8 Nisan 2024 günü, İstanbul’a göre 21:20’de YENİAY adını verdiğimiz Güneş – Ay Kavuşumu tam halini alacak. Bu YENİAY’a bir de Güneş Tutulması eşlik edecek. Tutulma haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
- Ay ve Güneş Koç Burcu’nun 19 derecesinde kavuşuyorlar. Chiron YENİAY ile tam kuvuşum yapıyor. Kuzey Ay Düümü ve Retro konumdaki Merkür de Koç Stelyumu’na eşlik ediyorlar.
- YENİAY Stelyumu, MC noktasına üçgen açı alıyor.
- Koç’un yöneticisi Mars Balık Burcu’nda ve Satürn ile kavuşum halinde.
- Haritanın Yükselen Noktası 10 derece Akrep. Yöneticisi Pluto haritanın 3’üncü evinde ve Koç’taki Venüs ile 60 derece açı yapıyor.
Sosyal düzlemde, liderlik anlayışı ve yöneticilik vasfı masaya yatırılan bir konu olacaktır.
- Güçlü, güvenilir ve mert gördüğümüz için peşine takıldığımız liderler hakkında görüşlerimiz değişebilir.
- Zor dönemeçlerde ya da beklenmedik bir saldırı karşısında, sert çıkışlarla değil, basiretle davranan, saldırgan değil sabırlı davranan ve sınırlarını koruyan, uygun zamanı bekleyen, gereksiz adımlar atmayan liderlerin daha güvenilir olduğu bir dönem yaşanabilir.
- Bizim de sosyal zeminlerde olup bitenlere ani tepkiler vermek yerine, süreci gözlemeyi ve basiretli davranmayı öğrenmemiz gerekecektir.
Bireysel düzlemde Koç Burcu’ndaki bu tutulma, bize kendi yolumuzu cesaretle çizmenin ve gücümüze sahip çıkmanın gerçek anlamını hatırlatır.
Bu süreçte kendinize şu soruları sorun;
- Güçlü olmaktan ne anlıyorum?
- Birilerini güçlü ve güvenilir bulmak için hangi kriterleri kullanıyorum? Bunlar hayat içinde doğrulanıyor mu? Yoksa ben kalıplara ve illüzyonlara mı kapılıyorum?
- Güçlü sandığım insanlara fazlaca sırtımı yaslamak ve kendimi kollamamak, kendi yolumu seçememek gibi bir eğilimim var mı?
- Kendim adına ayakta kalmayı, kendi sorumluluğumu almayı beceriyor muyum?
- Korunmuş ve güvende hissetmek adına, bağımlı ve kırılgan bir hale geliyor muyum?
- Birileri beni güçlü görsün diye, kendimi kollamayı unutuyor muyum? Fiziksel, duygusal, maddi açılardan kendim için uygun olan koşulları talep etmek, bana uygunsuz mu geliyor? Buna hakkım olmadığını zanneden bir yanım var mı?
- Biri benden bir şey isteyince yapamam diyememek ya da birileri benim güçsüz ve yetersiz göründüğümü düşünecek diye abartılı bir harekete kalkışmak türünden eğilimlerimi var mı? Bunun bana gerçek bir faydası olduğunu görüyor muyum?
- İnsanlar tarafından kullanıldığımı, hırpalandığımı, haklarımın ve ihtiyaçlarımın dikkate alınmadığını görünce, kendimi sağlıklı bir sınırın içine çekip korumaya alabiliyor muyum?
- Birileri bana anlamsızca meydan okuduğunda sırtımı dönüp gidebiliyor muyum? Yoksa her savaşın içine çekiliyor muyum? Anlayışsız, dinlemeyi ve tartışmayı bilmeyen kişilerle, gereksiz söz dalaşlarına, güç mücadelelerine giriyor muyum?
- Kaybetmek bana kendimi çok zayıf mı hissettiriyor? Kayıplar ve eksilmelerle baş etmekte zorlanıyor muyum?
