7 Mayıs 2020, AKREP Burcu’nda DOLUNAY – Söz Büyüdür!

64975665_756986194699176_6150154032347257355_n

7 Mayıs 2020, AKREP Burcu’nda DOLUNAY – Söz Büyüdür!

Resim: Aykut Aydoğdu

7 Mayıs 2020 günü, İstanbul’a göre 13:45 itibariyle DOLUNAY adını verdiğimiz GÜneş – AY Karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasını yorumlarken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Akrep Burcu’nun 17 derecesinde ve haritanın 3’üncü evinde yerleşmiş.
  • Güneş Boğa Burcu’nun 17 derecesinde ve haritanın 9’uncu evine yerleşmiş.
  • Haritanın Yükselen Noktası 3 derece Başak Burcu ve yöneticisi Merkür, 20 derece Boğa Burcu’nda, Güneş ile kavuşum halinde. Merkür hem 1’inci hem 2’inci evleri yönetiyor.
  • Akrep’in yöneticisi Pluto haritanın 5’inci evinde, retro konumda, 24 derece Oğlak’ta, Jüpiter ile kavuşum halinde.
  • Boğa’nın yöneticisi Venüs ise 21 derece İkizler Burcu’nda, ”cüretkarlık, abartılı merak, ataklık, düşünmeden konuşmak ve davranmak” ile özdeş tutulan BELLATRIX ve CAPELLA Sabit Yıldızları ile kavuşum halinde. Venüs aynı zamanda 10’uncu ve 3’üncü evlerin de yöneticisi.
  • Neptün 7’inci evden AY ve Güneş’e ılımlı açılar yaparken, Venüs ile kare görünüm oluşturuyor.
  • Corona’yı temsil eden Koç’taki Lilith – Chiron kavuşumu, giderek açısını genişletiyor ve bu DOLUNAY’da Terazi’deki Retro Juno ile karşıt açı alıyor.
  • AY Düğümleri, Yükselen ve Alçalan Noktaları ile Mistik Dörtgen oluşturuyor.

Hem şüpheci hem de manipülatif Akrep AY’ı ve önceliklerini maddi güvenlik ve sürdürülebilirlik çerçevesinde belirlemek isteyen Boğa Güneş’i arasındaki karşıtlıkla şekillenecek ve inançlar ve davranışlar – 3. ve 9. evler – aksında gerçekleşecek olan bu DOLUNAY’da ”Neye İnandığımıza ve Nasıl Davranacağımıza” karar vereceğiz.

Sosyal Düzlemde:

  • Hem Corona hem de içinden geçilen ekonomik ve sosyal süreçler hakkında birbirine çok ters düşen, fikir karmaşası yaratan, olumlu veya olumsuz yönde abartılar ve manipülatif içerikler taşıyan bir çok ”uzman görüşü” ya da ”istatistiki bilgi” ile bombardıman edileceğimiz bir süreç…
  • Maddi düzene ve ekonomik gerekliliklere dair öncelikler tüm dünyada ve Türkiye’de kontrollü açılım politikasının tercih edilmesine neden olabilir. Toplum sağlığına gelebilecek zararlara dair endişeler ile, ekonomik sürdürülebilirliğin tehlikeye girmesi sonucunda doğabilecek sorunlar arasında bir DENGE kurulması ve tercihlerin buna göre yapılması gerekebilir.
  • Görüşlerin uçlarda savrulması ve tutarsızlığı da bir tür ALGI OPERASYONU etkisi yapacaktır! Savaş dönemlerinde sürekli ölü resmi, bombalama görüntüsü izlemenin yarattığı ”duyarsızlık” efekti ve öyle bir şey yokmuş gibi yaşama arzusu gibi, bu sefer de Corona haberleri bizi konuya dair duyarlılığımızı yitirmek yönünde etkileyebilir.

Bireysel Düzlemde:

  • Hayatın ”alıştığımız” gibi olamayacağını, böyle bir beklenti ve ısrar ile davranmanın bize sadece depresyon ve zaman kaybı getireceğini anlamamız gereken bir zamandır.
  • Önceliklerimizi yeniden belirlemek, beklentilerimizi makul bir zemine çekmek, yaşam standartlarımızı ve harcama kalemlerimizi gözden geçirmek, kaçınılmaz olabilir.
  • Fiziksel ve ekonomik anlamda hayatımızı güvenceye alacak yeni planlar yapmamız gerekebilir. Üretken olmanın yeni yollarını bulmaya ya da güvenli bir zeminde farklı bir kurgu ile çalışmak için çözümler bulmaya çalışabiliriz.
  • Önümüzü görememek bizde hep olabileceğin en kötüsünü düşünmek ve hareket edemez hale gelmek ya da olabilecek en saçma yolu tercih etmeye kalkmak gibi yan etkiler oluşturabilir. Böyle zamanlarda NEFES ALMAYI ve MAKUL HİSSEDENE KADAR DURMAYI denemekte fayda vardır 🙂
  • Abartılı bir rahatlık ve kendine zarar veren seçimleri bilerek yapma eğilimi ile abartılı bir kaygı ve her şeyi kontrol altında tutma gayreti arasında gidip gelebiliriz.
  • Hiç bir ifadeyi ciddiye almamaya ve yaşadığımız sürece dair gerçeklik duygumuzu yitirmeye, bizi uyaranlara sinir olmaya başlayabiliriz. Dürtü kontrolü yapmak zorlaşabilir. Kafayı dağıtmak için hayatımız dağıtmaya kalkabiliriz. Ele yapmasah daha eyi olur :)))
  • Yaşam şeklimiz ve çalışma düzenimiz hakkında radikal değişiklik kararları – örneğin işimizden istifa etmek, yaşadığımız yeri terk etmek – almaya ve bunların acil ve kaçınılmaz olup olmadıklarını, maddi açıdan sürdürülebilirlik zemini olup olmadığını etraflıca düşünmeden, abartılı adımlar atmaya kalkabiliriz!
  • Fırsat olarak gördüğümüz şeylerin üzerine atlamak, bize ”kolay başarılar ya da kazançlar” vaat eden insanlara kulak vermek isteyebiliriz. Fırsatçılık yapmak yerine ”zamanın ruhuna uygun ve faydalı” işlevlere yönelmek, bizi uzun vadede özsaygımızı ve saygınlığımızı yitirmekten de başka fırsatçıların eline düşmekten de koruyacaktır.
  • Kendimizi ispat etme arzumuz, önemli, güçlü, haklı ve yetkin olma ihtiyacımız ve böyle olamama korkumuz tavan yapabilir. Algılarımız ve tepkilerimiz ayarsız olabilir. Kendimizi yetersiz ve güçsüz hissettiren, saygı görmediğimizi ve önemsiz olduğumuzu düşündüren her olayda, AŞIRI tepki vermeye kalkabiliriz. Aslolanın özsaygı olduğunu ve bunun başkasının testisinden akan suyla doldurulacak ya da boşaltılacak bir kuyu olmadığını hatırlamakta fayda vardır.

Önceliklerimizi ÖZENLE ve ETKİ ALTINDA KALMADAN saptamak, KONTROLLÜ ve BASİRETLİ davranmak gereken bir dönemde olduğumuzu unutmamak şarttır! Aşırı kaygı ile hareket edemez hale gelmekten de, bunaldığımız için aleni bir tehditi tamamen gözardı edercesine davranmaktan da bizi ne etrafımızdakiler, ne devlet, ne de uzmanlar koruyabilir! Seçimlerimizi makul bir çizgiye oturtacak ve kendimizi hem fiziksel, hem maddi hem zihinsel olarak güvencede tutacak şekilde yaşam ritmimizi belirleyecek olan biziz.

