KOÇ Burcu … Adrenalin Tanrısının Has Evladı!

koc
Özgün Tasarım: Sevcan Tekcan

Herkesin efendice oturup sohbet ettiği bir yer düşünün… İçlerinden biri, koltuğunda otururken bile etrafına yayılan bir enerji sergiliyor,  bazı bahanelerle ayağa kalkıp yer değiştiriyor ve diğer insanların kişisel alanına girecek fiziksel ve sözel müdahaleler yapıyor, düşüncelerini söylemek için konuşmaları kesmekten ve kendi bakış açısını ödünsüz bir şekilde savunmaktan geri durmuyor, ortamın modu sakin ve durağan kıvama geçtiğinde, bir şekilde herkesin aksiyona geçmesine – mesela başka bir yere gitme kararı almalarına ya da az önce ortada olmayan bir konuda sıkı bir tartışmaya girmelerine – neden olacak bir kibrit çakıyor, veee konu kendisini ilgilendirmeyen bir hal aldığı zaman bam diye çekip gidiyorsa, o insanın bir yerine illaki bir KOÇ’luk kaçmıştır!’

Adrenalin Tanrısı Mars iki burcu yönetir; Koç ve klasik astrolojiye göre Akrep…  Sonradan Akrep’e Pluto’yu yakıştırmışlardır. Koç ise Mars’ın has evladı ve tek mirasçısı olarak kalmıştır.

Ayar verenleri ”Aksiyon Manyaa” Mars olduğu için, Koçlar da kendilerini bir şekilde hareket halinde olmaya ya da onlara konulan sınırları zorlamaya diğer burçlardan biraz daha fazla yatkınlık gösterirler.

Bunun nedeni ‘’var olduklarını her an hissetmek’’ gibi bir ihtiyaçlarının olmasıdır. Varlığı ile ortama etki edemediğini, hatta ortam tarafından biraz fazlaca belirlendiğini farkeden Koç, içindeki saat huzursuzca tik tak eden bir bomba gibidir!

Ateş grubunun öncüsü olduğu için, aklında her daim onu ‘’bir süreliğine feci halde tatmin edecek’’ ve herkesi rahatından edecek bir fikir vardır :))))

Benlik duygusu, katıksız ve kaygısız varlık bilinci ve kendini gerçekleştirmek için harekete geçme güdüsünü temsil eden 1’inci Ev, Koç’un doğal yeri kabul edilir.

Koçlar da ”kimsenin cesaret edemediği” işler yapmak ve kendi alanlarında ”fenomen” olmak üzere burada olduklarına dair bir iç kabul ile yaşarlar… Ne gariptir ki hayat onları, derinden etkilendikleri amaçlar yüzünden ”kafasının bildiğini yapan bir serseri” değil ”başkaları ile yanyana durmayı beceren bir savaşçı” olmaya yönlendirir.

Eski kültürlerde yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul edilen bahar ekinoksu – bizim coğrafyamızda kutlanan adıyla Nevruz – KOÇ Burcunun da başlangıç günüdür.

Zaten KOÇ da ”başlangıç” adı altında aklınıza gelecek ne varsa hepsinin vücut bulmuş halidir!

Heyecan, cesaret, samimiyet, deneyimsizliğin getirdiği gözü karalık, mücadele arzusu, kaygısızlık, kişisel tercihlere öncelik verme ihtiyacı, otoriteye başkaldırma eğilimi, uyumsuzluk, sabırsızlık, bilinmeyen her şeye ve yeni keşfettikleri her yere burnunu sokma arzusu, tutkunun dibine vurmadan duramamak, abartılı bir kendine güven ve şaşırtıcı bir spontan davranma yeteneği, KOÇ’un doğasında vardır :)

KOÇ kafaya koyduğunu ne pahasına olursa olsun yapan insanların burcudur!

Koçlar kimseden yana ya da kimseye karşı olmaya çalışmazlar. Onların her yaptıkları, kendi tercihlerini hayata geçirmeye odaklıdır. İstemek ve yapmak onlar için yaşamın ta kendisidir. Önce yapar, düşünmeyi ise sonuç alma aşamasına bırakırlar. Zaten o aşamada da düşündükleri şey, yola devam etmek veya engelleri ortadan kaldırmak için başka ne yapabilecekleri olur :)

Bir şeyin direksiyonunda olmak onlar için bir tutkudur :) Zaten bisikletten başlayıp, uçağa kadar tekerleği ve motoru olan herşeyi kullanmayı ister, hız sınırını aşmayı da pek severler.

GAZ’la çalışırlar :)))) İyi bir ayar-verici Koç’u her türlü kıvama getirip, istediğini yaptırabilir. Ama ısrarcı ve tehditkar değil, muhtaç ve ricacı görünmesi, duracağı yeri bilmesi, mızmızlığa da asla kaçmaması şarttır! Yoksam Koç sıkılır ve ‘’koyduğun yerde bulunamaz’’ olur.

Siz onlara düşman olmadığınız ve yollarına çıkmadığınız sürece onlar size düşman olmazlar. Hatta keyifli bir rekabetten hoşlanabilirler ve arkasında kötü niyet aramazlar. Ama birini çok sevseler de, fırsatını buldular mı onun önüne geçmekten kendilerini alakoymazlar! Çünki onlara göre hayat bir yarıştır ve kazanmak için gerekeni yapmak normaldir…

Sevdikleri, hoşlandıkları, gözlerine kestirdikleri, arzu duydukları her meyveyi dalından taze taze koparıp almak ister, bekletilmekten, engellenmekten, hele de mahrum bırakılmaktan ASLA hoşlanmazlar.

Onların olanı sonsuza kadar ‘’malımsar’’ ama biraz da kıymetini bilmeden davranırlar. Gelgelelim, sahiplendikleri şeylerin onlardan bağımsız davranmasına ya da ellerinden alınmasına da asla katlanamazlar. O yüzden Koçların nezdinde değerli olan biraz da peşinde koşulandır ;)

Hızlı hareket etmeyi sever, içlerinde olanı da tutmaz hemen orada söyleyiverirler. O yüzden biraz patavatsız ve boşboğaz oldukları bilinir :)

Ama yalanları dolanları pek yoktur… Kalp kırdıklarını siz söylemeden anlamaz, söylenince de ”Ya Pardon!” demeyi yeterli sayarlar. Çünki onlar hiçbirşeyin üzerinde uzuuun uzun durmayı sevmezler.

Başlamayı bilir, bitirmekten korkarlar. Herşeyin ucunu açık bırakmayı, ve geri döndüklerinde herşeyi bıraktıkları gibi bulmayı severler.

Uzağa gitseler de evlerine dönmek ister ve kendilerine güvenli bir merkez üssü oluşturmayı severler. Kendilerinden bildikleri şeylere el uzatılınca horozlanır, uzanan eli kesmeden ya da en azından ısırmadan rahat etmezler.

Evlerinde çocuk gibidirler. Tembellik eder, bakılmak, doyurulmak, şımartılmak ister, mızmız ve talepkar olmaktan adeta zevk alırlar.

Huzurlarının bozulmasından, özel hayatlarına burun sokulmasından da hiiiç hoşlanmazlar. ”Ne yaptın, ne zaman yapacaksın, niye bitirmedin” gibi sıkıştırma ve sorgulamalar karşısında huzursuz olup kepenkleri kapatır, müdahale edilince suskun ve huysuz bir hale bürünür ve kimseyi işlerine karıştırmazlar.

Kaynak bulmak konusunda başarılı, kullanmak konusunda ise sınır tanımazdırlar! İster kendilerine ister başkaların ait olsun, onların kullanım mesafesinde duran herşeyi hızla tüketir ama kendi kaynaklarını da başkalarının kullanımına açmaktan kaçınmazlar.

KOÇ ve İlişkiler

Aşk için yaşarlar :)

Kanlarının akış hızını yükselten insanları büyülemekten büyük bir zevk alır ve gönül kazanmayı hayatlarının zaferi olarak görürler. Aşık olunca ışıl ışıl parlarlar.

Romantizmden pek anladıkları söylenemez. Ama arzu ettikleri kişiyi elde etmek için son derece cömert ve gösterişli davranır, kaleye bayraklarını dikene kadar her türlü atraksiyonu yaparlar. Reddedilmeyi ise tam anlamıyla GURUR MESELESİ haline getirirler.

Aşk onlar için temelde SEKS’tir. Seks ilişkilerinde şehvetli, kuralsız, edepsiz, sınırsız, eh biraz da sadakatsiz olabilirler. Ama onları tam anlamıyla tatmin eden aşıklara tuhaf bir bağ ile bağlanır ve son derece de kıskanç davranırlar.

Ne seninle – ne sensiz tadında ilişkiler onların en fazla tahrik oldukları durumlardır. Kaybetmenin kıyısında gezinmekten, risk almaktan, olay çıkmasına neden olacak hareketleri bile bile yapmaktan adeta keyif alırlar. Ve sonunda daima hoş karşılanmak isterler :)

Fakaaat arada bir hadlerinin bildirilmesine ihtiyaçları vardır! Höt denmedikçe hoyratlaşır, höt denince de hayret verici bir şekilde kuzu gibi olurlar.

Ne kadar bağımsız görünseler de, bağımlılık ilişkilerine yatkındırlar!

Yapma deyince yapar, gitme deyince gider, fakat git deyince dururlar. Onlar sadece gitmek istediklerinde yeterli hareket alanına sahip olabilecekleri kadar uzun bir iple bağlanmak isterler.

Deli damarları tutup sizin enerjinizi tüketircesine davranmaya başladıklarında, kendinizi biraz geri çekmeniz yerinde olur. O zaman sakinleşirler. Çünki kendilerini yapayalnız ve alışveriş yapacak bir candan yoksun bulmak onları pek rahatsız eder. Ne yapar eder, bir yaren bir yoldaş bulur, onunla oyalanırlar. Koçlar ilişkilerle öğrenen ve dönüşen insanlardır.

Ortaklıklarında ve evliliklerinde, kendilerini dengeleyecek insanlarla birlikte olmak isterler. Ustaca çekilip çevrilmeleri, proje olarak ele alınıp çaktırmadan yönetilmeleri gerekir. Onlar kükreyince alttan alıp gibi yapıp, sonra da yine herşeyi bildiği gibi yapan partnerler onlar için idealdir.

Bütün istedikleri ”HAYIR” sözünü duymamaktır ve kılıfına uydurulmuş bir açıklama ile servis edilen şeyleri bir biçimde sindirirler.

Ne kadar küstah ve bağımsız görünseler de, aslında alıştıkları ve bütünlük duygusunu yaşadıkları insanları kaybetmek onları çok ürkütür ve son noktada mutlaka işbirliğini ayakta tutacak bir manevra yapmaya, beklenmeyecek bir ödün vermeye yatkın olurlar.

Yani her Koç’un içinde aslında bir kedi yavrusu yaşar :))))))

Ailelerine ve köklerine bağlıdırlar. Aidiyet duyguları güçlüdür. Kan bağına büyük değer verir, herşeyden vazgeçer ama ne olursa olsun yakın akrabalarından, hele de çocuklarından asla vazgeçmezler. Kimseye duyamadıkları kadar derin bir bağlılık ve sadakati çocuklarına duymaları, fikren çocuk sahibi olmak özgürlüklerine konan bir sınırlamaymış gibi hissetseler de, ilk ‘’koşulsuz sevgi’’ deneyimini çocuklarıyla yaşamaları mümkündür.

Koçlar, en iyi kendilerini bütünleyen burç olan Teraziler ile anlaşırlar. Terazi Koç’a tam ihtiyaç duyduğu şekilde tatlı tatlı ayar verir :)

Korunmaya muhtaç insanların yanında kendilerini güçlü hissettikleri için, Yengeç’ler tarafından da pek güzel manipüle edilirler. Ama güven sorunu yaşayan Yengeç, özgüven patlaması yaşayan Koç’u çekip çevirecem diye epey bir krize girebilir.

Akreplerle, ‘’el mi yaman bey mi yaman’’ türü sıkı kapışmalar ve her iki tarafı da yakıp bitiren erotik tutuşmalar yaşarlar! Ölen mölen olmazsa, yükselenler de uyarsa, birbirlerinden bulsunlar diye kendi hallerine bırakılmaları yerinde olabilir :)))

Oğlaklarla aralarında bir garip tutku gelişir! Koç’un içindeki çocuk Oğlak’ın içindeki ebeveyni canlandırır. İkisinde de var olan inatçılık ve bildiğini okuma eğilimi, ilişkiyi pek acılı ve soslu hale getirir. Ama genelde bu ikilinin sonu sert bir ayrılıktır.

Kendileri gibi ATEŞ insanı olan Aslanlar ve Yaylarla alt alta üstüste geçinip gidebilirler :)))

İki KOÇ’un birbirinin başını yediği aşk ilişkileri de duyulmuştur! Belki de dünya için böylesi daha hayırlıdır :)))

İkizler ve Kova insanları, Koç’un ihtiyaç duyduğu sürekli adrenalin ihtiyacını, huzursuz zihinleri ile pek güzel karşılarlar :) Ama iki tarafın AY’ları uyumlu değilse, ya da ilişki Venüs – Mars bağlantıları ile renklenmiyorsa, duygudan yana eksik ve yüzeysel bir beraberlik yaşanabilir.

Başaklar ve Boğalar ile bağdaşmaları epey zordur! Ama Koç kafaya takarsa, onları da kendi ateşine karmanın bir yolunu bulur :) Yine de bu ilişkilerden pek ömürlük malzeme çıkmaz… Eğer yükselenler filan işin içine karışmadıysa, daha ziyade iş ilişkisi için verimli sonuçlar oluşur.

Balık KOÇ’a umutsuzca aşık olabilir ve kendisini onun için vazgeçilmez kılacak şeyler yapabilir. KOÇ ise kendisine tamamen teslim olunması fikrinin cazibesine kapılarak, bu ilişkiyi tilkinin döndüğü kürkçü dükkanı yapabilir… Yine de biraz sado-mazo bir ilişki şeklidir :)

KOÇ ve Kariyer

Başkalarının rutinlerine dahil olmak Koçları krize sokar! Dikkatleri de kolay dağılabilir. O yüzden kendini tekrarlayan değil, sürekli bir meydan okumaya dönüşen işler yapmaları gerekir.

Mümkünse kimsenin onlara fazla müdahale etmediği ve kuralları ‘’an be an’’ kendilerinin belirlediği koşullarda çalışmak ve yaşamak isterler :)))

Hüküm altında çalıştıkları, hele de kafasının çalışma şeklini sevmedikleri birine tabi oldukları zaman depresyona girerler. O yüzden çalıştıkları ortamı kendi krallıkları haline getirene kadar uğraşırlar. Sırf emir almaktan kurtulmak için, herşeyi kendileri düşünüp kendileri yapmaya çalışır, müdahale gerektirmeyen super-eleman görünümüne bürünür, hatta üstlerine vazifeleri olmayan konularda patrona akıl vermeye dahi kalkabilirler.

Rekabetçi oldukları için sorumluluk aldıkları zaman sinirli ve gergin olur, eksik iş yapmaktan, başarısız olmaktan, kusurlu duruma düşmekten nefret ederler. Böyle durumlarda hem kendilerini hem de etraflarındaki insanları yer bitirirler.

Yetersiz oldukları konularda mutlaka arkalarını toplayacak birilerini bulur ve bazı şeyleri onlara yıkmaya bayılırlar. İktidar onlardaysa, yeri geldi mi basbayağı despot davranırlar. Hata bulunca da, yapanı doğduğuna pişman ederler.

Öte yandan ekiplerindeki insanlara aynı zamanda kol kanat gerdikleri, sorunlarıyla ilgilendikleri, yardımsever davrandıkları ve onlara söylenen lafı kendilerine söylenmiş kabul edip müdafaya geçtikleri için, garip bir şekilde sevilirler ve güven oluştururlar.

İlk yapan olmak Koçlar için dayanılmaz bir zevktir. Hedef koymayı, imkansızla uğraşmayı, kuralları hiçe saymayı, yenilikler icat etmeyi, herkesi hayret içinde bırakmayı, risk almayı pek severler. Çünki bu dünyaya ‘’hareketi başlatma’’ misyonu ile geldiklerine dair içsel bir bilgileri vardır.

Bu nedenle bulundukları alanlarda öncülük yapmaktan ve başa güreşmekten zevk duyarlar.

Koç liderdir. Koçlar savaşçı kişilikleriyle öne çıktıklarından, bu burçtan Bismarck, Krutschev, gibi asker kökenli devlet başkanları ve Colin Powell gibi kumandanlar çıkmıştır. Pearl Harbour saldırısını yönetmiş etmiş olan Japon Komutan Yamamoto da Koçtur.

Klasik anlamda politik ayak-oyunlarına yatkın değil gibi görünse de, Koç’ların kafalarına koydukları amaçlarla ilerlerken, ‘’şekillenip rafine hale gelmek’’ gibi bir yetenekleri vardır.

Amerikan Özgürlük Bildirisinin babası olarak bilinen Thomas Jefferson da bir Koç’tur ve tüm cesaretiyle insanlık tarihinde bir ilke imza atmış, başkalarının da atmasına vesile olmuştur. İlk ABD Cumhurbaşkanı George Washington, Alman Cumhurbaşkanı Helmut Kohl da birer Koç’tur.

Koçlar insan hakları ve özgürlük için çalışmayı severler. Meksika’nın demokratik devrim önderlerinden Benito Juarez, İşçi Lideri ve Aktivist Cesar Chavez bu isimler arasındadır.

Gelgelelim Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olduğu dönemde, ‘’ezilen halkları korumak ve barışı sağlamak konusundaki yeteneksizliğiyle’’ bilinen Kofi Annan da Koçtur.

Koçlar insan ihtiyaçları, sosyal iktidarın yapılanması ve insanların toplumsal oluşum içindeki rolü üzerine kafa yorarlar. ‘’İhtiyaç Hiyerarşisi Teoremi’’ bilinen ünlü sosyal-psikolog Abraham Maslow, sosyolojinin babası Emile Durkheim, bu konuda iyi örneklerdir.

Direksiyonu olan herşeyi severler demiştim ya… Roket de dahil :)))) Amerikanın ilk uzay roketlerinin mucidi Werner Von Braun bir Koç’tur!

Derisi kalın, özensiz ve klasik duygusallıklara kapalı göründükleri için, insanlar kafalarındaki Koç imgesi ile sanat sözcüğünü pek yanyana koymayabilirler. Ama Koç bu konuda sizi şaşırtacaktır! Onlar duyguları çabuk tetiklenen ve harekete geçtiklere geçtikleri zaman mutlaka etkileyici bir performans sergileyen insanlardır. Bu nedenle sanat onlar için değerli bir dışavurum aracıdır.

Zamanının kurallarını yıkan dahi sanatçı ve bilim insanı Leonardo Da Vinci, sıradışı yönetmenler Tarantino, Tarkovsky, ve Coppola, beyazperde dehası Charlie Chaplin, sosyal kurallara meydan okuyan edebiyatçılardan Verlaine ve Baudelaire, kulağını kesen ünlü ekspresyonist ressam Vincent Van Gogh, şok-edici sahne şovlarıyla tanınan Sihirbaz Houdini, rockun kuşkusuz ilahı Eric Clapton, zor bir hayatın içinde mücadele yeteneğiyle ayakta kalan ama kendini yok eden tutukuları olan Caz kraliçesi Billie Holiday, kendine has yönetim tarzıyla bilinen orchestra şefi Herbert Von Karajan, romanlarında kadın cinselliğini sıradışı bir cesaretle dile getiren feminist yazar Erica Jong, acı bir gerçekçilikle işçi sınıfının yaşadığı sefaleti kitaplarına yansıtan Emile Zola, sanatlarıyla kendilerini var eden Koç’lardır.

Sanatı yalnız üretmek için değil, kendilerini ortaya koymak için de kullanırlar. Bu nedenle Koç Burcu bir çok oyuncu çıkartmıştır; Steve McQueen, Christopher Walken, Alec Baldwin, Alec Guiness, Robert Downey Jr., Russell Crowe, Gary Oldman, Eddie Murphy gibi ünlü aktörler, Ali McGraw, Bette Davis, Kate Hudson, Keira Knightley gibi ‘’çıkıntı’’ duruşlarıyla bilinen kadın oyuncular, savaş sanatlarını sinemaya taşıyan Jackie Chan, Steven Segal gibi dövüş ustaları, beyaz perde alanında bilinen Koç ünlülerinden bazılarıdır.

KOÇ ve Sağlık

Aslında bünye itibariyle öküz gibi sağlıklıdırlar :)  Ama bunu bildikleri için kendilerini pek bi tepe tepe kullanır ve bir noktada ummadıkları şekilde duvara toslayabilirler.

Hızlı bir hayatın yan etkileri olan yara bereler, kırık çıkıklar, kafa travmaları onlar için vakayı-aidiye olabilir ;)

Ateşleri çabuk yükselir! Tansiyonları da öyle…

Bünyeyi fazla yıprattıkları için kalp ve damar hastalıklarına yatkın hale gelebilirler. Sinirleri beyinlerine vurunca damar çatlaması, midelerine vurunca mide kanaması geçirmeleri olasıdır…

Haa bu arada; pek güçlü görünseler de, hasta olunca hiç çekilmezler. Burçlar içinde nezleden ya da burnunda çıkan sivilcenin zonklamasından öleceğine inanan, etrafındakileri de ilgisizlikle suçlayan tek tür Koç’tur :)

KOÇ’un Yolu

KOÇ Mars’ın has evladıdır diye başlamıştık söze. Haritamızdaki Mars, hayatta kalma güdümüzdür. İçimizdeki savaşçıdır. Asıl amacı saldırmak değil, varlığımızı sürdürmemizi sağlayacak manevraları yapmamızı sağlamaktır.

Koçlar da birer savaşçıdırlar. İçinde yaşadıkları toplumları ayakta tutmaya ve harekete geçirmeye çalışırlar. Aslında onların en derin arzuları kendilerini adayacak bir amaç bulup o yolda ömürlerini feda etmektir! O yüzden birçok çılgınca işin altında onların imzaları bulunur.

Eğer DNA’larında taşıdıkları o fedai genini tatmin edecek bir amaç bulamazlarsa, buldukları şeye sarar ve dibine kadar gitmeden bırakmazlar. Bu da hem onların güzelim enerjisini ziyan eder, hem de sardıkları şeye yazık olur :)

Koç adeta sürekli BEN VARIM demek için yaşar. Öğrenmesi gereken hayat derslerinden biri var olmak için uzlaşmak gerektiğidir.

ÖNCÜ olmak ister. Ancak kitleleri peşine takmak için, ne çılgın olmak yeter, ne de şehit olmak… En iyi liderler kitlelerin arzu ve ihtiyaçlarını temsil etmeyi bilen ve onları hizmetkarı olarak gören değil onlara hizmet edenlerdir.  Dolayısıyla Koç’un kendini adayacak bir amaç ararken, onu desteklemesi ve sonuçlardan fayda görmesi beklenen insanların neye ihtiyacı olduğunu ve neye  hazır olduklarını da dikkate alması gerekir.

Koç’un bir zaafı da başarıyı kişisel hırs haline getirmesidir. Bir mücadelede sonuç kadar araçlar ve yöntemler de önemlidir.  Bazen Koçlar kendilerini kaybeder ve elde edilenlerin değerinden çok daha büyük bedellere yol açan zaferler kazanırlar. Her Koç’un en büyük zaferi aşırı şişkin olmaya pek müsait olan EGO’suna karşı kazanacağı zafer olacaktır.

KOÇ’ların kazanmaları gereken en zorlu öğreti ise HERŞEY’in onların istediği zamanda ve tam istedikleri şekilde değil, evrenin büyük planına uygun zamanda ve ihtiyaç duyulan şekilde oluşacağıdır. Evden kaçan haylaz öğrenci, sabır, uyum ve teslimiyet derslerini aldığı zaman, herkesten daha uzağa gitmek için çıktığı yolu bir usta olarak tamamlayacaktır…

Veee KOÇ için müzik… Elbette ERIC CLAPTON – It’s Probably Me :)