Bu aralar – bir hafta kadar sürer – Boğa’daki Merkür ve Mars yakın plan dans ediyorlar. Üstelik, Pluto ve Lilith ile büyük üçgen, Jüpiter ile de kare durumdalar.
Vee bugün Ay İkizler’e girdiği için Yay’daki retro Satürn’e karşıt konumda…
MEALİ;
Özetle feci sabit fikirliyiz Cancağızım…
Kimse bizden iyisini bilmiyor, ve düşünemiyor. Kimse olayların gidişatı hakkkında bizden daha ”DOĞRU” bir bakışa ve duruşa sahip değil!
Hassasız… Bir çok veriyi bir arada yakalıyor ve kafamızda evirip çevirip bir sürü anlam çıkartıyoruz… Ama gel gör ki, dışa vurmakta, dile dökmekte, ya da uygun sözcükler ve davranışlarla yansıtıp, anlaşılır biri olmakta zorluk çekiyoruz. Birilerinin bizi konuşmadan anlamasını, ya da biz sert ve sivri sözcükler seçsek de, niyetimizin mucizevi bir şekilde herkes tarafından bilinmesini FENA HALDE arzuluyoruz. Yapmayana da FECİ kızgınız :))))
NOOLUCAK BÖYLE HIMMM :))))
Bu aralar insan ilişkileri bize aşağıdaki konularda ayna tutabilir;
– Etrafımızda ”bencil ve duyarsız” bulduğumuz kişiler olabilir. Ama dikkatle bakarsak, biz de bir şekilde kendimize dönük ve benmerkezciyiz. Olayları ve tavırları, BİZE yönelik bir tehdit olarak görüp, tepkilerimizi bu yönde vermeye yatkınız. Dolayısıyla, kendi algılarımıza gömülüp, büyük resimden uzaklaşıyor olabiliriz.
– Saldırgan olmadığımızı düşünsek de, kendimizi savunmak adına kapalı, iletişim kurulması zor, takıntılı ve inatçı tavrımızla, etrafımızdaki insanlara ”tehditkar ve uzlaşmaz” görünüyor olabiliriz.
– Israrla yapmaya ve yaptırtmaya çalıştığımız şeyleri şöyle bir gözden geçirmemizde fayda olabilir. Belki de hayatımızı çekilmez hale getiren, İLLE DE BÖYLE OLACAK diye tutunduğumuz kalıplardır…
İnsan çatışma gördü mü ya boğuşarak, ya da direnerek, gerilimi tetikler. Bu hayatta kalma güdümüzün çarpık bir yansımasıdır!
Oysa birileriyle inatlaşma noktasına geliyorsak, ipi germek yerine bırakmak, karşımızdakinin koluna girip çatışmayı beslemekten aldığı gücü ortadan kaldırmak, onu da silahsız ve savunmasız hale getirir 😉
İnsanlar HERŞEYİ kişisel alırlar… Ve hiç tanımadıkları biriyle dahi iletişimlerinde, kişisel tarihleri, karşılarındaki kişiyle paylaşımlarını gölgeler.
Önyargılar, savunma güdüleri, korunma arzuları, kendini ezdirmeme ve üzdürmeme kaygıları, kabul edilme tutkusu, iletişim girişimlerini ”DUYGUSAL ANLAMDA SAĞIR” bir hale dönüştürür.
Geçmişinde acı deneyimleri, pişmanlıkları, kırgınlıkları, yıkımları olmayan insan yoktur. Ama aynı kalıplara takılı kalmazsak, geleceği, geçmişin bir tekrarı gibi yaşamamak mümkündür 🙂
İnsanları dinlerken ”BANA NE DİYOR?” diye değil, ”BU İNSANIN DERDİ NE?” diye dinlersek, daha az alınır ve üzülür, tepkilerimizi de daha mantıklı ve yapıcı veririz.
Kendimizi anlatırken de, SADECE NEYE İHTİYACIMIZ OLDUĞUNU açıkça ve sakince ifade etmemiz yeterlidir.
Karşımızdaki insanların bizim taleplerimize verecekleri tepkileri olabildiğince TARAFSIZ gözlemek ise – ZOR GELSE DE – yine bizim kendimize olan borcumuzdur 🙂 Bu tepkiler, o insanla iletişimimizde hangi düğmelere basmanın daha uygun olacağı hakkında ipuçlarıyla doludur…
İnsanlar çoğu kez – tıpkı bizim gibi – aslında her kavgalarında en fazla kendileriyle kavga ederler.
Niyetimiz ”BAĞCI DÖVMEK DEĞİL ÜZÜM YEMEK” olsun bu aralar… Bu bizi birçok çatışmaya kararmış bir gözle girmekten ve bir çok ilişkiyi inat ve duyarsızlık nedeniyle tehlikeye atmaktan koruyacaktır.
Sabredip, Selamet Bulmak Dileğiyle 🙂
İnsan İnsana İhtiyaç Duyar konulu bir şarkı gider bu yazıya… Bir yerinde diyor ki: ”Büyükler bazen çocuktan da çocukça davranırlar!” … People – Barbara Streisand

