13 Nisan 2025, TERAZİ Burcu’nda DOLUNAY; Azamet, Hiddet, Dirayet ve Adalet Hakkında Dersler!
13 Nisan 2025, TERAZİ Burcu’nda DOLUNAY; Azamet, Hiddet, Dirayet ve Adalet Hakkında Dersler!
13 Nisan 2025 günü, İstanbul’a göre 03:21’de DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasının yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
- Ay Terazi Burcu’nun 23 derecesinde, haritanın sekizinci evinde, ARCTURUS ve SPICA Sabit Yıldızları ile kavuşuyor.
- Güneş Koç Burcu’nun 23 derecesinde, haritanın 2’inci evinde, Chiron ile kavuşuyor.
- Koç Burcu’nun yöneticisi olan Mars Yengeç Burcu’nda ve Ay-Güneş ikilisine T-Kare açı yapıyor.
- Terazi’nin yöneticisi olan Venüs Balık Burcu’nda ve Stationary konumda, Satürn KAD, Merkür ve hatta Koç Burcu’ndaki Neptün ile kavuşum yapıyor.
- Haritanın Yükselen Noktası 6 derece Kova. Yöneticisi Uranüs Boğa Burcu’nda, Capulus ve Algol Sabit Yıldızları ile kavuşuyor.
- Uranüs, KAD etrafındaki Stelyum ve GAD ile ılımlı açılar alıyor.
Tüm dünyada MAĞDURİYET çığlıklarının yükseldiği bir zaman. Politik iktidar odakları ve askeri güçler sertleşirken, gücün oransız ve haksız kullanımından mağdur olanların da ‘’daha fazla kaybedecek bir şeyimiz yok’’ düşüncesiyle direnişleri artıyor. İki tarafın da alanını korumak ve zaaf göstermemek için geri adım atmaktan çekinmesi, uzlaşma zemini zora sokuyor.
Şimdi zirve yapan gerilimin Nisan sonundaki YENİAY döneminde önemli bir kırılma noktası yaratacağı, kamplaşma ve çatışmaların sertleşeceği görülüyor. Bu süreç tüm dünya için maddi manevi zararlara neden olabilir. Ancak sistemin çözüm üretememesinin ve kilitlenme noktasına gelinmesinin, yeni liderlerin çıkışına vesile olması da mümkün. Mayıs ortasındaki DOLUNAY ise yeni dengeler getirebilir.
Nisan sonundaki sertleşme sürecinin Türkiye’de en yoğun olarak ekonomi alanında hissedilmesi beklenir. Sosyal düzlemdeki gerilimin çok artması halinde Mayıs’ta iktidarın yaklaşımının daha da sertleşmesi ya da liderlik yapılarında ve yönetim anlayışında bazı değişikliklere gidilmesi söz konusu olabilir. Temmuz ayıyla birlikte uzun bir zamandır devam eden çözülme ve belirsizlik sürecinden yeni bir başlangıç ve yeniden yapılanma dönemine geçiliyor.
Bireysel düzlemde;
Güçlü olmak ile güçlü görünmeye çalışmak arasındaki farkı sorguladığımız, uzlaşmak, anlaşmak, birleşmek, yardımlaşmak, ortak çözümler bulmak konusunda ise sınandığımız bir DOLUNAY bu.
- Güçlü ve ödünsüz görünmek adına yaşadığımız sıkıntıları, gördüğümüz zararları, taşıdığımız fazladan yükleri yok saydığımız, eksiklerimizi kabul edemediğimiz, yardım ve destek alamadığımız konuları fark edebiliriz.
- Fazla yalnızlaştığımızı, elimizden tutmak isteyenleri yabancılaştırdığımızı, geri adım atmayı, özür dilemeyi ya da özürleri kabul etmeyi, beceremediğimizi görebiliriz.
- Her şeyi kendi bildiğimiz gibi yapmak için maddi, fiziksel ya da duygusal düzlemlerde işbirliğine ve ortaklığa kapalı davrandığımızı, uzlaşmayı ve ortak bir amaç için güçleri birleştirerek daha kolay ilerlemeyi içimize sindiremediğimizi ve bu yüzden gereksiz hasarlar aldığımızı hatta kendi kendimizi yok etme noktasına geldiğimizi, yaşadığımız sıkıntılar gözümüze sokabilir.
- Daha büyük bir kayba özellikle maddi bir hasara uğramamak için, beklentilerimizi kısıtlamayı, belirli bir zararı sineye çekmeyi kabul edebilir, böylece makul bir zeminde kendimizi güvenceye alabiliriz.
- Taleplere sınır koyamadığımızı, uyumlu olmak ya da kayıp yaşamamak adına fazla verici davrandığımızı, kendimizden başka herkesi düşünür ve herkese merhamet ederken kendimize zalim ve adaletsiz olduğumuzu idrak edebiliriz.
- Kendi tercihlerimiz nedeniyle yaşadığımız kayıplar ya da vazgeçemediğimiz öncelikler adına ödediğimiz bedeller için sorumluluk almakta zorlandığımızı, sürekli başkalarını suçlama eğiliminde olduğumuzu, olmayacak yerden fazla beklentiye girdiğimizi ve kendimize fazla acıdığımızı… Bunun da bizi gerçekçi bir zemin oluşturup daha fazla zarar görmemek için önlem almaktan alıkoyduğunu görebiliriz.
Hasarsız bir hayat yoktur! Hiç kimse sonsuza dek her girdiği savaşta kazanan, her amacına ulaşan, her rakibini ezen bir konumda kalamaz. Hiç kimse sadece kendi bildiği yoldan giderek ve asla zaaf göstermeyerek, yardım almayarak, içinde büyük sıkıntılar çekse de dışta yenilmez kahraman görünümünü koruyarak yaşayamaz. Kaybetmeyi, uzlaşmayı, geri çekilmeyi, eksiğini kabul etmeyi, durmayı, dinlenmeyi becermek, ne kendini ne başkasını fazla yormayacak ve incitmeyecek çözümler bulmayı öğrenmek, olgunlaşmanın en önemli parçasıdır.
Öte yandan başımıza ne gelirse gelsin alttan almak, birinin iktidarını koşulsuz kabullenmek, riske girmemek ya da kayba uğramamak adına hep birilerinin gücü ve yetkisi altına sığınmak, bağımsız davranamamak gibi bir alışkanlık içindeysek, bunun da sürdürülebilir olmadığını fark etmemiz gerekir. Bazen kişisel riskler almadan, başkalarını karşımıza almak pahasına kendi seçimimiz doğrultusunda hareket etmeden, yola devam etmemiz mümkün olmaz. O zaman bir kahraman bulup arkasına sığınmak ya da otoritenin gücü altında sinip kalmak yerine, kendi hayatımızın kahramanı olmayı becermenin zamanı gelir.
- Gücünü bilmek ama bu gücü ılımlı, yapıcı ve işlevli şekilde kullanmak, hepimiz için en güvenli yoldur. Güç terazisinde kefeleri oransız kullandığımızda hem biz hem de başkaları zarar görür.
- Tam bir tarafsızlık mümkün değildir. Son tahlilde insan kendi değerlerine uygun olandan taraf olur. Ancak bir tarafı olmak adaleti ve merhameti kaybetmeyi gerektirmez.
- Birinin hakkını fazla gözetirken kendimizi yok saymak da kendimizi gözetmek için birilerinin hakkını yok saymak da adaletsiz bir tavırdır.
- Bizim için en değerli ve önemli olan şeyleri korumak adına bir şeylerden vazgeçmek, hayatta kalmak ve yola devam etmek için önemlidir ve bu pazarlığı insan önce kendiyle yapar!
AYAR TUTTURMAK önemlidir. Ayarsız azamet yıkıma ve hiddete, ayarsız temkin işlevsizliğe ve atalete, ayarsız bağlılık aldanış ve felakete yol açar. İnsan için en güzeli gücünü dirayete çevirmek ama inada meyletmemek… Adaletin bir kefesine merhamet ve anlayışı bir kefesine de bilinci ve kuralları koymaktır.
Bu çok ciddi yazıyı ‘’ZALİMİN ZULMÜ VARSA SEVENİN ALLAHI VAR!’’ diye bitirmek istiyorum. Zira ciddiyeti katılığa dönüştürmek de bizi esnemekten, gelişmekten ve yola devam edecek gücü bulmaktan alıkoyar.
Güzel kalplerinize iyi bakın… Dünyanın geldiği dönemeçte en çok kalbinin ışığını daim kılabilenlere ve etrafa yayabilenlere ihtiyacımız var!
Müzik olarak da BU SU HİÇ DURMAZ’in çok keyifli bir yorumunu seçtim.
“AYAR TUTTURMAK önemlidir. Ayarsız azamet yıkıma ve hiddete, ayarsız temkin işlevsizliğe ve atalete, ayarsız bağlılık aldanış ve felakete yol açar. İnsan için en güzeli gücünü dirayete çevirmek ama inada meyletmemek… Adaletin bir kefesine merhamet ve anlayışı bir kefesine de bilinci ve kuralları koymaktır.” Kalbime ses olmuşsunuz Junocuğum. Yine. Var olun.
🙏🙏🙏
Nasi bu kadar güzel ifade edebiliyorsunuz 💞👏👏👏 kaleminize ve yureginize sağlık