Posted in Astroloji, Ay Döngüleri

16 Temmuz 2015, YENGEÇ BURCU’nda YENİAY; Sakınılan Göze Çöp Batarrr!

Sofia Alethe Romark
by Sofia Alethe Romark

16 Temmuz 2015 günü, İstanbul itibariyle 04:25’de YENİAY adına verdiğimiz Güneş & AY kavuşumu gerçekleşecek. YENİAY haritasını incelerken aşağıdaki bileşenleri dikkate alıyorum;

– YENİAY Yengeç Burcu’nun 23 derecesinde ve 1. evde. Birinci ev aynı zamanda Mars ve Merkür’ün de dahil olduğu bir stelyum barındırıyor.

– Mars & Merkür kavuşumu, Pluto ile tam karşıtlık halinde.

– Haritanın Yükselen Noktası da Yengecin 5 derecesi.

– YENİAY Uranüs ile kare görünümde.

– Chiron, YENİAY, Satürn ve Lilith arasında bir uçurtma formu var.

MEALİ;

İnsan GÜVENDE olmak ister!

Güvenlik hissi, tanıdıklık, aidiyet, bağlılık, alışkanlık, süreklilik, atalet gibi kavramlarla yakın plan dans eder… Bizler bazı konumlar, mekanlar, insanlar ve nesnelerle, bizi koruduğuna, beslediğine, rahatlattığına, desteklediğine, sakındığına inandığımız bir bağ kurar ve bu bağın tehlikeye girdiği ya da bizim alıştığımızdan daha farklı bir hale dönüştüğü durumlarda da kaygı duyarız.

Ne için mi? Elbette kendi rahatımız için ;)

Maddi ya da manevi herhangi bir kayba uğramak, umduklarımızı bulamamak, eksilmek, ya da es geçilmek düşüncesi bizde abartılı bir huzursuzluğa yol açar.

Zira insanın tutabildiklerine, görebildiklerine, kullanabildiklerine, kontrol edebildiklerine güvenmek gibi bir ISRARI ve YOLA GÜVENMEK konusunda bir çekincesi vardır :)

Oysa şu evrende bir iş yoktur ki, biz ne kadar kasarsak kasalım, sonunda olacağına varmasın :)))

İnsan kendi kırılganlığını içe kaçarak, ya da savaşarak red ve inkar ettiği sürece, yaşadığı her beklenmedik olay, ensesine yediği bir tokat etkisi yapar!

”YİNE GICIK BİR ŞEY OLDU BAK!” der ve evrenin bizimle bir derdi olduğuna, sevilmediğimize, bizimle uğraşıldığına, bi rahat bırakılmadığımıza, hatta ısrarla acılara gark ve mahkum edildiğimize inanırız…

Zira YOL’un bizim umduğumuzdan, ya da sımsıkı tutunduğumuzdan daha hayırlısını getirebileceğine dair bir inanç geliştirmek, bize zor gelir.

Kendimden örnek vereyim; hayatım boyunca en memnun olduğum notebooklarım hep belli bir marka oldu. Arada bir maddi koşullarım yetmeyip bir başkasını aldığımda da, hep gönülden bağlı olduğum o markaya geri dönmek için kıvrandım. Sonunda da birkaç ay önce, bu güne dek asla vermediğim türden bir para vererek, çooook beğendiğim bir modeli satın aldım. Aldım da… sorun bakalım bir rahat yüzü gördüm mü :))) Önce ekran renkleri bir türlü istediğim gibi bir ayara gelmedi. Sonra başka nedenden bir format yemesi gerekti. Nihayet dün bariz bir anakart sorunu çıkarttı ve en az 20 gün kadar benden uzak kalmak üzere yetkili servise doğru yolunu tuttu. Ve ben bu süre içinde notebooksuz kalamayacağım için ”şimdilik idare etsin” diye hiç almayı düşünmeyeceğim bir markanın, düşük işlemcili bir modelini almak zorunda kaldım. SONUÇ; Valla Mutluyum :)))

Ama siz bir de ”Anakart ayvayı yedi galiba!” dediğim andaki halimi görmeliydiniz :)))))))))

Tanrı’nın bana işimi görecek ve yolumda destek verecek olanın her zaman bence uygun görünen seçenek olmadığını göstermek ve benim ”konfor takıntımı” gidermek için yaptığı ”yaratıcı” bir sürprizdi bu… HAMD OLSUN aldım, yerine koydum. Bir anda beni terk eden huzuru da yeniden buldum :)

Huzurumuzun kaçacağından, bir şeylerin istediğimiz gibi gitmeyeceğinden, gelişmelerin bize kayıp ya da sıkıntı olarak geri yansıyacağından ŞÜPHE ETMEK dahi, zaten HUZURUMUZU ve TADIMIZI KAÇIRMAZ MI?

Üstüne kapandığımız, ”Aman da bişi olursa ne ederim?” diye titrediğimiz konulardır bizi zaaflı hale getiren…

Bizi güçlü ve huzurlu kılan ise, Yaratan’ın tüm yollarında bir ışık, bir ferahlık, bir çözüm, bir özgürlük bulacağımıza GÜVENMEKTİR!

Bu YENİAY’da, güvenlik, rahatlık, huzur, bağlılık gibi konularda tutunduğumuz kişi, konum ve tutumları değiştirmemize neden olabilecek deneyimler çıkabilir karşımıza. Bu deneyimleri kaygı krizine düşmeden aşmak istiyorsanız ”UZLAŞIN ve UYUMLANIN!”

İçinize çekilmek yerine, güvenlik sınırlarınızı biraz geri çekin. Ve kapanmak istediğiniz noktada, durumun getirdiklerine açık olmaktan bu kadar korkmayın. Zira hattı müdafa edeyim derken sathı, ”yani iç dengeyi ve duruşu” kaybetmeye hiiiiç gerek yok ;)

Kuşkucu, mızmız, kaçınmacı, yokuşa sürücü, ya da ”pasüf agresüf” olmak yerine, gayretli, yapıcı, çözümcü, ılımlı ve umutlu olun :)

Alışkın olduklarınızla değil, el’an yola ve duruma uygun olanla devam edin adım atmaya. Zira çözümler, zihnini endişeli değil açık ve ümitvar tutana gelecek, evrenin ışıltılı ırmağından akanlar ”siz bırakırsanız” kalbinize ve hayatınıza dolacak, gidenlerin yeri ”şimdiki bize” göre değil, ”dönüşeceğimiz bize” uygun olanla dolacaktır.

Abbey Lincoln ”Throw It Away!”de çok güzel anlatmıştır bunu… İbrahim Tatlıses ise ”At gitsiiinnn… Eskidiyse AT GİTSİİİİNNN!” demiştir :)))))))

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

7 thoughts on “16 Temmuz 2015, YENGEÇ BURCU’nda YENİAY; Sakınılan Göze Çöp Batarrr!

  1. Beynimi ve sezgilerimi dinlemediğim için öyle acayip aksiliklerin üstüste geldiği bir dönemden geçiyorum ki..Bu yazı da öyle bir cuk oturdu ki..Yine harikasın Juno :)

  2. şimdi benim durumum şu;
    olmasını çok istediğim bir işim var. ama ne yaparsam yapayım dağın yarısından yukarı çıkamıyorum, yeni yollar/fikirler arıyorum da arıyorum…
    geçen gün aklıma daha önce hiç düşünmediğim, rahatı daha az-emeği daha fazla farklı bir iş olasılığı geldi (aklım allak bullak)…
    yenilik iyi hoş ama; bu iş için kendi dağımdan inmek, o yeni dağın dibine varmak ve sıfırdandan zirveye tırmanmak (nerden baksan 4 yılda dağın eteğini anca geçebilirim) ve bana bugüne kadar hiç rastlamadığım bir şans gerek… dolayısıyla bu iş benim gözüme çok zor/imkansız geliyor.
    ne yani, denemeye değer mi ? elimdeki ihtimali bırakıp başka bir hevese mi bakayım ?
    (Teşekkürler.)

  3. Pek kıymetli Juno, değişimin ve dönüşümün ağababasını yaşayan biri olarak dibe vurmayı bırak, dibi sıyırdığım günleri geride bıraktım, çok şükür. Son bir yıl içinde 23 yıllık evliliğim bitti, psikiyatrik rahatsızlıklar geçirdim (yaradanın şifalı ellerine sığındım, geçip gidiyor inşallah), bu süreçte işimden ayrı kaldım, hatta işimi kaybetme tehlikesi yaşadım. Akl-ı selimle, başıma ve sorumlu olduğum kuruma bir zeval gelmeden, erken emeklilikle yeni bir yola evrilmeye doğru ilerlemeye çabalıyorum. Değişimden korkan, ilerlemeyi reddeden benim naçiz bedenim, iki diz ameliyatı ve bir de trafik kazası geçirdi. Yaradanın “yıkılmadın ayaktasın” mesajını görmemde bu sayfanın yardımı büyük, teşekkür ediyorum, öncelikle vesile olana ve elbette sana… Hz. Mevlana’nın “Kolun mu kırıldı? Üzülme; belki de yaradan sana kanat verecek” sözü ile bitiriyorum. Kanatlarımız ruhumuzda…

    1. Ah Juno, tüm bunlardan sonra herşey tam yoluna girdi derken, yüz felci, hem de ağır bir yüz felciyle (dilim dahi felçli) mücadele eder halde buldum kendimi, işimdeki aksiliklerin de ardı arkası kesilmiyor, kesilmeyecek gibi de görünüyor. Kanatlarım ruhumda biliyorum ve bir an önce kanatlarımı onarmak istiyorum…

  4. yaaa yazı çok güzel de yorumlar da çok güzel :) ne kadar da samimi ve insanın içini okuyan bir juno:)) yazılar ve yorumlar için çokk teşekkürler… okuduğum için şanslı hissediyorum.

  5. tam da bulunduğumuz durumu yazmışsınız, ne atabiliyoruz ne satabiliyoruz, ne gidebiliyoruz ne kalabiliyoruz, umarım bu dönem bittiğinde en doğru kararlarla ilerlemiş oluruz..

  6. Ay bu Yengeç kişisinin fıtratında yok ki “throw away” yapmak… nasil olacak ki acaba anlatir misiniz hocam? Kıskacın tekini bir digerine kenetlemek suretiyle mi throw away yapacağız, biraz taktik alabilir miyiz? Bayramınızı kutlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim…

Leave a Reply