Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

27 Temmuz 2018, KOVA Burcu'nda AY TUTULMASI ve DOLUNAY – Sisli Geçitte Yeni Bir Yol…

Gesso Yoshimoto

27 Temmuz 2018 günü, İstanbul’a göre 23:20’de DOLUNAY adını verdiğimiz AY – Güneş karşıtlığı tam halini alacak. Bu DOLUNAY’a bir de AY Tutulması eşlik edecek. Tutulma haritasını aşağıdaki göstergeleri dikkate alarak değerlendiriyorum;

MEALİ 😉
HEY SEN! Sisli geçide doğru yürüyen Yolcu! O bildiğin eski köprü var ya… Oradan karşıya geçerim diye heveslenme, zira gittiğinde çökmüş olduğunu göreceksin! Çürüdüğünü bile bile değiştirmediğin tahtalarına güveneceğine eski köprülerin,  git ve sislerin arasında kendine yeni bir yol bul. Yavaş yavaş etrafından dolaş o uçurumun…  Her adım attığında, sislerin de uçurumun da kafanda olduğunu göreceksin.
Herhangi bir Çin-İşi yazıttan alıntı filan olmayan ve tamamen sizi havaya sokmak için yazdığım bu ”enigmatik” metnin de çağrıştırdığı gibi, bu AY TUTULMASI bize kendi içimize tutulup kaldığımız yerleri gösterecek :)))
Sosyal düzlemde;

Bireysel Düzlemde;

İnsanın hayat çizgisi ”tatlı bir yükselişi olan ve manzaranın hep daha iyi hale geldiği bir anayol” değil ”inişli çıkışlı, taşlı çamurlu bir safari jip rotası” gibidir. Biz bu taşlı çamurlu sahada, direksiyon sallamayı öğrenirken, dikkatimizi, manevra kaabiliyetimizi, sorun çözme becerimizi geliştirir, sabretmeyi, başarısızlıkla başetmeyi, yeni çözümler üretmeyi öğreniriz. Ama işte bazen bu maceralı yolculukta insan nice çefrefilli vadileri geçer de, gidip gidip aynı münasebetsiz taşa takılır :)))
O taşın orada olduğunu biliriz, görürüz, ona doğru ilerleriz… Etrafından dolaşmak ya da bu kez farklı bir vitese takmak yerine arabayı yine bodoslama üstüne süreriz. Hooop takılır düşeriz, canımızı yakarız, hatta ölümden döneriz. Bir süre depresif yaşar, suçlular arar, kendimize kızar ve uzuuunn uykular uyuruz. Sonra zaman bizi toplar. Ve ”Bu kez öyle olmayacak!” diye laylalaylalaaaylommm YEPYENİ başlangıçlar yapmayı isteriz… İşte öyle düşe kalka, gider hayat 😉
Yalnız bu kez baaam diye ve biraz da pis düşmemiz mümkün. Zira yalnız gidip gidip aynı yerde düşenin değil, O TAŞI ORAYA KOYANIN DA BİZ OLDUĞUMUZU fark etme zamanı geldi!
Olay hem 5-11 hattında hem de Aslan-Kova aksında geçiyor. Yani duble vurgulu bir tasarım var bu kez oyunda 😉

Sisli geçitteki çürük köprü, eski yara, hain taş hesabı… Evirip çevirip anlatmaya çalıştığım hikayeden, bir anafikir sahibi olarak çıkmak için kendimize şu soruları sormamızda fayda var önümüzdeki birkaç ay içinde;

Kayaya yıkıl karşımdan diyemez, ateşi bakışlarımızla söndüremez, rüzgardan hızlı esemez, suyu kızgınlığımızla buharlaştıramayız :)))
Biz sadece karşımızdaki durumu ”olmasını tercih ettiğimiz şekilde değil” gerçekçi bir şekilde tanımlar ve gereğini yapabiliriz. Birşey yapmanın gerekli olup olmadığı, gerekeninin ne olduğu, bizim gerekeni yapmaya gönüllü olup olmadığımız gibi konular, karşımızda olanla değil bizim İÇİMİZDE OLANLARLA ilgilidir.
Hiç bir meydan okuma tek taraflı değildir!
Dondurma, dondurma sevene dayanılmaz gelir. Ama sevmeyenin dondurması tabakta kendi kendine erir 🙂 Ayrıca sevsen de eğer sağlık açısından yememen gerekiyorsa, tabakta erimeye bırakmak mümkündür! ”O dondurma bir kaşığa binip ağzıma girecek, damağımda eriyecek ve sağlığıma da iyi gelecek! Ya da gözüme görünmeyecek… Kimse bana dondurma istermisin filan demeyecek! Yoksa dondurmacıyı da kendimi de öldürürüm.” filan gibi saçmalıklarla uğraşmaya gerek yoktur :)))
DOZ önemlidir! Zira AYARSIZLIK yakar başımızı çoğu kez…
Mutlu olmak, coşkulu ve keyifli bir hayat sürmek isteriz ama ya buna cesaretimiz olmaz ya da suyunu çıkartırız. Kendimizi sevmek, kendimizi onaylamak, kendimizi değerli ve başarılı bulmak için ÖLÜRÜZ. Ama bu uğurda yaptıklarımızla hem kendimizi hem etrafımızı öldürürüz :)))
Doyumlu, hayatından hoşnut bir insan olmak, kendini sevmekle, kendini sevmek ise kendini önce olduğu gibi görüp kabul etmekle başlar. Ancak zemini olduğu kabul edersek, yavaş yavaş fazlalıkları törpüleyip, eksikleri tamamlamaya çalışabiliriz. Ama kendimizi tanımayı ve kucaklamayı reddedersek, elimizde olan malzemeyi de ziyan ederiz.
Bizi yenilgiye uğratan, düşmanlarımız değil ZAAFLARIMIZ ve KORKUMUZDUR! Dışımızdaki canavarlar bizi asla içimizdekiler kadar incitmez…
Her yarışa girmekle kendimizi hiç bir yarışa hiç bir zor denemeye sokmayıp rezil olmamaya çalışmak arasında fark yoktur. Bu sadece aynı zaaflar ve korkuların başka bir yöntemle dışa vurumudur. Kendimizi herkese cazip göstermeye ve sevdirmeye çalışmakla, sevenin elini ısırmak, okşayana tekme atmak arasında fark yoktur. Bu da sadece aynı zaaflar ve korkuların başka bir yöntemle dışa vurumudur. İnsan kimsenin veya hiç bir durumun değil, kendi zaaf ve korkularının kölesidir.
Bu kez, hayat bize almak istemediğimiz dersi kararlı bir şekilde verecek. Aynı çukurlarda oyalanmamak için daha temiz, daha sağlam bir yola ve düzgün adımlara ihtiyacımız var ve bizim bunu görmezden gelmek gibi bir şansımız OLMAYACAK!
Bu kez aklısımızı başısımıza alacak, kaçamakçı değil gerçekçi, tepkisel değil özenli, sakin ve temkinli, sabırlı ve gözlemci olacağız. Bu kez uçlara gitmemeye, DOZ AŞIMI yapmamaya dikkat edeceğiz.
Bu kez o taşı oraya koyanın da, kendi koyduğumuz taşa takılanın da, sisi yaratanın da, köprüyü sağlamlaştırmayı ihmal edenin de, ateşi zamanın da kontrol altına almayıp yananın da, bir lokma alıp bıkamadığımız için dondurma ile kendimizi hasta edenin de, başlamak ve durmak gereken yeri kaybedenin de, sürekli dırdır edip bir aksiyon almadığı için hiç bir değişiklik yapamayanın da KENDİMİZ olduğunu iyice fark edeceğiz.
Ve biraz gayretle önce adımlarımız, sonra da YOLUN VERDİĞİ HİS değişecek 😉
Burçlar için olan yazı 27 Temmuz 2018, KOVA Burcundaki AY TUTULMASI’nın Burçlara Etkisi….
Buyazının şarkısı Tracy Chapman’dan THIS TIME  yani BU KEZ 😉
O da eski tanıdık bir ateşin üzerine ısrarla yürüyor ve belli ki yine yanacak 🙂 Zira ”Bu defa eskisi gibi yapmayacam! Sana gününü başka türlü gösterecem.” diyor. Ama ateşi ateş yapanın kendi zaafı, uygun davranışı bulmasına engel olanın kendi korkusu olduğunun farkında değil…

Exit mobile version