Astroloji’de AY dişi prensiptir ve duyguları temsil eder. Lilith ise ”Kara Ay” olarak geçer ve bir duygu ABARTIYA dönüştüğü zaman savrulabileceğimiz karanlık noktaları gösterir.
Lilith, 21 Mayıs 2016 – 13 Şubat 2017 arasında, Akrep Burcu’nda yol alacak. Acaba bu süreç içinde biz hangi duyguların karanlık yüzü ile tanışacak ve onlarla nasıl baş edeceğiz;
Bu süreci anlamak için önce Akrep Burcu’nun temsil ettiği duyguları incelemekte fayda var;
- Akrep ANALİTİK’tir. Yüzeyde görünenle ilgilenmenin ötesinde derinde olan biteni sorgular. Dolayısıyla şüphecidir. ŞÜPHE makul boyutlarda olduğu zaman bizi bir işin beklenenden farklı gelişme ihtimalini de dikkate almaya yönlendirir. O zaman alternatif hareket planları ve çözüm senaryoları üretiriz. Oysa şüphe abartılı boyuta vardığı ve bize hakim olduğu zaman, artık onun adı VEHİM ve VESVESE olur! O zaman olumlu ihtimalleri görmezden gelir, sürekli en kötüyü bekler, tüm tavırlarımızı kötücül bir bakış açısıyla şekillendiririz. O kadar negatif bir enerji yayarız, öyle olumsuz tepkiler veririz ki, bizim tavrımız etrafımızdaki herkesi ve her şeyi olumsuz yönde etkiler. Yaptığımız kaygı dolu tercihlerle, düz gidecek işi bozabilir ve en korktuğumuz senaryonun gerçeğe dönüşmesine sebep olabiliriz.
- Akrep ÇÖZÜM odaklıdır. İmkansız sözcüğünü kabul etmez. Hatta imkansız görünen işlerden tahrik olur :))) Çıkışsız gibi görünen durumların üzerine gitmeyi, karanlığın içinde kimsenin bulamadığı kapıyı bulup, belirsizliğin üstesinden gelmeyi sever. Yani OLMAZI OLDURMAK için yaratılmış gibidir. Ancak sonuç almayı kişilik meselesi haline getirdiğimizde, açılmaması gereken kapıları ve aşılmaması gereken sınırları zorlamaya da kalkabiliriz. Bunun adı kontrolsüz bir hırs olur. Elde etmek istediğimiz sonuca giden HER YOL’u MÜBAH görmek, bazen hem kendimize hem de amacımıza ve bu arada durumdan etkilenecek bir çok kişiye zarar verebilir. ”Önce göz kararır, sonra yüz kararır!” diye bir deyim varsa, böyle durumlar için geçerlidir.
- Akrep kafasına koyduğunu yapmaktan da öte yaptırır. Ziyadesiyle TEŞVİK ve İKNA edicidir 🙂 İnsanların akıllarına ve kalplerine girmeyi, yönlendirici olmayı bilmek, kararında kullanıldığı zaman bir meziyettir. Ancak aşırı kullanımının adı MANİPÜLASYON ve ADAM KULLANMA’dır! Olay bu boyuta vardığında, tahrik, akıl karıştırıcı bilgiler vererek yanıltma, ayartma ve yoldan çıkartma, tehdit etme gibi birçok etik dışı yöntem de devreye girebilir. İnsanları gerçeği perdelemek suretiyle istediğimiz yöne çekmek, ya da kendi tercihlerini yaşamalarına izin vermemek, bir süreliğine bizim istediğimiz sonucu veriyormuş gibi görünebilir. Oysa yaptığımız şey kısa bir süre için hatları karışmaktan ibarettir. Evrenin planları, insanın planlarından üstündür! Ve en akıllı ya da güçlü görünen insan dahi sonunda kendi kazdığı kuyuya düşer…
- Akrep her koşulda HAYATTA KALMA’yı bilir! Dayanıklılık, gerektiğinde azla yetinmek, eline geçen fırsatları değerlendirmeyi bilmek, teslim olmamak, bizi zor zamanlarda ayakta tutar. Ancak ”ne pahasına olursa olsun” hayatta ve güçlü kalmak arzusu, bazen başkalarının üzerine basarak, hakkımız olmayana el uzatarak, bizim olmayan imkanlara da göz dikerek, yıkıma yol açarak yola devam etmeyi de meşru görmemize yol açabilir. YIKIM hiç bir zaman tek yönlü olmaz… Yıkımla hayatta kalan kendi yıkımını hazırlar. Tüketerek büyüyen geri dönülmez bir tükenişe mahkum olur.
- Akrep DÖNÜŞÜM’ün burcudur. Dönüşüm işlerliğini yitirmiş durumların ve tutumların yıkıma uğramasının ardından temiz bir zeminde yeniden başlamaktır. Kendinde dönüşüm gücünü bulan insan vazgeçmekten, bitirmekten, yitirmekten korkmaz. Zira her sonun bir başlangıç olduğunu bilir. Ancak dönüşüme varamayan yıkıcılık ÖZYIKIM’a yol açar. Tuttuğumuz yolun bizi vardırdığı noktada dönüşümü kabul etmeyecek kadar inatçı isek, bütün çıkış yollarını tıkar ve süreci yeni başlangıçlara imkan vermeyecek şekilde sert bir sona götürürüz. Bu kendimizle birlikte var olan her şeyi de sona doğru sürüklemektir.
Lilith’in AKrep’te olacağı bu süreç içerisinde, gerek kendi hayatımızda yukarıda tariflenen uçlara savrulma eğilimimizle yüzleşmemiz, gerekse bireysel ya da sosyal düzlemde böyle davranan insanlar ve gruplarla karşı karşıya gelmemiz mümkündür.
Fazla şüpheci, kaygılı ve suçlayıcı olmak, olayları çözümsüz hale getirmek ya da hep kendi istediğimiz yönde zorlamak, insanları çıkarımıza göre kullanmak, çevremizdekilerin özgür iradeleriyle davranmalarına müsaade etmemek, aşırı yönlendirici ve belirleyici olmak, bizim istediğimiz gibi gelişmeyen her şeyi yok etmeye çalışmak, son tahlilde kendimizi de yıkıma sürükleyen tercihler yapmak ve yeniden başlamayı kabul etmektense tükenişi seçmek, zaman zaman başvurabildiğimiz AŞIRI uçlardır.
Lilith’in – yani AY’ın KARANLIK YÜZÜ’nün – dersi daima abartılı tercihlerin ardından yaşanan deneyimlerle, dengeyi bulmak, olgunlaşmak ve aydınlığa yol vermektir.
İnsan içindeki karanlık köşeleri önce keşfeder, sonra bir süre için onlara yenilir, ama en sonunda karanlığına rağmen aydınlığı yani yapıcı, üretken ve çözüme dönük olan tutumu seçmeyi yani DÖNÜŞMEYİ öğrenir.
DÖNÜŞÜM hayatın sürekliliğini sağlayan bir prensiptir. Bir tükenişe sebep olan her şey mutlaka tükenir. Ve bu sürecin getirdiği dersler, yeni bir hayatın, yeni bir bakış açısının, yeni bir varoluş sürecinin başlamasını tetikler!
DÖNÜŞÜMÜ engelleyen şey çoğu kez UMUDU KAYBETMEK’tir.
UMUT ile bağımızı koparttığımız zaman, beklentilerimizin aksine gelişen hiç bir sürecin, olumlu sonuçlar üretebileceğine inanmaz, beklediğimizin aksine gelişen tüm olayları bir tehdit ve yok edilmesi gereken bir engel olarak görür, bizim istediğimiz gibi olmayacaksa hiç bir şeyin olmasına izin vermeyiz.
Bizi umutsuzluğa iten her zaman biz olmayız… Bazen de etrafımızda meydana olaylar olumsuz duygularımızı tetikler. Çevremizi kuşatan insanlar bize kaygılı, suçlayıcı, aşırı zorlayıcı ve yönlendirici, tehditkar davranır, seçim hakkı tanımaz, onların yolunu takip etmediğimiz sürece hareket etmemize imkan bırakmazlar.
Böyle zamanların dersi; KARANLIK ALGISINI UMUT ile AYDINLIĞA DÖNÜŞTÜRMEK’tir.
UMUT ancak Yaratıcı’nın, Yüksek Aklın, Evren’in, bizimkinden daha iyi bir yolu olabileceğine ihtimal vererek ayakta tutulur 🙂 Ve öyledir…
UMUDUN her zaman filizlenecek bir yer bulacağını unutmamak, manipüle olmamayı, çözümsüzlük hissine kapılmamayı başarmak, hayatın dönüştürücü gücüne güvenmek, bu geçişi kolaylaştırır.
Hayatın karanlık bir görünüme büründüğü durumlarda da aydınlığımızı RAĞMEN sürdürmeyi seçmek, dışarıdaki karanlığı dengeleyen ve hayatın devamını sağlayan bir tutumdur.
Önümüzde çözümsüzlüğün içinden çözümü, yıkımın içinden dönüşümü, tükenişin içinden varoluşu bulmayı öğreneceğimiz 9 aylık bir süreç var. 9 ay bir bebeğin doğuma hazırlanma halidir. Her doğum bir ölüm ve aynı zamanda yeni bir hayattır.
Hadi bu yanık kokan yazıyı güzel bir tangoyla bağlayalım :))) GÜNEŞ YANIĞI… Bazen yanmak bize küllerimizden doğmayı öğretir. YENİDEN DOĞUŞUMUZ KUTLU OLSUN 🙂

