Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Güneş Jüpiter'e Üçgen, Ay Chiron ile Kucak Kucağa .. ACIYA Başka Bir Gözle Bakma Zamanı :)

Her günü ayrı güzeldir 🙂
Ya da her gün ardı sıra farkı bir güzelliğin kapısını açar… Bu gün de içinde kendine has bir lütuf barındıran bir gün;

MEALİ;
Bu Merkür retrosu kalitesi itibariyle Merkür değil de Ay retrosu gibi çalışıyor… Ay retrosu diye bir şey yoktur bu arada :)))) Ama hani Ay duygularımızı temsil eder ya, Retrosu filan olaydı, anca şimdiki gibi bir etki yapardı 😉
Bu Merkür Retrosu boyunca, saplanıp kaldığımız duygu ve düşünce kalıplarının üzerinden geçip, bize neden ayak bağı olduklarını anlamaya çalışacağız…
Bugün de tam bu konuda aşama kaydetmek için şapşahane bir gün 🙂
İnsan acıya saplanır!
Gurdjiyeff Üstat der ki; ”İnsanlar en değerli bildikleri şeylerden bile vazgeçerler ama acılarından ASLA!”
Acı bizi içine hapseden bir şeydir!  Biz de sanki onun etrafımıza sardığı duvarların içinden çıkarsak, çok değerli bir şeyimizi kaybetmiş olacakmışız gibi, onun garip sisine gömülmeyi ve kendimize ağıtlar yakmayı peeekkk severiz 🙂
Zira insan acı kayıtlarına evrenin kendisine ödemesi gereken bir borç defteri gibi bakar!
”Sen bana bunları yaptın, bunları ettin… Bakalım karşılığında ne vereceksin?” der gibi hırsla, hınçla ve bir güvenceye tutunur gibi tutunur.
Oysa acı deneyimlerinin ödülleri kendi içinde saklıdır. Yaşadığımız her acının – bakmaya cesaret edersek – net bir mesajı vardır.
Biz acı çektiğimiz bir anının zihnimizde can bulmasına izin verdiğimizde, sadece İNCİTİLEBİLİR olduğumuzu hatırlarız…
Ama o kayıtlarda, ”ÇOK CANIM YANMIŞTI” kısmına takılmadan bakabildiğimiz zaman görülmesi mümkün olan bazı detaylar vardır.

En önemlisi;
DETAYLARDA KAYBOLMAYI BIRAKIP, MESELENİN ÖZÜNE KALBİNE İNEN BİR YOL BULABİLİRİZ!
Bu yolu bulmayı, bu cümleyi kurmayı, bu ışığı görmeyi Yaratan’dan dileyelim 🙂
Acı temelli seçimler, bizi anayoldan uzaklaştıran çapraşık patikalardır. Acının tedavisi ne intikam, ne zafer, ne yokoluş, ne unutmaktır… Acının tek tedavisi SEVGİ’dir.
Ve bu sevgi başkalarından gelen bir şey değildir. Özdeğerimizi kuşanmadıkça, bu değeri ve onayı başkalarından almayı bekledikçe, ACI bizi bırakmaz…
Özdeğer duygumuzu pekiştirecek tek bilgi ise – Tanrı, Alah, Ulu Manitu, Evren, Merkez adına ne derseniz deyin – Yaratıcı Sistem’in bizi çok sevdiğine, çok değerli olduğumuza, yürüdüğümüz yolun ve öğrendiklerimizin çok kıymetli olduğuna güvenmektir.
Biz başımıza gelenler değiliz… Başımıza gelenlerden çıkarttığımız öğretilerdir bizi var eden. ”Ay daha ne öğrencem içim çıktı!” diyenlere, ”Siz daha hiiiç bir şey öğrenememişsiniz. Zira hala öğrendiklerinizin değerini fark etmek yerine hayattan elde etmeyi umduğunuz ganimetin peşindesiniz.” diyorum tüm sevgim ve anlayışımla 🙂
Hepimiz – BEN DE – ganimetin peşinde kendimizi kaybedip, hayatımıza her an giren lütufları fark edemeyecek hale geliyoruz sık sık…
Son olarak UMUT, ŞÜKÜR ve ÇABA’nın hep bizimle olmasını diliyorum! Zira bunlar olmadan LÜTFUN VARLIĞI görülmez ve hayatımızın arka plan müziği hep ama hep ACI olarak kalır 🙂
HURT – Johnny Cash  ”Bugün hala duygulanabileceğimi görmek için kendi canımı yaktım! Gerçek olduğunu bildiğim tek şeye yani acıya odaklandım.”
Acı çekmemek için etrafına acı vererek ilerlemiş, kendine hayatı yara yara yollar açmış ama geriye kalan tek duygusu acı olan bir adamın şarkısıdır. Yeniden başlayabilmeyi çok ister ama bunun için fazla geç kaldığını düşünerek acı çeker… Şarkı güzel ama BİZ BÖYLE OLMAYALIM 🙂

Exit mobile version