- Giden, olmayan, kaybedilen, eksilen şeyler hep elimde olanlardan daha mı önemli görünüyor? Kendimi hep kazanan olmakla mı tanımlıyorum? Gücümü sınamak takıntısı beni benden alıyor mu?
Güçlü olmanın bir dışa dönük hali vardır. Bu hal daha ziyade ‘’Güçsüz Görünmemek’’ ya da ‘’Yapamam’’ demeyen kişi olmak şeklinde tezahür eder. Dışa güçlü olan kişiler, kendi sınırlarını görmek ve bilmek istemezler. Her şeye kadir olmayı arzu ederler. Bazı zaaflarını ve eksikliklerini ya da korkularını kendileri görseler bile, bunu dışa yansıtmak onlar için ölüm gibi bir şeydir. Bu güdülenmeyi yoğun olarak taşıyan kişiler, çocukluk ve ilk gençlik döneminde fiziksel ve duygusal olarak çaresizlik ve yetersizlik duygusunu yoğun olarak deneyimlemiş ya da bir şekilde hırpalanıp ezilmiş olabilirler. Bir daha böyle bir duruma düşmemek gayreti, onları olduklarından çok daha güçlü ve dayanıklı görünerek, yaranın üstünü kapatmaya teşvik etmiş olabilir. Çaresiz ve yetersiz kalmanın ‘’aşağılanmaya’’ sebep olduğunu bulunduğu ortamda gözlemiş olmak da benzer bir eğilim oluşturabilir.
Dışa güçlü olan insanlar, kendilerine ya da başkalarına ‘’Dur canım acıyor!’’ ya da ‘’Bu bana zarar verir’’ demeyi bilmezler. Hatta başka insanları korumayı, kollamayı, kendilerini kollamaktan daha fazla önemser, kendi hassasiyetlerine vermedikleri önemi, kendi ihtiyaçlarına göstermedikleri özeni, başkaları için fazlasıyla gösterirler. Birilerini üzmemek, sıkmamak, yormamak için, kendilerini fiziksel, duygusal, maddi sıkıntıya sokacak şeylere rahatça eyvallah diyebilir, kendilerinin de korunmaya, sakınılmaya ihtiyaçları olduğunu dillendirmekten kaçınırlar. Bu abartılı korumacılık tavrının arkasına da örtülü bir övünç payı saklayabilirler.
Gerektiğinde – ama gerçekten gerektiğinde – birilerinin önceliklerini, kaygılarını, ihtiyaçlarını, kendi rahatımızın ve çıkarımızın önüne koyabilmek, bir meziyettir. Bu şefkatli ve verici olabilmeyi sağlar. Bu bizi kahraman yapar. Ama sadece birilerini hayran bırakmak ya da birilerine ‘’kim olduğumuzu göstermek’’ için, kendimizi kollamayı unutarak, sürekli ortaya atılıyorsak, bunun adı dümdüz, hilafsız enayiliktir! Üstelik iyilikle de alakası yoktur. Zira arka planında dolaylı bir ego tatmini barındırır.
Sağlıklı bir kendini kollama güdüsü, nerede duracağını bilme ve insanlara sınır çekme becerisi, bir şeyi yapabileceğini ama çok gerekli değilse yapmayı tercih etmediğini söyleme cesareti, her insanın yaşamak için ihtiyaç duyduğu bir farkındalıktır. Yeri geldiğinde her zorluğa göğüs gerebilmek ama yersiz acılara ve sıkıntılara katlanmayı reddetme hakkına sahip olduğumuzu hatırlamak, Yaratan’ın bize verdiği emanete iyi bakmaktır ve bir görevdir.
Bu bilinci taşımayan, kendini ele güne güçlü görünmek için telef eden kişi, zaman zaman umduğu destek ve saygıyı çevreden bulamadığında ya da ne kadar büyük zararlar gördüğünü ve ne derin yaralar aldığını fark ettiğinde, üstelik de kimsenin bu hale duyarlı olmadığına, herkesin ondan bir şeyler beklemeyi doğal gördüğüne şahit olduğunda, büyük bir kızgınlık duyar! İnsanları ona karşı zalim ve yıkıcı olmakla, onu kullanmak ve zarar vermekle içten içe suçlar. Herkese ‘’Bana bir şey olmaz!’’ imajını verdiği için çevresindekileri duyarsızlaştırdığını, hatta bu tavrıyla, etrafına bencil, talepkar, üşengeç, aymaz insanların fazlaca birikmesini kolaylaştırdığını da asla akıl etmez.
Üstelik Koç Burcu’ndaki Merkür Retrosu, bizi yersiz kahramanlık gösterileri yapmak konusunda tetikleyebilir. Her şeye göğüs germemize alışmış olan birileri gelip hiç istemediğimiz fedakarlıkları bizden talep edebilir. Birileri alanımızı saygısızca işgal edip, sözleriyle bizi taciz edip, zayıf ve yetersiz hissetmemize ve kendimizi ispat çabasına girmemize neden olabilir. Kendimizi hep yaptığımız bir hatayı tekrarlarken, hiç girmemiz gerekmeyen bir topun peşinde koşarken bulabiliriz. Ya da geçmişte yaptığımız ‘’enayice’’ kahramanlıkların, dönüp dolaşıp bize zarar veren uzantıları önümüze çıkabilir. ‘’Keşkeler’’ havalarda uçabilir.
Başka bir deyişle Retro iklimi, önümüzdeki altı ay boyunca üzerinde çalışacağımız ‘’Gerçek Güç Nedir ve Sınırları Nasıl Belirlenmelidir?’’ sorgulamasına bizi hazır edecek olaylara sahne olabilir.
Dışına güçlü değil de İÇERİDE GÜÇLÜ olmayı öğrenmek, bu Tutulmanın en önemli dersi olacaktır.
İçeride güçlü olmak, dışta olup bitenin farkında olmak ama bunun iç bütünlüğünü bozmasına izin vermemektir. İnsanların zaafları, eksiklikleri, güçsüzlükleri, korkuları yüzünden, sana yaptıkları saldırıları, yönelttikleri suçlamaları, önüne koydukları beklentileri, dayatma ve ısrarları, serinkanlı bir şekilde değerlendirmektir. Değerlendirme yaparken ‘’Benim için ne düşünürler?’’ ya da ‘’Dıştan nasıl görünürüm?’’ sorusunu değil, ‘’Bana da başkalarına da zarar vermeyecek, herkesin hayrına olacak tavır nedir?’’ düşüncesini öne almak bu süreçte bize çok yardımcı olabilir.
İçte güçlü olan insan, kendi yolunu seçer, kendi sorumluluğunu alır, kendi bedellerini öder. Kimseye bir şey ispat etmek için değil, kendini keşfetmek için yol alır. Başkalarına sırtını dayadığı seçimler üzerine bir hayat kurmaz. Kendini bağımlı hale getirmez.
İçte güçlü olan insan ne kadar iyi, becerikli, verici ya da haklı olduğunu kimseye ispat etmeye çalışmaz. Anlamsız bir beklentiye ‘’burada dur’’ diyebilmek kadar anlamsız bir saldırıya omuz silkmek ve üstüne almamak, kendini girmen gerekmeyen savaşlardan uzak tutmak da içte güçlü olmayı gerektirir. İnsanlar sizi yargılayabilir, saygısızca değerlendirmelere tabi tutabilir, anlamsız beklentilerle yaklaşabilirler. Kendinizi ifade etmenize karşın duyulmuyor ve anlaşılmıyorsanız, bu bir kendini ispat, birilerini ikna ya da bir savaş çağrısı değildir! İçinde olmak istemediğiniz durumlarda kendinizi geri çekebilmek, herkesi muhatap almamak, iletişim kurulamıyorsa cevap vermeye bile kalkışmamak ve kendiniz için sağlıklı olan sınırın içinde durabilmek, sizi onlardan onları da sizden korur.
İçte güçlü olan insan, zorluklar, kayıplar, haksızlıklar, durgun ve belirsiz dönemlerde, sakin ve tutarlı kalmaya, hayatın getirdiklerini olduğu gibi alıp, elinden gelenin en iyisini yapmaya devam eder. Baş edilemeyen zorlukları kişisel almamak, bazen yapacak bir şey olmadığını kabul etmek, elimizden şimdi gelmeyen çözümlerin oluşması için sabır ve sebat göstermeyi bilmek, çok büyük bir güç ister… Ve içte güçlü olmak tam da böyle bir şeydir!
BURÇLARA GÖRE yorumlar aşağıda…
Ama bence bu şarkıyı dinlemeyi de ihmal etmeyin… Çoook olgun bir Joni Mitchel var karşınızda. Harika bir şarkısını yorumluyor yeniden. Bize her şeye bir yukarıdan bir aşağıdan ve mümkünse her yönden bakmak gerektiğini hatırlatıyor… Engel dediğimiz ne kadar engel? Güzellik dediğimiz ne kadar güzellik? Sevgi dediğimiz ne kadar sevgi? Gerçek ben dediğimiz ne kadar gerçek? Görünmek ve görmek istediklerimizin ötesinde hayat nasıl?
KOÇ veya Yükselen KOÇ: Bu dönemde kendinizi sınama şeklinizi gözden geçireceksiniz. Benim şöyle bir insan olmam, böyle görünmem, şöyle yaşamam lazım dediklerinizin arkasındaki kırılganlık ve korkuları görmek, kendinizi daha gerçek bir zeminde yapılandırmak zamanı… Olmak zorunda olduğunuzu sandığınız şeyler sizi kendinizi bulmaktan alıkoymasın.
BOĞA veya Yükselen BOĞA: Bu dönemde korkularınızla ve zaaflarınızla yüzleşeceksiniz. Psikolojik yapınızdaki zafiyetleri ve bunları örtmek için kullandığınız araçları elden geçirmek için çok güzel bir zaman. Neden kırılmak, incitilmek, zayıf düşürülmekten bu kadar korkuyorsunuz? Korkmak yerine içinize apaçık bakmak, orada olanı kucaklamak size çok iyi gelecek.
İKİZLER veya Yükselen İKİZLER: Bu dönemde hayattan ve kendinizden beklentilerinizi sorgulayacaksınız. Kaçırdığınız fırsatlara yanmak ya da başınıza gelebileceklerden korkmak ile fazla zaman kaybediyor olabilirsiniz. ‘’Keşke önüme şöyle fırsatlar çıksa da herkese ne olabileceğimi göstersem!’’ demek yerine, elinizde olanları iyi değerlendirin. Sadece, basitçe, elinden geleni yapmak, bazen en hayranlık uyandıracak sonuçları getirir.
YENGEÇ veya Yükselen YENGEÇ: Bu dönemde iktidar kurma şeklinizi sorgulayacaksınız. Kontrol edemediğiniz şeyleri size karşı bir saldırı olarak görmeyin. Hatta en iyisi hayatı ve insanları kontrol etmenin mümkün olmadığını kabul edin gitsin! Siz kendinizi fark etmeye ve kontrol etmeye odaklanın. Fazla bağımlı ya da katı olmak yerine, hayatın bazen herkesi incittiğini, yorduğunu, kırdığını, buna engel olamayacağımızı bilin. Bunların bizi biz yapan deneyimler olduğu gerçeğini kucaklayın.
ASLAN veya Yükselen ASLAN: Bu dönemde hayalleriniz ve planlarınızı elden geireceksiniz. Hayat istediğiniz yöne evrilmiyor ise siz evrildiği yönde keşifler yapmaya devam edin! Bazen bizim planlarımız büyük resim ile uyumlu değildir. O yüzden yol değişir. Hayal kırıklığına uğramak ya da ne bekleyeceğini bilmemek, size kendinizi güçsüz ve çaresiz hissettirmesin. İnsan, belirsizlik içinde yol alan bir gemiye kaptanlık eder.
BAŞAK veya Yükselen BAŞAK: Bu dönemde değişime direnmemeyi öğreneceksiniz. Yıkım ve yeniden yapılanmak, bazı kontrol edilemeyen değişimler geçirmek, herkesin hayatında yaşadığı deneyimlerdir. Hep istediklerimizi elde edemeyiz… Bazen de kayıplarımız olur. Bu bizi farklı bir şekilde üretken ve yaratıcı olmaya, yeni beceriler geliştirmeye ve yeni tutumlar benimsemeye teşvik eder. Aynı tutmaya ve aynı kalmaya çalışmayın… Hayatla evrilin!
TERAZİ veya Yükselen TERAZİ: Bu dönemde insanlardan beklentilerinizi sorgulayacaksınız. Doğru insanları seçerek, iyi bir hayatınız olacağını düşünmekten ya da seçtiklerinizi kendinize göre düzeltmeye çalışmaktan vazgeçin. Maddi, manevi, fiziksel açılardan güçlü görünen insanlara iyi bakın. Onlarda ne görüyor ya da görmek istiyorsanız, bu nitelikler kendinizde ortaya çıkartmaktan kaçındıklarınız olabilir. Ve sandığınız gibi olmayan insanları suçlamak yerine istediğiniz gibi biri olmaya odaklanın.
AKREP veya Yükselen AKREP: Bu dönemde düzeninizi ve alışkanlıklarınızı elden geçireceksiniz. Gündelik hayatınızı ve çalışma şeklinizi, ihtiyaçlarınıza göre şekillendirmek için, bakış açınızı biraz değiştirmeniz ve cesur olmanız ya da yeniliğe açık olmanız gerekebilir. Kendinize göre yeterli ve güçlü olmakla değil, hayat içinde esnek ve uyumlu olmakla ilgilenin. Sağlığınıza da iyi bakın.
YAY veya Yükselen YAY: Bu dönemde arzu ve coşku duyduğunuz zaman nasıl davrandığınızı sorgulayacaksınız. Her istediğimizi elde etmek bizim güçlü ve yeterli biri olduğumuz anlamına gelmez. Bazen kendimizi tutmak, her şeye atlamamak, her koşanın peşinden kovalamamak daha fazla güç ister! Arzu yerine sevgiyi, başarı hırsı yerine sabır ve dirayeti koymak, olgunlaşmak için iyi bir başlangıç olabilir.
OĞLAK veya Yükselen OĞLAK: Bu dönemde aidiyetleriniz, aileniz ve özel hayatınız ön planda olacaktır. Aidiyet duyduğunuz ortamlarda, bütün yükü siz taşıyıp, bütün bedelleri siz ödüyorsanız, durup düşünmek gerekir. Diğerlerine yetişirken kendinizi unutmayın. İnsanlara sağlıklı sınırlar koyun. Kendinizden beklediklerinizi de makul seviyeye çekin. Her şeyi istediğiniz gibi yapamadığınız için kendinizi yetersiz hissetmeyin.
KOVA veya Yükselen KOVA: Bu dönemde yakın iletişimde olduğunuz kişilerin tavırları ve beklentileri sizi çok tetikleyebilir. Sizden çok şey beklendiği ya da birileri sizi küçümsediği zaman kendinizi ispat etmek güdünüz tavan yapıyorsa, bunu dizginlemeyi öğrenin. Herkese kendinizi kabul ettirmek zorunda değilsiniz. Önce insanların neden öyle davrandıklarını inceleyin. Karşınızdakinin zaafını ya da önceliğini anlarsanız, tepkisel davranmaktan korunursunuz.
BALIK veya Yükselen BALIK: Bu dönemde geliriniz, elde ettiğiniz saygınlık ve öncelikleriniz konusunda sınanmalar yaşayabilirsiniz. Öncelikle kendi değerinizi neyle ölçtüğünüze bir bakın. Başkalarının sizi nasıl gördüğünü fazla dert ediyor, insanların gözünde önemli olmaya fazla takılıyorsanız, incinmeniz ve kötü hissetmeniz kolaylaşır. Siz hayatta başarmak istediğiniz şeyler için elinizdeki yetenek ve imkanları verimli kullanmaya odaklanın. O zaman kendinize saygınız pekişir.

