Posted in Kısa Dönemli Etkiler

AY Pluto’ya Kare, Uranüs’e Karşıt… Duygusal Deneyimlerle Gelen TOKAT GİBİ BİR AYDINLANMA!


by Ikenaga Yasunari
by Ikenaga Yasunari

Ay Terazi Burcunda  olunca uyumu ararız… Kavgadan değil uzlaşmadan yana olur yüreğimiz. Ama gökler, uyum aradığımız yerlerden tokat yiyerek ayılmak anlamına gelen deneyimlerin hayatımızda ya da kaygılarımızda olduğuna delalet ediyor.

Ay, Kuzey Ay Düğümü ile kavuşumda… Güney Ay Düğümüne ve onunla birleşimde olan Uranüse karşı, Pluto’ya ise kare. Yani biz yaşayacaklarımız ya da daha önce yaşanmışlar üzerinde düşünüp bulacaklarımız sayesinde ”uyumlanma” tanımımızı değiştiriyoruz.

Nasıl mı?

İnsan büyük bir ailenin parçası olduğunu bilerek ve fiziksel, duygusal, zihinsel boyutta aidiyetler kurarak yaşamak ister. Aidiyetlerimiz, bize ”hayatla aramızdaki göbek bağları” gibi gelir! Ve bunları koruyup geliştirdikçe kendimizi güçlü ve sağlam ve gelişebilir hissederiz.

Ama bazen de aidiyet hissettiğimiz insanlardan bireyliğimizi tehdit eden boyutta baskı görürüz. Olduğumuz gibi kabul görmediğimizi ve destek alamadığımızı fark ederiz. Bazen en yakınlarımız tarafından ihanete uğrar, ortada bırakılır, göz ardı edilir ya da basitçe bize kendimizi ”harcanmış” hissettiren bir darbe yeriz. Ya da aidiyetlerimizin getirdiği sorumluluklar altında ezildiğimizi farkeder ve tuzağa düşmüş ya da kurban edilmiş hissederiz.

Yani aidiyetler geliştirici ve güçlendirici olduğu kadar, yok edici, hiçleştirici, eziyet verici, incitici de olabilirler…

Böyle olduğunda ya saldırganlaşır, yakıp yıkar, kendimizi savunmak için aidiyetlerimizi zedeler, ya da kaybetme endişesi ile süner, siner, gölgeli hatta karanlık bir boyun eğiş sergiler… Ve ne olursa olsun kendimizi kökleri zedelenmiş hissetmekten kurtulamayız!

İnsan böyle sert ve acı deneyimler yaşayınca, anlam duygusunu ve hayat enerjisini korumakta zorluk çekmeye, kendine ve hayata güvenini kaybetmeye, hatta tükenmişlik sendromu yaşamaya başlayabilir.

Böyle bir olayın, ya da olaylar serisinin hayatımıza ne katacağını, kaybettiklerimizin yerinin nasıl dolacağını, ya da kaybetmemek adına katlandıklarımız yüzünden azalan onur ve özgürlük hissini, hayattan aldığımız lezzeti nasıl ayakta tutacağımızı görmekte zorluk çekeriz.

VE BUNUN TEK BİR CEVABI VARDIR!

İnsanın aidiyeti insanlara, eşyalara, konumlara ya da topluluklara değildir. İnsanın gerçek aidiyeti RUH’unadır!

Hayatta olma hakkımızı bize ailemiz, genlerimiz, çevremiz, mallarımız, mülklerimiz vermez. Bize can veren ve hayatta kalmak için sürekli olarak enerji veren RAB’dır.

Hayatımızda olanlar, oraya evren tarafından yerleştirilmiştir. Hayatımızdan çıkanlar da yine evren tarafından çıkartılır.

Ve biz gidenleri gönderebilme, olanları kabullenebilme, gelenlere uyumlanabilme gücünü, RUH’umuzdan alırız. İmanımız, RUH ile bağımız ne kadar güçlü ise, hayat içinde ayakta durabilme yeteneğimiz o kadar güçlüdür.

Birileri bize ACI VEREN BİR ŞEY YAPTIĞINDA  ve canımız yandığında, buna verebileceğimiz hiç bir sert karşılık ya da suskun ve küskün kabulleniş, bizi hayattan hoşnut etmez. Hoşnutluk ve güçlülük hissini verecek olan tek şey, bunun evren tarafından sunulmuş bir deneyim olduğuna iman etmek ve RUH’a tutunmayı hatırlamaktır.

Aksi takdirde derin bir kayboluşa sürüklenmek, isyanlara gark olmak, sonradan kendimizden nefret etmemize neden olacak şeyler söylemek ya da yapmak, ya da tüm enerjimizi acı ve çıkışsızlık hissi ile tüketip hasta olmak işten bile değildir.

