Posted in Astroloji

Pluto Güney AY Düğümü ile Kavuşumda; Bastığın Zemini Değiştirme Zamanı!

Jacob Collins.jpg
by Jacob Collins

Oğlak’ta seyreden Pluto, bir süredir Ay Düğümleri ile yakın temastaydı…

  • 28 Mart 2019 günü İstanbul’a göre saat 18:00’de Pluto ve Güney AY Düğümü tam kavuşuma girdiler.
  • 29 Mart’ta Oğlak Burcu’nda ilerleyen AY, öğlen saatlerinde Pluto ve Güney AY Düğümü ile kavuşacak.
  • Mart biterken Mars İkizlere girmiş ve Chiron ile 60 derece açısı netleşmiş olacak.
  • Merkür ise retrodan çıkıp Neptün ile bir kez daha kalp kalbe duracak ama bu kez şaşkınlık değil kabul ve anlayış getirecek bize…

MEALİ; Continue reading “Pluto Güney AY Düğümü ile Kavuşumda; Bastığın Zemini Değiştirme Zamanı!”

Advertisements
Posted in Kısa Dönemli Etkiler, Uzun Dönemli Etkiler

2012 Biterken, Ağır Giden AY Neyin Üstüne Basıyor ya da Birbirini Ağırlayan YOD’lar

Stopped Moment - Vladimir KUSH
Stopped Moment – Vladimir KUSH

2012 Bitti bitecek… LAKİN, Ay iki gündür Aslan‘da ve yavaş ilerliyor … Farkındaysanız hayatımızın ritmi hızlı olsa da, bizim üzerimizde de bir garip ağırlık, bir baskı duygusu var. Kendi kendinize ”Ya ben niye tam iyi gibi değilim ya? İçimde  neden bir garip bunalma hali, sanki üstüme görünmeyen biri oturmuş da ben kalkamıyormuşum gibi bir duygu var?” diye  soruyor olabilirsiniz… Bunun nedeni; Continue reading “2012 Biterken, Ağır Giden AY Neyin Üstüne Basıyor ya da Birbirini Ağırlayan YOD’lar”

Posted in Uzun Dönemli Etkiler

21 ARALIK 2012’de Ne Olacak?

Babil’in Boruları – Vladimir KUSH

Nicedir 2012 yılı hakkında türlü yorum yapılıyor medyada. Kadim MAYA Takvimi’nden hareketle, 2012 Aralık itibariyle dünyanın sonunun geleceği söyleniyor. Hatta geçen sene bir Japon Prensesi’nin bizzat yaptığı duyuru üzerine, 21 Aralık 2012’de 3 gün boyunca dünyamızın karanlığa gömüleceği hakkında bir de beklenti doğdu! Gerçi bizim gibi çocukluğu yağ, benzin ve hatta Ramazan pidesi kuyruklarında bekleyerek  geçmiş olan ve evdeki küçük balkonlar ya da sandık odalarının hala erzak stoklamak için kullanıldığı bir ülkede büyüyen insanlara pek de dokunmaz böyle bir ”felaket”… Ne var ki, feysbuka girememek ve Kanuni’nin harem seferlerini seyredememek bazılarımızı hakkaten fena bunaltır :) Continue reading “21 ARALIK 2012’de Ne Olacak?”

Posted in Kısa Dönemli Etkiler

KALBİN ”Çetrefilli” YOLLARI …

Ay hala Yengeç’te… yani hala kendi tanıdık sularında esrik salınımlarla gönül eyliyor… Ve giderayak Kuzey ve Güney Düğümleri ile 60’lık ve üçgen bakış açıları yapıp bizi, kaderimizle ilgili bir kavşağa getirecek!

Ne zamandır Chiron ile karşıt durumda Başak’taki Venüs. Eski yaralarını, derin kırıklarını, biraz gergin ve mesafeli bir seçicilikle örtmeye çalışmakta… Ama yüreğin kavşakları, kimseyi serin sularda bırakmaz! Kuzey Düğümü – Mars – Juno üçlüsü ile yapılan bir kare girdi mi devreye, Başak’taki Venüs’ün bastırılmış arzuları kor olur kavurur ortalığı. Ve hepimiz elimizi o korun içine sokup bir seçim yapmak zorunda kalırız; Continue reading “KALBİN ”Çetrefilli” YOLLARI …”

Posted in Uzun Dönemli Etkiler

10 NİSAN Pluto Retrosu – ANKA KUŞLARI İÇİN SON ÇAĞRI

 

 

10 Nisan’da Pluto 18 Eylül’e kadar devam edecek RETRO hareketine başlıyor… Geri hareketin içeriği hakkında yorum yapmadan önce kısaca Pluto’nun doğası ve Oğlak’taki yerleşimi hakkında bilgi vermek iyi olabilir;

Pluto, tartışmalı bir gezegendir. Bazıları onun bir planet mi bir asteroid mi olduğuna karar verememiştir. Uzak, gizemli, -etrafında sadık bendeleri gibi duran üç ay ile- saltanatlı, modern astrolojide yönetici olarak atandığı Akrep burcu gibi hem cazibeli, hem de ürkütücü bir varlıktır. Ne zaman saldıracağı bilinmeyen farklı bir uygarlığın yaşadığı bir anti-dünya, ya da vampirlerin anayurdu olduğunu söyleseler inanacak çok kişi bulunur ;)

Astroloji’de ise Pluto ”yokolmadan varolamayacağımızı, kaybetmeden kazanamayacağımızı, düşüp kalkmadan yürüyemeyeceğimizi, korkuyu tanımadan cesareti bulamayacağımızı, yitirmenin acısı ile barışmadan elimizde olanların değerini anlamayacağımızı, hiç bir varlığın, duygunun, sürecin sonsuz olmadığını ve her bitişin içinden bir başlangıç enerjisinin doğduğunu” öğreten, bir bar filozofudur. Jüpiter okullu bir guru ise, Pluto sokaktan, kenar mahalleden, lağımdan, genelevden çıkma – biraz Bukowskivari – bir üstaddır. Öğrenip öğrenmediğinle de fazla ilgilenmez! Lafını söyler geçer. Ama sözleri içimizde çok derin bir iz bırakır…
Pluto’nun Oğlak’taki yolculuğu, Bu Alem Böyle Gelmiş Böyle Gider düsturuyla yaşayan biz fanilere, geldiğimiz gibi gidemeyeceğimizi farkettirmek üzere tasarlanmış bir macera gibidir… Oğlak, bir dünya üstadıdır. Gözünü bir hedefe dikmiş – ha babam tırmanan – ve sadece istediğini elde etmekle ilgilenen, manevi yanı eksik bir münzevi gibidir… Hani içine bir de iman koy, ondan ala misyoner olmaz! Ama içine bir bar filozofu koyarsan… Zirveye varınca kendini patlatan bir intihar komandosundan söz ediyor oluruz! Amacı, hiçbir yerin sandığımız kadar yüksek, hiçbir ödülün sandığımız kadar değerli, hiçbir gücün – dalda duran mevyayı alabileceğini bilip de almamak – kadar etkili ve sahip olduğumuz hiçbir şeyin tercihlerimizden daha önemli olmadığını göstermektir. Yani dünyaya tırnaklarını geçirmiş duran ve ya herşeyimi kaybedersem diye korkuyla titreyenlerle dalga geçmek derdindedir! Korkularımızdan, boş heveslerimizden, eften püften kaygılarımızdan ve doymak bilmeyen hırsımızdan başka kaybedecek birşeyimiz olmadığını anlatmanın, onları önce tetikleyip, sonra da halimizle dalga geçmekten daha bilgece bir yolu var mıdır?
Gelelim, RETRO Pluto’ya… Bize ”tırnaklarımızı en fazla nereye geçirmeye çalıştığımızı, neden korktuğumuzu, neden vazgeçemediğimizi” farkettirecek ve ”BU GERÇEKTEN HERŞEYDEN ÖNEMLİ Mİ?” sorusunu sorduracak bir transittir. Bazen birşeyleri kazanmak ve bir daha kaybetmemek adına bir sürü şeyden vazgeçeriz. Bazen bu çaba içinde özümüzdeki değerleri yitirir, aslında tamamen yoksul, çıplak ve anlamsız kalır, ama – ne kadar fakirleştiğimizi farketmeden – gider ha gideriz… Buradaki en büyük tuzaklardan biri de, kaybettiklerimizi görmemize karşın, bu kez zararı kapatmak için başladığımız yoldan geri dönememek halidir. Bu durum; Kumar masasından kalkamayan kumarbazın, gerçeği itiraf edemeyen yalancının, temiz bir hayata başlamak için çok geç kaldığını zanneden hırsızın, ya da içi boşalmış bir ilişkiden vazgeçerse kaybettiği yıllarının iyice boşa harcanmış sayılacağını zanneden bir eşin hali gibi bir haldir…
Oğlak’taki Pluto, bize gerçek kaybın ve gerçek kazancın ne olduğunu anlamak ve vazgeçemeyeceğimiz tek değerin öz-değerimiz olduğunu hatırlatmak için ters dönmüştür! Özündeki değerden şüphe etmeyen, vazgeçmekten korkmaz. O, bir Anka Kuşu gibi zamanı gelince yanar ve küllerinden doğar…
Biliyorum biraz ağır bir yazıydı… Eh o zaman Çerağan Vakti yazısını okuyun… Şu önümüzdeki 2 hafta içinde; Merkür ve Mars’ın düze çıkması, Venüs’ün hafif-meşrep İkizlere girmesi, Terazi’de Dolunay’ın parlaması ile birlikte, baharı hep birlikte idrak etmek üzerine bir yazıdır :)
Bunun üstüne iyi gider. Zira, Pluto’nun bir dersi de, keder olmadan neşeden, ciddiyet olmadan şakadan, mavi olmadan pembeden tat alamayacağımızı anlamaktır…