Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Mars, Satürn, Chiron arasında T-KARE ; Kırıldığın Yeri Tanımak…

Gökler yazın geldiğini kabul etmiyor… Arada bir boşanan yağmurun bizi serin ve diri tuttuğu gibi, astrolojik etkenler de gevşeyip kendimizi ”fazla düşünmek ve uğraşmak gerekmeyen bir akışa” bırakmamıza müsade etmiyorlar 🙂
Durum nedir derseniz;

MEALİ;
Hayatı mümkün hale getiren şey ”ARZU”dur. Bir canlının oluşumu dahi, yükseliveren bir arzunun tatmin edilmesi ile başlar 😉
Bizi en büyük sınavların içine sokan, en derin dersleri yaşatan ve böylece olgunlaşıp hayatı daha derinden kavramamıza neden olan şey de arzudur…
ARZU, hayatın önümüze attığı zarf, bizi oltaya getiren yem, kendimizi denememize ve geliştirmemize vesile olan çağrı, bizi üretmeye teşvik eden dürtü, ve yine de sınırlarımızı fark etmemize neden olan uyarıdır.
”Yenilen Pehlivan Güreşe Doymaz!” demişler!
Bin mücadeleden galip çıksak, aklımız hala yenildiğimiz yerde kalır. İnsanın içinde bir yer vardır ki, canının çekip de uzanamadığı meyveye doymaz… Hele de tam o ağaca tırmanırken düştüyse!
İşte bu aralar hayat önümüze ” bir türlü dalamadığımız deniz, bakıp da çıkamadığımız dağ” gibi hissettiren bir şeyleri çıkartabilir.
Bu durumda DÖRT YOLLU BİR KAVŞAK uzanır önümüzde;

İnsan aslında bütün savaşlarını kendiyle verir…
Bizi değerli kılanın elde ettiklerimiz, değersizleştirenin ise kaybettiklerimiz ya da erişemediklerimiz olduğunu düşündüğümüz müddetçe, merkezimiz zayıftır!
Bu merkezi güçlendirmeden, bu özdeğer problemini halletmeden tırmandığımız her ağaç, girdiğimiz her savaş, kazansak bile bizi bir kayba sürükler…
İnsanı değerli kılan, her durumda dengeli, adil, üretken, ılımlı olmak için gösterdiği çabadır. Bu çaba bizim hayatımızı en tatlı meyve haline dönüştürür 🙂
Morcivert tonlarında bir müzikle kapatayım yazıyı; ”Bu kez o kadar kırılgan olmayacağım!” diyor Tracy Chapman 🙂
https://www.youtube.com/watch?v=3yaH14Gqv_U

Exit mobile version