Posted in Astroloji Hakkında Genel, Kısa Dönemli Etkiler

Pluto Merkür’e Karşıt, Güneş Mars’a Kare … Ve Biz Acıların Çocuğuyuuzzz :)


Illustrated by Mimi Yoon
Illustrated by Mimi Yoon

Aslında bu yazıyı 20 Temmuz Pazar günü yazmam taa-şaane bi etki yaratırdı. Zira Ay-Satürn karşıtlığının temsil ettiği üzere; depresifliğin suyunu çıkartma ve ”kaybeden” piskolocisine kaptırma eğilimimiz daha fazlaydı :)

Yine de Yengeç’e girince mantıklı ve pratik olmaktan çıkıp ”içe-dönük ve duyarlı” bir kıvama giren, ve bu hassasiyeti Neptün’den aldığı üçgenle hepten artan Merkür’ün, açıkları affetmeyen Pluto tarafından çekiştirilmesi, ”içimizde bir şeyler paralanıyormuş” gibi hissettiğimizi anlatmaya yeter.

Üstelik; Terazi’de son günlerini yaşayan Mars’ın ”hem geri çekilip, hem dolaylı olarak tepki veren” tavrı da, duygularına kaptırarak davranmaya yatkın Yengeç Güneşi’ne tam kare çekiyor…

MEALİ;

İki durum bize kendimizi hem çaresiz hem de çok-feci tepkili hissettirebilir:

– Birileri açıktan açığa değil de, dolaylı ama etkili bir biçimde bize gıcık gidip, çıkış yollarımızı tıkayabilir ve ”bildiğimiz yollardan” çözüm üretme yeteneğimizi sıfırlayabilir… Kendimizi accayip ezik, accayip kırılgan, acilen korunmak ihtiyacında ve bir o kadar da ”açık hedef” kıvamında bulabiliriz…

– Ya da birileri bizim merhametimizin, sorumluluk duygumuzun dibini kazıyor, duyduğu ”bağımlılığı”, çektiği ”zavallığı” öne sürerek, ”anlamlı/anlamsız” her isteğini yerine getirmemiz için, bizi köşeye sıkıştırıyor, ve bu durum bizim makuliyet sınırlarımızı ihlal ediyor olabilir…

Iyyyk sus içim fena oluyor dediğinizi duyar gibiyim! VALLA NE DİYİM GICIK BİŞİ :))) Bu durumda kalmaya herkes kadar ben de tepkiliyim.

Tabii bu arada, her durumun iki yüzü olduğu akıldan çıkmasın! Yani bizim de bu tarz ”ömür törpüsü” uygulamalarını başkalarının duyguları ve algıları üzerinde bilerek/bilmeden yapıyor olmamız mümkün. Bunu da sakın göz ardı etmeyelim ;)

Anlatıp durduğum şeyin adı aslında ”Duygusal Şiddet”tir…

”DUYGUSAL ŞİDDET” pis bişeydir… İnsan bir başkasına duygusal şiddet uygularken de, böyle bir duygusal şiddete maruz kaldığında da, bilincindeki ”makul ve dengeli” olmayı, şirazeyi bozmamayı hatırlatan, ”dirayet, adap ve adalet” unsurlarını ihlal ettiğinin farkındadır.

Ve belki de en çok bunu bilmekten dolayı acı çeker…

Duygusal şiddet, manipülatif bir şeydir; Uygulayanı da uygulananı da ”daha fazlasını” yapmaya teşvik eder. Bir süre sonra kurban ve zalim birbirlerine dönüşürler. Aslında kırmak istedikleri bu zincire sırf zamanda geri dönemedikleri ve hatayı itiraf edip, kendilerince ”haklı ya da gerekli” olan hareketlerini savunmaktan vazgeçemedikleri için, aynı döngüyü yaşamayı sürdürürler…

Ve döngüyü kırmanın tek yolu, kafayı kırmış gibi davranmaktan ve kendimize acımaktan vazgeçmektir!

”NASIL” konusuna aydınlık getirmezsem, ”bana karşı duygusal şiddet uygulayan”  – yani; dönüp yaşadığınızı sorgulamak yerine ”İyi de ama o bana şöyle öyle böyle yaptı, ben bu durumda da mı şunu bunu yapmasaydım!” diye beni sorgulayan – mesajlar alacağımı bildiğim için, dilimin döndüğünce bir kaç açıklama yapayım :)))

–      Bütün ”bizce ezici/üzücü/yıldırıcı olan” koşullara karşın, bir durumda kalmayı seçen biziz! Demek ki, bu durumu sürdürmek istememize neden olan bir şey vardır. Nedenin koşulları çekmeye değecek kadar önemli olup olmadığını kendinize sorun. ÖNEMLİ diyorsanız, koşulların üzerinizdeki etkilerin abartmayın; elde etmek istediğiniz sonuç için gerekli bir bedel olarak düşünün ve kendinize hakim olun ;)

–      Aslında havlu atmak ya da tepki vermek istiyor ama bunun sizi başkalarının gözünde düşüreceği durumdan çekiniyorsanız, o zaman ‘’kendiniz olmak’’ üzerinde biraz kafa yorun… Beklentileri karşılamaya uygun değilseniz, bazı ‘’sıfatları’’ taşımaya da uygun değilsinizdir… Ya olduğunuz şeyi kabul edin, ya da olmak istediğinizi vızıklanmadan uygulayın.

–      Karşınızdakilerin beklentileri fazla ya da yapılanlar karşısındaki tepkileri dengesiz, aşırı, yetersiz, haksız vs. olabilir… O zaman siz kendinizi karşınızdakinin kriterleri ile yargılamayın! Kendinizden yana duyduğunuz hoşnutluğu başkalarının onayına bağımlı kılmayın… Elbette karşınızdakini de kendi kriterinizle yargılayıp; ” Ama ama neden bana böyle diyor… Niye öyle yapıyor…” diye omuzlarına yapışıp kendinizi haklı çıkartmaya çalışmayın. Meseleyi onunla aranızda olmaktan çıkartıp, kendinizle kendiniz aranızdaki bir uzlaşmaya dönüştürün.

–      Birileri ‘’bir türlü’’ sizin istediğiniz tepkileri vermiyor ya da ne yapılsa içinizdeki boşluk dolmuyor olabilir… Bunun hırsını elinizin altında bulduğunuz garibanlardan çıkartmayın :) Hayatla barışık olmayan sizsiniz… Olmayacak insandan olmayacak şeyi bekleyen de sizsiniz… İnsanların ömrünü de kendi ömrünüzü de boşuna yemeyin.

–      Hatayı gördüğünüz anda kabul edin ve geri dönün! Zararın neresinden dönülse kardır… Yani bu güne dek kazandığınız ödülleri ya da mevzileri kaybetmemek adına, ”kendinizi kaybetmişcesine” davranmaya devam etmeyin. Bi şeye yaramaz :)

Hepsinden önemlisi;

Evrende bir aydınlığın ve sevginin yolu bir de karanlığın ve acının yolu vardır. Bu yollara ‘’rahmani ve zulmani’’ yollar denir. Her iki yolun da yönlendiricileri ve gardiyanları vardır… Kavşakta durduğumuz zaman bizi çağırırlar!

Kulaklarınızı zulmani yolun çağrılarına tıkayın ve rahmani yolu izleyin. Zira rahmani yolda bütün kazanç bizimdir! Ama zulmani yola girdiğimizde tükettiğimiz ışık, karanlığın hanesine yazar…

Biz karanlıkta kaybolur ama ışıkla hayat buluruz.

Hırsı, küskünlüğü, kendine acımayı, zavallılık bilincini kendinize sevgili edinmeyin ki, IŞIĞINIZ DAİM OLSUN :)

Rabbin sevgisi, koruması, şefkati hep aklınızda olsun…

Bu yazıyı, Paul Simon’dan bir şarkı ile; ‘’naapıcanı bilemeyen’’ bir gence sevgilisini terk etmenin 50 yolunu öneren bir fettan hatunu anlatan ‘’fifty ways to leave your lover’’ ile bitirmek tam benim hınzır gönlüme yakışan bir keyif olacaktır ;)

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

7 thoughts on “Pluto Merkür’e Karşıt, Güneş Mars’a Kare … Ve Biz Acıların Çocuğuyuuzzz :)

  1. Yahu olabilir mi böyle bir şey! kelimesi kelimesine böyle hissederken ve tam bir acıların çocuğuna dönüşmüşken pzt. sendromu ile sayfayı açıyorum ve bam! :) üstelik bunlar yetmiyormuş gibi sonunda 50 ways to leave your lover eklenmiş. Allahım sana geliyorum! Bir de ne zaman bitiyor bu durum acaba??

  2. yine gerçeklerle yüzleşme, yine elim ayağım kesildi …
    yaradımdan farkettiğim hislerime şifa olmasını diliyorum, sevgiyle

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s