Posted in Astroloji, Kısa Dönemli Etkiler

Venüs Pluto Karesi; Reddedilmek Korkusu!


 

Hu Jundi2
by  Hu Jundi

Yoğun bir arzu ve derin bir kırılganlık var göklerde… Ve isteyene açılan sessiz sedasız açılan bir şifa kapısı!

  • Terazi’deki Venüs, Aslan’daki Merkür ile ılımlı ama Pluto ile kare açı yapıyor.
  • Chiron Retro konumda ve Lilith – Selena karşıtlığına ılımlı açılar yapıyor.
  • Bu güne hatta sabaha mahsus olarak Boğa’ya giren AY, Uranüs ile kavuşuyor, Lilith ve Selena ikilisi ile T-Kare açı oluşuyor. Uranüs, Retro konumda çıkan Mars ile de hala kare görünümde.
  • Uranüs ve Retro Satürn arasında üçgen açı var. Hatta Güneş beş derecelik orbla bu bağı bir  toprak üçgenine çeviriyor.
  • Jüpiter, Neptün, Pluto arasındaki ılımlı açılar devam ediyor.

MEALİ;

Dünyayı güzel ve çirkin yapan şey HAZ ALMA ARZUSU’dur! Yaşam ve ölüm güdülerini bir arada barındıran tek şey bu arzudur.

  • Haz alma arzusu hareketi tetikler, yaratıcılığı geliştirir, çabayı attırır, yol almayı kolaylaştırır.
  • Haz alma arzusu abartıyı körükler, insanı tembelleştirir,  bizi çözümü ertelemeye ve hatta sorunu derinleştirmeye teşvik eder, kendimize yalan söylememizi kolaylaştırır.
  • Haz alma arzusu gözümüzü hırs bürümesine, tutkunun bizi ele geçirmesine, istediğimizi elde etmek için kendimize veya çevremize yönelik yıkıcı davranışlar içine girmemize neden olur.

Bizi yaşama özendiren de, özensizliğe, dengesizliğe, pişmanlığa, acıya, yıkıma hatta ölümü özlemeye sürükleyen de, hazzın peşinde olmamızdır ;)

Haz alma arzusunun en büyük düşmanı engellerdir. Arzu reddedilmeye gelemez! Red duvarına çarpan arzu, ilk anda geriler gibi görünse de içten içe büyümeye başlar… Şevke, gayrete hatta hırsa dönüşür ve hedefine doğru daha büyük bir güçle ilerler. Ama duvar bana mısın demiyorsa, o zaman reddedilme deneyimi derin bir yaraya dönüşür.

Yaralı insan birkaç taşlı hatta mayınlı yola sapar;

  • Küser ve arzu etmeyi da çaba göstermeyi de bırakır. Yaralanmamak için kendini idare lambası moduna alır. Coşku ve üretkenliği reddeder. Güvenli görünen küçük bir alanda, kah kendine kızarak kah etrafını suçlayarak, ömür doldurur. Yarasını hatırlatan karşılaşmaların ardından önce bir çabalama arzusu duyar, sonra yine kendine bahaneler bulup geri çekilir ve uzunca bir süre derin depresyon denizlerinde dolanır.
  • Zor hatta imkansız olanı başarmak için ”Hayatta Kalma Güdüsü” benzeri bir tutku geliştirir. Elde edemediklerinin büyüsü gözlerini kamaştırırken elde ettiklerinin değeri hızla azalır. Bu nedenle kendini iyi hissetmek ve yok saydığı yaranın acısını bastırmak için ürekli yeni fetihlerin peşine düşer.
  • Deli kurban moduna geçer ve her gördüğü duvara kendini öldüresiye çarpar. Üstünde EN GÜZEL DUYGULARIN KATİLİ yazan herkesin ayağını  turabı olur. Büyük zararlar görür. Gördüğü zararlara rağmen ayağa kalkıp yine aynı kapıyı ya da benzeri bir başka kapıyı çalabilmekten garip bir zafer hissi alır. Bu durum onda kendisini incitenlere karşı dolaylı bir kendini doğrulama hatta üstünlük elde etme hissine dahi yol açar.
  • Herkesin çarptığı o duvar olur. En güzel duyguların katili olur. Narsistik bir kendini doğrulama haline geçer; İnsanların zaaflarını kullanarak istediklerini elde etmekten, arzu ettiklerini yerine getirmeyenlere her türlü zararı hak görmeye kadar uzanan bir algı – tepki modeli geliştirir.
  • Ya da onu şunu bunu deneyip burnunu iyice sürttükten sonra, KENDİNİ SEVMEYİ ve YARASINA SAHİP ÇIKMAYI ÖĞRENİR!

İnsan tıpkı bir bebek gibi dünyayı kendinden ibaret ve herşeyi de kendisine bağlı bir uzantı zannetmeye yatkındır. Bu yüzden her olayın merkezine kendini koyar. Etrafta olan biten şeyleri, olumlu veya olumsuz anlamda KİŞİSEL DEĞERİNE ve ÖNEMİNE DAİR çıkarımlara dönüştürür. Ters giden, kontrolü dışında gelişen, arzu ettiğinden farklı bir mecraya akan her şeyi bir tehdit, bir meydan okuma, kendi değersizliğine dair bir gösterge, bir kaygı ve şikayet vesilesi, bir savunma ya da topyekun saldırı alarmı olarak alır. Bu kafaya girince de yukarıda sözünü ettiğim taktiklerden birini devreye sokar.

Genelde başımızı derde sokan, dünyayı çirkin, katlanılmaz, tatsız hale getiren, hatta başkalarına da zarar vermemize neden olan şey, bizim yaralanmamak için büründüğümüz bu hallerdir.

Bu aralar haz alma arzumuzu ve reddedilme korkumuzu bize hatırlatan,  yaralarımızı iyileştirmek yerine derinleştiren yöntemlerle yaşıyor olduğumuzu fark ettiren deneyimler yaşamamız mümkündür.

Carson McCullers’in ”Yalnız Bir Avcıdır Yürek” diye bir kitabı vardı. Sadece o isim üzerine literatür yazılır :)

Haz Alma Arzusu’nun ve Reddedilme Korkusu’nun bizi soktuğu çapraşık yollarda, insan hem bir av hem de yalnız bir avcıdır.

Daha fazla av takibine, daha fazla kaç ve kovala döngüsüne dur demenin tek yolu vardır. Daha derin yaralara ve acıya engel olan, bizi minimum zarar gören, zarar görünce çabuk iyileşen ve başkalarına da anlamsız ve hesapsız zararlar vermeyen biri haline getiren tek duruş vardır. O da KENDİNİ SEVMEYİ ve YARASINA SAHİP ÇIKMAYI ÖĞRENMEK’tir!

İnsan kendini merkeze koymayı bırakıp, hayatı seyretmeye, insanları gözlemeye ve hayatın bağımsız dinamiklerini kavramaya başladığında ezberlerini bozmaya ve asıl öğrenilmesi gerekenleri ÖĞRENMEYE de başlar.

  • Herkesin YARALI olduğunu ve herkesin bu yaralı halini bastırmak, reddedilmekten korunmak, arzularını gerçekleştirmek, haz almak için farklı farklı davranış modellerini geliştirdiğini öğrenir.
  • İnsanların bizi incitme sebebinin, yaralarını saklamak, güvensizliklerini gidermek, kendilerini güçlü hissetmek için benimsedikleri savunma kalkanları olduğunu öğrenir.
  • İnsanların savunma kalkanlarına saldırmak, onları delmek, onların içine sızmak, onlara göremediklerini göstermek gibi çabaların pek bir işe yaramadığını, hatta SALDIRI gibi algılandığını öğrenir.
  • Eğer biraz daha iyi düşünürse, milletin kalkanına bu kadar kafayı takmanın, karşısındakinin iyiliğini düşünmekle bir ilgisi olmadığını, pekala kendi HAZ ALMA ARZUSU’na erişmekle, hedefi tuttutmakla ilgili olduğunu fark ve kabul eder. Haddini aşmamayı, insanların tercihlerine saygı göstermeyi öğrenir!
  • İnsanları tanımak için kendine zaman ve deneme süresi vermeyi öğrenir.
  • İnsanları görmek istediği gibi değil olduğu gibi görmeyi öğrenir.
  • İnsanlarla arasında mesafe ayarı yapmayı, arz-talep biçimini dengelemeyi öğrenir.
  • Her duruma uçan kafa dalmamayı, her şekeri yiyecem diye tutturmamayı, bazı dükkanlarda vitrinin güzel ama içlerinin karışık ve sıkıntılı olduğunu öğrenir.
  • Olmayacak ya da olsa da bedeline değmeyecek şeyi istememeyi öğenir.
  • Yol yakınken zarardan dönmeyi öğrenir.
  • Hep belirli bir görüntüye, belirli bir çağrıya, belirli bir duruma doğru çekiliyor olmasının, kendi yarasıyla ilgili olduğunu ve yaraların tekrar tekrar açarak iyileşmediğini öğrenir.

Ama en önemlisi; gerçek hazzın KENDİNİ SEVEBİLMEK olduğunu öğrenir.

Kendinde olanları sevmek, onlara sahip çıkmak, onlardan elimizden gelenin en güzelini yapmak, bize kendimizi doğal, anlamlı ve üretken hissettirir. Bizi başkalarına öykünmekten, başkalarını  tatmin etme kaygısından, boy ölçüşme çabasından, OLANDAKİ DEĞERİ ORTAYA KOYMA gayretine geçirir. Herkes tarafından onaylanmak veya herkesin beklentisine uymak için bir şeyler yapmak yerine, hayatın değişmez ve eksilmez değerlerine denk düşen, yüreğin ışığını yansıtan, kendinden hayata katabileceği en doğal niteliğin hakkını veren şeyler yapar. Daha doğrusu yaptığı her şeyi, yapması gereken her işi böyle yapar!

Kendini sevemeyen yalnız avcıların dünyasında, kendi yaralarını şefkatle sarmaya, başkalarında gördüğünüz yaralara usulca ama ısrar etmeden dokunmaya, karanlıın içindeki minicik bir ışığı görüp ona doğru yürümeye, olmadı sizi var eden ışığa tutunup yolu bulmaya çalışan bir yürek olun.

Ve unutmayın; Kendini sevmeyen ne sevebilir ne de sevildiğinin kıymetinin bilir. Kendini reddetmeyen reddedilmekten incinmez. Kendini yaralarıyla seven, şifayı da kendi içinde bulur ve hatta etrafına da her dokunuşu şifalı olur. Kendini seven başkalarına sevgisinde de ölçülü ve saygılı olur.

En büyük haz sevgiden olduğunu bilmek ve yaptığı her işte sevgi dolu olmaktır.

Sevgi değiştirmez, değişimi başlatır! Sevgi boyun eğdirmez, okşar geçer… Sevgi dikte etmez, düşündürür, hatırlatır. Sevgi olduğu gibi kabul eder ama acılaşmadan ve zarar görmeden duracağı mesafeyi de iyi bilir. Sevgi şifa ile zehir arasındaki farkın DOZ AYARI olduğunu bilir.

SEVGİ ÖĞRENMEYE DEVAM ETMEK İÇİN BİZE CESARET VERİR :)

I’ll Take Care of You – Joe Bonamassa & Beth Hart … Yine kötüyüm :))))

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

15 thoughts on “Venüs Pluto Karesi; Reddedilmek Korkusu!

  1. ”Kendini yaralarıyla seven, şifayı da kendi içinde bulur ve hatta etrafına da her dokunuşu şifalı olur. ”
    ”Sevgi şifa ile zehir arasındaki farkın DOZ AYARI olduğunu bilir.”
    tanrım,bunlar nasıl cümleler ya.. chiron 7.evini vurmuş birine nasıl güzel geldi,tavsiye olarak üzerime alındım.

  2. O kadar çok seviyorum ki seni Junocum… Kocaman bir hazine gibi kalbin, bir gün hepimiz yok olucaz ama senden çok güzel şeyler kalmış olucak dünyaya… Daha çok yaz lütfen… İyi ki varsın… 😘💞

  3. Çok teşekkürler , paylaşımlarını ve yüreğini böylesine açtığın için. Benim başucu yazım olacak sanıyorum bu yazın. Bir de sesli okudum, çok güzel bir ahengi var metnin, sevgi tanımına eşlik ediyor. Bu güçlü metni paylaştığın ve yüreğime güç kattığın için çok büyük saygı duyuyorum sana, ve sevgimi gönderiyorum.

  4. Yazılanları çok anlamlı buldum. Tebrik ederim. Astroloji ye ilgim var. İlk defa bu kadar ayrıntılı güzel bilgilerle karşılaştım nasıl takip edebilirim.

  5. Üstüste işlerimde aynı şeyleri yaşayıp da meslekten soğuduğum bugünlerde, gece uyuyamazken hep yaptığım gibi Juno’yu açayım dememle, tesadüfün olmadığına inandığım şu hayattaki aydınlanma anım arasında birkaç paragraf varmış meğer…
    Böylesi bir buluşma olması birden umudumu yeşertiverdi!
    En kalbi duygularımla teşekkürler 🌸

  6. sevgili Juno, yazılarını her daim takip ediyoruz.
    Kuzey – Güney Ay Düğümleri yazı dizin yarım kalmıştı, devamı nezaman gelir acaba ? :))

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s