Posted in Astroloji Hakkında Genel, Uzun Dönemli Etkiler

Satürn YAY Burcu’nda – ‘’Deveyi İğne Deliğinden Geçirmek’’ Hakkında Dersler…


 

Spectrum by Richard Phillips
Spectrum by Richard Phillips

Gökyüzündeki Ağır-Abiler’in ‘’en asık suratlısı’’ Satürn, 23 Aralık 2014 itibariyle, ‘’astrolojik olarak’’ en son 30 yıl önce ziyaret ettiği YAY Burcuna girecek.  16 Haziran 2015’de retro sürecinin bir parçası olarak, 3 ay kadar Akrep Burcuna geri dönecek. Sonra 18 Eylül itibariyle Yay’a dönüp, 20 Aralık 2017’ye kadar bu burçta yolculuğunu sürdürecek.

Satürn, YAY’da olduğu süre boyunca, diğer Ağır-Abiler’le de etkileşim halinde olacak ve bu dinamikler, içinden geçeceğimiz süreçlere dair ipuçları taşıyor;

Satürn Şubat  2015  ve Kasım 2015’de Neptün ile kare konumda olacak. 2016 Haziran’ında ise, hem Neptün’e hem  de artık Başak’ta yol almaya başlamış olan Jüpiter’e kare yapacak. Başka bir deyişle, ‘’değişken’’ burçlarda bir Jüpiter-Satürn-Neptün karesi yaşayacağız.

Bu göstergelerin,  sosyal ve bireysel düzlemlerdeki yansımalarına gelince;

Geniş dönemli etkileri değerlendirmek için, tarihte benzer gök konumlarının oluştuğu süreçleri gözden geçirmek daima yararlı olur…

Tarihsel süreçte, hem ‘’kontrollü büyüme arzusuna’’ hem de ‘’sınırsız güç girişimlerin kontrol altına alınmasına’’ dair deneyimler öne çıkıyor;

1926 sonunda – Satürn Akrep’ten çıkmak üzereyken –  oluşan Neptün – Satürn Karesi, Avrupa’da Faşizmin yükselişine ve İspanya İç Savaşı’na giden yolu açmış. Ardından 1927 yılında Satürn Yay Burcuna girmiş ve hem sağ, hem sol cephede gerilim iyice artmış.

1926-1927 yıllarında Türkiye’de İstiklal Mahkemeleri kapatılmış, ilk nüfus sayımı yapılmış, Harf Devrimi başlatılmış, Anayasa’dan dini hükümler kaldırılmış.

1955-1957 yılları arasında Satürn’ün YAY Burcu’nda olduğu – ama Neptün’ün işe karışmadığı – devreye baktığımızda Israil ve Mısır arasında Süveyş Kanalı Savaşı, Orta Avrupa ülkelerinde Sovyet baskısına karşı direniş hareketleri ve onların bastırılması, Küba Devrimi’nin ardından Güney Amerika ülkelerinde Sosyalist girişimlerin artışı, Cezayir ve Tunus’ta Fransa’ya karşı özgürlük mücadelesinin tırmanması, gücün iki yönde çekiştirilmesine dair örnekler.

Öte yandan, doğal güç veya bilginin kontrol edilebilir ve kullanılabilir hale gelmesi de söz konusu; ilk Nükleer Santrallerin kurulması,  IBM’in ilk bilgisayar hard-diskini piyasaya sürmesi bu yönde örnekler.

Türkiye’de ise Demokrat Parti iktidara gelmiş, Sanayi Bakanlığı Kurulmuş, santral kurulumlarına hız verilmiş, Kıbrıs konusunda aktif politika izlenmeye başlanmış.

1985 – 87 devresinde ise, bir yandan Gorbatchev’in ‘’Glasnost & Perestroyka’’ açılımlarını yapması, Marcos ailesinin Filipinler’den sürülmesi, tarihte ilk defa bir Papa’nın bir Yahudi Sinagog’unu ziyaret etmesi gibi  baskıya veya tutuculuğa varan gücün, dönüşüm geçirmesine dair örnekler yaşanmış.

Ancak Yay’daki Satürn’ün Jüpiter-Güneş bileşimi ile kare yaptığı bir süreçte, barışçı ve dürüst tutumu ile bilinen ve güç politikasının çoğu kez dile getirilmeyen haksız uygulamalarını açıkça eleştiren İsveç Lideri Olof Palme, suikaste kurban gitmiş.