Dün ve bugün, bize böyle hissettiren anılarla, olaylarla, kaygılarla yüzleşmemiz mümkündür!

Böyle deneyimler ya da hissedişler bize şunu söyletmek için vardırlar;

”Ben hiç kimseye ve hiç bir şeye değil SANA aitim!

Ben hiç bir şey ve hiç kimse sayesinde değil, SENİN ARZUN ve DESTEĞİN ile ayaktayım.

Beni yaşatan, doyuran, koruyan ve gerçekten seven SEN’sin.

Ben SENİNLE VARIM.

Ve yaptığım şeyleri başkalarını hoşnut etmek, yanımda tutmak için değil, SENİ hoşnut etmek için yaparım.

Hiç bir hizmetim, hiç bir teslimiyetim insanlara ya da kazanımlara değildir.

Boyun eğdiğim zaman, başkalarının iradesi, korku, kaygı değildir bana bunu yaptıran,

SENİN YASALARINA duyduğum saygı ve insanlığıma yakışandan uzak düşmeme gayretidir.

Bazen değiştirilmesi mümkün olmadığı için olduğu gibi kabul ettiğim şeyler,

Yolumun bir parçası olan sınavlar, beni daha yeterli ve daha güçlü kılarlar.

Ayak uydurmakta zorlandığım değişimler olabilir…

Alıştıklarımdan mahrum kalabilirim.

Ama hiç kimse, hiç bir olay ve hiç bir yoksunluk benden asıl değerli olanı,

Yani SENİNLE OLAN BAĞIMI alamaz.

RUH’um aracılığı ile SENİNLE kurduğum bağ, benim hayatla aramdaki gerçek göbek bağıdır.

Bu benim varlık hakkımın ve bir insan olarak değerimin EN AÇIK kanıtıdır.

Bunu bilmek için kimsenin onayına ve desteğine ihtiyacım yoktur.

Zayıflığımdan değil, SENİN verdiğin dirayet ve bundan duyduğum onur ile kabul ederim hayatın getirdiklerini.

SANA teslim olur ve bu sayede çıkışı bulacağıma,

Ya da bir süreliğine yürümem gereken bu dar yolda güç ve her şeye rağmen huzur bulacağıma İMAN ederim.

SENDEN gelen dersler ve deneyimler, beni bazı insanlar ve konumlardan uzaklaştırsa da, SANA yakınlaştırır.

Ve bilirim ki, ben SENİNLE ASLA YALNIZ, ÇARESİZ, SAVUNMASIZ, GÜÇSÜZ  değilim.”

Şükürler olsun…

Hold Me in Your Arms – Southern Sons

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

29 thoughts on “AY Pluto’ya Kare, Uranüs’e Karşıt… Duygusal Deneyimlerle Gelen TOKAT GİBİ BİR AYDINLANMA!

  1. Gönül dilinden anlamayana , gönlünü teslim etme…
    Gönül yükü ağırdır , taşımasını bilmeyene teslim etme…
    Her şey parmakla yazılmaz,
    Bazen duygular doldurur kağıtları…
    Onu da herkes okuyamaz…
    Ana dilden önce,
    Yürekçe”yi bilmek gerek…

  2. Selamın en derin manasıyla selam olsun..
    İlaç gibi geldi, güneşi doğurdum kendimi affedemediğim bir sabahın vaktinde.. Allah kabullenme gücü versin.. Sabrımı artırsın.. Önünü görenlerden olabilmek duasıyla.. Seni çok seviyorum Juno..

  3. Juno be :) seni seviyorum. Ay aslan, venus-pluto bağlantısı var. Sen beni sevmesende severim seni, öğrendim artik :D Ama beni sen de seversen nurun alâ nur olur :))))

  4. sarsıcı ama insanı kendine getiren bir söz var, arada sırada beni düştüğüm bunalımlardan çıkaran:strese girenin imanından şüphe ederim!
    bana onu hatırlattın! sağol, varol…

  5. İnsanları kendi hayatlarının sorumluluğunu almaya teşvik eden, kurbancılık oyunundan çıkmanın sadece hemen başucumuzdaki Yaradanımıza sığınmanın olduğunu, bu kabullenişin zayıflık değil kurtuluşumuz ve özgürlüğümüz olduğunu anlattığınız bu güzel yazınız için sonsuz teşekkürler!!!!

  6. Sen bize tevekkulu tavsiye ediyorsun juno.
    Haklısın, tevekkulu olmayan iman tam değildir.
    Hakkıyla itimat edenlerden oluruz inşallah.

  7. Sevgili Juno, ağzına sağlık, çok güzel bir yazı. Yay burcu, yükselen aslan ve ay başak olarak tepemde dolaşan Satürn ile mücadelede senin yazılarını okuyarak bakış açımı genişletiyor ve kendimi bulmaya çalışıyorum. İlerleyen günlerde ne olur bilinmez, ama ruhum bir şeyleri yıkıp yeniden yapmak için zorluyor beni )))

  8. Çok güzel bir yazıydı. Sizi gerçekten tebrik ederim. Bir şeyleri dile getirirken ruhsal psikolojiden de çok iyi bahsediyorsunuz. Bir süredir takip ediyorum sizi ve artık sürekli takip etmeye de devam edeceğim. Bide son olarak ben Boğa burcu yükselen Aslan biriyim. Başarılarının devamını dilerim.

  9. Gokyuzu galiba kizgin bize. Zorluyor da zorluyor. Bu zorluklar herkese ayni sekilde degmiyor belki ama bir tek senin, benim iyi olmam da yetmiyor. Insan olabilmek adina kendimizi mi aidiyetlerimizi mi nereye kadar koruyabilmeliyizin ayari ise pek zor. Allah sevdiklerimize zarar vermekten ve sevdiklerimizden zarar gormekten de hepimizi korusun.

  10. Tamda nooluyoruz ya,bu moody halde ne böyle?satürn bu günlüğüne bana gerimi döndü derkene ve kendimden Şüphe ederkene bi baktımki Kıymetli ve pek sevgili cunocuum günün tanımını yapmış, bi sakinledim :)) valla boru diil ,koca 2 satürnlü yıl seni okuyarak daha kolay geçti ;) teşekkürü borç bilirim :) Yürekten sevgiler XX

  11. Şükürler olsun yollarımızı kesiştirene…
    iyi ki varsın, iyi ki bu kadar içinden geçtiğimiz ya da bizim içimizden geçen olayları güzel kaleme alıyorsun… gözlerim yaşlı duanı tekrarlıyorum… iman ederim Rabbim neylerse güzel eyler… tüm kalbimle :)

  12. selamların en güzeli ile selamlarım junimm..
    selam yaşamımız olsun dilerim..
    Kuran’da Belkıs kıssasından bahsedilir..onu hatırladım ben de bu yazın ile..belkıs, hz süleymanını buldu dedirttin bu yazı ile..
    belki de Ruh ile bağlantısını huzursuzlandığı vakitlerde-tabiri caizse kıaym’eti koparken :) daima Huzur’da iken avuçları arasında kalbi üzerinde hisseden insanoğlu, bu yazı ile hz süleymanını da buluvermeye vesile oluverir..ne dersin :)
    sevgilerimle..

  13. Bu gezegenler de hiç lehimize çalışmıyor anladığım kadarıyla. Biraz pozitif yazılara da ihtiyacımız var, sevgili juno. Siteyi her açtığımda ertesi gün başıma kötü bir şey gelecek zannediyorum.

    1. Yazıları gerçekten OKUMUYORSUNUZ sanırım Canımcım :)
      Aslında yazıların pozitif olmayan bir yanı yok.
      Ama siz pozitif tutuma odaklanan değil, hayatın sizin canınızın istediği gibi olmasından umut bulan biriyseniz, bu tavrın fazla şansı yok bu aralar evet…

  14. Güzel zamanlarda Ruh’la kurduğun bağa zor zamanlarda tutunmakta zorlanıyorsun.Birinin tam o anda tam da senin hislerini ifade ederek bunu hatırlatması çok iyi geliyor. Şükürler olsun

  15. Rab, sonunda olmamız gereken insan olabilmemiz yolunda tüm dersleri bize birbirimizle verendir. Cevabını aranan bir duaya nasıl, nereden icabet olunacağını bilemeyiz; ancak fark edebilme şansımız vardır nasibimizce… “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmez” Hz Muhammed(sav) Teşekkür ederim Juno.

  16. Bir kişinin aynı anda iki yükseleni olabilir mi? Benimki ikisinin tam ortasında ve ikisinin de özelliklerini taşıyorum (Genelde yengeç ama ikizlere bağladığım zamanlar da oluyor) Bir de yıldız haritamızda en çok yerleşimi olanın bir etkisi var mıdır? Benim kova ve onun da bir çok özelliğini gösteriyorum. Çok mu soru sordum? Bu arada, burçların yemek alışkanlığıyla ilgili bir yazı yazsanız?

  17. Ah Juno ah..Neredeyse bir aydır her gün dilimden ve kalbimden aidiyet kelimesi geçti.Bu hissin nasıl elimde kaldığını ,yine en başta,0 noktasında olduğumu idrak etmek beni çok üzdü mü, evet.Gerçek aidiyetin yalnızca O’na ait olduğunu hissetmek huzuru vardı neyse ki,çok şükür.Yazın,aslında tüm yazıların ışıklı,insan okuyunca ferahlıyor.Şu andaki hislerime tercüman oldun,sanki iç sesim gibi.Eline,yüreğine sağlık..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s