3 Ekim – 13 Kasım 2026, VENÜS RETROSU; Tükendiğimiz ve Tükettiğimiz Yeri Fark Etmek Zamanı…
3 Ekim – 13 Kasım 2026, VENÜS RETROSU; Tükendiğimiz ve Tükettiğimiz Yeri Fark Etmek Zamanı…
Venüs 3 Ekim 2026 itibariyle Akrep Burcu’nun 8 derecesinde durağan ve retro hareketine başlıyor. 25 Ekim’de Terazi’ye dönüyor ve 12 Kasım itibariyle retro süreci tamamlanıyor. Bu süreç bize ne getirir ne götürür derseniz;
Venüs hayattan aldığımız hazzı, yaşamaya yüklediğimiz anlamı, sahip olduğumuz değerler ve öncelikleri, alış-verişe koyduğumuz nitelikler ve beklediğimiz karşılıkları, yücelttiğimiz ve ulaşmak istediğimiz duygusal ve maddi kazanımları temsil eder. Akrep’te olması işin içine bir takıntı, vazgeçilmezlik, olmazsa olmazlık efekti katar. Retro da olunca bunun anlamı;
- Kafayı çok takıp da erişemediğimiz için içimizde ukde kalanlara dönüp bir daha bakmak,
- Yahut da bırakıp gidemediğimiz için bizi tüketen şeylerin anlamını bir daha sorgulamaktır.
Retro Terazi’ye geçtiğinde konu biraz daha;
- Uzlaşmak için fazla geri adım attığımız yerleri görmek,
- Artık sürdürmeye değmeyecek olan ilişkiler ve işbirliklerini fark etmek boyutuna geçer.
Bu retro sürecinde olduğu gibi Aslan’daki Mars ile kare açı da varsa, dolduruşa gelme daha da iyisi kendimizi dolduruşa getirme riskimiz oldukça artar!
Varlığımıza anlam katmak için erişmek, ulaşmak, sahip olmak istediğimiz şeylere göz dikeriz. Onların bizi ”kıymetli” kılacağını zannederiz. Onlardan yoksun kalmanın ise bizim değerimizi veya seviyemizi düşüreceğini ya da basitçe bir ”kaybeden” olacağımızı zannederiz. Bu nedenle de bize değerli görünen şeylere ulaşmak ve onları elde tutmak için büyük fedakarlıklarda bulunur hatta bazen de maddi manevi kendi değerlerimizden vazgeçeriz. Bu ”anlamlı şeyler” ilişkiler de olabilir, konumlar da, nesneler de, imajlar da…
Birilerinin bize meydan okuması, bizi küçümsemesi ya da bizden öne geçenlerle karşılaştırmaya tabi tutulmak, birileri kazanırken geride kalmış, becerememiş gibi görünmek türü tahrik unsurları da işin içine girdiyse, ”anlamlı” şeylerin gerçek anlamı hepten kaybolur. Merkezimizi toptan kaybeder ve tamamen ulaşılmaz gibi görünen şeylerin cazibesine çekiliriz. Çekim noktalarının gerek değeri ya da bedeli bizi hiç ilgilendirmez. Tek derdimiz, ulaşmak, elde tutmak, yitirmemek, kayba düşmemektir.
Kaçan kovalanır mantığının büyüsü tam da buradadır. Bir şeyin bizden kaçabilmiş olması, bir şeyin elde edilemiyor ya da istediğimiz hale dönüştürülemiyor olması, bize kendimizi değersiz ve yetersiz hissettirdiği için, kaçanın gerçek değeri anlamını kaybeder.
Hayatın anlamını ve bir insan olarak değerimizi bir zaman bir yerde bize başkaları tarafından işlenen önceliklere ve kontrol edilmesi mümkün olmayan dış unsurlara bağladığımız sürece, bu tuzağa tekrar tekrar düşer ve bata çıka ömrümüzü tüketiriz. Sonunda hayatımız ulaşmak için kayıp üstüne kayıp yaşadığımız içi boş hedeflerin ”top ten arabesk” listesine döner.
Kendimiz olabilmek için kendimizi fark etmek ve bize gerçekten iyi gelen, özdeki değerlerimizi ortaya sağlıklı ve verimli şekilde koymamıza zemin sağlayan tercihlere yönelmek dışında bir çaremiz yoktur.
Bu Venüs retro bize titreyip kendimize dönmek ve anlamı kendinden menkul duran fakat içi boş ”değerlerimize” gerçekçi bir gözle bakmak, kendimize gerçekten değer verip sahip çıkmak için ihtiyaç duyduğumuz deneyimleri getirecektir.
Başkaları bizi görsün, anlasın, takdir etsin, kıymetimizi bilsin, hakkımızı versin, hayat içimizdeki uhdeleri gidersin diye yaşamak bizi asıl tüketen şeydir. Kendinize değer verin, sahip çıkın. Asıl haksızlığı kendinize yaptığınızı görün ve çıkın oradan. Güzel kalplerinize iyi bakın Anacım!
Bu yazıya gidip gelip düştüğümüz hali aşırı iyi anlatan bir şarkı eklemek istiyorum. Vallahi arabeks marabeks diyip küçümsemek yerine dinleyin ve orada kendinizi görün. Küçümsediğimiz, kendimizde görmekten hoşlanmadığımız için varlığınızı baskıladığımız ama doludizgin yaşadığımız duygularla yüzleşmek adına şahane bir deneyim olabilir.