Posted in Kısa Dönemli Etkiler

Terazi’deki Ay, Venüs Lilith Kavuşumunu Tetikliyor; Zaaflarımızı Güce Dönüştürmek Zamanı!


Rêverie (Détail) by Daniel Ridgway Knight
Rêverie (Détail) by Daniel Ridgway Knight

Venüs Aslan’ın yelelerini savuruyor ne zamandır :)

Biz de kendimizi İYİ hissetmeyi, kendi değerimizi bilmeyi, hayatımıza anlam katanın ne olduğunu bulmayı ve ona sahip çıkmayı istiyor… Ama bunu yapabilmek için de birilerinin güzelliklerimize ayna tutmasına, bize ”İyi Bişi” söylemesine fena halde ihtiyaç duyuyoruz. Zira görünürde havamız binbeşyüz olsa da, içten içe kendimizden hoşnutsuz olmaya, kendi değerimizden şüpheye düşmeye fazlasıyla yatkınız!

Neden derseniz; ”Sen de adam mısın!” diye fısıldayıp duran Lilith Apla Venüs’ün tam yanında… Bu tehlikeli ikili Uranüs’e giderek yakınlaşan Güney Ay Düğümünden üçgen açı, Terazi’deki Ay’ın kavuşmaya hazırlandığı Kuzey Ay Düğümünden de 60’lık açı alıyorlar.

Yani geçmişte yaşadığımız – kendimize duyduğumuz güvenin gözünü morartıp bizi ”makyaj” yapmaya teşvik eden türden -olayların gölgesi düşüp duruyor kapımıza… Ve biz makyajlı halimizin pekala durumu kurtardığına, ardına saklandığımız cici örtülerin insanların bize hayran kalmasına ve incinmiş yanlarımızı görmesine mani olduğuna inanmak için çok arzuluyuz…

Gel gör ki; Mars-Satürn kavuşumu, Lilith-Venüs Kavuşumuna sert bir kare çekiyor. Yani zamanın kalitesi ”Eziklik Kompleksimizi” gidermek için bulduğumuz entipüften çözümleri İMKANSIZ hale getiriyor!

OYYY ki OYYY :)))

Peki madem şu ”ASLINDA HEPİMİZİ ÇOK SEVEN” evren, böyle yaparak bizi hangi çıkışa doğru itekliyor?

Hayat sürekli ADAPTE olunması gereken bir şeydir…

İnsanlar BİRLİKTE adapte olmayı kolaylaştırması açısından FARKLI niteliklerle yaratılmışlardır. Yani basitçe; HERKES FARKLIDIR ve BU İYİDİR :)

Ama insanlığın genetik hafızası korkularla doludur… Sosyal öğretiler insana hep;

– Benzerliği yüceltip farklılığı köşeye kıstırmayı ve canını yakmayı,

– Gücü yüceltip zaafları alay konusu yapmayı,

– İyiliği yüceltip, iyiyi hırpalamayı,

– Kötüyü eleştirip, kötülüğü marifet saymayı,

– Çevremize ahlaktan bahsedip, sergilediğimiz ahlaksızca örneklerle çevreyi zehirlemeyi,

– Ve sahip olduğumuz bütün hayırlı ve yararlı nitelikleri bencilce kullanmayı ya da pazarlık konusu yapmayı,

vaaz eder…

Kısacası biz OLDUĞUMUZ GİBİ KABUL EDİLMEK efsanesinin bir safsatadan ibaret olduğunu, düşe kalka öğrenir ve hayata ADAPTE olmamızı sağlayan TUTUMLAR ve MASKELER geliştirmeye çalışır… Böylece acıdan, incitilme ihtimalinden, DIŞARIDA KALMA kabusundan kurtulmaya çalışırız.

Hayatta kalmanın ve ONAY ALMANIN bir yolu, MIŞ-gibi YAPMAK’sa diğer yolu da RAĞMEN YAPMAKTIR.

MIŞ-gibi YAPMAK gerçek kimliğimizi maskelerle gizlemek ve onaylanabilir hale getirmeye çalışmak… RAĞMEN YAPMAK ise incitilebilir olan yanlarımızın taşıdığı gerçek gücü fark etmekten geçer.

Herkesin bir AŞİL TOPUĞU yani gidip gelip incitilen bir yeri vardır… Bu yeri saptadıysanız onu saklamaya çalışmak yerine sağlamlaştırmaya çalışın;

– Sizin acı noktanız SEVİLMEMİŞ OLMAK mı; Sevilmeyi beklediğimiz için, başkalarının bizi sevimli bulmasını sağlayacak şeyler yapmak yerine, insanlara samimi bir sevgi duyabilir ve bunun getirdiği şefkatle davranabiliriz. İnsanlar şefkatli davranış görünce güneş gören çiçekler gibi açılıp yüzlerini size dönerler… Sertlikler yumuşar… Yüzler değişir… Çünki insanlar – tıpkı sizin gibi – sevilmeyi severler! Ama bunu sevilmek için yapmayın… Herkesin burada bir yarası olduğunu bilerek ve bir şey beklemeden yapın…

– Sizin acı noktanız KULLANILMAK mı; Sizden her istenileni yapmak yerine, gerçekten yararlı ve anlamlı olanı yapın… İnsanlar kendilerine konulan sınırlara başlangıçta kızabilirler. Ama derinde bir yerde sadece kendilerine anlamlı sınırlar koyan insanlara saygı duyar ve böyle ilişkileri sürdürmek için kendilerini de değiştirmeye gayret ederler! Ama bunu insanlar sizin istediğiniz noktaya gelsin diye bir hırs ve ihtiras duyarak yapmayın. Sınırları bilmek ve bildirmek birbirimize karşı görevimiz olduğu ve  sınırı aşabilmek sizi kullananlar açısından da iyi olmadığı için yapın…

– Sizin acı noktanız ELEŞTİRİLMEK mi; Zayıf/eksik/hatalı olduğunuz yerlerden UTANMAYIN! Bunları şükranla saptayın! Bunları kabul edin ve değiştirmenin sizin için önemli ve gerekli olduğuna tüm kalbinizle inanın. Birileri sizi bir konuda eleştirmeye kalktığı zaman, itiraz etmek ya da savunmaya geçip bahaneler bulmak… Daha beteri karşınızdakinin hatalarını gözüne sokup, karşı saldırıya girişmek yerine, DURUN ve TEŞEKKÜR EDİN! ”Düşüncenizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu konuda düşüneceğim.” deyin. Bu haklısın demek  değildir… Haksızsn demek de değildir… Bu konuyu karşınızdakilerle aranızdaki bir mesele olmaktan çıkartmak ve kendinizle halletmek üzere güvenli alana almaktır. Bunu bir deneyin… ;)

– Sizin acı noktanız DIŞLANMAK mı; Sürekli olarak insanlara ne kadar özel, iyi, akıllı, sıradışı, v.s. biri olduğunuzu göstermeye çalışmaktan vazgeçin! Yani varlığınızla onları dışlıyormuş gibi davranmayın :D Belki de sizin ÖZEL olmanız, ve bunun altını fazlaca çizmeniz diğerlerine kendilerini sıradan, sıkıcı ve aptal hissettirmektedir. Belki de ilgi çekmenin en iyi yolu, insanlara kendinizden bahsetmek değildir. Belki de, kaynaşmak için yapılacak en iyi şey ”Kendini Anlatmak” yerine ”İnsanları Dinlemek ve Anlamak”tır… Özel biri olmak ve sıradışı işler mi yapak istiyorsunuz; o zaman insanları İYİ ANLAYIN ve bunun için de ONLARI DİNLEYİN. O zaman en sıra dışı kavramı bile NASIL anlatırsanız, daha iyi anlaşılabileceğinizi fark edersiniz. Ve insanlar sırf sizi itici buldukları için güzel fikirlerinizi dışlamaya kalkmazlar ;)

Bulmayı BEKLEDİĞİNİZ insan türü gibi davranmak, insanın zaaflarını güce dönüştürmesini sağlar! Görmek istediğiniz değişimi önce kendi içinizde yapın ve bırakın hayat da bildiğini yapsın :)

Kendinizi elinden geleni yapmış ama yine de umduğunu bulamamış hissediyorsanız UNUTMAYIN; Ödüller insana asla beklediği yerden gelmez…

Hem zaten neyin içinden geçersek geçelim, İNSAN gibi İNSAN olmayı becermekten daha güzel bir ödül, daha büyük bir zenginlik ve daha DEĞERLİ hissettiren bir deneyim var mıdır?

Paulo Fresu & Ludovico Einaudi – Nuvole Bianche

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

25 thoughts on “Terazi’deki Ay, Venüs Lilith Kavuşumunu Tetikliyor; Zaaflarımızı Güce Dönüştürmek Zamanı!

  1. size ne kadar teşekkür etsem azdır
    işte öz bu aslında, kural kanun ezber gerek yok
    hayat bu kadar basit aslında hepimize nasip olsun inşallah ….

  2. Ben bu yazinin uzerine (ki icerigi benim icin o kadar anlamli ki su gun) sadece size duydugum sevgiyi paylasmak istiyorum. ‘Kime anlatsam’ derdine SON’sunuz. Daha anlatmadan yanitlayansiniz:) Belki de yanit bisekilde sizin araciliginizla onume geliyor, ihtiyacim oldugu anlarda.. ictenlikle,yalin ve anlamli yazdiginiz yazilarla.. Gercekten tesekkur ederim. İyi ki yaziyorsunuz. İyi ki varsiniz.

  3. Yine harika bir yazi, yine harika bir zamanlama ve yine ellerinize sağlık…
    Aci noktalara harikulade değinmişsiniz…
    Bulmayi BEKLEDİĞİNİZ insan türü gibi davranmak, insanın zaaflarını güce dönüştürmesini sağlar!” demişsiniz, pek de güzel demişsiniz.. “bulmayi beklediğiniz” insan derken tam olarak neyi kastettiniz acaba?

    1. Siz hayat yolunuzda karşınızda nasıl insanlar olmasını bekliyorsanız, nasıl insanlardan rahatsız olmuyorsanız, kim sizin yaranıza şifa gibi geliyorsa öyle…
      Genelde dikkat edin, çok şikayet eden şikayet edeni, çok konuşan sürekli gündemde kalmaya çalışanı sevmez…
      Ama başkalarının kendisinden niye rahatsız olduğunu bir türlü görmek istemez :D

      1. Çok teşekkürler, tam duymayi istediğim gibi yorum oldu.. :) aklimin bir yerinde hep taşiyacağim.
        sevgiler…

  4. 3 gezegenin ic acilarinin toplamindan nasil bu kadar bilgi cikabiliyor anlayamiyorum ama super, elinize saglik (yine)…:)

    1. :))))))) çok süper yorumdu gülmekten bittim
      Gezegenlerin konumlarından bir hal çıkıyor…
      Hal bu ise şuna buna bakmak lazım türü fikirler ise naçiz yorumcudan
      Sevgiler

  5. Muhteşem bir yazı Juno ,yüreğinize sağlık.. ” Sizin acı noktanız SUÇLANMAK mı? ” diye bir paragraf aradı gözlerim :) suçlanmak konusunda ne yapabiliriz? lütfen bu konuda da birşeyler söyleyin.. her yazınızda, ruhumuzun en kapattığımız yerlerine yumuşacık dokunuyorsunuz… iyi ki varsınız

  6. :) canımsın ve haklısın Junom..ben illa da kendi kelimemi aramışım of of ben ne zaman büyüyeceğim? çooooook teşekkür ederim <3

  7. ama bi dakka :) beni eleştirmiyorlar ki direk suçlama..’ eleştirdiklerinde aynen dediğinizi yapıyorum..dinliyorum ve ben bu konuyla ilgilenicem diyorum…ama direk suçlama gelince..! orada hat kopuyor :(

    1. Ahmet Hulusi’nin bir lafı vardır; ”Eğer söyleyen haklıysa neden kızıyorsun? Yok haksızsa neden kızıyorsun?”
      Sanırım döndük KİBİR konusuna :))))
      Canım Tülay…
      Suçlama varsa çok iyi düşünmek lazım.
      Yapılabilecek birşey varsayapmak lazım.
      Haksız suçlamalar varsa sadece bence yanılıyorsunuz bir daha düşünün deyip konuyu kapatmak lazım…
      Israr varsa susun bırakın debelensinler :D

  8. ‘DIŞLANMAK’… Nasıl iyi geldi anlatamam (önce bi’ şok ve utanma sonrasında tabi). İlginç bir şekilde sonrasında gelen rahatlama.. Yönümü buldum resmen! Harikasın Juno!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s