20 Ekim 2021, Terazi – Koç Aksında Dolunay; BİZ DEMENİN HASSAS MATEMATİĞİ…

Norbert Garab
Resim: Norbert Garab

20 Ekim 2021, Terazi – Koç Aksında Dolunay; BİZ DEMENİN HASSAS MATEMATİĞİ…

20 Ekim 2021 günü, İstanbul’a göre 18:02’de DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. Dolunay haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Ay 27 derece Koç Burcu’nda, haritanın 1’inci evinde ve yükselen ile kavuşum halinde.
  • Güneş 27 derece Terazi Burcunda, haritanın 7’inci evinde ve hem Ay’ın girdiği Koç Burcu’nun hem de Yükselen Noktası’nın yöneticisi olan Mars ile kavuşum halinde.
  • Pluto, Güneş – Ay ikilisine T-kare pozisyonda duruyor. Jüpiter ise ılımlı açılar yapıyor.
  • Terazi’nin yöneticisi Venüs Yay Burcu’nda. Venüs, Chiron, Lilith ve Merkür arasında Mistik Dörtgen görünümü var.
  • Jüpiter ve Merkür’ün retrodan çıkması enerjiyi oldukça rahatlatıyor.

MEALİ;

Sosyal düzlemde uzlaşması mümkün olmayanların güç birlikleri açıklık kazanır, ortak isimler ve ortak tutumlar netleşir.

Bireysel düzlemde ise, ilişkilerimiz, işbirliklerimiz ve kontratlarımıza dair ciddi bir eşik atlıyor olmamız mümkündür. Tehdit altında hissettiğimiz, gerilim yaşadığımız, belki açık bir çatışma içine girdiğimiz durumları çözüme götürmek için hangi yolu izlememiz gerektiğine bu DOLUNAY’da karar veririz. Nasıl deneyimler bizi bekliyor derseniz;

  • Duygusal ya da maddi zeminde yürütülen bir ilişkide kırılma noktasına gelinebilir, tamam mı devam mı kararı alınabilir.
  • Geri adım atmazsak bir süreci tamamen sekteye uğratmayı, bir ilişki, anlaşma veya ortaklığı tamamen bitirmeyi göze almamız gerekebilir.
  • Kendimizi ezdirmeme, hakkımızı yedirmeme güdüsü hatta kızgınlık ve yıkıp dökme arzusu yüzünden çok sert bir tavır almak ile, çıkarlarımızı korumak adına durumu makul bir zeminde tartışmak ve uzlaşarak sonuca gitmek gerekliliği arasında sıkışabiliriz.
  • Biz işi oluruna getirmeye çalıştığımız halde muhatabımız her türlü uzlaşmaya kapalı ve mantıksız şekilde sert davranabilir.
  • Her iki tarafın da aşırı savunma güdüsü ile fazla gerilim yaşaması yüzünden iletişim kanallarının kapandığı ortaya çıkabilir. Niyetler, ihtiyaçlar ve imkanlar işin içine gerilim unsuru katılmadan tanımlandığında, ortak zeminde buluşmanın mümkün olduğu anlaşılabilir.

Bir çok insan hayata BEN merkezinden bakar. Hem kendini her türlü hasardan korumak hem de arzu ettiği şeylere arzu ettiği formatta ve zamanda ulaşmak ister. Bu yüzden başkalarını da duruma kendi baktığı yerden bakıp, kendi istediği şekilde davranmaya zorlar. Karşılaştığı kişinin arzusu da girilen iletişimi sürdürmek yönünde ise bir süreliğine tüm akışı kendi tercihleri yönünde şekillendirebilir. Ancak bir zaman sonra ”SEN demeye zorlanmış” olan kişinin kaynakları, imkanları tükenmeye, tatminsizliği artmaya, inancı ve şevki kırılmaya başlar. Onu SEN demeye zorlayan ”durumu koruma güdüsü” azalır ve ”kendini koruma arzusu” ile yer değiştirir. Bu sıkıntı tariflendiği halde HEP BEN diyen tutum değiştirmiyorsa, gerilim artar ve çatışma kaçınılmaz olur.

Kişinin kendini koruma, varlığını mutlak kılma ve çıkarlarını gözetme arzusu, varlığını mümkün kılan ortama ve ilişkilere zarar vermesine neden olacak kadar abartılı hale geliyorsa, bu aslında dolaylı olarak kendine zarar vermektir. Bu tutum bir ağaca sarılıp onun hayat damarlarını kurutan ve onunla birlikte ölüme mahkum olan bir sarmaşık olmaya benzer.

Öte yandan bir insanla fiziksel, duygusal, finansal bağlantısında bir süreliğine SEN demeyi kabul ederken de, kişi ”dolaylı olarak” BEN’i gözettiğini zanneder. O bağdan elde etmeyi umduğu bir tatmin söz konusu olduğu için, TÜKKAN SENİN mesajını vererek, devamlılığı korumaya çalışır. Ancak kendimizi hayatta tutmak için bir başkasının önceliklerine hizmet etmemizi ve bu arada kendimizi tehlikeli boyutta ihmal etmemizi gerektiren kontratlar bazen bizi bitirir!

Hayatta kalmak, arzularına kavuşmak, güvende olmak için BEN ve SEN diyenler birbirinden farklı uçları temsil ediyor gibi görünse de, temel güdüleri ve hataları aynıdır. Güdüleri BEN’i doğrudan veya dolaylı tatmin etmek, hataları ise kendilerine veya ötekine zarar vererek BİZ’i mümkün kılan zemini yok etmektir. Abartılı arzu ve kaygılarının oluşturduğu körlük yüzünden sürdürülmesi mümkün olmayan bir kurguyu iki yöne çekiştirirler.

Yaşanılan süreç gelip bir yere tıkanmışsa ve o noktada tarafların aynı tutumla devam etmeleri herkesin kaybına neden olacaksa, çözüme gitmek için farklı bir bakış açısı ve tavır oluşturmak gerekir. İşte bu DOLUNAY tıkanmayı göz önüne serip yeni bir bakış açısı ve tavrı zaruri hale getirecektir.

Nasıl sağ çıkarız bu hengameden derseniz;

  • Neden orada olduğunuzu kendinize çok iyi tanımlayın.
  • Neye ihtiyacınız olduğunu ve bu talebin ne kadarının karşınızdaki tarafından yerine getirilebilir olduğunu gözlemleyin. Bu aşamada gerçekçi olun.
  • Eğer talep şekliniz karşınızdakine zarar veriyorsa onun sınırlarına ve koşullarına saygı gösteren bir formata razı olun.
  • Verme şekliniz karşınızdakine ve size zarar veriyorsa durun! Sınırların sağlıklı olduğunu fark edin.
  • Eğer anlaşmayı sürdürmek size zarar veriyorsa geri çekilin. Bazen daha fazla zararın önüne geçmek bile kardır! Bunu unutmayın.

En önemlisi CESUR OLUN! Cesaret karşındakinin üzerine gitmek, koşulları zorlamak değil, kendi içinde denenmemişi denemek ve kendi sınırlarını esnetmektir.

Kendini göremeyen, kendini tanımayan, kendine kendisi hakkında dürüst olamayan kişi, kendi merkezinde duramaz. Kendi had ve sınırlarını aşıp bir başkasının merkezinde olmayı istemek ya da bir başkasını – kişi, kurum, oluşum – hayatımızın merkezi haline getirmek, hem karşımızdakine hem ilişkimize hem de dönüp dolaşıp yine bize zarar verir.

Sağlıklı bir benlik algısı ve ben olabilme cesareti ile yola devam edenler, BEN derken hadlerini, SEN derken samimiyetlerini koruyabilirler. Bu yüzden de BİZ olmayı daha iyi becerirler.

Sevgi ve huzur sizinle olsun 🙂

BURÇLARA GÖRE yorumlar için lütfen Üyelere Özel sayfasını ziyaret edin. Giriş için sorun yaşıyorsanız 0552 940 41 88’den Akın Bey ile görüşebilirsiniz. Katkılarınız için tüm Otizmli Çocuklarımız adına gönülden teşekkür ederiz.

Yalnız insanlarla vedalaşmayız… Asıl veda ettiğimiz şey, kendi içimizdeki bir algı ve bununla birlikte tutunduğumuz bir tavırdır. Ve her veda bizi yakar! KÜL – Cem Adrian…

https://www.youtube.com/watch?v=gdFVBaZ3EXo

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

Juno - Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin