14 Eylül 2019, BALIK Burcu'nda DOLUNAY; İçgörü Zamanı!

75a3428f9a083ea1b03ce3b073d45629

14 Eylül 2019, BALIK Burcu'nda DOLUNAY; İçgörü Zamanı!

Resim : Valla yine Dee Nickerson 🙂
14 Eylül 2019 günü, İstanbul’a göre 07:33 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasını incelerken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş, BAŞAK Burcu’nun 21 derecesinde, haritanın 12’inci evinde ve DENEBOLA sabit Yıldızı ile kavuşum halinde. DENEBOLA Brady’ye göre ”başkalarının tuhaf karşılayabileceği ama değeri sonradan anlaşılan bakış açılarını” temsil ediyor.
  • Başak Burcu’nda yer alan Mars, Selena, Venüs ve Merkür Güneş ile Stelyum halindeler.
  • AY BALIK Burcu’nun 21 derecesinde, haritanın 6’ıncı evinde. Retro konumdaki Neptün ve Lilith, ona eşlik ediyorlar.
  • Jüpiter, AY ve GÜNEŞ’in Başak-Balık aksında yaptığı Stelyumlara T-Kare yapıyor! Pluto ise ılımlı açılar alıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası 0 derece Terazi Burcu. Terazi’nin yöneticisi olan Venüs ve Başak Burcu’nun yöneticisi olan Merkür tam kavuşum halinde, 12’inci evden Yükselen Noktasının üzerine yerleşiyorlar.
  • Mars ve Neptün arasında keskin bir karşıtlık var! Bu karşıtlık, AY Düğümlerinin de katılımıyla Mistik Dörtgen görünümünü alıyor.

MEALİ;
Kabulü kolay olmayan şeylerle yüzleşmek gerekiyor bu aralar… Adeta eski eşyalar yer değiştiriyor ve onların altından hayatımızdaki püskül püskül sarkan, kuytu köşelere yayılıp yılların toz topaklarını üzerinde biriktiren detaylar ortaya dökülüyor… Artık kendimizi toparlamak ve ortalığa dökülen bu hengameyi de süpürüp toplamak zamanı!
Sosyal Düzlemde;

  • Devlet kademesinde eski uzlaşmaların bozulduğu, dengenin ve hesapların tutturulması konusunda giderek daha fazla zorluk yaşandığı bir dönem.
  • Eski defterler açılıyor… Taraflar kapalı kapılar ardında da olsa, kirli çıkılarını döküp pazarlık yapıyorlar. Sıkıntılı durumdan en az hasarla çıkmanın yolu araştırılıyor.
  • Ekonomik önlemler ya da ekonomiyi yönetenler hakkında yeni açıklamalar gelebilir.
  • Bazı sorunlarla ilgili bazı isimlerin sorumlu tutulduğunu ya da eskiden suçlamalara maruz kalmış bazı kişilerin aklandığını duyabiliriz.

Bireysel Düzlemde;
Ortaya çıkan görünüm çok şey değil :))) Yani kolay şaapılacak bir pislik değil temizlenmesi gereken!

  • Belki bizim bile unuttuğumuz küçük kirli sırlarımız yeniden çıkıyor önümüze… Onlardan kaçmak ya da onların üstünü kapatmak yerine gereğini yapmaya mecbur kalıyoruz.
  • Belki hayatımızda var olan ama görmezden gelinen karmaşa, saçmalıklar, tutarsızlıklar, MADDİ veya MANEVİ problemler ayağımıza dolaşıyor ve biz artık bunlara bir çare bulmak, dağınıklığın içindeki her bir parçanın tek tek adını koymak ve uygun yere yerleştirmek durumunda olduğumuzu idrak ediyoruz.
  • Belki başkalarında görüp de çooook eleştirdiğimiz bir yanın bizde de olduğunu görüyor, biz de dahil hiç kimsenin sütten çıkmış ak kaşık olmadığını, dolayısıyla hep yaptığımız gibi yargılayıcı ve suçlayıcı davranmanın hiç bir anlamı olmadığını dannnnnkkkkk diye kafamıza düşen bir farkındalıkla kabul ediyoruz.
  • Belki görüntüde çok uslu ve görevine bağlıyız ama için için bitse de gitsek dediğimiz, tüketici bir sürecin arkasından sürükleniyoruz. Önce kendimize sonra başkalarına dürüst davranmak, yükü taşımakta zorlandığımızı itiraf etmek durumundayız. Belki bu itirafı kendimize yapmak bile bizi biraz olsun rahatlatacak ve daha MAKUL bir tavır geliştirmemize yardımcı olacak. Belki de dışarıdan bakanlar için çirkin ya da bencil olmak pahasına kendimiz için gerçekte neyi istediğimizi düşünmek ve ona göre davranmayı seçeceğiz!
  • Belki bir sağlık sorunumuz var ve onun gerekli olan tespitleri yapacak/yaptıracak sonra da tedavi olmanın yoluna bakacağız.

Evet bunların hiçbiri çook iç açıcı değil… Ama görüntü ne kadar içimizi sıkarsa sıksın, olanı olduğu gibi kabul etmemiz, çözümü için de serinkanlı, mantıklı ve detaylara duyarlı olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz!
Bize lazım olan OLANA BAŞKA BİR GÖZLE BAKMAK ŞİMDİ!
İÇGÖRÜ ZAMANI tanımını seçmem boşuna değil… İÇGÖRÜ’nün en güzel yanı, hayatımızdaki yargılı veya duygusal baktığımız konulara, bir başkasının hayatını gözlercesine tarafsız bakmaktır.
Dürüstlük, dümdüz teşhis, yargısızlık, sakinlik ve SADECE GEREĞİNİ YAPMAK; İşte İÇGÖRÜ geliştirmek dediğimiz sancılı ama faydalı sürecin özü bu!

  • İnsan hayatının MÜKEMMEL olduğunu, deneyimlerinin kadersel seçimlerinin kaçınılmaz olduğunu, etrafındakilerin de KENDİSİNE YAKIŞTIĞINI hatta kendisine ekstradan değer kattığını, yaşadıklarının OLAĞANÜSTÜ derinnn ve özellll olduğunu, zira bunları HAK EDEN özel biri olduğunu filan düşünmek ister 🙂 Ama hayatta mükemmel diye bir şey yoktur. Kimse sütten çıkmış akkaşık, kimse melek, kimse kusursuz değildir. Biz de bazı seçimleri yaparken hem kendi hatalarımızı saklamış hem de başkalarının ”görülmesi çizdiğimiz mükemmel resme uygun olmayacak” yanlarını es geçmiş olabiliriz 😉
  • Bazen herkes sadece KENDİSİ gibi davranmış ve ortaya tadı hoş olmayan bir çorba çıkmıştır. Belki bir dönem yola devam etmek için sadece o kadarı yapılabilmiştir. Ama artık bunu taşımaya gerek yoktur… Yani MÜKEMMEL olmadığımız ve kimse de bizim beklentilerimize uygun olmadığı için fazla tantana etmeye de gerek yoktur.
  • İşte bu yüzden utanmıyoruz, utandırmıyoruz… Suç ve suçlu aramıyoruz! Kendimiz dahil kimseyi gömmeye ya da kayırmaya kalkışmıyoruz. Zira bir şey bu hale gelmişse, herkesin kendince bir payı vardır.
  • Dedikodulara, felaket senaryolarına ya da pempe yalanlara hiiiiç paye vermiyoruz. Doğrudan verilere bakıyor, somut durumu görmeye odaklanıyoruz. Zira insan ”kötü” olanı önce kabul etmek istemez, sonra da kendine iyice acımak için olanın da suyunu çıkartır!
  • Çok ayıp, çok çirkin, çok yanlış, olabilemezzzz, yakışıksız, imkansız, çözümsüz, inanmak istemiyorummmm, kahredici filan gibi YERSİZ ve yapış yapış duygusal tanımları itinayla bir yana bırakıyoruz 🙂 Zira olaylara duygu eklemek, çözüm bulmayı zorlaştırır.
  • Ortalık battıysa, olmayacak bir dengeyi korumaya çalışmış olduğumuzu, zaten tutmayacak mayayı zorla çaldığımızı, yani bu sonucun da doğal ve kaçınılmaz olduğunu İDRAK ediyoruz. Zira bunu yapmazsak yine aynı saçma ve zorlama kurguları yeniden üretirmeye ve yaşatmaya çalışırız.
  • Olayların hangi aşamalardan geçerek bu hale geldiğini basitçe tanımlıyoruz. Yola doğru düzgün devam edebilmek için, gereğini tespit ediyoruz ve aklımızı, hayatımızı, içimizi karıştıran pisliği TEMİZLİYORUZ! Zira temizlik imandan gelir 🙂

