29 Temmuz 2026 günü DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş-Ay karşıtlığı, İstanbul’a göre 17:36’da tam halini alıyor. DOLUAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
- Güneş Aslan Burcu’nun 6 derecesinde, Jüpiter ile tam kavuşum halinde ve haritanın 8’inci evinde.
- Ay Kova Burcu’nun 6 derecesinde, Pluto ile kavuşum halinde ve haritanın 2’inci evinde.
- Neptün ve Uranüs, DOLUNAY bileşenlerine ılımlı açılar yapıyorlar.
- Haritanın Yükselen noktası, 24 derece Yay ve Lilith ile kavuşumda. Ras Alhague Sabit Yıldızı da bu noktaya denk düşüyor.
- Lilith, Mars ve Venüs arasında T-kare var.
Jüpiter-Pluto arasındaki karşıtlık ve Uranüs, Neptün ikilisinden aldıkları açılar, bize dünyanın artık ASLA eskisi gibi olmayacağını ilan ediyor. Bu DOLUNAY ise malumu bir kez daha ilan edip hayatımızın orta yerine sokuyor. BESLENMEYE ALIŞTIĞIMIZ YERLERİN KURUDUĞUNU, TUTUNMAYA ALIŞTIĞIMIZ ZEMİNLERİN YIKILDIĞINI illiklerimize kadar hissettiren bir DOLUNAY yaşıyoruz.
Yıkıcı, pervasız, küstah, her daim üstten alan, hadsiz güçlerin dünyayı talan ettiğine, ”bütün kalelere girildiğine, bürün tersanelerin işgal edildiğine” şahit oluyoruz. Kükreye, haykıra, kıra döke, bütün usul ve kanunları hiçe saya saya, kendi bayrağını göndere çeken güçler var kafamızı çevirdiğimiz her yerde. Hem onların pervasızlığına ve kuralsızlığına, bir diktatör edasıyla ellerini kollarını sallayarak her şeyi yapmalarına kızıyoruz, hem buna karşı kimsenin duramamasına hayret ediyoruz, hem de onlara karşı tutulacak bir CEPHENİN de olmadığını yine hayretle görüyoruz! Mutlak doğrunun, mutlak masumun, siyah beyaz tercihlerin olmadığı bir dünya bu.
Evet yapılanlara çok kızıyoruz ve ayağımızın altındaki zeminin yok olup gitmesinden büyük endişe duyuyoruz. Güvenle dahil olduğumuz, inanarak saf tuttuğumuz alanların yok olması bize çıplak ve çaresiz hissettiriyor. Ancak bir yandan da şunu görmemiz gerekiyor; ESKİ DÜNYA YIKILIYOR! Ve bu yıkım zalimlerinden elinden oluyor. Çözülmelerin ve hayret verici dönüşümlerin olabilmesi için densiz ve adapsız birilerinin gelip tüm kaleleri yıkması gerekiyor.
Dünya zehirlendi gibi görünüyor. Ama bu zehir belki de bir şifanın yolunu açıyor. Çürümeye başladığı için seni zehirleyen kolu kesip atmak hayatta kalmayı sağlıyor! Kullandığın bir ilaç bazen vücudun tüm savunma sistemini yıkıyor ama zararlı hücreleri de yok ediyor. Alıştıklarımızı tutmak değil, kökten dönüşen bir dünyayı kucaklamak zamanı geldi. Bunun için hem cesur, hem hızlı hem de dikkatli olmak gerekiyor.
Kalıplarımızı yıkmamız ve dünyaya tarafsız, yargısız, koşulsuz, beklentisiz bir gözle, sadece ve sadece HAKİKATİ görmek için bakmayı kabul etmemiz, anlama, değerlendirme, karar alma sorumluluğunu daha önce aidiyet duyduğumuz tanımlara, zeminlere, topluluklara yıkmak yerine kendi üzerimize almamız şart oldu.
Kahramanlarımız artık kahraman değil. Biz de alıştığımız şekilde davranarak günün kahramanı olamıyoruz. Tercihlerimizin ve tutumlarımızın bizi sandığımız yerlere götürmediği ve götüremeyeceği ortaya çıkıyor. Yeni bir hikaye yazmanın ve onun kahramanı olmayı becermenin zamanı gelmiş besbelli. Alıştığımız toplumların, toplulukların, grupların, tanımların büyüsü bozulup, yapısı çözülürken hissettiğimiz yalnızlık ve ne yaparsak ”doğru” yerde duracağımıza, nasıl davranırsak örnek bir kişi olacağımıza dair belirsizlik, bizi tüm idollerin posterlerini duvardan sökmeye, sakladığımız madalyaları çöpe atmaya ve tüm hedefleri yeniden saptamaya zorluyor. Kim olduğumuzu, ne yapmak istediğimizi, kimlerle nasıl yan yana duracağımızı, içinde var olduğumuz ortak zeminlere ne katacağımızı, nereden çekip gideceğimizi, geçmiş referanslardan bağımsız olarak YENİDEN düşüneceğiz.
Bizden alınanlara kızmak yerine şükretmek lazım belki de… Zira yaşadığımız yıkım ve kayıp, bizi YENİ DEĞERLER oluşturmaya ve kesinlikle hem zihinsel hem fiziksel olarak üretken olmaya zorluyor.
Şifa daima gelir… Yeter ki kalbi zehirlemekten, aklı pazara çıkartmaktan ve Ruh’a tutunmaktan vaz geçmeyelim! Her bitiş bir başlangıcın beşiğidir. Korkuyla değil sevgiyle kucaklayalım yolumuzu. Arada anılarımızdaki dünyaya bir damla gözyaşı döksek de yenisinden umudumuzu kesmeyelim ve emeğimizi sakınmayalım.
KOÇLAR ve TERAZİLER: Arzularınızı ve korkularınızı dönüştürme zamanı. Neyi kazanmak için neyi riske atacağınıza, neyi feda edemediğiniz için neyi kaybettiğinize dikkat edin.
BOĞALAR ve AKREPLER: Aidiyetlerinize ve sorumluluklarınıza, güvenlik alanlarınıza ve hayatınıza sahip çıkma şeklinizi dönüştürün.
İKİZLER ve YAYLAR: Bakma, görme, ifade etme şeklinizi, inançlarınızı ve yargılarınızı, düşüncelerinizi hayata geçirme biçiminizi yeniden yapılandırın.
YENGEÇLER ve OĞLAKLAR: Değerlerinizi ve üretken olma şeklinizi elden geçirin. Elinizde olanları iyi değerlendirin. Kayıplara değil yapabileceklerinize odaklanın.
KOVALAR ve ASLANLAR: Benlik tanımlarınızı ve sizi tanımladığınızı düşündüğünüz ilişkiler, işbirlikleri, yol arkadaşlıkları içindeki duruşunuzu, diğerlerine bakışınızı yeniden yapılandırın.
BALIKLAR ve BAŞAKLAR: Size göre yüce, şanlı ve arkada bırakılması kalp kırıcı olan tanımlar ve hayallerden vazgeçmeden ya da onlara bakışınızı yeniden yapılandırmadan yeni bir hayata başlayamayacağınızı fark edin.
BANA YALAN SÖYLEDİLER… Şimdi boyası pek fena dökülen dünyaya dair çok farklı şeylere inandığımız günlerden kalma güpgüzel, tertemiz bir şarkıdır. İRONİK olan, o zamanda birilerinin hayat hakkında yanılmış olmaktan şikayet ediyor olmasıdır! Lezzet açısından eski versiyonun plak kaydından dinlenmesi uygundur.

