Posted in 3 Aralık 2017 DOlunay, Astroloji, Ay Döngüleri, dolunay 2017, Dolunayın Etkileri, İkizler Burcunda Dolunay

3 Aralık 2017, İkizler Burcu’nda DOLUNAY; Valla İşte Yine Sınır Adabı Hakkında Dersler :)))


89fd777dc35bbf1ab74a9a36342f1536
Unknown Artist

3 Aralık 2017 günü, İstanbul’a göre saat 18:47 itibariyle, DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak. DOLUNAY haritasını değerlendirirken, aşağıdaki bileşenleri dikkate alıyorum;

  • Güneş, YAY Burcu’nun 11 derecesinde, haritanın 6’ıncı evinde. AY ise İkizler Burcu’nun 11 dereesinde, haritanın 12’inci evinde.
  • AY ve Güneş arasındaki karşıtlık, MC ile kavuşumda olan Neptün tarafından, T-kare formuna dönüştürülüyor.
  • AY’ın girdiği İkizler Burcu’nun yöneticisi Merkür, Yay’ın son derecesinde DURAĞAN konuma girmiş. Can yakıcı bir uyanışı ya da olumsuza odaklanmayı temsil eden ACUMEN sabit yıldızı ile kavuşumda. Satürn ve Lilith de, Merkür’e eşlik ediyorlar. Bu Stelyum, haritanın 7’inci Ev girişine yerleşmiş.
  • Güneş’in girdiği Yay Burcu’nun yöneticisi Jüpiter Akrep Burcunda, ‘’Tacın İncisi’’ olarak da tanımlanan ve özellikle yaratıcı konularda başarı şansı veren ALPHECCA sabit yıldızı ile kavuşumda ve MC’deki Neptün ile üçgen açı içinde.
  • Haritanın Yükselen Noktası, Yengeç Burcu’nun ilk derecesi. AY aynı zamanda, Yengeç’i de yönettiği için, haritanın mesajı daha bir güçleniyor.
  • Mars – Uranüs karşıtlığı da etkisini sürdürüyor.

MEALİ;

Kendimizi bildiğimiz, odağımızı koruduğumuz, elimizde olan nitelikleri, malzemeyi, koşulları özenle değerlendirip beceriyle kullandığımız ve uğraşmamız gerekmeyen durumlara, insanlara enerjimizi vermediğimiz zaman, EN İYİ ve EN VERİMLİ halimizi ortaya koyarız.

Her şey olmayabiliriz ama olduğumuz kadarını kullanabilmek, olanı İŞE YARAR hale getirebilmek için yapmamız gereken budur!

İnsanın belki en fazla zorluk çektiği yer de budur :) İnsan sınırlarını bilmez! Ve sınırlarını bilmemenin türlü halleri vardır…

TEPEME ÇIKABİLİRSİNİZ HALİ;

  • Kimi insan kendini görmez, bu yüzden de asıl ortaya konması gerekeni, asıl kıymetini gösteremez.
  • O zaman hep ”kendisinden beklendiğini düşündüğü şeyi” yapmaya ve göstermeye çalışır.
  • Kendisine yönelik beklentilerin MAKUL olup olmadığını, söyleneni, bekleneni yapmasının anlamlı ve gerekli olup olmadığını ölçmekte zorlanır. Zira odaklandığı şey genelde yaptıklarının karşısında alacağı TEPKİ veya KARŞILIK’tır.
  • Yapıp yapıp beklediği karşılığı alamamak insanı şaşkın, pusulasız, ayarsız hale getirir. En önemlisi MANİPÜLASYONA AÇIK kılar.
  • Sınırlarımızı çizmemiz ve bize yönelik – kişilik haklarımızı ve alanımızı ihlal eden – beklentilere Bİ DUR dememiz için, bazen CANIMIZIN YANMASI gerekir. CAN HAVLİ denilen algı, insanı başkasını memnun ederek kendini değerli, mutlu, önemli, VAR hissetme girdabından çıkartıp, KENDİNİ KORUMAYA ALMA ve elindekinin kıymetini bilme haline geçirir.
  • Bu DOLUNAY’da canınız yanarsa, kendinize ”Neyi fazla savunmasız bıraktım? Hangi niteliğimin önemini, değerini, mahremiyetini, bilemedim ve bildiremedim?” diye sorun :)
  • Başkalarına bu denli alan açmanızın ardında özsaygı bilinci, onay alma ihtiyacı, kendini İLLE DE KABUL ETTTİRME inadı, gibi sorunların olduğunu da fark edin ;)

TEPENE ÇIKMADAN KENDİMİ GÜVENDE HİSSETMİYORUM HALİ;

  • Kimi insan kendini bir türlü yeterince sevilmiş, korunmuş, beslenmiş, tatmin edilmiş, önemsenmiş, adam yerine konmuş, ayrıcalıklı muamele edilmiş, pışpışlanmış, …………. hissedemez :)))
  • Böylesi bir MAZLUM ve AŞKIN bir egoya NE VERSEN YETMEZ!
  • Satır arasında belirtmek gerekirse ”Rüşvet alan memur, politikacı ya da yetkili,  Hırsız, Üçkağıtçı, Hep Ama Hep Evli Erkeklere ya da Kadınlara Yönelen İnsan gibi haddi ve hakkı aşan şekilde ALICI olan kişilerin kafası da bu kafadır!” Kendini ”ezilmiş ve gözardı edilmiş olduğu için hep daha fazlasını almaya hak sahibi” hisseden kişi, bazen konumunu, yeteneklerini, ayrıcalıklarını, zekasını, cazibesini hakkaniyetsizce kullanır.
  • Muhataplarına, ALICI, MEMNUNİYETSİZ; DOYUMSUZ, BENCİL, ÖZENSİZ, kendi arzu ve kaygılarından başka herşeye karşı DUYARSIZ görünen bu insan modeli, içine girince sanıldığı kadar şaşaalı değildir ;)
  • Kendini devamlı olarak gözardı edilme tehlikesine açık, EKSİK, kırılgan, ağlamazsa meme alamaz, yapılana değer verirse üstüne basılır, ……… hisseden insanlardır bunlar. Hepsinin de çocukluk hikayeleri vardır. Ama bu hikayeler, kimsenin değil yine KENDİSİNİN altından kalkması gereken yüklerdir. Yani bunları KURTARMAK kimsenin harcı değildir ;)
  • Bu modelin yapabildiklerini, alabildiklerini, ulaşabildiklerini önemseyememek, gibi bir  sorunu vardır. Zira kendini temelde önemsiz hissettiği için, kendisinden yapabildiği şeyleri de aynı değersizlik kuyusuna gömer. Ulaşamadığı her şeye de AŞIRI ÖNEM atfeder.
  • Eğer bu DOLUNAY’da ne alsanız yetmediğini ve hep canınızı yakacak kadar uzak gelen bir yıldıza bakıp kahrolduğunuzu fark ediyorsanız, KENDİNİZİ SEVEBİLMEK konusuna odaklanın.
  • İnsanın ÖZDE hissedemediği değeri, dışarıdan alması, alsa da bununla doyması mümkün değildir.

O KADARINA ERİŞEMEM ÖYLEYSE HAREKET ETMEYEYİM HALİ;

