Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Ay Mars’a, Uranüs Merkür’e Kare … Ajda Hanım Bugün Yine Gergin :)

FRAGILE

Bugün Mars ”Atıl Kurt” doğası ile pek de uyuşmayan Yengeç’e girdi… Mars’ın Yengeç’teki hali en iyi pasif agresif sözcüğü ile tanımlanabilir. Zira Yengeç’in geri çekilen ve dolaylı yöntemleri, Mars’ın doğal enerjisini baskılamasına neden olur. Baskı altında kalan her enerjinin bir süre sonra kendine bir çıkış yolu bulması gerekir. Mars Yengeç’te iken bu çıkışı, doğrudan talepkar olarak değil,  kendine acıyan, kendini kurban gibi gören ve etrafındakileri – sadece iyi hissettikleri için dahi suçlayan -bir elektrik yayarak yapar. ”NEN VAR?” dedirtmeden, başkalarının ilgisini kendi gerilim ve taleplerine çekmeden rahat etmez… 

AY hanım ise, Başak’taki titiz ve sorgulayıcı halinden, Terazi’nin geniş ve keyifli sularına hicret etmede… Ama, bu geçişte Mars ile kare açı yapacağı için, bizler de bastırılmış tepkilerimizin yarattığı kendine acıma hissi ve Teraziye giren Ay yüzünden artan mutluluk, sevilme, takdir görme ihtiyacı yüzünden, pek bi talepkar ve tatminsiz  hissedebiliriz 🙂

Koç’taki Uranüs de, yine Yengeç’te pek rahat olmayan ve mantığı yerine duyguları ile düşünen Merkür’e kare yaptığı için, duygusal patlamalar ağlama krizleri yaşanabilir. En bi fenası… eskiden beri kızıp durduğumuz insanlara sitemkar hatta alenen suçlayıcı mesajlar çekme, ya da telefon görüşmelerinde içimizi döküverme eğilimi gösterebiliriz.

Chiron – Merkür üçgeni tam bu noktada hepten goy goy diyen bir etki de yapabilir… Yani şifalanmak için başkalarına tepkimizi yansıtmaktan medet ummak gibi bir çözüm üretebiliriz. Bu konuşması gereken yerde de susanlarımız için sağaltıcı bir deneyim olabilir. Ancak zaten habire konuşan biriyseniz, artık bir sessizliğe bürünüp, problemi dışarda değil içerde arama zamanının geldiğini görmekte fayda olabilir 😉

Çevremiz bizi mutsuz ettiğini, kullandığını, hırpaladığını, verilene karşılık vermeyi bırak teşekkür dahi etmediğini düşündüğümüz insanlarla doluysa ve biz bunlara her aklı selim insanın yapacağı gibi MESAFE ALMAK yerine, etrafımızda tutmakta ısrar ediyorsak, bu bizim dolaylı olarak yürüttüğümüz bir EGO mücadelesidir… haberiniz ola! Alamamak, kıymeti bilinmemek İNCİTİR… İncinen ego, incitenden tepki almak için, sağlıklı biçimde ondan uzaklaşmak yerine, sapkın bir biçimde karşısındakini dize getirmek için her yolu dener. Bitmeyen sitem, sorulmadan yöneltilen eleştiri, hep daha fazla vericilik, istenmeyen yardım paketleri yağdırma gibi davranışlar, egonun ”PASİF AGRESİF” işgal yöntemleridir. SAKINNNN kendinizi ”Ben ne çekiyorsam çoooooook iyi olduğum için” diye kandırmayın… Bu ”Ya beni sevceksin, ya da beni seveceksin, olmadı beni seveceksin, mümkünü yok sevmeden bırkamammm” demenin dikalasıdır. VE KÜLLİYEN FAYDASIZ BİR ÇABADIR!

Özdeğerimizi bir başkasının veremeyeceği yerden büyütmeyi istemek, bir başkasının sevgisizliğini kendi eksikliğimiz olarak görmek, çok yaygın psikolojik bir vakadır… Ve maalesef yine yaygın olarak AŞŞŞKKK ya da AŞIRI BAĞLILIK HİSSİ kılıfıyla dolaşır 🙂 Oysa karşımızdakilerden almayı umduğumuz tepkiler için, onların onaylanmaması gereken davranışlarını onaylamak, onların büyümesini engellemek iki yönlü bir hatadır ve seçim bize ait olduğu için zararını gören de daima biz oluruz…

YA İŞTE ANLADINIZ SİZ ONU 🙂

Bu yazıya eşlik etmesi için seçtiğim parça Noolur Noolur – Yasemin MORİ  :)))

http://www.youtube.com/watch?v=dXDnH0mxe6c

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=dXDnH0mxe6c]

Exit mobile version