Posted in Astroloji, Ay Döngüleri, Ay Tutulması

21 Ocak 2019, Aslan Burcu’nda AY Tutulması ve DOLUNAY… Yitik Benlik Davaları!


andrea kowch 2
by Andrea Kowch

21 Ocak 2019 günü, İstanbul’a göre 08:16’da DOLUNAY adını verdiğimiz AY – Güneş karşıtlığı tam halini alacak. Bu DOLUNAY’a bir de AY Tutulması eşlik ediyor. Tutulma haritasını değerlendirirken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY Aslan Burcu’nun ilk derecesinde ve haritanın 7’inci evine DC sınırı ile kavuşum halinde yerleşmiş. Yengeç’teki Şans Noktası ve Kuzey AY Düğümü de AY’a eşlik ediyorlar.
  • Güneş Kova Burcu’nun ilk derecesinde ve haritanın 1’inci evine ASC sınırı ile kavuşum halinde yerleşmiş. Oğlak Burcu’ndaki Güney AY DÜğümü, Merkür ve Pluto da Güneş’e eşlik ediyorlar.
  • İleri hareketine geçmiş olan Uranüs, Koç’un 28 derecesinde ve haritanın dördüncü evinde yer alıyor. AY Düğümlerine ve Güneş – AY ikilisine T-Kare yapıyor.
  • Harita’nın Yükselen Noktası 27 derece Oğlak. Oğlak’ın yöneticisi olan Satürn de 14 derece Oğlak’ta. Haritanın 12’inci evine yerleşmiş ve Güneş ile kavuşum halindeki Merkür ve Pluto ile birlikte bir stelyum görünümünde. Neptün ile de 60’lık açısı var.
  • Balık Burcu’ndaki Chiron 3’üncü evden AY Düğümlerine onlarla kavuşum halindeki Güneş ve AY’a ılımlı açılar yapıyor.
  • Genel itibariyle çok şanslı bir görünüm olarak kabul edilen Jüpiter ve Venüs kavuşumu haritanın 11’inci evinde yer alıyor. Ancak bu kavuşum, Koç’taki Mars ile üçgen, Neptün ile kare ve Lilith ile 60’lık açı yapıyor. Dolayısıyla temkinli yaklaşmak gerekiyor.

MEALİ;

Tutulmaların etkisi 6 aylık bir süreye yayılabilir. Okurken bu gözle değerlendirilmesinde fayda vardır.

Sosyal Etkiler;

  • Dünyanın dikkati gezegenin ekolojik dengesi, kontrol edilemeyen iklim olayları, gibi konulara kayabilir.
  • Bazı iletişim kanallarının ya da ulaşım yollarının kesintiye uğramasına neden olan dönemsel sorunlar yaşanabilir.
  • Dünya liderlerinin tutumlarında ve dünyanın geleceği üzerine alınan kararların belirlendiği platformlarda belirgin değişimler görülebilir. Savaş yanlısı ya da tehditkar söylemleri benimseyen liderler yerine insanlığın ortak çıkarlarını kapsayan ve soğukkanlı ifadeler kullanan liderlerin ön plana çıktığını görebiliriz.
  • Dünyada terör ataklarının ya da halk ayaklanmalarının yeniden gündeme gelmesi söz konusu  olabilir.
  • Kadınlara ve eşcinsellere uygulanan baskı ve şiddet konusunda protestolar artabilir.
  • Dünya politikası ve ekonomisinde kadın liderlerin ön plana çıkması ya da kadınların dini kurumlardaki rolü, dini liderlik yapabilme imkanı konusunda radikal gelişmeler olması beklenebilir.
  • Uluslarası borsalara zarar veren hukuka aykırı bir girişim ortaya çıkabilir.
  • Banka hesaplarına, veri bankalarına ya da kurumsal veri tabanlarına Internet üzerinden yapılan büyük çaplı saldırılar olabilir.
  • Bazı hastalıkların tedavisi konusunda yeni bakış açıları gelişebilir ya da bu güne dek kullanılan yetersiz veya yanlış yöntemler konusunda çarpıcı yayınlar yapılabilir.
  • Bu dönemde Türkiye’nin askeri girişimleri ile ön plana çıktığını ve dünya politikasındaki etkinliğinin arttığını görebiliriz.

