14 Aralık 2020, YAY Burcu’nda YENİAY ve Güneş Tutulması; DÜRÜSTLÜK KALBİN ŞİFASIDIR!

ef7a64b27cc601b34aedb012e89b7911
Resim:

14 Aralık 2020, YAY Burcu’nda YENİAY ve Güneş Tutulması; DÜRÜSTLÜK KALBİN ŞİFASIDIR!

14 Aralık 2020 günü, İstanbul’a göre 19:17 itibariyle, YENİAY adını verdiğimiz Güneş – AY kavuşumu tam halini alacak. Bu YENİAY’a bir de Güneş Tutulması eşlik edecek. Tutulmalar 6 aylık bir sürece etki edebilir. Bu döneme ilişkin yorumlarımda şağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş ve AY, Yay Burcunun 23 derecesinde kavuşuyorlar. Kavuşuma RAS ALHAGUE Sabit Yıldızı eşlik ediyor. Merkür ve Güney AY DÜğümünün de katılımıyla, YENİAY 6’ıncı evde bir YAY Stelyumu oluşturuyor.
  • Yay’ın yöneticisi Jüpiter, Oğlak Burcu’nun 29 derecesinde, Satürn ile kavuşum halinde ve haritanın 7’inci evinde yerleşmiş.
  • Haritanın Yükselen Noktası 16 derece Yengeç Burcu. Yengeç’in yöneticisi AY zaten YENİAY.
  • MC’nin yöneticisi Neptün AY DÜğümlerine kare, Yükselen Noktasına üçgen açı yapıyor.
  • Mars AY Düğümlerie ılımlı, Yükselen Noktası kare açı yapıyor.
  • Uranüs Lilith kavuşumunun orbu sıkılaşıyor.
  • Venüs Akrep Burcu’nda Selena ve Juno ile kavuşuyor ve MC ile üçgen açı yapıyor. Jüpiter’den de ılımlı açı alıyor.

MEALİ;

Sosyal düzlemde:

  • Mali piyasalarda yüksek düzeyde manipülasyon yapılmasına bağlı sorunlar yıl biterken karşımıza çıkabilir ve önümüzdeki altı ay içinde bunların çözümleriyle uğraşmak gerekebilir.
  • YENİAY ile kavuşmuda olan RAS ALHAGUE epidemik sorunlara işaret eden bir gezegendir. Ancak Güneş ve AY ile kavuşumu olumluya işaret etmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki 6 ay içinde COVID-19 ile ilgili sorunlara çözüm bulunur.
  • Uygulanmış olan ”sorunlu ya da adil olmayan” politikalar konusunda yeni bilgiler açığa çıkacak ve halkın iktidar değişimi beklentisi ve adalet talebi daha belirgin hale gelecektir.
  • Arkaik güç ve iktidar kalıplarının kendi kendilerini tükettikleri bir süreç başlamıştır. Dürüstlük, birlikte yapma, zarar görmüş özü şifalandırma temalarının ön plana geçeceği bir dönem bizi beklemektedir.

Bireysel düzlemde:

Gökyüzü bize ”GÜVENDE ve HUZURLU OLMAK İSTİYORSAN, GEÇMİŞ ZANLARINI, SIRTINDA TAŞIDIĞIN KALINTILARI, VERİMSİZ HAYAT TASARIMLARINI BIRAK ve YENİ BİR SAYFA AÇ!” diye haykırmaktadır.

Güçlü ve güvende kalmak için kullandığımız yöntemlerle, aslında kendi hayatımızı SABOTE ediyor olduğumuz gerçeği yüzümüze her yönden çarpmaktadır bu aralar…

Tutunduğumuz bazı dallar, insanlar, yapılar, sistemler, zeminler de bu süreçte İŞLEVLERİNİ TAMAMLAYIP hayatımızdan çıkabilirler. Aile, aidiyet, güvenlik ve konfor alanı olarak bellediğimiz yapılar, bizim gelişmemize hizmet etmiyorlarsa önümüzdeki 6 ay içinde bu konularda radikal değişiklikler yaşanabilir. Kaçınılmaz sonlar, kökten temizlikler, kurtuluşlar ya da bambaşka bir zemine geçişler söz konusu olabilir.

Son dönemde can kayıplarının ”Korona Haricinde de ” artmasının bir nedeni de budur. Bu kişilerin kendi döngülerini tamamlamaları ve ruhlarının yola başka bir zeminde devam etmesi gerektiği için yaprak dökümü hızlanmıştır.

”Olduğun Gibi Görünmek ve Göründüğün Gibi Olmak” ya da önem verdiğini söylediğin değerleri yaşantına geçirmek, yaptıklarınla dolaylı bir inkara düşmemek hepimiz için büyük önem kazanmaktadır. Zira sistem böyle davranmadığımız, kendi gerçeğimizle ters düşen bir görünüme bürünmeye çalıştığımız, bu şekilde HAK ETMEDİĞİMİZ ayrıcalıklara erişmek istediğimiz durumları ifşa etmektedir.

Bilinçaltlarımız patlamış kanalizasyon boruları gibi ne kadar baskılanmış duygu ve arzu varsa hepsini ortaya saçabilir…

Bize yapılan ya da yapıldığını düşündüğümüz HAKSIZLIKLAR ile de yüzleşmeler yaşadığımız bir süreç olabilir. Bize yöneltilen yargıları ya da bizim yürüttüğümüz yargıları gözden geçirmemiz gerekecektir.

Gözardı edilme ya da istemediğimiz şeylere mecbur bırakılma duygularımız abartılı bir şekilde ortaya çıkabilir ve bunların taa kökünde yatan nedenlere inebiliriz.

Bize ”kendi değerimizden kaybetmiş” gibi hissettiren tercihlerimizi gözden geçirebiliriz. Bu tercihleri yaparken neleri ÖNE ALDIĞIMIZA bakabilir ve bu önceliklere dair algımızın zaman içinde nasıl dönüştüğünü fark edebiliriz. Kendimize bir şey katmak gibi gelen bazı tercihlerin aslında bizden çok şey götürdüğünü, hayatta kalmak veya güvende olmak için bunlara ihtiyacımız olmadığını idrak edebiliriz.

Geri dönüp yaşadıklarımızı değiştirmek ya da olayların vardığı hale mani olmak gibi bir şansımız olmadığı için artık önümüze bakmak ve yüzümüzü UFKA DÖNMEK zamanıdır.

Ancak ufka bakarken geçmişin kalıplarını kullanırsak önümüzde uzanacak gelecek yine geçmişin bulutları ile kaplanır. Bir geleceğimiz olması için önce geçmişe dair dürüst ve adil olmak gerekir.

Dürüstlük ve adalet insanın ÖNCE KENDİNDE sonra etrafında araması ve ÖNCE KENDİNE sonra başkalarına göstermesi gereken bir şeydir.

Kendinize şu soruları kaçmadan ve bahaneler bulmadan sorun;

  • Bana ne oldu?
  • Ben ne yaptım?
  • Neden böyle yaptım?
  • Beni geçmişe bağlayan algı, korku, beklenti, kızgınlıklar ve pişmanlıklar nelerdir?
  • Bana ne yapıldı?
  • Ne hissettim?
  • Ne tepki verdim?
  • Neden böyle tepki verdim?
  • Olanlar bana ne öğretti?
  • Şimdi aynı şeyler olsa nasıl davranırım?
  • Hayatımda nelerin değişmesini istiyorum?

İnsan yanlış yapmadan öğrenmez ve kirlenmeden temizlenmez. Hiç kirlenmemiş eller cahildir! Masumiyet yanlışı bilip doğruyu tercih etmektir. Bu da ancak mutlak dürüstlük sayesinde yapılacak bir seçimdir. Önümüzdeki süreç vicdanımızdan kaçmakla baş edilebilir olmayacaktır. Güçlü olma ihtiyacımızı ancak başkalarına yaptığımız haksızlıkları yok sayarak ve meşrulaştırarak tatmin ediyorsak, önümüzdeki altı ay bizi daha derin yıkımlara sürükleyecektir. Kendimizle ve etrafımızla yaşanacak yüzleşmelerin kaçınılmaz olduğu bir döneme giriyoruz. Bu nedenle bu dürüstlüğü ÖNCE KENDİMİZE göstermek bize daha huzurlu bir geçiş sağlayacaktır. Unutmayın ki DÜRÜSTLÜK AĞIRLAŞMIŞ BİR KALBİN ŞİFASIDIR!

İnsan başına gelenler yüzünden birilerini suçlar… Bazen bu kızgınlık o kadar taşınması ve yüzleşmesi zordur ki iyice derine itilir ve insan bu suçluluk hissini kendisine yöneltir. Kendimize yönelik olarak ”Ben daha …….. olsaydım bu yaşanmazdı!” gibi cümleler kurabiliriz. Ya da yaşadığımız şeyin ne kadar incitici olduğunu düşünmek bize ağır geldiği için kafamızda bunu NORMALLEŞTİRMEYE çalışabiliriz. Bu yüzden de ”normal olmayan incitici ya da sınırlarımızı ihlal eden” yeni olaylara da rahatça yer açar, kabul edici yaklaşırız.

Kendimize adil olmadan başkalarının bize adil olmasını bekleyemeyiz. Biz neyi hak ettiğimiz konusunda kafa karışıklığı yaşıyorsak, başkalarının bize yaptıklarını değerlendirirken UYGUN SINIRLAR ve DEĞER ÖLÇÜTLERİ belirlemek konusunda sıkıntı yaşarız. Aynı şekilde başkalarına bir şekilde davranırken de onların SINIRLARINI ve DEĞERLERİNİ KENDİ DOĞRULARIMIZA GÖRE zorlarız.

Her insan sınırlarını ve değerleri kendi başına belirlemeli, başkalarıyla ilişkisinde hem kendi sınır ve değerlerini korumalı hem de diğerlerinin sınır ve değerlerine saygı ile davranmalıdır. Önümüzdeki aylar sınırlar ve değerler konusundaki algı tutumlarımızı baştan aşağı sorgulamak ve yenilemek durumunda kalabiliriz.

İnsan hayatı, olayları ve insanları yargılar… Elbette kendini de! Ancak akışı oluşturan binlerce incecik örgüyü tam anlamıyla görmeden gerçekle örtüşen bir yargıda bulunmak imkansızdır.  Bu nedenle biz ancak bulunduğumuz yerden baktığımızda gördüğümüz resmi tanımlarız. Bu tanımlara göre de kendimize bir yol çizer ve devam ederiz. Zaman bize hikayenin yeni veçhelerini ve senaryodaki yeni olasılıkları gösterir…

Senaryodaki yeni olasılıklar ”bu mutlaka şöyle olmalı” diyerek oluşmaz… Yeni olasılıklara biz değerlerimize sadık, dürüst ve adil bir şekilde yolda yürümeye devam ettikçe hak kazanılır.

Şimdi geçmişten bu güne taşıdığımız duygu, kaygı, saplantı, beklenti, korku, yargı, kızgınlık, baskı yüklerini bırakıp, yüzümüzü ufka dönme zamanıdır. Zanlarımıza, yargılarımıza, varsayımlarımıza HOŞÇAKAL diyip, göğsümüzü dürüstçe geleceğe açalım. İçimizdeki onurlu kısrak yolunu mutlaka bulacaktır 🙂

BURCA GÖRE YORUMLARI YAZACAĞIM!

 

 

 

 

11 Comments

  1. Oya

    “Hiç kirlenmemiş eller cahildir ” bayıldım bu tanımlamaya..

  2. Belgin Kurhan

    Yine muhteşem bir yazı daha gönlünden hissederek bize hediyeni Junocum sevgiyle aldım. Iyi ki varsın❤🙏😍🌈🧿💐

  3. Ebru Serttas

    Tam da o noktadayım. Değersizliğimi reddettim ve sınırlarımı cizdim. Karsimdaki de cizdi. Bakalım buyuk resmin göremediğim kısımları açıldıkça ne gelişmeler olacak. Sınır çizmek benim için zordu, vazgeçmek zordu. Dayanıyorum şimdi. Inanıyorum hak ettiğimi verecek hayat.

  4. melike yüksel

    “Kendimize adil olmadan başkalarının bize adil olmasını bekleyemeyiz. Biz neyi hak ettiğimiz konusunda kafa karışıklığı yaşıyorsak, başkalarının bize yaptıklarını değerlendirirken UYGUN SINIRLAR ve DEĞER ÖLÇÜTLERİ belirlemek konusunda sıkıntı yaşarız. Aynı şekilde başkalarına bir şekilde davranırken de onların SINIRLARINI ve DEĞERLERİNİ KENDİ DOĞRULARIMIZA GÖRE zorlarız.” Bu hafta buna benzer şeyleri düşündürecek şeyler çıktı karşıma. Teşekkürler güzel ifadeniz için, iyi geldi.

  5. Cigdem

    Cok güzel. Teşekkürler❤

  6. Tuba

    Bugün bu yazıyı okumadan kendimde sorguladigim şeylerle karşılaşmis olmak sizinle algı dalganizda olma duygusu beni mutlu etti, yazılarınız harika 💝

  7. Işıl

    Hep mi lezzet, hakikat ve sifa akar yazilarinizdan… Kutlar ve kendi adima tesekkur ederim.

  8. Nilgün

    Harikasınız… sizi öpüyorum. 🌷🙏

  9. Hamiyet

    Muhteşem.. Teşekkür ediyorum..

  10. Özlem Arslan

    Cokkk teşekkür ediyoruz muhtesem❣

  11. Güneş

    Kaybolmuş hissettiğim bir dönemde instagram da sizin ile karşılaştım. Harika bir ışıksınız teşekkürler. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: