Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

30 Nisan 2018, AKREP Burcu'nda DOLUNAY; Kıymet Bilmek Zamanı!

30 Nisan 2018 günü, İstanbul’a göre 03:58’de DOLUNAY adını verdiğimiz, Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak.
DOLUNAY haritasını değerlendirirken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

MEALİ;
Sosyal Düzlemde;
İnsanlık, Kazanç – Bedel değerlendirmesinin çok hassas yapılması gereken bir süreçten geçmektedir.
Dünyada ve ülkemizde, uygulanan bazı politikaları meşru kılmak adına kullanılan ”sosyal motivasyon savları” yoğun şekilde kazanç-kayıp vurgulu olacaktır:

Bireysel düzlemde ise;
Bize, MALIMSADIĞIMIZ şeyleri, iyi kullanmayı hatırlatan bir DOLUNAY yaşayacağız.
Değerli gördüğümüz şeylere, ulaşmak, sahip olmak, elde etmek, elde tutmak, kaybetmemek, vazgeçmemek için uğraşarak geçer ömrümüz…
AZ ile yetinmekten, geride kalmaktan, eksik olmaktan, mahrum edilmekten, fark edilmemekten, önemsenmemekten alabildiğine korkarız da, pek azımız kıymetini bilir elinde olanların ve daha da azımız yerli yerince kullanır sahip olduklarını!
Bu DOLUNAY’da elimizde, hayatımızda, içimizde veya yolumuzda olanları SAHİPLENMEK üzerine düşünecek ve bu konudaki eksiklerimizi ya da abartılarımızı törpülemeye çalışacağız.
Kendimize şunları sormamız yerinde olacaktır;

İnsanın SAHİP OLMAK ile bir derdi vardır 🙂
Hayat bize birçok olanak sunar… Ama biz bunların sahibi değil, sadece KİRACISI oluruz. Yeteneklerimiz ve niteliklerimiz, bize fark edip geliştirmek ve verimli kullanmak için kiralanmış araçlardır.  Fakat bedelini hayatımızla ödediğimiz bu kiralık araçları, bir türlü yerli yerince kullanamayız 😉
İnsan bu alemde kendinden menkul bir varlık olmaya, alemi kontrol etmeye, akışı belirlemeye, herşeyi ve herkesi kendi bildiğince yönlendirmeye çalıştıkça, kaygı ve kızgınlık denizlerinde yokolur…
Varlığımızı değerli kılan, bize kiralanmış olan araçlarla, güzelliklere VESİLE olmaktır!
VESİLE olmak ise, önce kendimizin ve çevremizin farkında olmayı, sonra da tutarlı bir çaba içinde olmayı gerektirir. Elimizin altında olan zenginlikler, yetenekler, kaynaklar, ya da bir çaba uzağımızda olan bütün olanaklar, bizim onları fark etmemizi, takdir etmemizi, önem vermemizi ve hakkıyla kullanmamızı beklerler.
İnsanın ÖZDEĞER sorunu varsa, elinde değil ancak çoook uzağında olanlara değer verir ve onlara ulaşamayacak olmanın hayal kırıklığı, kızgınlığı ile geri çekilir. Ya da bitmeyen bir hırs ve memnuniyetsizlik ile sürekli meydan okumaların, hesaplaşmaların peşinde yaşar. Böyle yaşamak insana kendini EKSİK ve FAKİR hissettirir.
Oysa insan zengindir ve her daim bolluktadır. Bizi EKSİK ve FAKİR kılan, elimizde ya da erişim alanımızda  olanların kıymetini bilmemek, verimsiz ve özensiz kullanmaktır.
Hayat çabayı sever… Elinde olanı verimli ve anlamlı kullanan insana, yeni kapılar açar. Hep almak, hep korunmak, hep sevilmek, hep artıda kalmak, hep rahat etmek, hep işine geleni yapmak, hep beklemek, asla fazla zahmet etmemek, asla ”deneyip de yanılma ya da hataya düşme” riskine girmemek isteyen, bir süre sonra her şeyin gerisinde ve eksisinde kalır. Bağımlı ve sıkça hoşnutsuz olur.
Ya da basitçe; AÇMADIĞIN DALDA SÖZÜN GEÇMEZ!
Geçmişin hesaplaşmaları, olmamış, yapılamamış, varılamamış olanların acıları, bizi esir alır… O görülmemiş hesaplar içinde düştüğümüz YOKSUNLUK hissi, bizi daha güzele, daha iyiye, ya da basitçe mümkün olana dair çaba içine girmekten, ya da var olandaki hoşnut edici yanları görmekten alıkoyar.
HAYAL KIRIKLIĞI ve BEKLENTİ insanın ayağına dolanır…
HOŞNUTLUK ve UMUT – yani olandaki hayra inanmak ve olacaklara açık kalmak – insanı İLERİ götürür 🙂
Yoksunluk hissi, hırs, kontrol çabası, umutsuzluk ve yokoluş döngüsünde kaybolmayalım. Bizi bu döngüye düşüren yanılsamalarımızı, bu DOLUNAY’da fark edelim ve onlarla vedalaşalım. Bu TANIDIK ACILARI bırakmaktan ve tanımadığımız bir hoşnutluğa açık olmaktan kaçmayalım. Oyuna, keyif, umut ve gayret ile devam edelim!
KALBEN – Derdimin Çiçeği … Bırakmaya kıyamadığımız acılar hakkında bir güzelleme 😉

Exit mobile version