BAŞAK Burcu – ‘’Zodyak’ın Kadrolu Fedaileri’’

basak
Özgün Tasarım: Sevcan Tekcan

”Genç Kız  – ya da Genç Adam – 1687 gün 13 saat 27 dakikadır hizmet vermekte olduğu mekanın kapısını çekip çıkarken, omuzları yoğun ve yorucu geçmiş olan bir iş gününün fiziksel ve manevi ağırlığı altında çökkündür… Yine herkesten çok çalışmış, yine hassasiyeti abartılı bulunup anlaşılmamış, uyarıları göz ardı edilmiştir. Ama Ooo doğru bildiğinden asla ve kat’iyen yılmamış, yine herşeyi intizam içinde bırakmış ve yarın halletmesi gereken işleri listelemiş… Uğradığı haksız muameleleri ise itinayla Allah‘a havale etmiştir! Kapıdan çıkarken gözüne sekreter masasının üzerindeki dağıtılmamış postalar ve bir dosyanın içine özensizce tıkıştırılmış kaldırılmayı bekleyen evrak ilişir… Kaşları, aldığı parayı hak etmek için yeterince gayret göstermeyen bu insanı düşünürken sertçe havaya kalkar. İçinden uyarıcı bir not yazmak gelir ama vaz geçer. Zira acele etmesi gerekmektedir. Önünde akşam karanlığında yapılacak zorlu bir yolculuk, her zamanki gibi arzu ettiğinden daha geç varacağı evinde ise onu bekleyen bir yığın sorumluluk vardır…”

İç konuşmalarından bir enstantane aktardığımız bu kişi, şirketin çağrı merkezi operatörü de olabilir, finans yönetiminden sorumlu eş-başkanı da… Ama burcu ya da yükseleni kesinlikle BAŞAK’tır :))).

Üstelik intiharın eşiğinde olduğunu filan zannetmeyin! Normal faniler, bu ruh hali birkaç gün sürdüğünde en yakın psikologa giderler. Oysa BAŞAK kendini böyle hissetmediğinde, o gün üzerine düşeni yapmadığından şüphe edecek ya da ‘’kimbilir hangi sorunu göz ardı ettiği için’’ az sonra başına geleceklerden kaygı duyacaktır!

Toprak grubunun her şeyi elle tutulur, biçimlendirilebilir ve yönetilebilir hale getirmeye çalışan kontrolcü doğası ile, Değişken burçların akışın farkında olmayı önemseyen, gözlemci, sorgulayıcı ve neredeyse huzursuzluk boyutunda ”hareket odaklı” tavrını bir araya getirince ortaya çıkan burç BAŞAKtır :).

BAŞAK da İkizler gibi Merkür’ün evladıdır. Ancak dikkat çekmeye meraklı, cüretkar ve girişken kardeşinin aksine, içe dönük bir zekaya ve sonuç odaklı bir davranış modeline sahiptir.

O da kardeşi gibi onay almak ister. İnsanlarla temasını ve işbirliğini yitirmemeye çalışır. Ancak söyledikleriyle değil, yaptıklarıyla önemsenmek ve mutlaka işe yaramak derdindedir.

Kolay bıkmaz, gayretlidir, azla yetinir ve prensiplerine bağlıdır. İkizler’i oyuncu ve kolaycı olmaya teşvik eden, gerçekleri işine göre çarpıtmak konusunda eşsiz bir yetenek veren Merkür, BAŞAK’ta katı bir dürüstlüğe, söylenilen sözün duygusal etkilerini hesaba katmayı akıl edemeyen bir ”Doğrucu Davut”luğa soyunmuştur.

BAŞAK’ın hayata dair her şeyi bilmek, öğrenmek konusundaki Merküriyen bir iştahı, gördüğü ve duyduğu her şeyi kendi düşünce sistemi içinde yargılayıp bir yere oturtmak konusunda – bazen takıntılı olabilen –  bir ihtiyacı vardır.