  • Kimi insanın HEDEFLERİ kendi nitelikleri ile örtüşmez. Ya da kişi kendini MUHTEŞEM olmayan hiç bir konuma layık görmez.
  • ”Adım adım çaba göstererek, deneyip yanılarak, düşüp kalkarak, hatasını görüp düzelterek ilerlemek” yöntemi bu insan için ÖLÜMDEN BETER’dir.
  • Bu kişi attığını vurmalı, elini uzattığını almalı, yaptığı her şey benzersiz ve ulaşılmaz ve asla eleştirilemez olmalı, 10 numara beş yıldız ile taçlandırılmalıdır.
  • İmkansız gibi görüneni hedeflemekte bir sıkıntı yoktur… Buradaki sorun, AŞAMALI İLERLEME ve HATALARDAN ÖĞRENME kısmına karşı tamammülsüz olmaktır :)
  • Hata yapabilme ya da mükemmel olmama ihtimaline katlanamamak kadar kişinin DENEME CESARETİNİ kıran bir şey yoktur.
  • Sonuç; Herşeyin nasıl yapılması gerektiğini bilen ama yapmamak için hep bir nedeni olan insandır.
  • Kendine anlamlı sınırlar ve makul hedefler koyup yavaş yavaş ilerleme ve öz güvenini adım adım kazanma şansı vermeyen kişinin en büyük sıkıntısı, bitmeyen KAYGI SARMALLARI ve ATALET CEHENNEMİ’dir.
  • 25 yaşındaki gibi olmam için 25 kilo vermem lazım deyip, bu yaşta 42 beden olsam iyidir diyemeyen, bu yüzden de o 6-7 kiloyu bir türlü vermeye başlayamayan kişinin hali tam da böyle birşeydir :)))
  • Dünyayı fethedenler de BEBEK oldular. O yüzden dünya BEBEK ADIMLARI İLE FETHEDİLİR :)
  • Düşüp kalkmadan, başarısız olduğunu, canının yandığını görmeden, bunlardan ders almadan yürüyen hiç bir bebek yoktur.
  • Bu DOLUNAY’da kendinize biçtiğiniz yüksek ve inanılmaz detaylarla süslü cennet yolunun taşlı tozlu yollarına düşme korkusu yaşarsanız, hedeflerinizi ULAŞILABİLİR KÜÇÜK AŞAMALARA bölmeyi ve kendinize adım adım başarılı olma şansı vermeyi hatırlayın ;)

BEN BU HALLERE DÜŞECEK İNSANMIYDIM HALİ;

  • Kimi insan HİÇ BİR MADALYADAN VAZGEÇEMEZ!
  • İnsanın sınırlı kaynakları, sınırlı zamanı, sınırlı nitelikleri vardır.
  • Tasarlanırken bizden beklenen HERŞEY OLMAMIZ değil verileni iyi kullanmamızdır :)
  • Ve zaman her tasarıma birşeyler katarken, bazı malzemeleri de aşındırır;
  • Örneğin yaşla beraber deneyim ve basiret artar ama enerji, fizik kondisyon, estetik üstünlük azalır.
  • Örneğin aldığımız yeni sorumluluklar ile paramız, etkinliğimiz, hoşnutluğumuz, katkımız artar ama zamanımız azalır.
  • Evleniriz, güvenimiz, düzenimiz, birlikte yapma imkanımız olur ama bağımsızlığımız azalır. Çocuk sahibi oluruz, sevgiye bakışımız değişir, sabrımız artar, ama ÇOCUKLUĞUMUZ BİTER, kendi olmak istediğimiz herşeyi olmak, yapmak istediğimiz herşeyi yapmak için ayırdığımız zaman ve enerji azalır.
  • Edindiğimiz her bilgi bize yeni sorular getirir. Temkinimiz ve esnekliğimiz artar, bildiklerimize duyduğumuz aşırı güven ve tartışma hevesimiz azalır :)))
  • Kendimize bir alan seçer ve onda uzmanlaşırız… Ama buna verdiğimiz emek yüzünden, heves ettiğimiz başka şeylere aktaracağımız kaynak azalır. 50 yaşına gelip hala ”Aaaahh bi balerin olamadım!” diye üzülmek yerine, belki hafta sonları dansa gitmek daha akıllıca olabilir :)))
  • Gençlik dinamik ama çiğdir! Olasılıklarla dolu ama odaksızdır. İnsan gençliğe doymaz… Ama hedeflerinin hepsi de olgunlaşmak üzerinedir :)
  • Olgunlaşmak, GERİDE BIRAKMAYI, VEDALAŞMAYI, GELENİ OLANI KALANI KABUL ETMEYİ, bununla doymayı, bununla hoşnut ve üretken olmayı öğrenmektir.
  • Olgunlaşanın çiçeği düşer, meyvesi olur… O meyveyi de kendi yiyemez başkasına yedirir :)
  • Bu DOLUNAY’da eskisi gibi olamamak canınızı acıtırsa, olduğunuz şeyi onurlandırmayı hatırlayın. Her şey olmaya, her madalyayı almaya kalkanın, geride saçının hiç bir telini, içinin hiç bir hevesini bırakamayanın, gönül huzuru olmaz.

BUNUN GERÇEK OLDUĞUNA İNANMAK İSTİYORUM HALİ;

  • Kimi insan gerçekle yüzleşmekten hoşlanmaz. Bu yüzden inanmaya çok ihtiyaç duyduğu bir şey görür ve ona inanır.
  • Kimi insan da gerçek yüzü ile değerli olabileceğine inanmaz.  O yüzden herkese inanmaktan hoşlanacakları hikayelerden oluşan bir kişilik yaratır.
  • Aldanmak ve aldatmak, çift yumurta ikizi gibidir.
  • İnsan kısmen inanmadığı bir yalanı söyleyemez. Gerçeğin sınırlarını esnetirken, kendisi de kısmen anlattığı şey olabileceğine inanır.
  • İnsan bir yalan duyduğu zaman ne kadar iyi paketlenmiş olursa olsun bir yanı bunda ters bir şey olduğunu fısıldar. Ama böyle bir paketi kapısının önünde bulmuş olmak ona kendini o kadar değerli ve önemli hissettirir ki, görmek istediği parçaları yanyana koyar ve kendisini mutlu eden şeye inanır.
  • Ha bir de, hayal kırıklığına uğramamak için HEP EN KÖTÜSÜNÜ düşünenler klubü vardır :) Aşırı güven ile aşırı şüphe arasında fark yoktur. İkisinin de temelinde sınırsızca güvende kalmak ihtiyacı vardır ;) Ama hayat hep ortalarda bir yerlerde vuku bulur.
  • Bu DOLUNAY’da gerçeklere kucak açmaktan korkmayın.
  • Kaygılar, zaaflar, yalanlar, insanı köle eder. Gerçek ise ÖZGÜRLEŞTİRİR!

Hayatı VAR EDEN sınırlardır. Bardak bile sınırları olduğu için suyu içinde tutar. Suyu tutup, susuza veremeyen bardağı evde tutmayız. Ama tencereden de su içmeye kalkmayız :)))

Yani her şeyi anlamlı, gerekli, yeterli ve uygun hale getiren şey, özenle belirlenip, adapla korunmuş ama çizgileri çok da kalın tutulup çok da abartılmamış sınırlardır.

Burçlara göre yorum için 3 Aralık 2017, İkizler Burcu’ndaki Dolunay’ın Burçlara Etkisi…

Şimdilik konunun enerjisine genel yorum ile girin ve müzik dinleyin;

After You Get What You Want You Don’t Want It – İstediğini Aldın mı Artık İstemezsin :))) Nat King Cole söylüyor…

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

12 thoughts on “3 Aralık 2017, İkizler Burcu’nda DOLUNAY; Valla İşte Yine Sınır Adabı Hakkında Dersler :)))

  1. Gençlik dinamik ama çiğdir! Olasılıklarla dolu ama odaksızdır. İnsan gençliğe doymaz… Ama hedeflerinin hepsi de olgunlaşmak üzerinedir 🙂Olgunlaşmak, GERİDE BIRAKMAYI, VEDALAŞMAYI, GELENİ OLANI KALANI KABUL ETMEYİ, bununla doymayı, bununla hoşnut ve üretken olmayı öğrenmektir.Olgunlaşanın çiçeği düşer, meyvesi olur… O meyveyi de kendi yiyemez başkasına yedirir.

    Kalbinize sağlık <3
    Peki gençlik nasıl yaşanmalı Junocum?

  2. Emeginize saglik yarumlarinizi cok samimi ve guclu buluyorum fakat son yazilarinizda sanki google translate cevirisi okuyor gibi hissediyorum ve hicbir sey anlayamiyorum.
    Iyi calismalar dilerim.

    1. Merhaba :) zira muhtemelen google size çevireyim mi diye sordu ve siz çevir dediniz. Şİmdi benim türkçemi tekrar türkçeye çeviriyor. Bunu ancak siz sayfa ayarlarınızdan düzeltebilirsiniz.

  3. Ya bütün sırrı bozdun !!! Yazı bittiğinde bir küfür kaçtı ağzımdan..utandım değişik bir deneyimdi teşekkürler mi demeliyim :/ <3

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s