17 Eylül 2020, BAŞAK Burcu’nda YENİAY; Tutarlılık ve Dürüstlük Zamanı!

Riikka Sormunen

17 Eylül 2020, BAŞAK Burcu’nda YENİAY; Tutarlılık ve Dürüstlük Zamanı!

Resim: Riikka Sormunen

17 Eylül 2020 günü, İstanbul’a göre 14:00 itibariyle YENİAY adını verdiğimiz Güneş – AY kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY haritasını değerlendirirken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY ve Güneş Başak Burcu’nun 25 derecesinde ve haritanın 9’uncu evinde kavuşuyorlar.
  • YENİAY epeyce atak altında! Satürn – Pluto kavuşumu YENİAY’a 120 derece, AY Düğümleri kare, Mars – Lilith kavuşumu ise 150 derece açı yapıyor. Hatta Neptün’ün geniş orblu bir karşıt açıda olduğu bile söylenebilir.
  • Haritanın Yükselen Noktası 20 derece Yay Burcu. Yay’ın yöneticisi Jüpiter, 1’inci evde, Oğlak’ın 17 derecesinde.
  • Başak Burcu’nun yöneticisi olan Merkür Terazi Burcu’nda, haritanın 10’uncu evine ve Yükselen Noktası ile 60 derece açıya yerleşmiş ancak Yükselen Yöneticisi Jüpiter ile tam kare açı yapıyor. Merkür’ün destekçisi Aslan’daki Venüs’ten gelen ılımlı açı…

Haydi yorumlayalım bakalım 🙂

Türkiye için bir muhalefet adayının saptanma zamanı… Kendi içlerinde uzlaşmakta zorlandıkları ancak sürecin de başka bir ihtimale yol vermediği görünüyor. Lider olarak esnek, ılımlı, barışçıl mesajlar veren bir profil öne çıkacak. Ancak zor koşullarda ayakta kalması hatta muhalefet içindeki muhalefeti yönetmeyi başarması gerekecek.

Bireysel düzlemde ise değişime gösterdiğimiz direnç ile yüzleşeceğimiz ya da dirençli bir duruma dair bakışımızı ve tutumumuzu değiştirmek zorunda kalacağımız bir zaman…

Bu süreçte;

  • Bizim için sürdürülmesi çok zor hale gelen bir tercihi değiştirmek ya da bu tercihi korumak için o yolda yürüme şeklimizi değiştirmek zorunda olduğumuzu görebiliriz.
  • ‘’Bize göre’’ doğru ya da güvenilir olan bir tutumun pratikte yol almamızı engellemekten başka bir işe yaramadığı gerçeğiyle ile yüzleşebiliriz. Israrla tutunduğumuz bir bakış açısı, bir yargı, bir inanç, hayat içinde sınanabilir ve biz bunun sandığımız kadar sağlam ya da gerçeklerle örtüşen bir zemine dayanmadığını fark edebiliriz. Hayatımızı şekillendirirken sırtımızı dayadığımız ön kabullerin inat, korku, sabit fikir gibi örüntülerden oluştuğunu fark edebiliriz.
  • Bir konumu koruyabilmek için öncelikle başkalarının durduğu yeri ve önceliklerini anlamamız, onlarla uzlaşmamız, kendi tercihlerimizi esnetmemiz gerekebilir. Böyle bir uzlaşmaya gitmenin bizim temel önceliklerimize ve hayat yolumuza ne kadar uygun düştüğünü enine boyuna tartmak, sırf bir durumu muhafaza etmek adına sürdürülebilir olmayan fedakarlıklar yapmaktan ya da tutamayacağımız sözler vermekten kaçınmak yerinde olur!  
  • Mazlumluğa varan bir yumuşak başlılıktan da zalimliğe varan bir katılıktan da kaçınmamız gerektiğini anlamak zamanıdır.
  • Kendimizle ilgili algılarımızı, kendi durumumuz hakkında yaptığımız tanım ve tarifleri de sorgulamamız, başka bir perspektiften ele almamız ve değiştirmemiz gerekebilir.

İnsanın en güçlü özelliklerinden biri gözlemek, anlamak ve çözüm üretmektir. Gözlem ve anlayışımızı dondurup alışkanlıklarımızla davrandığımız zaman, güncel akışa uyum sağlamak gibi bir şansımız olmaz. Yargı ve alışkanlıklarla hareket etmek bizi gelişmenin önündeki bir engele dönüştürür.

Hayat bizi ‘’dirençli’’ yani aşılması zor ve tekrar eden sorunlarla sınıyorsa, kendimize şu soruları sormamız gerekir;

  • Ben sorunu tariflerken eksik ya da yanlış bir perspektif kullanıyor olabilir miyim? Bakış açım beni büyük resmi ya da açıklayıcı olacak basit bir detayı görmekten alıkoyuyor olabilir mi?
  • Çözümsüzlüğü yaratan benim tutumum olabilir mi? Vazgeçmem mümkün değil dediğim şeyler, ilerlememe engel oluyorsa onların önemini gözden geçirmem gerekmez mi?
  • Yahut da uyum sağlayayım, dirençli durum karşısında geri adım atayım derken önceliklerimi kaybediyor olabilir miyim? Eğer bir konumu muhafaza etmek için önüme konulan koşullara bir sınır çekmezsem ya da hiçbir şeyi gözden çıkartmazsam, düzen devam etse dahi doyumlu bir hayatım olur mu?

İnsan düzenini sever… İnsan planlarına ve tasarımlarına aşıktır 🙂 Bu nedenle de planlarımız ve alışkanlıklarımız tehlikeye girince, elimiz kolumuz birbirine karışır. Bizim aşık olduğumuz bu plan ve düzenlerden vazgeçmek de onlara her şeye rağmen sahip çıkmak da bir bedele tabidir.

Bedelini ödemek istemediğimiz şeyleri her şeye rağmen hayatımızda tutmaya çalıştığımızda mutsuz oluruz. Hiçbir bedel ödemek istemediğimiz için bir sürü şeyi hayatımızdan uzaklaştırdığımızda da mutsuz oluruz. Bunun ayarını bizim dışımızda kimse bilemez ve tutturamaz…

Bu YENİAY’da hayatın bize ‘’O iş zor Yonca!’’ dediği durumlarla karşılaştığımızda alışkanlıklarımıza göre davranmak yerine, ne istediğimiz ve en çok neyi önemsediğimiz hakkında kendimize dürüst olmalı, kendimizi durum ve tutumumuz hakkında kandırmaktan vazgeçmeli, önceliklerimizi saptamalı ve tavrımız ile arzularımızı tutarlı hale getirmeliyiz.

İnsan kendini idealize eder… Nasıl bir hayat istediği hakkında yazdığı hikayeler çoğu kez davranış kalıplarının altında yatan kurgularla çelişir. Bu çelişkilerdir ki, bizi dara koşar… Bu çelişkilerdir ki bizden içre bir BİZ olduğunu çıkartır ortaya… Dünyanın cevri olmadan, kendimizi bilmemiz mümkün değildir. O yüzden muhabbetin sefasını sürmek isteyene, kendi içindeki aşkı bulduracak bir cefa gerekir 🙂

8 Comments

  1. Selin Tozkoparan

    Muhteşem bir yazı , felsefe operatörlerine filozof denen ülkemizde esas filozof sizsiniz.

    1. JUNO

      Teveccüh etmişsiniz… Teşekkür ederim

  2. Nagihan

    ❤️

    1. Nilgün

      Teşekürler Juno ❤️

  3. Ayşe

    Pandemi nedeniyle 2021 haziran ayına kadar ücretsiz izne ayrılmıştım ama gelinen noktada başka bir gelir kaynağım olmadığı için işe yeniden dönmeye karar vermiştim. Bu karar olumlu mu olumsuz mu olacak? Okuduklarımdan dolayı biraz negatif düşünmeye başladım. Yükselen ikizler burcu olarak soruyorum. Hangi adımı atmak mantıklı olur?

    1. JUNO

      Zaten bir zorunluluk karşısında esnemeniz gerekmiş işte… Bunun ne getireceğini bilemem müneccim değilim 🙂 Hayırlısı olsun. Hayatın getirdiğini olgunlukla taşıyın

  4. Zeliha

    İnanılmaz güzel bir yazı. Son cümle beni cok derinden yakaladı. O kadar çok begeniyorum ki yazılarınızı🙏.

  5. Zeynep Yaprak Demirtaş

    O kadar doğru bir zamanda o kadar güzel geldi ki bu yazı… Ne zamandır bakamıyordum birden aklıma geliverdi blogunuz ve öyle çok hisse tercüman oldu ki yazdıklarınız… Ay burcu başak bir oğlak kadını olarak tam da bütün bu sorgulamaların büyük bir ciddiyetle zihnimden geçtiği bir dönem. Her tespit ayrı uyuyor ama son paragrafta nokta atışı: “Nasıl bir hayat istediği hakkında yazdığı hikayeler çoğu kez davranış kalıplarının altında yatan kurgularla çelişir. Bu çelişkilerdir ki, bizi dara koşar… Bu çelişkilerdir ki bizden içre bir BİZ olduğunu çıkartır ortaya… ” İçte yatan başağın hayalleri ile dıştaki oğlağın davranışlarını birbirine denk getirmenin vakti gelmiş geçiyor… İçtekini farklı göstermeye çalışmayı bırakmanın zamanı geldi geçiyor. “muhabbetin sefasını sürmek isteyene, kendi içindeki aşkı bulduracak bir cefa gerekir 🙂” Çok teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: