Posted in Ay Döngüleri

18 Nisan 2015, KOÇ Burcu’nda YENİAY; GERÇEKTEN MUTLU MUSUNUZ?


by Ivan Alifan Jdanov
by Ivan Alifan Jdanov

18 Nisan 2015 günü, İstanbul’a göre 21:57 itibariyle, Koç Burcu’nun 28 derecesinde YENİAY adını verdiğimiz Güneş-Ay Kavuşumu gerçekleşecek.

YENİAY’ın temasını çözümlerken aşağıdaki bileşenleri dikkate alıyorum;

– YENİAY Koç Burcu’nda, 5’inci evde ve tek açısı 10’uncu evdeki Lilith ile ”sesquisquare” adını verdiğimiz 135 derecelik görünüm.

– Yükselen 25 derece Akrep.

– Hem Yükselen’in klasik yöneticisi, hem de Yeniay’ın yöneticisi olan Mars, 6’ıncı evde, MC yöneticisi Merkür ile kavuşum, Pluto ve Lilith ile de büyük üçgen yapıyor.

MEALİ;

Bu YENİAY bize, hayatımızda var olmasını istediğimiz, bize mutluluk ve keyif getireceğine inandığımız, kendimizi tanımlarken liste başına koymaktan haz duyduğumuz şeylere yeni bir gözle bakmamıza neden olacak.

Bu çerçevede;

– Ben kendimi ne kadar gerçekleştirebildim?

– Kendimi seviyor muyum? Yoksa birileri beni sevsin diye kendimden uzak bir kişiliğe mi bürünüyorum? – Sevdiğim şeyleri mi, yoksa mecbur olduklarımı mı yapıyorum?

– Sevdiklerimi hayatımda tutmak için, ya da hayatı ve hayatımdaki insanları kendi istediğim şekle sokmak için fazla mı baskı yapıyorum?

– Sevdiğim insanlar benim üzerimde bir baskı unsuruna mı dönüştüler? Onlar için kendi mutluluğumdan vaz mı geçtim?

– Kontrol arzum benim hayattan keyif almamı engelleyen bir hale mi dönüştü? gibi sorular üzerinde kafa patlatmamız mümkündür.

– Aile bireylerimiz, özelikle de ebeveynlerimiz, ya da çocuklarımızla ilişkimizi masaya yatırabilir,

– Üzerimize aldığımız sorumlulukların birer yüke dönüşmesinden ve bizi nefes alamaz hale getirmesinden endişe edebilir,

– Ya da elimizde olanları kontrol altında tutmak için aşırı baskı uygulamak, bir şeyler TAM İSTEDİĞİMİZ GİBİ OLSUN diye kantarın topuzunu kaçıracak bir inat ve ısrar göstermek,

– Hayatımız, işimiz, konfor alanlarımız üzerindeki iktidarımızı kaybetme kaygısıyla aşırı gergin olmak,

– Üzerimizde söz sahibi olan insanlar, yöneticilerimiz, ya da toplumsal güç odakları ile ilişkilerimizde her zamankinden daha yoğun bir baskı altında olduğumuzu hissetmek, böyle durumlara belki aşırı tepki vermek, belki de veremediğimiz tepkilerin hayatımıza getirdiği mutsuzluk ve hayal kırıklığı hissini fazlaca hissetmek, gibi deneyimler yaşayabiliriz.

Bu deneyimlerin her biri, yaşanırken gözümüzü karartırcasına ve bizi başka bir şeye odalanmaktan alıkoyarcasına önemli gelebilir. Bize mantıklı, doğru, gerekli gelen tercihlerimizin, bizi kendimizden uzağa düşürdüğünü, hayattan tat alma duygumuzu yitirdiğimizi fark edebiliriz.

Üzerimizde hissettiğimiz baskılar nedeniyle içimizden geldiği gibi davranamadığımız durumlar, bizi her zamankinden daha fazla rahatsız edebilir. Mutluluğumuzu, huzurumuzu, kendimiz gibi davranabilme özgürlüğümüzü, bastırdığımız duyguları açığa vurma ve kendimize koyduğumuz engelleri kaldırma arzumuzu, her şeyin önüne koymak isteyebiliriz.

Birileri tarafından ”herşeyden sorumlu” tutularak suçlanmamız, taşımamız gerekmeyen yüklerin altına itilmemiz, gereksiz bir baskıya maruz kalmamız, ya da hayatımızda böyle bir hale dönüşmüş alanları saptayıp, bir değişiklik yapma arzusunu duymamız ihtimal dahilinde.

En önemlisi de ”önümüzdeki engel ya da bizi mutsuz eden durum” gibi gördüğümüz haller için suçlayacak birilerini bulmamız, aslında kendimize sormamız gereken soruların, içimizde çözmemiz gereken sorunların muhatabı olarak karşımıza birilerini koymamız pek mümkün!

NASIL ÇIKILIR BU DÖNGÜDEN?

Elbette tercihlerimizin altında yatan nedenleri gözden geçirerek… Bizi mutlu eden, heyecanlandıran, bize kolay ve zevkli gelen şeylerden kısa ya da uzun bir süre için vazgeçip, sorumluluklarımızı öne almamızın altında yatan sebeplerle yüzleşeceğiz bu YENİAY’da!

Üzerimizde bilerek ya da bilmeden baskı uygulayan, mutluluğumuzun, keyfimizin önüne engel koyar gibi davranan insanlar, sadece tepkilerimizi TETİKLER…

Mutsuzluğumuzun, doyumsuzluk hissimizin, kendimizi gerçekleştirememiş olma kaygımızın altında yatan ise, seçimlerimizin içimize sinmemiş olmasıdır. İlk tepkiler içimizde yükselmeye ya da etrafımızdan bizim baskıcı tavrımız hakkında tepkiler gelmeye başlayınca şu soruları soralım kendimize;

– Ben hayatımı şekillendirirken yaptığım seçimlerde, kendi eğilimlerimi, yeteneklerimi, hayallerimi mi ön plana aldım yoksa güven duygusu, beğenilme kaygısı, onay beklentisi, ya da basitçe korkularımın doğrultusunda mı davrandım?

– Sevgi ve görev anlayışım nedeniyle üzerime aldığım sorumluluklar bana kendi mi kurban gibi mi hissettiriyor?

– Sevdiğim ya da sorumluluğunu aldığım insanları istediğim kalıba sokamamak neden beni başarısız hissettiriyor? Neden olayları ve insanları oldukları gibi kabul etmemek konusunda bu kadar inatçı ve ısrarlıyım? neden eşim, ailem, çocuğum ile ilişkilerimde baskın olmayı bir başarı göstergesi olarak alıyorum?

Bu başlıklar, bizim karşımızdakiyle değil kendimizle çözmemiz gereken konuları, cevabını ancak bizim verebileceğimiz soruları içerir.

Hayatımızın kontrolünü başkalarına bırakmayı seçerken kendi adımıza bazı artılar elde etmeyi bir zamanlar tercih etmiş olabilir, ve kendimizi şimdi bundan dolayı mutsuz bulabiliriz. O zaman öğrenmemiz gereken başkalarının beklentileri ve onayı ile kendi düşüncelerimiz arasında makul bir dengeyi yakalamak ve bunun bize getireceği eleştiriler ya da yoksunluklara cesurca göğüs germektir. İnsan bunu kimseye değil kendine borçludur.

Bazen bize sıkıntı veren sorumlulukları taşımamız gerektiğini – örneğin iş, aile ilişkileri – düşünüyor ama bu duruma katlanırken kendimizi fazla itilip kakılan ve isyan etmek isteyen bir çocuk gibi hissediyorsak, iktidar ile ilişkimizde bir sorun vardır. Olgun birey, baskı hatta anlamsız baskı altında da, karşısındaki kişileri anne-babası gibi görmeyi bir yana bırakabilen kişidir. Konum olarak altta olsak dahi, iletişim becerisi, duygu kontrolü, anlayış geliştirme ve karşımızdakinin sert iletişim biçimi altında gizlenen asıl kaygı ya da talebi fark etme çabası, bizi ilişkide üste çıkartır. İnsan bunu kimseye değil kendine borçludur.

Çocuklarımız bizim ”ne kadar yeterli olduğumuzu herkese ispat ettiğimiz” bir faaliyet alanı değildir. Onların kendilerine has kişilikleri, eğilimleri, yetenekleri vardır. Ailemiz bizden çok şey beklemiş, bizim eğilimlerimizi kendi doğrularına göre törpülemiş olabilir. Bizim de aynı şablonu tekrarlamamız gerekmez. Çocuklarımızı ”bize göre” başarılı insanlar olarak değil, kendinden hoşnut, özgüvenli ve dengeli insanlar olarak yetişmekle yükümlüyüz. Çocuklarımız ”bizim hayallerimizi” gerçekleştirmeyi bize borçlu değildirler. Ama onlara kendi hayallerini gerçekleştirebilecek beden, zihin ve duygu sağlığına sahip insanlar olmaları için gerekli ortamı sağlamak, bizim borcumuzdur.

– Kendimize ve başkalarına ne borçlu olduğumuzu bir daha gözden geçireceğimiz

– Enerjimizi ”kimi hoşnut” etmek için kullandığımızı sorgulayacağımız,

– İnsanlardan bizi hoşnut etmeleri konusunda neler beklediğimiz ve bunların ne kadarının gerçekte onlarla ilgili olduğu, gibi konularda farkındalık kazanacağımız bir YENİAY bekliyor bizi.

Madem derdimiz NASIL MUTLU OLACAĞIMIZI bulmak, şarkımız da HAPPY olsun :)))

Pharrell Williams efendim…

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

15 thoughts on “18 Nisan 2015, KOÇ Burcu’nda YENİAY; GERÇEKTEN MUTLU MUSUNUZ?

  1. Hayatını başkarını mutlu etmeye çalışarak yaşayan ,bundan mutluluk duyan ,sonuçta benim gerçekten istedigim bu mu diye kendimi sorguladığım günde okudum yorumunuzu .Sonuçta bu bir alış veriş mutluluk vermek ve almak ama bunun bir dengesi olmalı şayet doz vermek tarafında ağırlıkta ise ve karşınızdaki insanlar bunu benimsemişlerse yapacak pekbir şey kalmıyor Derin bir nefes al ve yolun açık olsun .Ben niye bu haldeyim diye kendimi araştırdığım günlerde aydınlatıcı yıldız yorumlarınızı okumak biraz olsun rahatlatıcı oluyor.Teşekkürler emeklerinize sağlık.Satnam.

  2. sakin sakin birkaç gün geçiyor, yazı gelmiyor. diyorum bir tetik de yok zaten. tam içim kabarmaya başlıyor, diyorum işte yazı geliyor hoop! ertesi gün yazı düşüyor ((= hep de kafamdakilere cevap. sizi seviyorum madam!

  3. Yazdıklarınız 8. ev satürnlerini fazlaca zorluyor juno haberiniz ola :) delinin aklına taş olup düşmeyiniz bu kadar rica ediyorum :)

  4. Dogru zamanda dogru yazi hep dogruya isaret ederek geliyor da ben buna ne denir, nasil karsilik verilir bilmiyorum. Cok bi tesekkur edeyim bari… Yetmez ama, olsun!..

  5. İlk adimda yaptigim tercih yanlis olsada,onlarin hayrina olacagina karar verdigim evlatlarim icin yola devam etmeliydim.tamamen kendi irademle dunyaya getirdigim cocuklari yariyolda birakmak baa gore hata olurdu.buyuduler,kendi ayaklari uzerinde durup istedikleri sekilde yasamlarina yon verebilecek yasa geldiler.onlarda bir yuvanin direkleri oldular.onlar icin yapabilecegim her seyi yaptigima emin olduktan sonra,babalarini hayatimdan cikardim.onlar her zaman benim canlarim ve eserlerim.gururluyum,vede simdi huzurla yatip huzurla uyuyabiliyorum.artik hayatlarinin dumeni ellerinde .benim yapabilecegim tek sey kendime bakmak,kendimi mutlu etmek.bunu buldumya sukurler olsun.kendim icin yasamak harika bisey.ne mutlu bana

  6. Yapmak istediğim, illede olacak diye tutturduğum şey, öncelikle ve kesinlikle kendimi mutlu etmek, hayat yoluma bir yön vermek içinse ve sonrasında bütünün de hayrına olmasını istiyorsam ( ailem, çevrem vb) Bu benim vazgeçmemem gerektiğini mi gösteriyor, ondan tam emin olamıyorum işte?

    1. Bütünün Hayrı büyük laf :) Bunun ne olduğunu kimse bilmiyor Yaratan’dan gayrı…
      Bizim önemli seçimlerde Ruh’un yol göstericiliğini dilemekten ve hiç bilemeiyorsak ”Rabbim, Benim değil, Senin İstediğin Gibi Olsun! Zira ben nefsimin doğrusunu biiyorum ama SEN hayırlı olanı bilensin!” demekten başka çaremiz yok. Mutluluk, gelir ve gider… Hoşnutluk hep bizimle kalabilir eğer Rabbin bizi asla yanıltmayacağına iman edersek. Sevgiler :)

  7. Öyleyse bu durum son zamanlarda kalbime düşen koru açıklıyor diye düşünüyorum juno’cuğum, acaba sence doğrusu nedir?

  8. Gerçekten bugün aklımdaki tek konu buydu. Ona kızıyordum, bencil olduğu için, isteklerimi hiçe saydığı için, onu kırmaktan bu kadar korktuğum için, hayatımdan memnuniyetsiz olduğum için, onun için yaptığım fedakarlıkları görmediği, beni anlamadığı için, bütün arkadaşlarım yolunu bulmuşken potansiyelimi harcıyor gibi hissettiğim için, kendime hayret ediyordum, nasıl her şeye evet dedim, başta sınırlarımı çekmiş olmama rağmen nasıl onları yavaş yavaş hiçe saydı, ben ne yaptım, yine olsa aşk için yine yapar mıydım, neden kimse beni anlamıyor, 5 yıl sonra ne olmak istiyorum, onu sevdiğim kadar acaba gerçekten beni seviyor mu yoksa bana sahip mi olmak istedi, ben kimim, ne istiyorum, neden sevdiklerimi kırmaktan bu kadar korkuyorum… Kafayı yedim kısacası. Kalbim sıkıştı. 4 Nisan’da kendimi mağdur gibi hissediyordum, oysa bugün sanki daha bir “özne”, daha bir “sorumluydum”. İlk defa bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapabileceğimi, tünelin sonunda bir ışık olduğunu gördüm… Ne diyeyim Juno, yine harikasınız.

  9. Sürekli mutluluk da sürekli gençlik gibi imkansız bir durumdur. İnsanlar kah neşelenir, kah hüzünlenir, bazı zamanlar mutlu olur, bazen de mutsuz; bu doğal olandır, normal olan… Ama günümüz zamanları bize hiç yaşlanmamak, hep genç kalmak, hep sağlıklı olmak, hep fit olmak, hep başarılı olmak gibi gerçek dışı mecburiyetler yüklüyor, hep mutlu olmak da bu mecburi görevlerden biri. Şayet genç, çıtır, fit, başarılı ve mutlu değilsen, bizımle değilsın, you are a loser… Diyeceğim o ki, gözlerimizi açalım, anormali normal gibi dayatan düzenin farkına varalım… Yaşayalım, yaşlanalım, kilo alalım, hastalanalım, başarısız olalım, üzülelim, kederlenelim… tüm bunların hayatın doğal akışının bir parçası olduğunu ve kendimizi bu hallerin içinde de KABUL EDELİM. Sonsuz gençlik, başarı ve mutluluk beklentilerini, vaadlerini önemsemeyelim. Hayata ve kendimize, NORMAL olana olduğu şekliyle KABUL VERELİM. Her türlü dayatmaya rağmen bunu başarabilmek bence büyük bir devrimdir.

  10. Eşim 2-3 gündür aynen yukarıda tarif ettiğiniz gibi davranıyor. 2 küçük kızımızı 1 hafta once evdeki bazı işleri halletmek için ailemin yanına gönderdikten sonar tavırları değişti. Ne düşündüğünü anlamada üstüme olmadığı için durum tesbitini kendisine bildirdim :) Şuanda konuşamama ve birbirimize zaman tanıma dönemindeyiz. Ona bir süreliğine benden uzak durup düşünmesini tavsiye ettim ama gitmiyor. sanırım bu gece eve gitmeyeceğim, Birbirimize mesafe olarak bu kadar yakın dururken onun aklındaki çözmesi mümkün görünmüyor bana.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s