Tatil için gittiği şehrin haritasını inceleyip bunu zihnine kazıyan, yürüyüşe çıktığında geçtiği sokak adlarına göre bu haritanın neresinde olduğunu düşünmeye çalışan, hatta taksiye bindiğinde çat pat yerel lisanı ile şöföre ayar vermeye kalkabilen insan BAŞAKtır :))).

Somut verilere olan merakı yüzünden bazen fazlasıyla maddeci – bu yüzden de yüzeysel – olabilen bir değer sistemleri vardır.

Gerçekçi olma ihtiyaçları, zaman zaman kötümserliğe varır ve hayatlarında mucize faktörüne yer açmalarını engelleyebilir.

”Matematik formüllere dayalı” akıl yürütme biçimi yüzünden, gayretlerinin karşılığını bulamadığında herkesten çok BAŞAK yıkılır. Zira yalnız sonuç alamamakla kalmamış, yaptığı hesaplarda da yanılmıştır. Hayata ve kendine olan güveni bir süre için yerine gelmez.

Araştıran, sorgulayan ve kolay tatmin edilemeyen, kaygılı ve gergin zihinsel yapısı, BAŞAK’ı zor anlaşılan ve birazcık da zor geçinilen bir insan haline getirir…

Gelgelelim son derece dünyevi, akılcı ve ödünsüz görünen bu önyüzün arkasında, ”Kadrolu Bir Fedai” saklanır!

BAŞAK, varolma hissini, BENLİK duygusunu doğrudan yöntemlerle hayata geçiremeyen insanların burcudur!

Haritası güçlü ve iddialı konumdaki bir Yükselen Yöneticisi ve onunla uyumlu hareket eden bir Merkür ile ödüllendirilmediği sürece, ön planda olmaktan tedirginlik duyabilir.

Bu nedenle de BAŞAKLAR kendilerini bir misyonun içinde eritip yararlı ve değerli hale getirerek var olmayı tercih ederler.

BAŞAK, karşıt Burcu Balık’a atfedilen ”Büyük Özne İçinde Kaybolmak” eğilimini, Balık’tan çok daha somut bir vericilikle ve katı bir görev anlayışı ile hayata geçirir. Fanatik olmaya yatkın ve vazgeçmeye karşı alerjik olan BAŞAK’ın, inandığı ve kendini adadığı bir dava, bir hedef, ya da bir insan için yapamayacağı şey yoktur…

BAŞAK’ın en değer verdiği şey EKSİĞİ TAMAMLAMAK ve AKIŞIN SÜRMESİNİ SAĞLAMAK’tır! Bu nedenle hatayı bulmak, sorunlu bir işi çözmek, yarım kalmış projeyi tamamlamak, yolundan çıkmış birini yoluna döndürmek, düşküne el uzatmak, ihtiyacı gidermek gibi konseptler, onun için karşı konulmaz çekim alanlarıdır…

Fedakar ve kendini tüketircesine emektar olmaktan garip bir haz alır almasına ama, benlik hissinin böylesi titrek olmasından da acayip rahatsızdır! Soyut şeylerden hazzetmeyen birinin somut kriterlerle açıklanamayacak bir adanmışlıkla davranmaya yatkın olması kadar tuhaf bir durum olabilir mi…

Bu nedenle BAŞAK, SAHİP OLDUĞU SOMUT KIYMETLER – mal mülk, maaş, birikim, kariyer, sosyal konum – ile kendini bütünlemeye, çok derindeki yokluk, hiçlik, önemsizlik kaygısını, dünyevi varlık göstergeleri ve bir takım maddi manevi takdir belgeleri ile gidermeye çalışır… Yani paragöz, kirli çıkı, malı-kıymetli, pinti, küçük hesapçı filan gibi sevimsiz ve ”zinhar asılsız” lakaplarla anılmalarının nedeni aslında budur :))).

BAŞAK’ın bir ”Sosyal Kelebek” ya da bir ”İnsan Sevdalısı” olduğu söylenemez :).

Zor güvendikleri, insanları hayatlarına almadan önce çok seçici davrandıkları bilinir. Ancak bazen bir insanla özedeşlik kurar, onu kendilerine yakın bulur ve sahiplenirler. Benimsedikleri kişilerin üstüne titrer ve çok zor koparlar. Ama böylesi bir yakınlık seviyesine gelene kadar, etraflarında olan bir çok kişiyi de eleştirici ve sivri dilli olmaları nedeniyle kendilerinden uzaklaştırabilirler…

Çocukluk dönemleri ”kendilerini tam anlamıyla sahiplenilmiş, korunmuş ya da bir çocuğun ihtiyaç duyacağı şekilde anlayışla karşılanmış’’ hissetmedikleri bir ortamda geçebilir. Sürekli olarak kendilerini ispatlamak ve onay almak zorunda bırakıldıkları, çok yüksek beklentilere maruz kaldıkları ya da ayakta tutmak için ‘’çok erken’’ sorumluluk aldıkları bir ailede büyüyebilirler.

Bu koşullar, bilinç altlarına kendilerini önemsiz ve çaresiz hissetmelerine, başka çocuklar kadar sevilmeyi ve korunmayı hak etmediklerine, güvenliklerini temin etmek, bir yer edinmek, söz ya da etki sahibi olmak, kıymet verilmek için fazlasıyla çaba sarf etmeleri gerektiğine dair kodlar yerleştirir.

Kusursuzluk arayışı ve memnuniyetsizlik görüntüsü altında özenle maskelenmiş öz-güven sorunları olabilir. Kendilerini sürekli olarak başkaları ile karşılaştırmak, eksik veya hatalı yanlarını fazla önemsemek ve bunlardan abartılı bir rahatsızlık duymak gibi sorunlar yaşarlar.

Bu huzursuzluğu gidermek için de kimseye kolay onay vermemek, başkalarının eksiklerinin altını çizerek kendilerini rahatlatmaya çalışmak gibi eğilimler geliştirebilirler.

Marsları ve Plutoları sert etkiler aldıysa, kıskançlık duymaya, duygusal agresyonları ile girdikleri ortamı germeye, ve uzlaşmaya yanaşmayan bir kişilik sergilemeye yatkın olabilirler.

Mükemmeliyetçi oldukları için,”ne istedikleri” konusundaki tarifleri biraz fazla detaylıdır. Bulduklarının aradıkları ile aynı olup olmadığına olduğuna karar vermeleri de biraz zor olabilir :))) Ama neyi istemediklerini gayet iyi bilirler!

Ellerinde olan her kaynağı çok iyi kontrol etmeye ve etkin bir biçimde kullanmaya özen gösterir, yitirmekten, boşa harcamaktan nefret ederler. Sahip olduklarını ya da erişebileceklerini düşündükleri bir şey hakkında yanılmış olmaktan, aldatılmaktan, umduklarını bulamamaktan da nefret eder ve böyle durumlarda çok sert tepkiler verebilirler.

En çılgınları dahi, deneysel olmaktan ziyade ‘’bir şekilde’’ muhafazakardırlar.  Genel kabul gören, ya da denenip doğrulanmış prensiplere dayalı bir hayat felsefeleri vardır. Din ve inanç konularına, ‘’hayatı düzenlemeye yarayan bir değerler sistemi’’ olarak bakmaya yatkındırlar. Etik değerlerin savunuculuğunu yapmaktan zevk alır, toplumları ve bireyleri ahlaki kriterler doğrultusunda yargılar, toplum düzenini ve sosyal uyumu destekleyen bir tavır benimserler.

BAŞAK ve İlişkiler

BAŞAKLAR, özel hayatlarına çok emek veren kişilerdir. Evleri itinayla döşenmiş olur ve misafirlerini normal koşullarda benimsedikleri ”pintimtrak” tutuma ters düşen bir cömertlikle ağırlarlar.

Evliliği severler! Ya dırdır etseler de asla bitirmeyi düşünmedikleri uzun evlilikler yapar, ya da evlilik gibi kalıcı bir bağa dönüşen birden fazla ilişki yaşarlar.

Biraz geç ve bazen de zor çocuk sahibi olurlar. ”Elbette onların iyiliği için” çocuklarının hayatlarını onlar adına A’dan Z’ye planlamaya ve kontrol etmeye kalkabilirler. Çocuklarını iyi yetiştirmeyi gurur meselesi haline getirebilir ve direnç gördüklerinde karşılarındakinin bir çocuk olduğunu unutup, onlarla ego mücadelesine girebilirler.

Çocuk sahibi olmak, kendisinin bir uzantısı gibi olan ama yine de bağımsız davranan birini olduğu gibi kabul etmek, onaylayıcı ve saygılı davranmak, kendini sevmekte ve içinden geldiği gibi davranmakta zorlanan BAŞAK için hayli zorlu bir deneyimdir! Çocuklarının özgür ve kendilerine yeterli bir birey olarak büyümesine eşlik ederken, aslında içlerinde bir köşeye sakladıkları çocuğu da büyütürler…

BAŞAKLAR, oldukları gibi sevilebilecekleri hakkında fena halde kuşkuludurlar. Reddedilme ihtimali onlar için ölüm gibi bir şeydir. Arzu ettikleri bir insana kendilerini açma düşüncesiyle bile kaskatı kesilebilirler. Bu nedenle duygularına dair pek suskun hatta hissettiklerini inkar etmeye meyillidirler.

Oysa haz almak BAŞAK’ın Aşil Topuğu’dur. Onlara zevk veren nesneler ve insanlara, takıntılı bir bağlılık hissedebilirler. Kendilerini arzu etikleri şeylerden mahrum bırakmak konusunda pek disiplinli olsalar da, bir kez gevşediler mi dizginlenemez bir hal de alabilirler :))). Onlara ‘’bakire burcu’’ denilmesine neden olan aşırı kontrol eğiliminin asıl nedeni de budur!

Tutuk ve yargılayıcı görünseler de, duygusal ilişkilerinde sınırsız teslimiyeti özlerler. Bir kez bağlandıkları zaman akla gelmeyecek kadar verici ve fena halde sahiplenici davranabilirler. Hayatlarına aldıkları insanlarla aralarındaki bağı sıkı tutma ihtiyacı yüzünden, zalim-kurban, köle-efendi, kurtarıcı-umutsuz vaka tarzı ilişki modellerine yatkın olan insanlardır.

Kolay beğenmezler, ama bir insana hayranlık duymaya başladıkları zaman o güçlü mantıkları devreden çıkar. Kendilerine fiziksel, duygusal ya da düşünsel anlamda hükmedebilen, onlarda üstünlük hissi uyandıran ve ulaşılmaz gelen kişilere zaafları vardır! ‘’Stockholm Sendromu’’ yani ”işkencecisine aşık olan insan” diye bir kavram varsa, bunun sebebi kesinlikle BAŞAKtır :)

Bağımlı ilişki modellerinin her türünü itinayla denemeleri gerekir :). Eğer gidip kölesi olacakları birini bulamazlarsa, bu defa ”bensiz yapamaz” diye tanımladıkları birini bulurlar. Kusurları yüzünden yerden yere vursalar da ayrı kalamadıkları bu kişiliklerle, uzun ve fırtınalı ilişkiler yaşarlar. Arıza yapacağını ve ortalığı toparlayıp günü kurtaranın kendileri olacağını bildikleri için, böyle ilişkiler onların ‘’hassas’’ özgüvenlerine iyi geliyor olabilir.

Aşık oldukları zaman ”çapkın” ya da ”sorumsuz” bir eşin kahrını çekebildikleri gibi, kendilerinden hiç umulmayacak biçimde ”gizli kaçamaklara yatkın” da olabilirler!

Evet evet… BAŞAKLAR ilişkiler konusunda GERÇEKTEN şaşırtıcı insanlardır!

Tamamlayıcı burçları olan Balık insanları ile, ‘’ne seninle ne sensiz’’ masalları yazarlar… Yitik Alkolik – Gönüllü Hemşire, Müzmin Kaybeden – Yılmaz Avutan, Dağınık Dahi – Toparlayıcı Hayran dramaları için ideal çifttirler.

Koç ve Kova insanları için bir BAŞAK’ın tezgahından geçmek neredeyse elzemdir! Zira her ikisinin de ‘’kendi hayallerinden ve iddialarından daha mükemmel bir dünya’’ ile tanışıp, şaşırmaya ihtiyaçları vardır ;).

Oğlaklarla ilişkileri dışarıdan serin ve tutarlı görünse de, özünde fırtınalıdır. Birbirlerini iyice bastırabildikleri gibi, bastırılmış ihtiraslarını ortaya da çıkartabilirler… Yaaa :))).

Onlara en uyan toprak burcu Boğa’dır. Birbirlerinin karşılıklı güven ihtiyacını çok iyi tatmin ederler. BAŞAK Boğa’yı gayrete getirir. Boğa da BAŞAK’a hayattan haz almayı öğretir ;).

Kendileri gibi BAŞAK olan biriyle aşk yaşamaları biraz yıpratıcı olur… Zira BAŞAK etrafında kendisi kadar detaycı ve hoşnutsuz birini daha görmeye tahammül edemeyebilir :))).

Teraziler ve Yengeçler, BAŞAKLAR ile karşılıklı beklentilere ve güven arayışına dayalı, mantık ilişkileri kurabilirler. Ancak her iki taraf da nasıl bir püsküllü belaya bulaştığını bir süre sonra hayretle fark eder! BAŞAK Terazi’nin müsrifliğine, Yengeç’in de giderek artan taleplerine dayanamayabilir… Terazi ve Yengeç de BAŞAK’ı ‘’duyarsız ve baskıcı’’ bulabilirler. Yani pek tadı olmaz ;).

En yaman sınavlarını ise, Aslanlarla verirler… Onların çekingenlikleri yüzünden bastırdıkları egonun, Aslan’dan güldür güldür fışkırdığını görmek, BAŞAK’ı delirtir. Kendileri ne kadar hava atsa da, BAŞAK’ın uyarılarında haklı çıktığını görmek ise Aslanı :))).

İkizler ile BAŞAK birbirlerini karşılıklı olarak uyuz ve ukala bulurlar :) Yükselenler veya Ay Burçları arasında çok acayip alevler çıkmıyorsa, romantic anlamda uzak durmayı tercih edebilirler.

Akreplerle birbirlerini İLGİNÇ bulabilirler! Aşktan ziyade flörte ve cinsel çekime dayalı bir yakınlık yaşamaları beklenir…

Yay BAŞAK’ın üstüne düşüp aklını çelmezse, BAŞAK Yay’ı fazla tehditkar ve iddialı bulup uzaktan bakmayı tercih edebilir… Ama bir kez birbirlerinin anaforlarına kapılınca çok ilginç bir bağımlılık ilişkisi de yaşayabilirler!

BAŞAK ve Kariyer

Merkürleri çok olumsuz bir etki almadığı takdirde, dinamik, arı gibi çalışkan, okumayı öğrenmeyi gelişmeyi ve hayatı kolaylaştıran araç ve teknikleri keşfetmeyi seven insanlar olurlar.

Radikal değişimlerden yana değildirler. Ama yenilikleri takip edip, işe yarar olduğuna inandıkları teknik ve sistemleri başarıyla kullanır hatta yenilikçi tasarımlar geliştirmeye, pratik çözümler üretmeye yetenekli olabilirler!

İyi pozisyonlanmış bir Marsları varsa, eğitim hayatları süper geçer. Venüsleri güzel açılar almışsa, maddi açıdan başarı şansları da çok yüksek olur.

Akademik hayat, finans sektörü, yayıncılık ve medya sektörü, teknik tasarım ve mühendislik içeren işler, her türlü analitik faaliyet, BAŞAKLAR’ın parlaması için uygun alanlardır.

Editör, Öğretmen, Muhasebeci, Doktor, Eczacı ya da Sağlık Görevlisi, Sistem Analisti, Organik Tarımcı, Diyet Uzmanı, Kamu Görevlisi gibi düzeltici, düzenleyici, iyileştirici, koruyucu, arındırıcı, işler onlar için biçilmiş kaftandır.

Sosyal hizmet projelerine, hayır işlerine, muhtaç, hasta ya da bir biçimde haksızlığa maruz kalmış insanlara destek amaçlı bireysel ya da örgütlü girişimlere yatkındırlar. Zira kendilerinden daha ”şanssız” gördükleri kişilere kol kanat germekten, daha az bilenlere öğretmek ve yol göstermekten, daha mutsuz olanlara umut ve cesaret vermekten mutluluk duyar, böyle insanlara karşı – cömert ya da anlayışlı olmadıklarını iddia edenleri mahcup edecek kadar – verici davranabilirler. Mother Theresa bir BAŞAK’tır.

Ama iktidara geçtikleri zaman herkesi yıldıran tutuculukları hatta zalimlikleri ile bilinen Humeyni ve Korkunç İvan da öyle! Ne de olsa egonun en tehlikelisi bastırılmış olan ve diş macunu tüpünün patlak yerinden sızanıdır ;).

Bu arada – böyle çekingen insanlar adına şaşırtıcı gelse de – sinema ve televizyon dünyasında başarılı olan birçok BAŞAK’a rastlamak mümkündür. Kendisi olarak yapamadıklarını, bir başka kimliğe bürünerek yapmak ve ortaya çıkartamadığı duyarlılıklarını, rol icabı ortaya sermek, BAŞAK için bir terapi gibidir. Üstelik, kendileri bir ”İç Deniz” insanı oldukları için, zihinleriyle başka insanların iç dünyalarına nüfuz etmek konusunda da çok becerikli olabilirler.

Keanu Reves, Cameron Diaz, Michael Jackson, Salma Hayek, Sophia Loren, Richard Gere, Jeremy Irons, Mickey Rourke, Charlie Sheen, Sean Connery, Colin Firth, Tommy Lee Jones, Micheal Keaton, İdris Elba, Peter Sellers, Elvis Costello, Ingrid Bergman, Greta Garbo gibi kamera ile aşk yaşayan ve sahnede devleşen isimlerin BAŞAK olduğunu öğrenmek sizi, bu burca başka gözle bakmaya itebilir ;).

BAŞAK içindeki çılgını bazen sanatıyla serbest bırakır… Nick Cave, Amy Winehouse, Van Morrison, B.B. King, Pink, Queen’in eşsiz solisti Freddie Mercury, müzik endüstrisinde kendilerine has tarzlarıyla bir çok insanı şaşırtmayı başarmış olan BAŞAKLAR’dır. O kadar parayı kazanmak için güzel bir popodan daha fazlasının gerektiğini bilip, yılmadan çalışan Beyonce Knowles de öyle ;).

Siz siz olun, anlaşılması zor, içe kapanık, mızmız filan deyip geçmeyin :))). BAŞAK, Stephen King, William Saroyan, D. H. Lawrence, Agatha Christie, ve şu bayıldığımız Taht Oyunları’nı kaleme alan George R. R. Martin gibi ünlü yazarlar da çıkartmış bir burçtur…

Yine de tevazusu, derinliği, münzeviliği, sorgulayıcılığı, hayatı ciddiye alması ve inandığı bir yola kendini adamaktan derin bir mutluluk duyması ile BAŞAK’a özgü kabul edilen niteliklerin zirveye ulaşmış halini yansıtan isim, yaşayan en değerli ozan ve yorumculardan biri olan Leonard Cohen’dir… HAYRANIYIM! Ruh Eşim olduğunda ısrarlıyım J.

 BAŞAK ve Sağlık

Sağlıkları konusunda pimpirikli olarak bilinirler. Hatta ”hipokondria” yani hastalık hastalığı diye bir kavramın, BAŞAK için icat edildiği dahi söylenebilir :))). Ünlü BAŞAKLARdan Müjdat Gezen’e, ”Hocam bugün biraz keyifsiz görünüyorsunuz… Hayırdır!” denilse, soluğu acil serviste aldığı ve check-up yaptırdığı rivayet edilir.

Panik atak, anksiyete, havasız ve kapalı yerde kalma fobisi gibi psikolojik sorunlara ya da kronik baş ağrısı, ani tansiyon düşüklükleri, geçmeyen mide bulantıları gibi psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıklara yatkındırlar.

Kan ile dokular arasındaki alışverişi sağlayan kılcal damarları hassastır. Bu nedenle akciğer, mide, bağırsak gibi kılcal damar işlevlerinin yoğun olduğu bölgelerde sorun yaşayabilir, ya da genel anlamda dolaşım sorunlarından muzdarip olabilirler. Hastalıklarında TIKANMAK, AKTARAMAMAK, BIRAKAMAMAK kavramları ön plana çıkar.

Koku ve tat algıları güçlü, yoğun karışımlara ya da bozulmaya yüz tutmuş maddelere karşı tahammülleri azdır. Değil yemek içmek, böyle şeylerin olduğu mekanlara bile fiziksel olarak tepki verirler.

BAŞAK’ın Yolu

BAŞAK’ın varlık amacı, düzenin sağlanması, sistemin sürdürülebilir halde kalması, akışa mani olabilecek faktörlerin önceden fark edilip önleminin alınmasıdır. Bu nedenle bulundukları her yerde  – adeta doğal bir yönelimle – takip, teşhis, uyarı, iyileştirme mekanizmalarını harekete geçirirler.

Onlara ”görevli ve sorumlu” olma bilincini veren, ÖZ’lerindeki kodlardır. Bu kodları harekete geçiren ise, onları biraz gergin ve tedirgin bireyler olmaya iten çocukluk deneyimleri…

Olumsuz düşünmeye yatkın oldukları için uyanık ve uyarıcı, memnun edilmesi zor oldukları için gelişmeyi destekleyici, kendilerine karşı acımasız oldukları için güvenilir ve sonuç getiren insanlardır. Dolayısıyla, onları insanlık için değerli, hatta vazgeçilmez yapan nitelikler, aynı zamanda geçinilmesi ”zor” bir insan haline getiren özelliklerdir.

Sistemi izleme ve sorgulama dürtüleri yüzünden, güvensiz, karamsar, kaygılı, yargılayıcı ve suçlayıcı insanlar haline gelmeleri ihtimali ise, bünyelerinin taşıdığı en ciddi risktir!

BAŞAK’ın, mutlu, doyumlu, huzur bulmayı ve huzur vermeyi bilen bir insan olabilmek için, öğrenmesi gereken ders, ”Sisteme Güvenmek”tir.

Çok derinlerinde var olan ve bir amaca ya da bir duyguya kendilerini kaptırdıkları zaman ortaya çıkar sınırsız fedakarlık eğilimi, aslında onların sistemle bağ kurma ve akışa güvenme ihtiyaçlarının bir yansımasıdır. Ama BAŞAK bunu bireysel tatmin için yaptığında, koşulsuz ve karşılıksız değil, beklentili, ısrarcı hatta takıntılı biri haline dönüşür!

ÖZ’ündeki güce iman etmeyen BAŞAK kendini sevemez… Kendini sevemeyen BAŞAK insanlara canı gönülden hizmet edemez… Yani misyonu eksik kalır!

Dolayısıyla BAŞAK’ın dersi, aklını verimli kullanmak için kalbinin yoluna teslim olmayı öğrenmektir :).

BAŞAK’lara göre bir aşk şarkısı seçeyim dedim veee I’ll Take Care of You’da karar kıldım… Yani: BEN SANA BAKARIM :))) Beth Hart & Joe Bonamassa… Çok sevdiğim şarkıdır ha!