Bireysel Etkiler;

  • Benlik davalarımız su yüzüne çıkabilir… Ya da benlik davası güden kişilerle hesaplaşmak durumunda kalabiliriz.
  • Hayat ve insanlar üzerinde iktidar kurma şeklimizi kökten sorgulamak durumunda kalabiliriz. Zira genel davranış şeklimiz bize kısa vadede güç ve kontrol sağlar gibi görünse de uzun vadede tercihlerimizin yolumuzu kapattığı ortaya çıkabilir.
  • Hayatımızdaki baskılanmış kızgınlıklar, ertelenmiş talepler, geri plana itilmiş sorunlar, bu süreçte ister istemez gündem oluşturacaktır.
  • İkili ilişkilerdeki aksaklıkların masaya yattığı bir dönem olması beklenir. Hayat ve iş ortaklıklarındaki ya da akraba ilişkileri ve yakın arkadaşlıklardaki problemlerin ortaya döküldüğünü görebiliriz. Yürümesi mümkün olan ortaklıkların ve ilişkilerin yeni kurallarla devam ettiği, yeni bir bakış açısı ve tutuma geçilemeyen insani veya maddi bağlantılarda ise keskin sonların yaşandığı bir  süreç olabilir.
  • İddialı, gururlu ve dramatik davrandığımız konularda mantıklı davranmak zorunda kalabilir ve bakış açımızı değiştirmeye açık olmanın, yaratıcılığımızı ve başarımızı arttırdığını görebiliriz.
  • Maddi açıklarımızı yönetmek için radikal yöntemlere başvurmamız gerekebilir.
  • Kanunsuz davrandığımız, haksızlık yaptığımız konular önümüze gelebilir. Ya da bize karşı yapılmış olan haksızlıklara karşı tavır almamız, hatta resmi kanallardan mücadele etmemiz gerekebilir.
  • Farklılıklarımızla var olmak ve çevremize, ilişkilerimize olan katkımızı farklılıklarımız sayesinde gerçekleştirmek konusu üzerinde düşünmemiz ve çalışmamız gerekebilir. Bizden beklendiğini düşündüğümüz gibi ya da ortalamaya uygun davranmak, onay ve sevgi getireceğini düşündüğümüz şeyleri yapmak ile, kişisel düşünce ve tercihlerimize sahip çıkmak arasında kalabiliriz. Kendimizi yok edercesine sevilmek ve sayılmak için çaba gösterdiğimiz alanlarda, önceliklerimizi yeniden değerlendirmemiz gerekebilir.
  • Kimliğimizi şekillendirirken başkaldırı veya karşıt duruş geliştirmek adına, kendimize zarar verecek kadar ileri gittiğimizi ya da uygun ve gerekli olan bazı davranışları da reddettiğimizi fark edebiliriz.
  • Zayıf veya kırılgan yanlarımızı fark ve kabul etmek, bu konularda sağlıklı bir korunma veya gelişme yöntemi belirlemek yerine bunları gizlemek için benimsediğimiz tavırlardan zarar görebiliriz.
  • Zayıf ve kırılgan olmayı bir meşruiyet aracı olarak öne sürdüğümüzü, manipülatif olmaya ve karşıızdakileri vicdanen rahatsız etmeye dayalı bir dolaylı yönetim şeklimiz olduğunu fark etmemiz, bu tutumu dönüştürmemiz gerekebilir.
  • Kalp ve damar sağlığı problemleri olan, şekere bağlı tansiyon iniş çıkışları yaşayan kişilerin ekstra önlem almasında fayda vardır.
  • Demir eksikliği, D-vitamini eksikliği, kemik erimesi gibi sorunlara yatkınlığı olan kişilerin dikkatli olması ve takviye almaları gerekebilir.

Hayat durağan bir çizgi izlemez! Hikayemiz uzayıp giden bir peri masalı değil, bir dizi çatışma, belirsizlik ve uzlaşma ya da ayrışma sürecini içeren ve hep yeniden oluşturulması gereken zeminler ve dengeler dizgesidir. Olaylar gelişirken, biz de gelişir ve dönüşürüz.

İlişkilerimiz de asla başlangıçtaki gibi kalmazlar. İlişkiyi oluşturan tarafların ilişkideki ağırlığı ve etkinliği, ön plana çıkan tutumları, zaman içinde farklı bir görünüme bürünür. Beklentiler ve verilen sözler ile uygulamadaki farklılıklar zaman zaman sorun yaratmaya başlar. Çatışmalar çıkar ve yeni kurallar ya da mesafeler belirlenir.

İnsan hiç bir ilişkide sürekli yapıcı, olgun, verici, anlayışlı, fedakar kalamaz… Hiç bir ilişki sürekli alıcı, doyumsuz bencil davranan, haksız da olsa kayırılan ve arzuları yerine getirilen bir kişiyi sonsuza dek beslemez.

Ertelediğimiz tepkiler bir zaman sonra ya sağlığımıza bedel ödetir. Ya da ani çıkış noktaları bulur ve dolaylı ya da dolaysız şekilde ortaya dökülür.

Kişiliğimizle ilgili olarak da kabul görmek veya beklentilere uymak adına sakladığımız özelliklerin bir süre sonra alttan baskı uyguladığını, ortaya çıkacak mecralar aradığını fark ederiz. Kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiremeyeceğimizi düşünmek bizde değersizlik algısına ve iki uca savrulan tutumlara neden olur;

  • Örnek insan olmak adına kendimizi, ihtiyaçlarımızı, eğilimlerimizi reddederiz ama bu bizi onay bağımlısı yapar. Bütün ilişkilerimizde çok vererek alacağımızı zanneder, ölçüsüz ve gereksiz boyutta verir, karşılığını alamayınca da derin bir kızgınlık yaşarız. Özdeğer eksikliği sorunumuzu beklentileri karşılayarak gideremeyeceğimizi anlamadıkça bu sarmal kendini tekrarlar ve derinleşir.
  • Farklı bir tavır geliştirmek adına, uzlaşmayan, geri adım atamayan, herkese kendimizi kabulettirmeye çalışan ve bunu yapamadığımız durumlarda kırıcı ya da sert ya da suçlayıcı ve manipülatif olmaktan kaçınmayan birine dönüşürüz. Ama bunun altında da yine olduğumuz gibi sevilmeme korkusunu yatar. Kabul edilmeyen yanlarımızı abartmak ve üste gidici olmak, herkesi bize tahammül etmek zorunda bırakmak, anlayış gördükçe daha da ileri boyutlarda ”yaramazlık” yapmak ve sevildiğimize ancak bize gösterilen tahammül ölçüsü ile ikna olmak gibi eğilimler ortaya çıkabilir.

Oysa ÖZDEĞER başkalarından alınanlar ve alınamayanlarla şekillenmesi ve korunması mümkün olmayan bir algıdır. İnsana değerini fark ve kabul ettiren tek gerçek ve kalıcı gösterge, hayat içinde yararlı ve anlamlı bir şeyler üretmiş olmaktır. Burada üretilenin değerli ve anlamlı olması da eşsiz veya üstün olması ile eşitlenmemelidir :) Ayakkabı tamir etmek, taksi sürmek, resim yapmak, İngilizce öğretmek, şarkı söylemek, futbol oynamak arasında değer farkı yoktur. Yaparken gösterdiğimiz tutum, yaptığımıza duyduğumuz saygı, yaptıklarımızdan yararlanan ya da etkilenenlere karşı duyduğumuz sorumluluktur, işimizi değerli kılan :)

İnsan değerlidir! Ne bağırıp çağırıp kendini üstün kıldığı için… Ne herkesin gönlüne, beklentisine, huyuna göre davrandığı için… Sadece taşıdığı yük ve yerine getirdiği fonksiyon adına değerlidir. Yine de biz bazı karakter özelliklerine ekstradan bir değer biçeriz…

Karakter sandığımız şeyler çoğu kez eğilimlerimize uygun olan ve çevre koşullarının etkisi ile pekişen davranış modelleridir. Tekrarlana tekrarlana biz bu modelleri KARAKTER haline getiririz. Bazı davranış modelleri kendimizi koruma veya değerli kılma şeklimizle öyle içiçe geçer ki, bunlardan zarar görmemize rağmen başka türlü bir davranışı denemekten neredeyse KORKARIZ! Farklı bir davranışı denesek öleceğimizi filan zannederiz :) O yüzden de elimiz dilimiz bildiğimizden başkasına gitmez.

Oysa hayat bizi uçlarımızı törpülemek, alışkanlıklarımızı sorgulamak, önyargılarımızı yıkmak, katılıklarımızı esnetmek, kendimizle veya hayatla ilgili tasarımlarımızı dönüştürmek için uyarır da uyarır ;)

Boş gururumuzu kıran, hayatın görünürdeki anlamını derinleştiren, farklı hatta kötü bulduklarımızı bize yakın kılan bir sürü deneyim yaşarız. Bu deneyimlerin en önemli mesajı kendimizi, insanları ve olayları olduğu gibi görmekten ve kabul etmekten kaçınmamaktır.

Güzel ve değerli olan ille de hayalde, beklentide, idealde, kurguda yer bulan değildir… Tüm kurgular ve hayallerin ötesinde, var olan her şeyin içinde görülmeyi ve kabul edilmeyi bekleyen nice güzellikler vardır. Öte yandan hiç bir güzellik, iyilik, değer, mutlak değildir. Hepsinin içinde kendine göre bir eksik, hata, sakınca, zorluk, karanlık da vardır…

Zaman olan ve olmayan her şeyin gerçek anlamını ve değerini katman katman serer gözlerimizin önüne… Zamanla aşınmayan tek şey ise insanın insana duyduğu ve yaptığı herşeyle ortaya koyduğu özen ve saygıdır.

Özdeğerimizi saygılı ve özenli davranışlarla pekiştirdiğimiz günlerimiz olsun önümüzde…

BURÇLARA göresi için 21 Ocak 2019 AY Tutulması’nı Burçlara Göre Etkisi…

Başkaları da söyledi… Ama bana en fazla etki eden bu yorum :) Eva Cassidy – Time After Time

 

Advertisements

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

16 thoughts on “21 Ocak 2019, Aslan Burcu’nda AY Tutulması ve DOLUNAY… Yitik Benlik Davaları!

  1. Yine ders gibi bir yazı olmuş. Çok teşekkürler, düşünüp de dile gelmeyen, kaynağı bilinmeyen, yüzleşilmeyen sıkıntıları böyle cesurca ortaya koyduğunuz için.

    Sevgiler,
    K.

  2. yıne guzel anlamlı bırcok farklıkları gozler onune sermıssın juno…burclara olan etkılrını sabırsızlıkla beklıyorum…

  3. bugunde yasadığım bir olara oturan bir paragraf için “İnsan değerlidir! Ne bağırıp çağırıp kendini üstün kıldığı için… Ne herkesin gönlüne, beklentisine, huyuna göre davrandığı için… Sadece taşıdığı yük ve yerine getirdiği fonksiyon adına değerlidir. Yine de biz bazı karakter özelliklerine ekstradan bir değer biçeriz…”

  4. Astrolojiyi tekamül adına yorumlamanıza hayranım inanın.. Sürekli sayfanızı takip ediyorum.Bu anlamda yorumlamayı nereden öğrendiniz?Gizli bir Juno var sanki, yıldız gözlemcisinden önce iyi bir psikolog,terapist sanki.

  5. Merhaba Juno, son yazılarında burçlara göre yazacağım diyorsun ama yayınlamıyorsun. Takipteyiz, bekliyoruz. Sevgiler 😀

  6. Merhabalar. Sizi hep takipteyim,bazı insanlara da takip etmelerini özellikle öneriyorum. Yine harika felsefi bir yazı geldi sizden,sindirerek okumak yolundayım.
    Aslan burcuyum,22Ağustos 61’de sabah 05.00 itibariyle bu yaşama adım atmışım. Şunu sormak istiyorum; bu tutulma bana ihtiyacım olan olgunlaşması,yani yanmak pişmek ve olmayı verecek mi? Hızlıca olmaya giden yolda yürümek için ne yapmalıyım? Sevgiyle selamlıyorum sizi.

  7. Sevgili juno,
    Diorum ki yazı sonunda olan müzik başta olsa ve tercihe göre fonda müzikle mi okuyabilsek senin o güzel yorumunu:)

Leave a Reply to JUNO Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.