2 Eylül 2020, BALIK Burcu’nda DOLUNAY; Çaresizlik ve Geri Çekilmek Hakkında Dersler!

82579af4aeeaaeebceb44e9c0d179a9c

2 Eylül 2020, BALIK Burcu’nda DOLUNAY; Çaresizlik ve Geri Çekilmek Hakkında Dersler!

Resim:Aaron Gan

2 Eylül 2020 günü, İstanbul’a göre 08:13 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. Haritayı yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş Başak Burcunun 10 derecesinde ve haritanın 12’inci evinde. AY ise Balık Burcu’nun 10 derecesinde ve 6’ıncı eve yerleşmiş.
  • Uranüs 8’inci evden AY ve Güneş ikilisine ılımlı açılar yapıyor.
  • Başak’ın yöneticisi Merkür de Başak Burcu’nda ve 12’inci evde. Balık’ın yöneticisi olan Neptün ile karşıt açı yapıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası 1 derece Terazi Burcu. Terazi’nin yöneticisi Venüs, Yengeç Burcu’nda ve harianın 10’uncu evine yerleşiyor.
  • Mars & Lilith Kavuşumu – Venüs – Juno – Satürn & Pluto Kavuşumu arasında Büyük Öncü Kare var.
  • Merkür – Neptün – Venüs – Satürn & Pluto Kavuşumu arasında ise Mistik Dörtgen var.

Sosyal açıdan:

  • Pandeminin artışı nedeniyle kısmi kapanmanın gerekli olduğunu gösteren bir harita var önümüzde. Özellikle okulların asla açılmaması gerektiği görülüyor zira çocukların sağlığını korumak çok zor olabilir.
  • Komünikasyon sistemleriyle ve taşımacılıkla ilgili kazalara dikkat etmek gereken bir zaman.
  • Milli güvenlik konuları kadar ülke içi politik farklılıklara bağlı gerilimler de yoğun gündem oluşturabilir.
  • Adaletsizlik ve açık mağduriyet karşısında gösterilen sosyal tepkiler artabilir.

Bireysel açıdan;

Hayatımız üzerinde kontrol sahibi olamamaktan çok rahatsız olduğumuz bir dönem…

  • Yüksek tehdit algısı, kaygı hissi, temkinli olma eğilimi ve korunma ihtiyacına karşın, eli kolu bağlı olma hali ve bunun getirdiği kendine acıma hislerini bir arada yaşayabiliriz.
  • Engelleyemediğimiz bir sıkıntı, rahatsızlık ya da zorbalığa maruz kalıp, kendimizi savunmak için hiç bir şey yapamamaktan endişe edebiliriz.
  • Korumak, kollamak istediğimiz insanlara ya da sahip çıkmaya çalıştığımız süreçlere müdahale edemediğimiz bir dönem olabilir. Kontrolümüz dışındaki gelişmeler yüzünden olan bitene seyirci kalabiliriz. İnsanlara yardımcı olmaya çalışırken mantıksız bir dirençle ya da aymazlıkla karşılaşabilir, uyarılarımızın, önerilerimizin dikkate alınmadığına, şahit olabiliriz.
  • Ne yapmamız gerektiğini bilsek de yapamadığımız ya da bildiklerimizin durumu çözmeye yetmediğini gördüğümüz hallerde kalabiliriz.
  • Müdahale etmemenin, karşımızdakilerin ”öğrenmesi” için tek çare olduğunu fark edebiliriz.
  • Gidip gidip takıldığımız, ısrarla aynı hatayı yaptığımız bir durumun yine önümüze geldiğini görebilir ve bu kez daha farklı bir tutumla yaklaşmamız gerektiğini zor da olsa anlayabiliriz.
  • Çaresizlik hissini bir tür kaçış ve kendini koruma şekline dönüştürdüğümüzü, inisiyatif almaktan kaçtığımızı, yersiz bir teslimiyetle davrandığımızı, başımıza gelenlerden dolayı birilerini sorumlu ve suçlu bulmayı tercih ettiğimizi fark etmemiz, kendimizi korumak için aklımıza ve dirayetimize güvenmemiz gerekebilir.

İnsan değiştiremediği koşullar karşısında yenilgi hissine kapılır. Yenilgi hissi kimi kişiyi anlamsız bir hırsa kapılıp kamikaze saldırıları yapmaya, kimi kişiyi de her şeyden vazgeçip pes etmeye yöneltir. Her iki durumda da yaşadığımız hal bir tür ÖLÜM’dür!

Değiştiremediğimiz koşulları bir yenilgi ve kaçınılmaz bir ölüm gibi deneyimlemek yerine HAYATTA KALMANIN ve YOLA DEVAM ETMENİN farklı bir yolunu bulmak için çaba göstermemiz gerekir.

Savaş Sanatı’nın Yazarı Sun Tzu ”Geri çekilmeyi bilmeyen komutan sadece önündeki muharebeyi kazanmaya odaklanır ama uzun vadede savaşı kaybeder!” der. Sakarya Meydan Muharebesi de çok iyi planlanmış bir geri çekilmenin ardından daha avantajlı bir konuma geçildiğinde yapılan bir taarruz sayesinde kazanılmıştır. Burada öğrenilmesi gereken beceri AKILLI GERİ ÇEKİLME’dir.

Akıllı bir geri çekilme, duygusal bir yıkıma düşmeden ya da gereksiz bir cesaret gösterisine kalkmadan, gücünü toplamak ve durumu gözlemek için yapılan bir mevzilenme ve kaynak planlamasıdır. Tam istediğimiz gibi olmayan koşullarda ayakta kalmak için oluşturulmuş ”zorunlu” bir yaşam düzenidir. Bu düzeni sürdürmek için kaygıya, güçsüzlük hissine, çaresizlik algısına kapılmamak… Özellikle de KENDİNE ACIMAKTAN VAZGEÇMEK gerekir. Kendine acımak insana herhangi bir düşmanın, hastalığın, zorluğun verebileceğinden çok daha büyük hasar verir. Zira dirayeti ve aklı ortadan kaldırır.

İyi saldıran olamıyorsak, iyi kaçan, iyi saklanan, iyi susan, iyi düşünen, iyi gözlem yapan, iyi korunan oluruz. O zaman bir süre sonra avantaj bizden yana geçer.

Bazen doğrudan savaşan değil, birinin savaşına yardımcı olan, akıl veren ya da bakım veren konumunda kalırız. Yardım ve bakım aktif değil pasif bir işlevdir. Bu işlevi hakkıyla yerine getirmek için ”yerine yapmak” eğiliminden vazgeçmemiz gerekir. Zira yerine yaparsak karşımızdakinin öğrenmesini engelleyip onu kendimize bağımlı hale getirmiş oluruz. Bu hem çok yorucu hemde işlevsiz hatta zararlı bir tutumdur Bir süre sonra bu bağımlılık karşımızdakilerde de bizde de sıkıntıya, gizlenen bir kızgınlığa ve alttan alta demlenen bir çekişme hissine yol açar.

İnsanları seviyorsanız, onlar için kaygılanıyorsanız, onların dertlerini kendi içinize, onların sorumluluklarını kendi üzerinize almayın! Bu onları sadece daha fazla çaresizleştirir… Kendilerini size gereğinden fazla taşıtmaya başlar ve bunu sağlamak için sizi neredeyse ESİR ederler. Kendi tercihinizle düştüğünüz bu ”MAĞDURİYET” hali yüzünden siz o kişilere kızmaya başlarsınız. Sevgi yerini kızgınlığa ve karşılıklı bağımlılığa bırakır. Sesimizi duymayan, öğüt almayan, kendisi için kolunu kaldırmayan insanlara, kendi hatalarını yapmak ve sonuçlarına katlanmak yani ”öğrenmek” için imkan vermek, onların hayatlarından GERİ ÇEKİLMEK ve sınırlarımızı çizmek gerekir.

Kullanmayı denemediğimiz için sahip olduğumuzu da bilmediğimiz niteliklerimiz vardır. Biz bu nitelikleri atıl tuttuğumuz için kendimizi ÇARESİZ zannederiz. Kolayımıza geldiği, hoşumuza gittiği, bize kendimizi değerli ve önemli hissettirdiği ya da bizi kaygılanmaktan koruduğu için kendimizi birilerinin insafına, imkanına, gücüne veya aklına emanet ederiz. Eksiğini bilmek ve yardım almak iyidir! Ama eksiklerimizden faydalanarak bize zorbalık yapan insanlara bağımlı olmak iyi değildir. ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK kişinin fark etmesi ve terk etmesi gereken bir alışkanlıktır. Eğer çare gibi gördüğümüz konumlar,koşullar ve insanlar bize gerçek bir koruma sağlamak yerine daha fazla soruna yol açıyorlarsa, kullanmayı denemediğimiz niteliklerimizi harekete geçirmenin zamanı gelmiştir.

Eğer koşullar ileri gitmemize mani oluyorsa, geri çekilmek, susmak, gözlemek, dinlemek, zamanını beklemek, uyumlanmak ve uygun zamanda harekete geçmek, hayatta kalmamızı ve gücümüzü akıllıca kullanmamızı sağlayan en önemli becerilerdir. Bunu zayıflık ve yenilgi olarak görmemeyi öğrendiğimiz bir zaman olsun. Ama geri çekilişlerimiz bir teslimiyet ve vazgeçiş değil, gücümüz toplamak ve verimli kullanmadığımız özelliklerimizi keşfetmek için bir vesile olsun.

Kalbiniz sular gibi sessiz ve derin, hayatınız başak yüklü tarlalar gibi verimli olsun. Hayatın ya da insanların Zalım’ca gelen yanları da dirayetinize dokunamadan aksın gitsin etrafınızdan…

8 Comments

  1. Aydan

    ???

  2. Elif

    Ne kadar bilgecene kadar güzel

  3. Nilgün

    Yazdıklarınız ilaç gibi geldi?

  4. Şeyma

    Harika ??????
    Mars’ın 2.evimde gerilediği dönem inanılmaz bir geri çekiliş ve yıkım derecesinde kaybedilen özgüvenin müthiş dibe vuruşu sonrası sıfırlanışımda (oldukça uzun bir süreydi) pasifte kalıp gözlemleyip oradaki en güçlü karaktere dönüşüp Anka kuşu gibi doğduğum o meşhur yılı hatırlattı yazınız (2012)
    Bir daha ne o kadar sıfırlanmak ne de o kadar güçlenmek isterim açıkcası. Kendime zarar verebilirdim ?

  5. Devrim Türker

    “Savaş Sanatı” kitabı, Sun Tzu nun 🙂 Lao Tzu nun “Tao Te Ching” (Yol ve Erdem) kitabı var 😉

    1. JUNO

      Bir TUZU işte :))) tamam düzelteyim hemen

  6. Gülderen

    Nasıl tatlı nasıl insanı içine alan bir üslup la yazıyorsunuz, ♥️

  7. Elif

    Çok anlaşılır, hayatın içinden anlattınız. Teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: