Posted in Ay Döngüleri

14 Ağustos 2015, ASLAN BURCU’nda YENİAY; Göbekbağlarımızı Dönüştürme Zamanı…


b6afd2c44133323ace838c507f5fa199

14 Ağustos 2015 günü, İstanbul’a göre 17:52’de, Güneş ve AY Aslan Burcu’nun 21 derecesinde kavuşarak, YENIAY dediğimiz oluşumu meydana getirecekler.

YENIAY haritasını değerlendirirken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

  • Ay ve Güneş Aslan Burcu’nun 21 derecesinde ve 7’inci evde yer alıyorlar. Güneş 8’inci evin, Ay ise 7’inci evin yöneticileri. 7’inci evde 23 derecedeki Venüs ve 3 derecedeki Mars’ın da dahil olmasıyla, bir Aslan stelyumu yaşanıyor.
  • Anın yükseleni Oğlak Burcu’nun 13 derecesi. Retro haldeki Pluto, yükselen noktası ile tam kavuşum yapıyor.
  • Oğlak’ın yöneticisi Satürn, 10’uncu evin sınırından, Yeniay’a, Venüs’e ve Başak Burcu’na yeni girmiş olan Jüpiter’e kare yapıyor.  Lilith’e de 60’lık açısı var.
  • Yeniay, aynı zamanda retro konumdaki Uranüs’ten de üçgen alıyor.

Bu göstergelerin ışığında yolumuzun nasıl bir vadiden geçtiğine ve payımıza hangi öğretilerin düştüğüne gelince;

Hepimiz olduğumuz gibi kabul edilmek ve sevilmek isteriz. Bu bizim kendimizi değerli hissetmek için kullandığımız en belirgin referanstır. Ve ”kabul ve sevgi görme hissini” yaşatan ilişkiler, bizim duygusal besin kaynağımızdır.

Bu beslenme hissini bize ilk sağlamış olan şey ”annemizle olan göbekbağımızdır.” Bir anne tarafından istenmiş, önce rahimde sonra göğsünde korunup, büyütülüp, beslenmiş olmak, bize bu dünyada var olma hakkına ve değerli olma bilincine dair ilk güvenceyi vermiştir.

Bu güvenceyi, hayatımıza giren bütün insanlardan almaya, bizi besleyen, onaylayan, bize kendimizi ”asla terk edilmeyecek, aç kalmayacak, mahrum olmayacak” gibi hissettiren yeni göbek bağları kurmaya çalışırız.

Hele de bir çoğumuzun olduğu gibi;

  • Aile içinde kurduğumuz ilk göbek bağlarından yana sorunlu deneyimlerimiz,
  • Otorite ve sevgi figürleriyle bitmemiş meselelerimiz,
  • Anne-babamızdan onay almakla, onlar tarafından önemsenmiş ve kabul edilmiş olmakla ilgili kaygılarımız,
  • Sırf onay ve sevgi almak adına verilmiş büyük ödünlerimiz, beklentilere oturmak için kendimizden vazgeçmek zorunda kalmak gibi iç baskıya neden olan tercihlerimiz varsa,

hayat içerisinde sonradan kurduğumuz göbek bağlarına yüklediğimiz anlam daha da büyür. Çoğu kez ilişkilerimizi çocukluğumuzu temize çekmek için yazılacak öyküler gibi görebiliriz.

Ama bu bize ”kendi tarihimizi tekrar etmek” dışında bir deneyim getirmez. Ve ilişkilerde bizi ”tetikleyen” konulara bakış açımız ve tavrımız değişmedikçe, ilişkilerimizin ekseni de değişmez. Biz aynı engelli ve geçmişten bir yerlere çengelli hikayeleri, farklı sahne dekorlarında yaşamaya devam ederiz.

Bu YENİAY bize, göbekbağlarımız, fiziksel, duygusal, maddi yol arkadaşlıklarımız ve paydaşlıklarımız içindeki duruşumuz konusunda, yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Hatta öncesi ve sonrasındaki birkaç gün içinde, uzuun bir zamandır atmaktan kaçındığımız ”bize göre radikal sayılabilecek” adımları atma gücünü kendimizde bulabiliriz.

Bu süreçte önümüzdeki en belirgin tehdit, İLÜZYONLARIMIZ olacaktır!

Değişimi isteriz… Ama bir yanımız sonuçlarından korkar! Ya da biz sadece sonuçlar bizim tercih ettiğimiz yönde değişsin isteriz :))) Ama bizim olaylara bakışımızda ve tavrımızda bir milim değişiklik olmaz… Yani dünya bizim arzularımızın etrafında döner. Dönmeyince de bu bizi accayip hırslandırır.

Beklentilerimiz – özellikle de olumsuz beklentilerimiz – bizi içsel çıkmazlara sürükler. Eh tabi biz de böyle olunca olayları çıkmaza sürükleriz :)))

Bize umduğumuzu vermeyenleri ”düşman gibi” görmeye, kötünün en kötüsünü beklemeye ve böylece de, olabilecek en kötü sonuçları yaydığımız enerji ve yaptığımız davranışlarla ”hayatımıza çağırmaya” başlarız.

Ya da atmamız gereken adımları atamaz, tıkanık iletişim ve paylaşım borularını açacak ya da toptan değiştirecek eylemleri, korkularımız, kaygılarımız, yalnızlık ya da yetersizlik endişelerimiz yüzünden bir türlü yerine getiremeyiz.

Ama gün yüzümüzü yeni olasılıklara, umuda, ışığa çevirme ve bunu yaparken cesur, kendinden emin, yüce gönüllü olma günüdür.

Bu YENİAY’da ailemizle, sevdiklerimizle, iş ortaklarımızla, yol arkadaşlarımızla ilişkilerimizi yeniden yapılandıralım. Bunu yaparken de aşağıdaki konuları gözardı etmeyelim;

  • İlişkileri kaybetmekten değil ama ilişkiler içinde kendimizi kaybetmekten çekinelim.
  • İlişkilerimizde değişim istiyorsak, önce kendi kalbimizi, bakışımızı, duruşumuzu değiştirelim.
  • Kendimizi sevdirmeye değil, kendini ”sağlıklı bir biçimde” seven biri olmaya dikkat edelim. Kendimize duyduğumuz saygı nedeniyle başkalarına da saygılı, açık ve kararlı davranmaya çalışalım.
  • Cesur, ne istediğini bilen, kendinden emin bir tavır içinde olalım. Ama cüretkarlığımızı, küstahlık, yersiz meydan okumalar, inatçılık, haddini bilmezlik, bencillik, aşırı talepkarlık ile sulandırıp, bulandırmayalım!
  • BEN diyelim. Ama bunu asalet, adalet ve zerafet ile diyelim.
  • Karşımızdakinin bizi sevdiğini, saydığını, düşündüğünü, harcamaya niyetli olmadığını görmek için, makul, mantıklı, yerine getirilebilir kriterler belirleyelim.
  • Tam istediklerimizi elde edemedik diye, ”vay sen beni sevmiyorsun” tribine girmeye, tıkalı boruyu temizlemek yerine hırs yapıp tüm su tesisatını patlatmaya kalkmayalım :)))
  • Misketlerimizi alıp mahalleden gitmeye karar verdiysek, kendimizinkilerin yanısıra – bunca zamandır çektiğimiz acıların bedeli olarak – karşımızdakinin bir kaç misketini de almaya kalkmayalım. Hatta yolumuzu açıp, önümüzü temizleyecekse birkaç misketi geride bırakmayı gurur meselesi yapmayalım.

Ve en önemlisi bizi ayakta tutan asıl göbekbağının insanlarla aramızdaki ilişkiler değil, RUHUMUZ ile aramızdaki bağ olduğunu unutmayalım.

Bu YENİAY’da rehberimiz Rab olursa, kalbimizin dümenini onun adil ve umut veren ışığına doğru kırarsak, dönüşmesi gereken ilişkiler konusunda atmamız gereken adımları daha rahat bulacağız.

Biz yapmamız gerekeni yaptıysak, ama hakkaniyetli bir karşılık bulamadıysak, yine Rabbin vereceği güvenle kendimize onurlu ve adaletli bir çıkış yolu bulmakta da zorlanmayacağız.

Yolumuz açık, yüreğimiz ferah, yüzümüz karanlık ve vesveseden yana değil ışıklı ve bereketli çözümlerden yana olsun.

Veee müzik olsun :)

Valla OĞLAK dediğin kişi, bir elinde ibrik bir elinde kibritle gezer :))) Su döktüğü kalbi, tutuşturacak atraksiyonları da yapmaktan keyif alır. Ben de kendimi inkar etmeyip size umulanı vermemiş göbek bağları konusuna inceden dokunan bir şarkı çalayım.

”Bundan sonra arkandan ağlayan ben olmayacağım” diyor Dinah Washington;CRY ME A RIVER

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

10 thoughts on “14 Ağustos 2015, ASLAN BURCU’nda YENİAY; Göbekbağlarımızı Dönüştürme Zamanı…

  1. Yine cok guzeldi, su okuduklarimin zamanlamasi yine manidardi.. Ayrics misketleri alip mahalleden gitmek tanimlamasina cok takildim, cunku bir durum bu kadar guzel anlatilamazdi, hareketimdeki cocuksu durtuyu yuzume carpti. Harika yaziyorsunuz. Elinize saglik.

  2. Juno, yine kendimden- tam da bu dönemde tekrar gündemime giren- çok şey bulduğum, harika bir yazı yazmışsın…Yüreğine sağlık…

  3. 00:40 su an.. oyle guzel anlatmissiniz ki gercekleri ve olmasi gerekenleri.. soz bu kadar anlam bulur yuregimde.. sevgiler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s