Neden ”SÖZ BÜYÜDÜR” diye bir başlık seçtin derseniz;

Duyduğumuz, üzerinde düşündüğümüz ve kendimizi inandırdığımız cümleler, seçimlerimizi ve hareketlerimizi belirler… Bu nedenle SÖZ BÜYÜDÜR! İnsanlar algılarımızı etkileyecek şekilde konuşarak bizi yönlendirebilirler. Biz de ağzımızdan çıkanlar ile başkalarının algılarını ve davranışlarını – her zaman umduğumuz yönde olmasa da – bir şekilde etkileriz.

Aziz Yahya ”İnsan bir gemiyse, dil onun dümenidir!” der… Bu nedenle çok gergin ve şüpheci hissettiğimiz, manipüle olmaya, kaygıdan ya da sıkıntıdan saçmalamaya yatkın olduğumuz bu süreçte;

  • Her söze kapılmamakta, her kaynağı ciddiye almamakta, okuduğumuz, dinlediğimiz sözcükleri BASİRET süzgecinden geçirerek kalbimize indirmekte,
  • Duyduklarımızın oluşturduğu ani etkiler sonucu delirimsek bir acele ile kararlar almamakta,
  • Sözlerimiz ve tavırlarımızla başkalarını nasıl etkilediğimizi ciddiye almakta, yaydığımız sözde bilgilerin, ileri sürdüğümüz iddiaların sorumluluğunu duymakta,
  • İnsanları etkilediğimizi görmek, yönlendirmek hele de bu şekilde kendimize çıkar sağlamak üzere ”manipülatif” cümleler kurmamakta,
  • Varsayımlarımızı, zanlarımızı ya da önyargılarımızı, MUTLAK GERÇEKLİK gibi görmemeye ve başkalarına da böyle aktarmamaya dikkat etmekte,
  • Duyarlılık ile histeriye varan abartılı duygusallıkları birbirine karıştırmamakta,beynimizin içinde kendimizi manipüle eden sözcükleri fırdolayı döndürerek şahsi algılarımızın büyüsüne kapılmamakta ve bunun oluşturduğu eğilimleri ”kendini var eden bir gerçeklik” haline getirmemekte,
  • Bizim için gerçekten nelerin öncelikli ve önemli olduğunu ”büyük resmi” dikkate alarak saptamakta,

Sonsuz fayda vardır.

Kendinizi güzel sözcüklerle, gerçekçi ama çözüme odaklı düşüncelerle besleyin. Özsaygınızı ve vicdanınızı zedelemeyecek şekilde konuşun ve davranın. Belkemikli, tutarlı ve yapıcı konuşmalar ve davranışların, özensiz ve yaygaracı bağırtılar arasında kaybolup gitmesinden korkmayın! Hayat her şeyi kaydeder… Zamanın ruhuna saygı duyan ve gereği yapanlar ile ”kendilerine göre en kolay olanı” yapanlar arasındaki büyük farkı, yine zaman ortaya koyacaktır!

BURÇLARA GÖRE’sini yazacam… Az bekleyin.

Yukarıda basiret dedin, itidal dedin, şimdi bu neyin nesi diyeceğiniz bir hareket gelsin :))) Nefesinin nefesimize değmesini özlediğimiz insanlar için söylenmiş bir türkü ciğer açsın bakalım bu Gorona günlerindeee… Juno’nun bir elinde ibrik bir elinde kibrit! AHUZAR söylemiş, bir Zülfü Livaneli klasiği…

19 Comments

  1. semra

    okudum ve dersimi aldım yaya burcuyum abartmadı ve duyduklarımı süzgeçten geçirmeden etkilen bireyim dikkat edeceğim yükselen akrep olarak teswkkurler emeğinize saglik 😊

    1. Nazli

      Burclara göre yazıcam deyio yazmadıgınız oluyor…..

      1. JUNO

        Biliyom… İğrencim 🙂 Vakit bulamıyorum bazen özür!

        1. Nazli

          Estafurullah.ama sözünüzü tutmanızı beklioruz tabi

  2. Ozge

    Zamanın ruhuna saygı duyan ve gereği yapanlar ile ”kendilerine göre en kolay olanı” yapanlar arasındaki büyük farkı, yine zaman ortaya koyacaktır! Bu! Ne güzel ifadedir..

  3. “DOLUNAY adını verdiğimiz GÜneş – AY Kavuşumu tam halini alıyor.” Burada bir terslik olmuş. Karşıtlığı demeniz gerekiyor. Sevgiler 💛

    1. JUNO

      Evet 🙂 teşekkür ederim

  4. Hatice

    Bir edebiyatçı olarak, kaleminize hayran kalmamam mümkün değil. Cümlelere hakimiyet, herkes için, her meslek için gereklidir. Bazı astrologlar gerçekten çok biliyor, ancak az aktarabiliyorlar. Cümlelere hakim olmadıkları için ne dedikleri açık olmuyor.

    Birkaç ay önce bir astrolog, “Olgun olup eksiklerimizi öğrenmemizin, kendimizi tamamlamamızın tam zamanı, sizi eleştirenleri dinleyin.” uyarısında bulunmuştu. Tabi ki benim aktardığım şu cümlelerle değil, anlaşılması zor şekilde… Yıldızlardan aldığı bu bilgiyi yer yüzüne indirebilecek “büyü” onda yoktu. Büyü derken, sizin de bahsettiğiniz gibi kelimelerin, sözlerin büyüsünden bahsediyorum.
    Velhasıl, sözlerinin çok zor anlaşıldığını, cümlelerinin karışıklık yarattığını, dil bilgisinin önemli olduğunu aktardığımda, bana hakaret etti. Ama konumuz bu değil.

    Sizi o yüzden çok takdir ediyorum. Hem yıldızların bilgisi hem de sözün büyüsü sizde…
    Tebrik ederim.

    1. JUNO

      Çok teşekkür ederim. Yorumunuz çok kıymetli

    2. Nazli

      Katılıyorum.

  5. Elif

    “Fırdolayı döndürerekten” 7 Numara 🤗

  6. BÜŞRA

    Kaleminize sağlık..

  7. Pel

    ” Ele yapmasah daha eyi olur :))) ” ben ele yapmamak için daha çok şey yapacam :)))

  8. Ceren

    Genel etkileri o kadar güzel anlatıyorsunuz ki,burçlarla ilgili olanları okumak ihtiyacı hissetmiyorum 🙂 Ellerinize,emeklerinize sağlık…Çok kalp 🙂

  9. sophie

    “…Kendimizi yetersiz ve güçsüz hissettiren, saygı görmediğimizi ve önemsiz olduğumuzu düşündüren her olayda, AŞIRI tepki vermeye kalkabiliriz. Aslolanın özsaygı olduğunu ve bunun başkasının testisinden akan suyla doldurulacak ya da boşaltılacak bir kuyu olmadığını hatırlamakta fayda vardır.” Keşke bu yazıyı birkaç saat önce okumuş olsaydım da birilerine histeri ile patlamasaydım…İki gündür meditasyon yapmama rağmen sonuç yine hüsran. Bazen ne kadar farkındalıkla devam etmeye çalışsa da insan sanki olması gereken oluyor…

    1. JUNO

      Bazen yapıp görmek de çok öğreticidir… O kadar hevesle istediğimiz şeyin gerçekte ne hissettirdiğini anlarız.

    2. çiğdem

      Ben okumuştum ama o an geldiğinde maalesef patlamaya engel olamadı 🙁

  10. İrem

    Emeğinize sağlık çok güzel olmuş.. Keşke burçlara göresi de gelseydi 🙂

  11. çiğdem

    O değil de, öz güvenimizin başkasının testisinden doldurulup boşaltılamayacak bir şey olduğu gerçeği ile yüzleşmek 🙂 bu yazıyı okuduğum ilk anda ani kalkışlar yapmayacağım deyip, gelinen noktada bam telime basılması ve benim bunu yapmam 🙁

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: