25 Ocak 2020, KOVA Burcu’nda YENİAY – ”Gerçekçi Ol İmkansızı Dene!”

6bf84db8d5a1c140ee1d97ec30f3b051

25 Ocak 2020, KOVA Burcu’nda YENİAY – ”Gerçekçi Ol İmkansızı Dene!”

25 Ocak 2020 günü, İstanbul’a göre 00:43’de YENİAY adını verdiğimiz Güneş & AY kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY haritasını yorumlarken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Güneş ve AY KOVA Burcu’nun 4 derecesinde ve haritanın 4’üncü evinde kavuşuyorlar.
  • KOVA Burcu’nun modern yöneticisi Uranüs, YENİAY’a 7’inci evden kare açı yapıyor.
  • YENİAY Chiron ve Lilith kavuşumundan da 60 derece açı alıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası, 22 derece Terazi’de. KOVA’nın klasik yöneticisi Satürn, Pluto ile kavuşum halinde ve ASC’ye kare açı yapıyor.
  • ASC’deki Terazi’nin Yöneticisi Venüs, 13 decere Balık’ta, Neptün ile kavuşum halinde, Jüpiter ile 60 derece açı yapıyor ve Merkür’den ılımlı açı alan Mars ile kare açıda duruyor.

İnsan ALIŞKANLIĞINI sever. Hatta Gurdjiyeff ”İnsanlar her şeyden vazgeçerler ama alıştıkları acılardan asla vazgeçmezler!” demiştir. Doğrudur…

Zira ALIŞKANLIĞIMIZA TERS olan şeyler, benliğimize yönelik bir MEYDAN OKUMA içerirler. Olanın iyi ya da kötü olması bir şeyi değiştirmez. Alışmadığımız bir konfor, bir güzellik, bir keyif, hediye paketi gibi gökten inen bir çözüm bile bizi huzursuz edebilir. Geçmişten gelen kodlarımızla yüklü ve daima tetikte olan zihnimiz, alıştığımızdan farklı olan durumlar, insanlar ve gelişmelerin UYGUNSUZ, TEKİNSİZ, TEHDİTKAR olduğunu düşünmeyi daha güvenli bulur. Kendini korumaya almak isteyen zihnin baktığı yerden, bir şeyin bu kadar İYİ olması İMKANSIZ’dır!

Bazen de bir tehdit, bir zarar ziyan vesilesi, karşımızda apaçık durur. Bütün sistem bağıra çağıra error verir. Ve alıştığımız şekilde davranarak bu tehditle baş edemeyeceğimiz, sıkıntıya düşeceğimiz gayet bellidir. Ama bünyemiz bu defa da kendi alıştığı duruşu ve işleyişi değiştirmek istemez. Gerçek tehditi bir yana bırakır ve farklı bir tutum benimseme gereğini bir tehdit olarak görür 🙂 Kendini sorgulamayı ve dönüştürmeyi sevmeyen benlik algımızın gördüğü yerden, alıştığımızdan farklı davranmak İMKANSIZ’dır!

Ne var ki, bize bir şekilde İMKANSIZ görünen iyi veya kötü her şeye, bambaşka bir gözle bakmamız gereken bir YENİAY var karşımızda!

İnsan ilişkileri bu ara bizi her yönden sınava sokabilir. Ummadığımız yerden gelen ummadığımız yaklaşımlarla olumlu veya olumsuz anlamda şaşkına dönebiliriz. Güvensizlik duygumuz yüzünden güzel fırsatlara kapı zincirinin ardından bakmamız, uzanan elde kötülük aramamız, geçmişte yaşadığımız acıların bir tekrarını yaşamamak arzusu ile içimize kapanmamız mümkündür. Güvenmek ve sırtımızı yaslamak istediğimiz insanlardan / çevrelerden gelecek beklenmedik çıkışlarla sarsılmamız da bir o kadar ihtimal dahilindedir. Hayat birilerini ”üzerine hediye paketi mi patlamak üzere olan bir bomba mı olduğunu yazmadan” güvenlik alanımızın orta yerine bırakabilir, ya da rahaaatça yaslandığımız köşe yastıkları birden iğne yastığına dönüşebilir.

Aniden gelişen olaylar sonunda ailemizde, yaşadığımız ortamda, bize hiç de güvenli gelmeyen bazı değişiklikler meydana gelebilir. Ya da önümüze çıkan bir fırsat bizi alıştığımız, konforlu bulduğumuz bir düzeni değiştirmeye teşvik edebilir.

Burada İŞ BİZE DÜŞMEKTE, hayat soruyu çalışmadığımız yerden sorup, ezberden değil yürekten davranmamızı beklemekte, belki de bizi kendi içimizdeki keşfedilmemiş bilgeliği, cesareti, yaratıcılığı, kıvraklığı ya da hayatta kalma becerisini keşfetmek için zorlamaktadır.

Che Guevera ”Gerçekçi Ol, İmkansızı İste!” demiştir. Bu YENİAY’ın bize fısıldığı mesaj ise ”Gerçekçi Ol, İmkansızı Dene!”

Gerçekçi olmak, olaylara kaygılarımız, önyargılarımız, beklentilerimiz, kontrol hevesimiz, incinme alerjimiz, kendimize layık bulduklarımız ve bulmadıklarımız ya da geçmişten bu yana beslediğimiz mantık kurgusu dahilinde inanmak istediklerimiz çerçevesinden bakmak değildir! Gerçekçi olmak, olanı yargısız ve beklentisiz şekilde yaşamak ve yaşadıklarımızı korktuğumuz ya da istediğimiz yere değil olduğu yere koymaktır. Gerçekçi olmak, bir adım ve hatta mümkünse yüzbir adım sonra ne olacağını öngörmek ya da ne olmasını istiyorsak her şeyi oraya doğru itelemek değildir. Attığımız her adımı sakince ve açık bir kalple atmak, bu adımla birlikte gelen deneyimi gözlemek, algılamak ve durumun gerektirdiği bir sonraki adımı yine beklentisiz, kurgusuz, hırssız ve mutlaka katıksız bir samimiyetle atmaktır. Gerçekçi olmak bir durumu korumak ya da bir şekle sokmak için davranmamak, önceliklerimizi ve vazgeçilmezlerimizi her adımda bir daha tartmak ve buna göre adil, anlamlı ve gerekli olanı yapmaktır. İncinmekten korkarak hayatın kuytularına ya da elbise edindiğimiz tavırlara sığınmak değil, incindiğimiz zaman ne yapacağımızı cesaretle düşünmek ve yepyeni bir yol bulmaktır.

Böylesi bir gerçekçilik size imkansız gibi görünse de, bu YENİAY’da bunu bir deneyin 🙂 Korkularınız, kaygılarınız, önyargılarınız, boş beklentileriniz, kendinize ettiğiniz yersiz eziyetler, vakit kaybedişleriniz, uzatılmış mutsuzluğunuz gibi çer çöpten gayri kaybedecek bir şeyiniz olmayacaktır.

Bu gücü nereden bulurum diye de endişe etmeyin. SİSTEM kendisiyle birlikte hareket etmek isteyenlere daima yardımcı olur.

KİMSE BİLMEZ … Ama soruyu açık yüreklilikle sorana mutlaka bir cevap gelir! Mehmet Güreli – Kimse Bilmez 🙂

8 Comments

  1. Demet

    Ahh bu alışkanlıklar…Bugün aile içi (kızımla) böyle bir durumu yaşadım. Eve geldim kendimle konuştum .İçim çok acıdı bir yol çizmem gerek ama bulamadım. Tam da o anda sen geldin bu yorumunla bana ışık tuttun. Seni dinleyeceğim birkaç kez daha okuyup içime sindirerek biryol bulmalıyım. İyi ki varsın cansın ???????

    1. Süleybe

      Ah söylemek kolay da uygalamak çok zordur değil mi?
      Ama tabiki imkansız değil?

    2. Sevda

      Her yazınız ders niteliğinde ama alana tabıkı.. Sevgili juno iş yerinde hasta danışmanlarımızdan bır hanım bana sızın kitabımızı hediye etmişti ve o günden beri sizin yazılarınızı keyifle okuyorum. Hanı hayatın keyifli an’ları vardır ya benim için sizin paylaşımlarınız o an’lardan:) misss tesekkurler Iyı ki sızı tanımışım. Sevgilerimle

  2. Başak

    Zihnin oyunu mu, yoksa tepki vermemiz gereken bir tehdit mi nereden bileceğiz.. Tam da böyle bir durumdayım.. Bıraksam mı risk alsam mı derken.. risk alıyorum.. Bırakmak da riskli.. Sonuç risk ?

    1. Huly

      Böyle durumlarda hep kalbime sorarım “Benim için en doğrusu olan ne?” diye ve sonuç olarak kaybedersem olsun doğru olanı yaptım derim ya da kazanırsam kalbim bana yol gösterdi diye şükrederim. Bu soruda kaybetmiyorsun hiç.

      1. Başak

        Teşekkür ederim cevabınız için. Sistem bangır bangır hata veriyor..Görmezden gelemeyip aklımın yoluna gideceğim..
        Çünkü kalbime sorsan o dünden razı risk almaya.. Daha önce çok yaptım..
        Lakin, sonra ortalığı temizleyip toparlamak yine aklıma düşüyor ? Bakalım.. Teşekkür ediyorum..

  3. Seda

    Dün sabah sabah sayfalarına başladım. Amacımı tam ne olduğunu bilmiyordum ancak bu sabah yazarken içimdeki eleştiren ve sansürcü olan kritiğin kendimle arkamdan çekilmesi için yazdığımı farkına vardım. Bu kritik tam da senin gerçekçi olmanın nasıl olduğu konusunda yanlış edinilmiş kanının içimdeki canlı örneği. Kontrol hevesi, incinme alerjisi, kaygılar, önyargılar, beklentiler, bana layık buldukları ve bulamadıkları konusunda başımın etini yiyen dırdırı; işte bu! dedim. Budur. İçimdeki kritiğin gerçeklik anlayışı demode olmuş. Belki ondan tamamıyla kurtulmak yerine onun gerçeklik anlayışını dönüştürmeliyim. O zaman yazmaya devam…

  4. Berna

    Sevgili Juno tam saçmalamak üzereydim ki kulağımı çekiverdin:))

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: