Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Venüs Pluto Karesi; Reddedilmek Korkusu!

Yoğun bir arzu ve derin bir kırılganlık var göklerde… Ve isteyene açılan sessiz sedasız açılan bir şifa kapısı!

MEALİ;
Dünyayı güzel ve çirkin yapan şey HAZ ALMA ARZUSU’dur! Yaşam ve ölüm güdülerini bir arada barındıran tek şey bu arzudur.

Bizi yaşama özendiren de, özensizliğe, dengesizliğe, pişmanlığa, acıya, yıkıma hatta ölümü özlemeye sürükleyen de, hazzın peşinde olmamızdır 😉
Haz alma arzusunun en büyük düşmanı engellerdir. Arzu reddedilmeye gelemez! Red duvarına çarpan arzu, ilk anda geriler gibi görünse de içten içe büyümeye başlar… Şevke, gayrete hatta hırsa dönüşür ve hedefine doğru daha büyük bir güçle ilerler. Ama duvar bana mısın demiyorsa, o zaman reddedilme deneyimi derin bir yaraya dönüşür.
Yaralı insan birkaç taşlı hatta mayınlı yola sapar;

İnsan tıpkı bir bebek gibi dünyayı kendinden ibaret ve herşeyi de kendisine bağlı bir uzantı zannetmeye yatkındır. Bu yüzden her olayın merkezine kendini koyar. Etrafta olan biten şeyleri, olumlu veya olumsuz anlamda KİŞİSEL DEĞERİNE ve ÖNEMİNE DAİR çıkarımlara dönüştürür. Ters giden, kontrolü dışında gelişen, arzu ettiğinden farklı bir mecraya akan her şeyi bir tehdit, bir meydan okuma, kendi değersizliğine dair bir gösterge, bir kaygı ve şikayet vesilesi, bir savunma ya da topyekun saldırı alarmı olarak alır. Bu kafaya girince de yukarıda sözünü ettiğim taktiklerden birini devreye sokar.
Genelde başımızı derde sokan, dünyayı çirkin, katlanılmaz, tatsız hale getiren, hatta başkalarına da zarar vermemize neden olan şey, bizim yaralanmamak için büründüğümüz bu hallerdir.
Bu aralar haz alma arzumuzu ve reddedilme korkumuzu bize hatırlatan,  yaralarımızı iyileştirmek yerine derinleştiren yöntemlerle yaşıyor olduğumuzu fark ettiren deneyimler yaşamamız mümkündür.
Carson McCullers’in ”Yalnız Bir Avcıdır Yürek” diye bir kitabı vardı. Sadece o isim üzerine literatür yazılır 🙂
Haz Alma Arzusu’nun ve Reddedilme Korkusu’nun bizi soktuğu çapraşık yollarda, insan hem bir av hem de yalnız bir avcıdır.
Daha fazla av takibine, daha fazla kaç ve kovala döngüsüne dur demenin tek yolu vardır. Daha derin yaralara ve acıya engel olan, bizi minimum zarar gören, zarar görünce çabuk iyileşen ve başkalarına da anlamsız ve hesapsız zararlar vermeyen biri haline getiren tek duruş vardır. O da KENDİNİ SEVMEYİ ve YARASINA SAHİP ÇIKMAYI ÖĞRENMEK’tir!
İnsan kendini merkeze koymayı bırakıp, hayatı seyretmeye, insanları gözlemeye ve hayatın bağımsız dinamiklerini kavramaya başladığında ezberlerini bozmaya ve asıl öğrenilmesi gerekenleri ÖĞRENMEYE de başlar.

Ama en önemlisi; gerçek hazzın KENDİNİ SEVEBİLMEK olduğunu öğrenir.
Kendinde olanları sevmek, onlara sahip çıkmak, onlardan elimizden gelenin en güzelini yapmak, bize kendimizi doğal, anlamlı ve üretken hissettirir. Bizi başkalarına öykünmekten, başkalarını  tatmin etme kaygısından, boy ölçüşme çabasından, OLANDAKİ DEĞERİ ORTAYA KOYMA gayretine geçirir. Herkes tarafından onaylanmak veya herkesin beklentisine uymak için bir şeyler yapmak yerine, hayatın değişmez ve eksilmez değerlerine denk düşen, yüreğin ışığını yansıtan, kendinden hayata katabileceği en doğal niteliğin hakkını veren şeyler yapar. Daha doğrusu yaptığı her şeyi, yapması gereken her işi böyle yapar!
Kendini sevemeyen yalnız avcıların dünyasında, kendi yaralarını şefkatle sarmaya, başkalarında gördüğünüz yaralara usulca ama ısrar etmeden dokunmaya, karanlıın içindeki minicik bir ışığı görüp ona doğru yürümeye, olmadı sizi var eden ışığa tutunup yolu bulmaya çalışan bir yürek olun.
Ve unutmayın; Kendini sevmeyen ne sevebilir ne de sevildiğinin kıymetinin bilir. Kendini reddetmeyen reddedilmekten incinmez. Kendini yaralarıyla seven, şifayı da kendi içinde bulur ve hatta etrafına da her dokunuşu şifalı olur. Kendini seven başkalarına sevgisinde de ölçülü ve saygılı olur.
En büyük haz sevgiden olduğunu bilmek ve yaptığı her işte sevgi dolu olmaktır.
Sevgi değiştirmez, değişimi başlatır! Sevgi boyun eğdirmez, okşar geçer… Sevgi dikte etmez, düşündürür, hatırlatır. Sevgi olduğu gibi kabul eder ama acılaşmadan ve zarar görmeden duracağı mesafeyi de iyi bilir. Sevgi şifa ile zehir arasındaki farkın DOZ AYARI olduğunu bilir.
SEVGİ ÖĞRENMEYE DEVAM ETMEK İÇİN BİZE CESARET VERİR 🙂
I’ll Take Care of You – Joe Bonamassa & Beth Hart … Yine kötüyüm :))))

Exit mobile version