28 Eylül 2019, Terazi Burcu’nda YENİAY, Kırılma Noktalarımız…

WangJia

28 Eylül 2019, Terazi Burcu’nda YENİAY, Kırılma Noktalarımız…

28 Eylül 2019 günü, İstanbul’a göre 21:26’da YENİAY adını verdiğimiz Güneş & AY Kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY haritasını incelerken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş ve AY Terazi Burcu’nun 5 derecesinde ve haritanın 5. evinde kavuşum halindeler.
  • Chiron, YENİAY ile karşıt, Retro Uranüs ise 150 derece açı alıyor.
  • Terazinin yöneticisi Venüs de Terazi Burcunda ve 5. – 6. Evlerin sınırında. Venüs, Satürn ve Güney AY Düğümü Kavuşumu ile Kuzey AY Düğümü arasında T-Kare oluşturuyor.
  • Yükselen 4 derece İkizler Burcu. İkizlerin yöneticisi Merkür de Terazi Burcunda, haritanın 6. evinde ve Retro Pluto ile kare görünümde.
  • Jüpiter, Lilith ile kavuşumda olan Neptüne kare açı yapıyor.

MEALİ;

Terazi denge ve uyumun burcu olarak bilinir… DENGE bir tarafa doğru çeken gücün, öteki yöne uygulanan eşit bir güçle kontrol altına alınması sayesinde SABİT DURUMU KORUMAK’tır. Bir tarafa doğru uygulanan güç artar ve bu diğer yöne çeken sabitleyicinin taşıyamadığı bir gerilime veya acıya neden olursa, denge görünümü bozulur. KIRILMA NOKTASI budur!

SOSYAL Düzlemde:

  • Deprem ihtimali maalesef kendini hatırlatmıştır. Bir önceki gönderimde not düştüğüm gibi, bunun bir iki ay içinde yaşanacak daha büyük bir depremin öncüsü olduğunu düşünmüyorum. Zira 1999 depreminde oluşan transitlerin Türkiye haritasında tetiklediği noktalara baktığımda, şu aşamada o denli sert görünümlerin oluşmadığını görüyorum. 2019 yılının Ekim ve Kasım aylarında irili ufaklı yer hareketlerine de işaret edebilecek fakat felakete varan bir yıkıma gitmesi beklenmeyecek göstergeler mevcuttur. Ne var ki bu görünümler toplumun huzurunu ve güven duygusunu zora koşacak daha farklı gelişmelere de işaret edebilir. Bunlara dair kesinkes ”fiziksel deprem” diye bir tanım yapmak zordur. Öte yandan 2021 yılının yaz aylarında daha belirgin bir kırılma noktası yaşanabileceğine işaret eden bazı görünümler mevcuttur. Bu açılar fiziksel bir depreme ya da sosyal açıdan deprem etkisi yapacak gelişmelere işaret edebilir. Bu yorumumun abartılı bir algıya yol açmamasını rica ediyorum. Zira astrolojik göstergelere dayanarak haddi aşan yorumlar yapmayı ve zaten kaygı bozukluğu yaşayan bir toplumu iyice tetiklemeyi doğru bulmuyorum. Astrolojik araçları kullanan yorumcuların belirli gök görünümlerinin taşıdığı farklı olasılıklara işaret etmekten öte bir işlevi olamaz. Yaşadığımız depremi anlamlı bir uyarı olarak almak en güzelidir. ASIL GEREKEN: Muhtemel bir doğa olayının gelişini teknoloji ve bilimin sunabileceği en son imkanları kullanarak izleyecek sistemlerin kurması ve böyle bir süreçte halkın minimum hasar görmesini sağlayacak uyarıcı, yönlendirici, örgütleyici, koruyucu düzeneklerin önceden oluşturulmasıdır. Hepimizin talep etmesi ve takipçisi olması gereken budur! Rabbim bu ülkeyi ve insanlarını korusun! Buna vesile olması gerekenlerin zihinlerine, yüreklerine ve ellerine dokunup gereken dirayeti ve hassasiyeti versin.
  • Ekonomik dengeler ve uluslararası işbirlikleri konusunda açık ve örtülü bazı gerilimlerin olması ve değişimin kaçınılmaz hale gelmesi de ihtimal dahilindedir.

BİREYSEL Düzlemde:

Kendimiz için ne istediğimize karar vermemiz, hayatımızdan hoşnut ve kendimizden memnun olmak adına bazı girişimler yaparken kazanç-kayıp riskini özenle tartmamız gereken bir zaman. An itibariyle bir hayal kırıklığı hissediyor ve geleceğe yönelik olarak da zarar görme korkusu duyuyorsak, mutlu ve başarılı olmayı istiyor ama tam zirveye çıkacakken hooop aşağı kayıveriyor gibi hissediyorsak kendimize şu soruları sormamız lazım;

  • Fazla beklentili olabilir miyim? Ne verilse verilsin tatmin olmayıp hep daha çoğu için insanları zorluyor muyum? Ya da kendime koyduğum hedefleri sürekli daha yukarı çekiyor ve bu nedenle bir türlü doyuma ulaşamıyor olabilir miyim?
  • Bir projeyi hayata geçirmek, bir hedefe ulaşmak adına duyduğum arzu, önümdeki riskleri görmeme engel mi oluyor? Eğer sağlam adımlarla ilerlemek istiyorsam, hangi potansiyel sorunları dikkate almalıyım?
  • Aşırı talepkar, özensiz veya bir şekilde tehditkar olan insanlara kendimi kabul ettirmek için anlamsız bir arzu ve çaba içinde olabilir miyim? Neden kendi değerimi sürekli böyle insanlarla sınıyorum? Kendimden hoşnut olmak için kişisel başarılara odaklanmak yerine neden kendimi yetersiz ve güçsüz hissettiren insanların sevgisini ya da desteğini kazanmaya çalışıyorum?
  • Olmayacak insanlardan olmayacak şeyler bekliyor olabilir miyim? Belirli bir kişi ya da çevreden umduğum tepkileri almak için sürekli uyum sağlamaya çalışıyor, ne yaparlarsa yapsınlar onlardan kopmamak için kendimi hırpalıyor muyum?
  • Sevilmek ya da çekici bulunmak adına kendimi gereksiz sıkıntılara sokuyor muyum? Herkes beni beğensin diye fazla mı uğraşıyorum?
  • Çocuklarımla ya da ”çocuk sahibi olmakla” iligli tutumum bana veya onlara zarar veriyor olabilir mi? Bu konuda gerekli ve anlamlı sınırlar koymayı becerebiliyor muyum?

Bir kırılma noktasına geldiysek, bu şekilde daha ileri gidemeyeceğimizi aslında çok iyi biliyorsak, kendimizi daha fazla zorlamamak, bir durup düşünmek yerinde olur! Geri adım atmak, farklı seçenekleri gözden geçirmek, bazı riskleri almamayı bilmek, ”UYUMU, DENGEYİ, DÜZENİ” bozmamak için anlamsız zorluklara katlanmamak ayıp ya da yanlış değildir. Bir zamandır direnerek açık tutmaya çalıştığımız bir kapıyı arkamızdan kapatıp gitmek zor gelir! Böyle davranmak – hele de duygu olarak yükselmişsek – bize anlık mutluluklar getirmez ve içimizde şişen balonu patlattığı için azcık da canımızı sıkar ama daha büyük mutsuzluklardan da korunmamızı sağlar.

”Yaşamayı seviyorum!” deriz… Sonradan bize acı veren bir çok tercihimizi böyle meşrulaştırırız. Oysa dıştan gelen ve büyük bedeller ödemeyi gerektiren tatminlere yönelmek öz-yıkım eğilimine işaret eder. ”Hiç risk almadan ilerlemek olmaz!” sözü doğrudur. Ama ölçüsüz ve anlamsız bir riski almak daha büyük yaralar almanın ve karşılanamayacak kayıplar yaşamanın kapısını zorlamaktır.

Kendini sevmeden yaşamayı sevmek olmaz 🙂 Kendini sevmek ise, öncelikle kendini olduğu gibi kabul etmek ve sahip olduğu niteliklerin yeterince değerli ve anlamlı olduğunu fark etmektir. Böyle bir ”özsevgi” zemini olmadan yükselmeye ve gelişmeye çalışan insan, bir şekilde fazla risk almaya ve kendi gücünü/değerini sürekli olarak hayatın veya bir takım insanların önüne çıkarttığı ”meydan okumalarla” sınamaya yatkın olur.

İnsan gerçek ve kalıcı tatmin hissini kendisi için İYİ bir şey yaptığında, bir becerisini geliştirdiğinde, bir yeteneğini kullandığında, ya da küçük de olsa anlamlı bir iş yaptığını gördüğünde alır. Kendine doğru yürüyene hayat sevecenlikle destek olur…

Kendimizden ve yaptıklarımızdan hoşnut olduğumuz, varlığımızın değerine dair kaygılarımızı gidermek için daha büyük acılara ve derinleşen kaygılara yol açacak tercihler yapmamayı becerdiğimiz bir YENİAY olsun 🙂

Müziksiz olmaz… Selah Sue – I Won’t Go For More

https://www.youtube.com/watch?v=8yDKRE2-mOs&list=RD8yDKRE2-mOs&start_radio=1

1 Comment

  1. Nilgün

    Çok teşekkürler selam ve sevgiler Juno ❤️

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: