Posted in Astroloji, Ay Döngüleri, Dolunayın Etkileri

11 Nisan 2017, Terazi – Koç Aksında Bir Dolunay; Uçlara Savrulmak Hakkında Dersler…


Noma Bliss
by Noma Bliss

11 Nisan 2017 günü, İstanbul’a göre saat 09:07 itibariyle, DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alacak.

DOLUNAY haritasını yorumlarken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • AY, Terazi Burcu’nun ”şanslı kabul edilen” 21 derecesinde, haritanın 5’inci evinde ve retro konumda olan Jüpiter ile kavuşumda.
  • Güneş, Koç Burcu’nun 21 derecesinde, haritanın 11’inci evinde ve 10’uncu evin yöneticisi olan Uranüs ile kavuşumda.
  • Oğlak’ta ve haritanın 8’inci evinde yer alan Pluto – Juno – VEGA kavuşumu, AY ve Güneş ikilisine T-kare yapıyor.
  • Haritanın yükselen noktası, 13 derece İkizler. İkizler’in yöneticisi Merkür, Boğa Burcu’nda, retro konumda ve 11’inci evde. Merkür aynı  zamanda 5’inci  evin de yöneticisi.
  • AY’in yerleştiği Terazi Burcu’nun yöneticisi Venüs, Balık Burcu’nun 27 derecesinde, retro konumda, 11’inci evde, Chiron ile kavuşumda ve yine retro konumda olan Satürn ile tam kare açı içinde.
  • Güneş’in yerleştiği Koç Burcu’nun yöneticisi Mars, Boğa’da ve 12’inci evde, Venüs ve Satürn ile ılımlı açılar içinde.
  • Kuzey Ay Düğümü, REGULUS ile kavuşumda, Güney AY Düğümü ise, SPICA ile paralel. Ay Düğümleri, Merkür ve Satürn ile uçurtma yapıyor.

MEALİ;

Genel etkilerden başlayalım;

  • Retro konumda olan Merkür, Venüs, Jüpiter ve Satürn’ün, önemli roller oynadığı bir harita ile karşı karşıyayız; Düşünce yetisinin sınırlandığı, ifade yeteneğinin ve akıl yürütme becerisinin baskılandığı, yanlış anlaşma, yanılgı ve yanlış bilgilenme ihtimalinin arttığı, kurban bilincinin ve ihtiyaç duyduklarından mahrum bırakılma kaygısının hayata tutunma ve haz alma yetisini azalttığı,  inançların, adaletin sınandığı, sırtını dayayacak güçlü sistemler bulma ve teslimiyet ihtiyacının arttığı, kendi yolunu çizme, farklı olmaya cüret etme, itiraz etme motivasyonunun düşüşe geçtiği bir süreçten bahsediyoruz.  Böyle süreçler, büyük bir durağanlık, tepkisizlik, suskunluk ve belirsizlik getirebildiği kadar, alttan alta bastırılmış ihtiyaçların, dönüşüme uğrayamamış düşünce ve davranış kalıplarının su yüzüne çıkması ve kabul edilen normların radikal bir biçimde sorgulanmasını da tetikleyebilir!
  • KOÇ – TERAZİ aksı ve 5’inci – 11’inci evler arasındaki bir DOLUNAY‘ın, bizi sosyal normlar – bireysel tercihler arasında dengeyi yakalamaya sevk  etmesi beklenir. ”Radikallik – Uyum, Direnç – Kabulleniş, Düşünmeden Hareket Etmek – Ilımlı ve Dengeli Davranmak, Gücün Adaleti – Adaletin Gücü, Zora Başvurmak – İkna etmek…” gibi kavramları masaya yatırmak ve uç eğilimleri törpülememiz gerektiğini fark etmek, böyle bir DOLUNAY’ın temel öğretisi olmalıdır. Ancak, bu defa Güneş ve AY’ın Pluto – Juno – VEGA ile yaptığı T-Kare, aşırı baskı ve yıkım korkusu altında, dengeyi bulmakta zorlandığımıza ve uçlara savrulma eğilimini daha da derinden yaşadığımıza işaret etmektedir.
  • Eski düzenin kendilerini mağdur konuma düşürdüğüne, gözardı ettiğine inanan kişiler, yepyeni bir düzen ve sistem için kökten bir değişimi arzu edebilirler. (Bkz. Venüs – Chiron kavuşumunun, 9’uncu ve 8’inci  evlerin yöneticisi ve haritanın Almuten’i olan Satürn ile kare açısı)
  • Zarar verici görünen dış tehditlerin oluşturduğu ”bir dayanak bulma arzusu ve mazlumluk bilinci” ile, güçlü, güvenli görünen bir çatı altında toplanma ihtiyacı artabilir. (Bkz. 11’inci evdeki Venüs – Chiron kavuşumunun, 12’inci evdeki Mars ve 8’inci evdeki Pluto ile ılımlı açıları)
  • Aşırı baskıya karşı aşırı tepki gösterme eğiliminde görünen insanlar veya gruplar, sistemi sarsacak veya otoriteyi tehdit edecek nitelikte hareketlere kalkışabilirler. (Bkz. 11’inci  evdeki Uranüs & Güneş kavuşumunun, 8’inci  evdeki Pluto – Juno – VEGA ile karesi) 
  • Düzeninin, adaletin, sistemin bekası ve otoritenin sağlanması için, iletişimin kısıtlanması, muhalefetin ya da ortalamanın tercihine aykırı düşüncelerin toplum çıkarlarına karşı bulunarak değersizleştirilmesi ya da baskılanması söz konusu olabilir. Ya da kişilerin seçimlerini ifade etmeleri, tercihlerini ortaya koymaları, fikir bildirmeleri için oluşturulmuş bir platform iptal ya da erteleme ile sonuçlanabilir. (Bkz. 1’inci ve 5’inci evlerin yöneticisi olan 11’inci evdeki Retro Merkür’ün, Satürn ve Ay Düğümleri ile uçurtması)
  • Her ne olursa olsun, bugün yapılacak tercihler alttan alta varolan dengesizliklerin UZUN VADEDE dengelenmesine yol açacak, uçlara savrulma eğiliminin artması, ortak noktaların yeniden belirlenmesine ve birleşme arzusunun pekişmesine VESİLE olacaktır! Zira ifratla bozulan denge, ifratın oluşturduğu sonuçlarının getireceği öğretiler ile yeniden ve bu defa daha sağlam bir zeminde kurulur… (Her şey bu kadar retro ise, eski hesapların gündeme gelmesi ve ileri dönük kalıcı derslerin çıkartılması beklenir!)

Gelelim bu olan bitenin biz fanilerin gündelik hayatına nasıl yansıyabileceği kısmına :)

Bütün sınırları bir anda dağıtma ve istediklerimize ”ne pahasına olursa olsun” ulaşma arzumuzla, yerimizden kıpırdayıp durgun denizi bulandırmış olma ve sonuçta zarara girme korkumuz arasında salınacağımız bir DOLUNAY bizi bekliyor :))))

  • İçimizdeki ürkek, höt dediler mi köşesine kaçıveren, her durumda kendisine sığınacak bir yorgan altı bulup tantananın kendisine dokunmadan geçmesini bekleyen, kendisine söyleneni yaparsa her şeyin düzgün gideceğine inanmak isteyen uslu çocuk ile, kendini yakmak pahasına düzeni yıkan ergen ölümüne kapışacaklar!
  • Genele Uyum – Liderlik, İnsiyatif Alma – Edilgenlik, Şiddet – Mağduriyet, İtiraz – Kabulleniş, Yapıcılık – Yıkıcılık, Sosyal Bilinç – Bireysellik, Hükmetme Güdüsü – Uzlaşma Arzusu gibi, ikilemler üzerinde düşünmemize ve tavrımızı sorgulamamıza neden olacak deneyimler yaşayacağız.
  • Kadın – Erkek rolleri, bastırılmış kadınlık abartılı erkeklik sendromları, cinselliğin dolaylı ya da sağlıksız dışavurumları gündem oluşturacak…
  • Duygusal ilişkilerimizde ya da aile bağlarımızda gerilime yol açan, iktidar kavgasına konu olan, bastırılmış, ertelenmiş ne kadar problem varsa, önümüze dökülecek.
  • İçimizdeki eril – Dişil enerjilerinin dengesizliği de batacak gözümüze! Cinsel kimliğimizi nasıl hayata geçirdiğimizi, bu konudaki klişelerle aramızın nasıl olduğunu, dengeyi kaçırdığımız noktaları fark edeceğiz.
  • Yapamadığımız tercihlerin, atamadığımız adımların, alamadığımız kararların bizi KORUMADIĞINI, bu şekilde olayların akışını durduramadığımızı, aksine ”Hiç Bir Şey Yapmamanın” da kadersel bir tercih olduğunu ve istemediğimiz sonuçlara yol açabildiğini idrak edeceğiz!
  • Doğrudan bize dokunmayan sorunlara göz yummanın, sonradan bizim de sorun yaşayacağımız durumlara yol açacağını, sessiz kalarak, göz yumarak güvende kalmanın mümkün olmadığını göreceğiz.
  • Geçmişimizde var olan, haksızlığa uğramak, bastırılmak, mahrum bırakılmak, kurban edilmek gibi her tür ”dengesiz güç kullanımı ile ezilme” deneyimi ve bunların bizde bıraktığı tortular, bazı fiziksel ya da duygusal deneyimler aracılığı ile ortaya dökülecek. Biz bu deneyimlerin etkilerini sağaltmak, kendimizi korumak, tercihlerimize sahip çıkmak, eziklik hissini sağlıklı bir birey bilincine çevirmek için fırsat bulacağız.
  • Ezilme korkusu ile çevremize karşı aşırı dominant hatta saldırgan davranabildiğimizi ve bu nedenle hem başkalarına hem de kendimize zarar verdiğimizi fark etmemiz de mümkün!

Hayat, aşırılıkları dengelemenin yollarını daima bulur… Eğer biz aşırılıkları zamanında fark edip ortayı bulmanın bir yolunu oluşturmazsak, hayat önce yumuşak yumuşak sonra karşı konulmaz bir biçimde bu dengeyi DAYATIR!

Hayatın vakti boldur :) Bize derslerini taa ki biz anlayana kadar çeşitli yollardan anlatır ha anlatır… Zamanı dar olan biziz! Ve öğrenmeyi erteledikçe daha ağır, daha zor, daha kısa sürede, daha acılı dersler alırız.

Değişime aşırı direnç, sürekli savunmada olmak ve her türlü yüzleşmeyi reddetmek, abartılı atalet, yok sayma, görmezden gelme, inkar gibi edilgen uçlar ile abartılı güç kullanımı, ortamı kendi tercihlerine göre belirlerken diğerlerinin arzu ve çıkarlarını göz ardı etmek, uyumsuzluk, bencillik, zorbalık, saldırganlık gibi etkin uçlar, birbirlerini dengeyi bulana kadar zorlar.

Ve ne korkunun, ne de korkutmanın ecele faydası yoktur :)

O yüzden hayatımızı mahkum ettiğimiz uçlardan, bize tanıdık gelmese de yaşanması uzun vadede daha kolay olacak orta noktalara doğru gelmeye çalışalım…

Dış dünyanın sınırlarımıza yönelik zorlamaları, bizi  daha sert, daha uzlaşmasız olmaya da, daha kontrolsüz, daha güvensiz ve teslimiyetçi olmaya da itmesin…

Hayatımızda olmasını istediklerimizin sorumluluğunu almaktan korkmayalım! Ve amaların ardına sığınmayalım…

Acele etmeyelim, ettirmeyelim, ama habire ertelemeye veya gerçeği eğip bükmeye de kalkmayalım…

Adaleti, dengeyi, uyumu, kabulleniş ile tercihlerine sahip çıkma arasındaki makul duruşu, başkalarına karşı görevlerimiz ile özel alanımız arasındaki ince çizgiyi, alıcılık ile vericilik arasındaki iyi tartan teraziyi, önce kendi içimizde bulalım ki, çevremize de dengeleyici, düzenleyici, güven veren, örnek olan bir etkimiz olsun…

Sevgi, Barış, Adalet ve Huzur Bizimle Olsun :)

Burçlara Gör Yorum için 11 Nisan 2017, Terazi Burcu’ndaki DOLUNAY’ın Burçlara Göre Yorumu… linkini ziyaret edebilirsiniz

Bu defa Smetana’dan Moldau’yu seçtim müzik olarak… Bir çok küçük nehrin birleşerek oluşturduğu coşkun bir sudur Moldau… Ve Smetana’nın bestesi, farklılıkların uyumu ve dengesini son derece coşkulu ve keyifli bir şekilde müziğe dökmüştür. KEYİF OLSUN!

 

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

11 thoughts on “11 Nisan 2017, Terazi – Koç Aksında Bir Dolunay; Uçlara Savrulmak Hakkında Dersler…

  1. teşekkürlet. güvensiz ve teslimiyetçi yorumunu çelişkili buldum..
    güvensiz kişi zaten teslimiyetçi olamaz, teslim olmuyorsa güveni de hissedemez kişi özünün olduğu yolda-hattı zatında diyorlar, özü ne olursa oldun arguman o değil. bu noktada kişi ne ise kendini bulup nefsini koruyup güvenip teslim olması umuduyla.

    1. ÖZ-güveni olmayan kişi, hayatta ayakta durabileceğine güvenmeyen kişi, teslim olacak güçlü birilerini arar…
      Yaratan’a ya da evrenin sistemine teslimiyet değil benim anlattığım :)
      Aksine ona teslim olamadığın için sırtını dayayacak dünyevi bir şeyler aramak.

  2. juno sitede eskiden kuzey güney düğümlerinin bazıları vardı sıramı bekliyordum çok güzeldi devam etmeyecek misiniz :(

  3. Bu dolunayın etkisini daha önce yaşamadığım kadar net ve somut bir şekilde hissettim. Bu da retro gezegenlerin bana “gör artık” deyişiydi sanırım. Yazınız da bunu üstüne bol köpüklü türk kahvesi gibi oldu. Emeğinize sağlık :)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s