Bilimsel açısından ise, Microsoft’un piyasaya açılması, yayıncılıkta off-set baskı tekniğinin tam anlamıyla kullanılmaya başlanması gibi gelişmeler yaşanırken, Yay’daki Satürn’ün Jüpiter ile geniş açılı karesinin, Mars tarafından tetiklendiği bir süreçte Çernobil Santrali patlamış.

Türkiye’de Menkul Kıymetler Borsası’nda hisse alım satımı başlamış, 12 Eylül darbesinden sonraki ilk İşçi Mitingi ve ilk grev yapılmış, Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu’na girmiş, üniversitelerde türban gerilimi başlamış, ağır sıklet şampiyonu Naim Süleymanoğlu Türk vatandaşı olmuş :)

Astrolojik nitelikler açısından Yay’ı ve Satürn’ü aynı cümle içinde kullanmadan, bileşenleri tariflemekte fayda var;

Yay, açılım, ekonomik gelişme, yaygınlaşma, akademik eğitim, felsefe ya da mantık düzleminde derin analizler, dini inanç, yüksek yargı, uluslararası ilişkiler, coğrafi ve bilimsel keşifler gibi, insanlığın kendi sınırlarını zorlaması, bütünlüğe, aşkın bilince yönelmesi ve evrenin sırlarını keşfetmesi ile yakından ilgili kavramları temsil eden bir burç. Ancak aşırılık, özensizlik, sınır ihlalleri, sonuca giden yolda aşırı güç kullanılması nedeniyle oluşan hasarlar veya haksızlıklar, gözükaralık, zaman ve mekanın koşullarına saygı göstermeme, israf, sorumsuzluk gibi ‘’sabıkaları’’ da mevcut ;)

Satürn ise, kontrolcü, had koyucu, düzen getirici, kuralcı, disipline eden bir gezegen. Gücün kontrollü kullanımını ve sistemin sürdürülebilirliğini sağladığı ölçüde gerekli bir unsur… Ancak baskıcı, gelişmeyi engelleyici, kuşkucu, yaptırımcı olmaya başladığı hallerde – aşırıya kaçan her şey gibi – o da zararlı.

Satürn Yay’dan geçerken, Neptün ve Jüpiter ile gireceği görünümlerin de desteğiyle;

  • Aşırı yayılmacı ya da baskıcı güçler ile özgürlükçü ya da radikal akımlar arasında çatışmaların tırmanması,
  • Sınırların ve güç dengelerinin yeniden belirlenmesine yol açacak gelişmeler yaşanması,
  • Borsalar, uluslararası finans kuruluşları, ekonomik işbirlikleri gibi küreselleşmeyi sağlayan oluşumların dinamiklerinde değişiklikler olması, finans piyasalarına yeni kurallar ve kontroller getirilmesi,
  • Aşırı tüketime odaklı piyasa sistemlerinin zorunlu olarak kontrol altına alınmasını gerektirecek gelişmeler yaşanması,
  • Dini yaklaşımların yeniden değerlendirilmesi, dinsel radikalizmin artması kadar, işlevinden sapan din kurumlarının da masaya yatırılması,
  • Eğitim sistemlerinin yeniden yapılandırılması,
  • Sosyal haklar, basın özgürlüğü gibi konuların tartışılması,
  • Uluslararası hukuku ilgilendiren ya da uluslararası yaptırımlar gerektiren kararlar alınması,
  • Hem fiziksel hem de sanal ortamlarda hızlı yayılan virüslerin ortaya çıkması ve bunlara karşı geliştirilen önlemlerin piyasaya sürülmesi,
  • Yardım kuruluşu veya insani amaç kisvesi altında yolsuzluk yapan oluşumların, ya da bazı finansal skandalların açığa çıkması,
  • Dünyanın geleceği ve insan sağlığı için tehdit oluşturan üretim modelleri hakkında yeni gerçeklerin açığa çıkması ve bunlara bağlı olarak yeni kontrol standartlarının oluşması,

gibi gelişmelerin yaşanması mümkündür.

Kişisel düzlemde ise;

  • İnançlarımız ve bunları hayata geçirmek konusundaki samimiyetimiz ya da tutarlılığımız,
  • Beklentilerimiz, taleplerimiz ve sonuç elde etmek için varabildiğimiz uç noktalar,
  • Tüketim ya da eğlence alışkanlıklarımız ve bunların bize getirdiği finansal / fiziksel sonuçlar
  • Haz anlayışımız ve bunun doğurduğu kazançlar/kayıplar,
  • Hayat planlarımız ya da bu planları gerçekleştirmek için benimsediğimiz tutumlar,
  • Önyargılarımız ve başkalarının önyargılarının bize yansımaları,

gibi konuların masaya yatırılması beklenir ;)

İnsan hem güçlü – hem korunmalı, hem yüklü – hem hızlı, hem hakim – hem özgür, hem deneyimli -hem masum, hem obur – hem sağlıklı, hem sorumsuz –  hem yetkili olmak ister :)

Ama hayat bizden dengeli, uyumlu, adil, ölçülü olmamızı ve en önemlisi ‘’yaptıklarımızın sorumluluğunu almamızı’’ bekler. Kendine sınır koymayı, had bilmeyi, adaplanmayı reddedene mutlaka deneyimlerle ayar verilir!

Satürn’ün Akrep’ten geçtiği ve Oğlak’taki Pluto’dan da destek aldığı son 2.5 yıl içinde, ‘’var oduğunu sandığımız şeylerin aslında yok olduğunu ya da elimizde tutmaya çalıştıklarımızın aslında bizi yok ettiğini’’ gördük…  Yıkımlar yaşadık ve hayatımızda bazı zeminleri yeniden inşa etmemiz gerektiğini fark ettik.

Şimdi bu devrede – geçtiğimiz süreçte aldığımız dersleri unutmadan – kontrollü açılımlar yakalamak, elimizde olan bilgi ve olanakları verimli ve özenli kullanmak, hala abartılı ya da düzensiz olan bölümleri ise bilinçli bir tutumla şekillendirmek için gayret göstereceğiz.

Rahatladığımızı hissettiğimiz alanlarda, eski alışkanlıklarımıza dönmemeyi seçerek, eski dersleri tekrar tekrar yolumuza çağırmamayı becereceğiz ;)

Zaten bu gayreti bilinçli olarak göstermezsek, hayat bizi buna mecbur edecek…

Matta İncili’nde ‘’Zenginin cennete girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zordur’’ diye bir ifade vardır. Kimileri bunun deve değil ip olduğunu söylerler. Aramik dillerde ip anlamına gelen ‘’gamel’’ deve ile aynı kökten gelirmiş. Zira ip bu ülkelerde deve kılından bükülürmüş. Sonuç itibariyle ister deve olsun ister kıldan bir ip… bunu iğne deliğinden geçirmek hayli zordur.

Bu nedenle, olmayacak işe soyunmak ya da çok fazla gayret ve hassasiyet gerektiren bir işe kalkışmak söz konusu olduğunda, bir çok dilde ‘’deveyi iğne deliğinden geçirmek’’ yakıştırması kullanılır.

Devenin iri bir vücudu ve abartılı bir hörgücü, ipin deliğin ortasından geçmeye direnen asi kılları, ‘’korunması vicdanı bedeller gerektirse de’’ aşırı zenginliğin vazgeçilmesi zor bir gücü, rahatlığı ve imtiyazları … İNSANIN İSE BENLİK DAVASI VARDIR!

Benlik hırsını kontrol etmeyi bilmeyen,  büyüdükçe büyümek, aldıkça almak, ezebildiğince ilerlemek, yapabildiğince zorlamak için direten,  bir aşamada darlığa, zorluğa ve gerilemeye mahkumdur.

Lazım olmayan kadarına tutunmaktır bizi, geçitlerde zora sokan… Teslimiyeti bilmemek, kendi bildiğimizde direnmek, alıştığımızdan vaz geçememek, hayatın getirilerine ‘’eyvallah’’ demeyi, eziklik olarak görmektir.

Oysa insan vaz geçebildiği kadar özgür, verebildiği kadar zengin, ‘’yapabildiği kadar olduğu gibi durabildiği kadar da’’ güçlü ve İMAN ettiği kadar güvendedir!

Önümüzde, benliğimize iğne deliğinden geçmeyi öğretmek için gayret göstereceğimiz, samimiyeti, esnekliği, dürüstlüğü, hayatın bilgeliğine güvenmeyi, üstümüze düşeni ‘’rağmen’’ yapmayı, had bilmeyi, başkalarını ya da hayatı değil kendimizi kontrol almayı,  kendi tercihlerimizi gözetirken ”bütünün önceliklerine saygı duymayı” öğreneceğimiz bir süreç var.

Hayırlara vesile ola :)

Burç ve Yükselen Burca göre etkileri de bir sonraki yazıda aktaracağım… Ama şimdi müzik!

A Hard Rain’s Gonna Fall … Bir Bob Dylan şarkısıdır. Joan Baez tertemiz yorumlamış… İnsanın kendi ihtirasıyla yok etmeye başladığı bir dünya ve gelmekte olan sıkı bir yağmur hakkındadır…

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

27 thoughts on “Satürn YAY Burcu’nda – ‘’Deveyi İğne Deliğinden Geçirmek’’ Hakkında Dersler…

  1. hayırlara vesile olur dilerim..
    Allah Kerim’dir..Kadir’dir..tüm varlığımız ile Bir’liğine tutunuyor ve en ufak bir şeyin bile bizi yere devirmesinden yine Ona sığınıyoruz..devrilsek de kalkıp yeniden yürüme azmi ve gücü için İndinden zafere eriştirecek bir güç bekliyoruz..herşeye rağmen umutlu olmak için güzellikler yaratmasını diliyorum..neticede hayat bildiği gibi gelecek üzerimize ve biz de bildiğimiz gibi değil-öğrendiğimiz gibi değil-öğretildiğimiz gibi değil-çaresizlikle değil-umutsuzlukla değil-inançla!imanla!teslimiyetle yaşamaya acizane gayret göstereceğiz..başka çare var mı..çare-biz ken..
    sevgilerimle junim..değerli bilgilendirmeler ve yol aydınlatıcı yönlendirici değerli bilgiler için..

  2. bazi implication’lar korkutuyor! kulahlarin onunde cok zaman gececek belli ki. bakalim burclar icin neler geliyor… saborsozlikla bekliyorum. sevgiler :-)

  3. devenin igne deligine gecmesi konusuna bir katki da benden olsun . Aramik dillerde deve ve isin-isik yazilis olarak benziyormus . Hatta faarkli harekelerle okundugunda insanin gozeneklerinden kalbe kadar etki edbilecek gucte isin anlami dahi cikiyormus.Yani , isinlanmanin yapilacagi tarihe ve o zaman olacaklara isaret ettigi de soyleniyor o ayetin.(ayni ayet Kuran-i Kerim’de de var ) Igne deligi ise elektronik spektrumda bir dalga boyu mesafeyi gosteriyormus , isinlanma icin gereken mesafe yani.Sizin bilgilerinizle birlesince belki bir baska ufuk acilir diyerek yazdim . Degerlendirrmelerinizde cok farkli bir duruluk ve samimiyet var . Guzel bir gercek arayisi var .benim gercegi arayisimda sizinle kesisme nedenim de belki bu . eminim sizden ogreneceklerim var . Sevgiler.

  4. Junocum kalemine, yüreğine ve aklına sağlık… İncil de İsa’nın sözünü çok severim. Bu deve metafor çok farklı anlaşılıyor. Benim çok sevdiğim e önemsediğim , uyguladığım açıklama şöyle..

    .burdaki krallık özbenliğimizi- spritüel uyanışımızı temsil ediyor . Deve ise yüklerimizi.Krallığa girirken iğne deliği kadar kapıdan geçmemiz gerekiyorsa devemizin üzerindeki yükleri korkularımız,endişelerimizi v.s bırakmamız gerekiyor.

    Burdaki zenginlik para, mal, mülk dışında bir kavram anlatılıyordiye nacizane bir yorum yaprtım..

    Sevgiyle kal

    1. Katılıyorum.
      Ardından gelen BENLİK açıklaması sizde aynı duyguyu oluşturmamış sanırım :)
      Katkınız için teşekkür ederim.

  5. Saturn’un Yay’a girmesini beklemek zorunda kalmadan yapabilsek keske bu tahlilleri ama yok, her seyin bir zamani var elbette… :) sevdim ben bu ikiliyi… Tesekkurler Juno’cum. :)

  6. Valla deve iğne deliğinden geçer ya da geçmez bilemem. Ama bu yazınızı okuduktan sonra, deve üzerime oturmuş gibi hissettim. Umarım bu süreç hem bireysel hem toplumsal ve özellikle ülkemiz için iyi olsun. Sevgiler Juno. İyi ki varsın.

  7. 2017’nin sonuna kadar mı kalacak ? çokmuş yahu, akrep burcunda 2 yıl kaldı da bizde niye 3 sene kalıyor :)) “eee yay’ların maymun iştahlılığı anca törpülenir” mi diyorsunuz :))

    satürn’ün öğrettiği pek çok şey olsa da, yine de 3 yıllık zaman dilimi gözümde büyüdü ne yalan söyliyim :)

  8. otuz yıl geriye döndüm bir an için baktım askerligim aklıma geldi tuhaf dün gibi hatırlıyorum normal hayatıda askerlık hayatınıda bir günü bir gününe uymuyodu sıkıcı gibiydi lakın özunde sıkıcı degildi yinede aynı enerjiyi yaşamak istermiyim diye soracak olsalar bu gun evet yarın korkar hayır derdim

  9. Valla Junocum, boşver sen uzun uzun yazmaları, ders almayı ummaları falan, keyfine göre takıl gitsin… almamız gereken dersler, anlamamız gereken şeyler, bırak ya, valla uğraşma.. Ne demişler, insan oğlu deve misali… hatta deve olduğunun farkında bile değil, kendini zümrüd-ü anka kuşu falan zannediyor. Kendinde hiç kusur bulmaz, her daim “ben doğruyum, dürüstüm, çalışkanım, yamuk olan hep o” der. Her daim dikenlerden şikayet eden ve asla ve kat’a kendilerinde hiçbir kusur bulamayan kendini bilmez develer, “benim yolum da doğru, ben de doğruyum” demekten vaz geçip, önce aynada kendilerine bir bakarlarsa, evrim geçirmenin ilk adımını atabilirler.. Tabi bu uzun ve zorlu bir yolculuktur, her deve tercih etmeyebilir.. Her ne kadar uzun ve zorlu yolculuklar için tasarlanmışlarsa da, kendilerinde o cesareti bulamayanlar, hayatlarına deve olarak devam etmeyi tercih edebilirler.. Eh, o zaman, deveyi seven dikenine katlanır…
    Bugünkü Ezop’tan masallar saatimizin de sonuna geldik sayın seyirciler, haftaya Andersen’den masallar saatimizde görüşmek dileğiyle

  10. en yakın arkadaşlarımdan biri başak. satürn başaktayken yaşadığı savrulmalara(özellikle ilişki bazında maddi olarak bir başak hep sıkıntıdadır sanki) birebir şahidim. elimden gelen her desteği verdim. diğer en yakın arkadaşım terazi. satürn terazideyken onun da yaşadığı her savrulmada(özellikle para mevzuları) yanında olmaya çalıştım. akrepten korkan bir yay olarak yükselen burcum akrep olmasın diye net olmayan doğum saatimi değişik hesaplayarak yükselen burcumu bir müddet terazi, bir müddet de yay olarak düşündüm. ama akrep olduğuma ikna oldum artık. satürnün yaya girmesini beklediğim süreçte başıma neler geleceğini aşağı yukarı tahmin ettiğim için zoraki olmasın diye gönüllü olarak değişmeye çalıştım. bu geçen 2 senede ister satürn 12. evimde diye ister yükselenim akrep olduğu için değişmek zorunda da kaldım. bu yazınızı okuyunca çok darlanmadım çünkü kendimce buna hazırlandım. eksik kalan yerlerim vardır illaki ama onlardan da çok korkmuyorum. akrepler de zorlandılar satürn derslerinden ama başaklar ve teraziler kadar değil bence.(çevremdekilere göre söylüyorum bunu) jüpiterin bu konuda beni çok üzmeyeceğine güveniyorum.
    Kalbin yolunu seçmek yazınızdaki bu kısımda umut verdi bana. yukarıda anllattığım tecrübelerden dolayı bunları yapmaya çalışıyorum çünkü.
    Fark etmek, itiraf etmek, yüzleşmek, kendimize ve başkalarına karşı insaflı olmak, adaleti kaybetmemek, cesur ve dürüst adımlarla yola devam etmek ve gelen değişimi göğüslemek, bizi her türlü beladan korur… BAZEN DE UMMADIĞIMIZ ÖDÜLLER GETİRİR!

    Sevgiyle

  11. sanırım boğa burcları artık yavaş yavaş nefes alabilecek Satürn akrepten çıktığı için… ay burcu da akrep olan bir boğa kişisi için sizce sevindirici mi bu durum? hepimiz için maddi MANEVİ güzelliklere hayırlara erdemlere vesile ola :)

  12. Akrepteki saturn icin genelde uyumlu enerji deniyordu ve akrebin kontrolculugu ile saturn uyusuyordu…peki yaya gecince kontrolsuzluk mu daha artacak? Yayin ozgurluk ve kural disiligindan dolayi?

  13. Yay burcundaki Satürn’ün burçlarla teşrik-i mesaisini de yazıcan mı Junocum? Gerçi, “artık Akrepten geçti ya, kesseler acımaz” hissiyatı içerisindeyim ama işte, sen yine de yaz.. :)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s