Bir noktada şunu görebiliriz; Bizi şimdi yanlış gelenlere sürükleyen de bir zamanlar HERŞEYİ DOĞRU YAPMIŞ OLMA ARZUMUZ olabilir! Her yaptığımızı o zamanki doğrularımızla MEŞRU görmüş olabiliriz.

Oysa doğrular nasıl da zamana yenilmeye mahkum ömrümüzde…
Yanlışlarımız olmasa kendimizi aşmak şansımızın da olmayacağını bir türlü kabul etmez DOĞRUCU KALBİMİZ!

Biz kodlarımızda olan hata potansiyelini gerçekleştirip, bundan da bir ÇIKIŞ olduğunu görmek ve insanlığın hafızasına kendi çözümlerimizi kazımak için geldik bu aleme… Tüm zaaflarımız, tüm kusurlarımız, tüm güçsüzlüğümüz, tüm şaşkınlığımıza rağmen, RUH’un AĞIR YÜKÜNÜ SIRTLADIK DA GELDİK!
Tam da bu yüzden ÇOK KIYMETLİ o hatalarımız…
Çok kıymetli o deneme yanılma titrekliği…
Ve tüm kırılganlığına rağmen tam da bu yüzden ÇOK GÜÇLÜ kaplerimiz 
Ahh o çocuk, o samimi ve yine de ayıplı, yine de gölgeli kalplerimiz…
Onları hayatın eline bırakırken nasıl da cesuruz!

KUTLU OLSUN herşeye rağmen cesur bir şekilde yaşamaya devam etme azmimiz!
İnsan kusurlarımız kutlu olsun!
Çirkin olabilme potansiyelimize RAĞMEN güzelliği seçebilme yeteneğimiz VAR OLSUN… DAİM OLSUN!
Günahı bilmeden MASUMİYETİ SEÇMEK diye bir şey olmaz.
Kirlenmeden temizlenmek yoktur bu alemde…
Kirli geçmişlerimize ve kırık kalplerimize ”her şeyi batırmış” olmamıza rağmen sevgi dolu olmayı ve daha güzeli için çaba göstermeyi bırakmayan yüreklerimize SELAM OLSUN 

Kendini ”yaşamaya” uygun olmayacak kadar çirkin gören ve mükemmel olmadığı için gölgelere kaçanlara, köşedeki tozlara gömülüp hayatın salınımlarına karışamayanlara, ”artık çok zor” deyip bir türlü temizliğe kalkışamayanlara gelsin bu şarkı…. Facebook’ta paylaştım geçenlerde ama yetmedi buraya da koyayım 🙂

 

 
 
 

10 Comments

  1. Emrah Eflanili

    👏👏👏

  2. Yine yine içime işleyen bir yazı cok tesekkurler 🙏

  3. :)

    Eline ve ruhuna sağlık Junom 🙂 Güneşin 6. Evimdeki Chironumla, Ayın 12. Evimdeki Satürnümle kavuştuğu önemli bir dolunay bu benim için. “Temizlik imandan gelir” öğretisini hayatımın her alanına geçirmem gerekiyor sanırım, bu temizliği yapacak gücü umarım bu sefer kendimde bulabilirim.
    Kocaman sevgiler ❤️

  4. Gözde

  5. ❤️

  6. Diloy

  7. Meltem özer

    Şahane olmuş yeni senin canım benim🥰😍😘👌👏

  8. No name

    En çok da son iki paragraf bu kadar mı olur, hem tamı tamına uyan anlatımıyla hem de zamanlamasıyla. Elinize aklınıza sezginize sağlık.

  9. Ahsen Öztürk

    ❤️

  10. Hadigidekuzaya

    Genel bi yazı nasıl bu kadar özele hitap ediyor, hayret 🤹‍♀️

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: