’ün çocuğu olan BOĞALARın diğerlerinden ayrışmalarını sağlayan bir sahne ışığı da vardır Michelle Pfeiffer, Uma Thurman, George Clooney, Harvey Keitel, Audrey Hepburn, Katherine Hepburn, Kate Blanchett, Penelope Cruz, Al Pacino, Anthony Quinn, BOĞA’nın beyazperdedeki temsilcilerinden bazılarıdır.

BOĞA ve Sağlık

Aslında sapasağlam ve dirençli bir bünyeleri olan BOĞA’yı kolay kolay hiç bir şey yıkamaz. Bedenlerini hasta eden, yine kendi zaafları ve kaygılarıdır.

Kaybetme ve zarar görme korkusu bilinç altlarında fazlasıyla yer etmiştir. Böyle kötü sürprizler yaşamamak için yakın çevrelerindeki her şeyi – elbette başta kendilerini – kontrol etmeye ve iç dünyalarına ve duygularına hükmetmeye çalışırlar. Kızgınlıklarını ve giderilmeyen arzulara bağlı hayal kırıklıklarını çok derinlere gömerler.

İfade edilmemiş endişeler boğaz bölgesinde – ses telleri, bademcik, tiroid – kızgınlıkları ise böbrekler ve idrar yollarında sorun yaşamalarına yol açabilir.

Hayattan umdukları tadı alamadıkları zaman tüketimi abartır, kendilerini anlamlı bir üretkenlik içinde hissetmedikleri zaman da abartılı bir durağanlığa mahkum ederler.

Bunun sonunda aşırı kilo alma eğilimi gösterebilirler. İnsülin direnci, karaciğer yağlanması gibi rahatsızlıklar ve polikistik over gibi böbreküstü bezleri ve yumurtalıklarla ilgili sorunlar yaşamaları mümkündür.

BOĞA’nın Yolu

BOĞA’nın sessiz bir meydan okuyuşu vardır. Görünüş itibariyle biraz sakin durur ama gerçek anlamda boyun eğmez ve daima bildiğini okur.

Müdahale edilemeyen biri olmak ister. Bu nedenle başkalarına bağımlı olacak şekilde eksik ve muhtaç olmaya tahammülü yoktur. Daima kendine yeterli olmaya, kaynaklarını geniş tutmaya ve önemsediği şeylerin sürekliliğini sağlamaya, hatta ihtiyaç duyulacak kadar güçlü ve zengin kalmaya çalışır.

Hayatın ritmiyle içiçe girmiş bir bünyeleri ve algıları vardır. Bu nedenle iç seslerini dinleyerek, doğal bir zarafet ve beceriyle hayatın dalgaları arasında tatlı tatlı salınabilirler.

Ancak akışın kesintiye uğradığı, belirsizliklerin arttığı, alıştıkları ritmin dışında iniş çıkışların olduğu zamanlarda, son derece huzursuz olur ve hayatla bütün olmak yerine içe kapanırlar. Böyle zamanlarda mükemmel bir biçimde takviye edilmiş öz-kaynakları ile idare etmeye çalışır, her türlü nahoş değişimden ve mahrumiyetten korunabilmeyi umarlar.

BOĞA, aşırı derecede inatçı, keyif alıp vermekten kaçınacak kadar karamsar, gülümseyemeyecek kadar duyarsız ve hiç bir şeyini paylaşamayacak bencil bir moddaysa, besbelli talihsiz bir ‘’kendini kapama’’ döngüsüne girmiştir.

Burada ihmal ettiği şey, ‘’bütünden kopanın iç bütünlüğü olamayacağı’’ gerçeğidir. Yaşama kendini açmayan hiçbir organizma, sonsuza dek hayatiyetini muhafaza edemez.

Aslında BOĞALAR, yıkım ve tükeniş olmadan yeni enerjilerin doğmayacağını, buzlar olmadan nehirlerin coşmayacağını ve toprağın suya doymayacağını, çiçekler dökülmeden meyvelerin çıkmayacağını, yani bahara kavuşmak için kışa dayanmak gerektiğini içsel olarak bilirler. Ancak bazen bu döngüye direnmek isterler…

BOĞALARın değişimden ve kendi kontrolünde olmayan dönüşümlerden korkmamayı, evrenin şifalı eline güvenmeyi, öğrenmeleri gerekir.

Böyle zamanlarda, doğada yürüyüş yapmak, toprağa basmak, otla çiçekle oynamak onlara çok iyi gelecektir! Sessizce doğayı izlemek onlara bütün konuşmalardan daha fazla şey anlatır. Zira onların içinde Doğayı Koruyan Ruhlar’ın Bilgeliği vardır…

BOĞALAR baharda çiçek açan ağaçlara benzer demiştik yazının başında;

Ağaçlar, besinlerini köklerinden alır, ancak o besini özümsemek için gökten gelen ışığa uzanırlar. Dünya toprağının sunduğu sağlam zemine sımsıkı bağlanmaları gerektiğinin farkındadırlar. Ancak çiçeklerini, daima gökyüzüne doğru açarlar. Önce çiçekler meyveye dönüşür, sonra yapraklar toprağa karışır, ağaç içine çekilir yağmurlu ve soğuk günler boyunca… Sonra kuru dallara can suyu yürür ve yaşam yeniden yol bulur ağacın yıllarla sayısı artan halkaları arasından…

Yani bir ağaç yaşamın döngüsüne teslim olabildiğince ağaçtır.

BOĞA da, yaşamla bütünleştiği ve ihtiyacı olan kaynaklara her zaman ulaşabileceğinden kuşku duymayı bırakıp, sadece ritmi hissetmeye ve verimli olmaya odaklandığı zaman BOĞA’dır…

Vee BOĞA için müzik… GRACIAS ALA VIDA yani Teşekkürler Hayat :)